TR
EN
Site İçi Arama
Detaylı Arama
Gökhan Ünal: "Tarihe geçmek istiyorum" 29.09.2008
Gökhan Ünal: "Tarihe geçmek istiyorum"

Türk futbolunun son dönemde Anadolu'dan çıkardığı tek gol kralı o. Kayserispor'daki performansıyla özel bir golcü olduğunu kanıtlayarak Milli Takım formasını giydi. Sezon başında rekor bir bonservis bedeliyle Trabzonspor'a transfer oldu. Bu tercihini, "Trabzonspor'da 24 sezon sonra şampiyonluk yaşayarak tarihe geçmek istiyorum" diye açıklıyor, iki sezon sonrası için İspanya Ligi'nde forma giymeyi amaçlıyor. Bu sezon hedefinin 20 gol barajını aşmak olduğunu söylerken, krallık yarışındaki tek rakibinin Semih Şentürk olduğunu vurguluyor.

Röportaj: Türker Tozar

Kayserispor'dan ayrılışının sebebi neydi? Geçtiğimiz sezonun ikinci yarısından itibaren sanki arada bir soğuk savaş varmış gibi göründü dışarıdan bakıldığında. Takımın hedefleri seni tatmin etmemiş miydi?

Kayserispor'la ilgili tüm bu olumsuz gelişmeler yaşanmadan önce, ben daha sezon başında yöneticilerle görüşüp "Gitmeme izin verin" demiştim. Onlar da beni kesinlikle göndermeyeceklerini, beni takımda görmek istediklerini belirttiler. Halbuki o dönem bana bilhassa yurtdışından çok ciddi teklifler geliyordu. Lens kulübü bonservisim için 6 milyon euro teklif etti ama Kayserispor bunu reddetti. Daha sonra, devre arası geldiğinde yönetim bana sözleşme uzatma önerisinde bulundu. Zaten bir yıl daha mukavelem bulunuyordu. Ben de hakkımı kullanarak bu teklifi kabul etmedim. Çünkü hedeflerim vardı ve bunları Kayserispor'da gerçekleştiremeyeceğimi anlamıştım. Ne kadar da uğraşsak da ligi 5. sıranın üzerinde bitiremedik. Yapılan kaliteli transferlere rağmen istenilen hava bir türlü yakalanamadı. Tüm bunları yönetimle açık açık konuştum ama onlar bunu anlamak istemedi ve bana türlü zorluklar çıkardı. Ben de bu yüzden sorunlar yaşamaya başladım. İkinci yarıda yedek kalmam teknik direktörden değil de yönetimin baskısından kaynaklandı. Bir nevi yıldırma politikası diyelim. Benim o dönemde yaptığım tek hata, Konyaspor maçında eldiveni fırlatmamdı. Herkes bu hareketimin hocamıza dönük olduğunu düşündü ama gerçekte sadece çok sinirlenmem sebebiyle yaptığım bir hareketti ve Tolunay Kafkas'la ilgisi yoktu. Evet, ben Kayserispor'dan ayrılmak istiyordum ama bu şekilde olsun istemezdim. Böyle olduğu için üzgünüm.

İstanbul takımları seni ısrarla istemişti. Özellikle de Galatasaray. Ama sen Trabzonspor'u seçtin.

Beni gerçekten isteyen bir takım aldı. Eğer bir takım, bir futbolcuyla ciddi anlamda ilgiliyse, gerekli bonservis bedeli neyse onu öder ve oyuncuyu alır. Trabzonspor bunu yaptı. Galatasaray'la da görüşmem oldu. Beni kadrolarında görmek istediklerini belirttiler. Ben de "Alırsanız seve seve gelirim" dedim ama iş orada kaldı. Trabzonspor'a transferim üç gün gibi kısa bir sürede gerçekleşti. Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Özak beni aradı, Trabzonspor Başkanı Sadri Şener'le görüştüm. Teknik Direktör Ersun Yanal da beni takımda görmek istediğini belirtti.

Trabzon'da nasıl karşılandın?

Taraftarın ilgisi ve sevgisi çok üst düzeydeydi. Benden çok şey beklediklerinin farkındayım. Onların gösterdikleri sevgiye lâyık olmaya çalışacağım.

Bonservis bedelim stres yapmıyor

6.5 milyon euroluk bonservis bedeli Türkiye için çok alışılmış bir rakam değil. Geçmişte yüksek bonservis bedeliyle transfer edilmiş oyuncuların bazen aşırı sorumluluk duygusu altında ezildiklerini ve verimli olamadıkları gördük. Sen bu konuda kendini nasıl hissediyorsun?

6.5 milyon euro bana çok abartılı bir rakam gibi geliyor. Açıkçası Trabzonspor'un ne kadar ödediğini ben de tam olarak bilmiyorum ama bence bu kadar yüksek değil. Baskı meselesine gelirsek, açıkçası Trabzon'da ve Trabzonspor'da çok güzel bir ortam buldum. Hiç yabancılık çekmedim. Yüksek bonservis bedeliyle gelen bir oyuncunun sıkıntılarına baktığımızda, Güiza örneğine eğilelim. O yabancı bir futbolu ve Türkiye'ye alışması için belli bir zaman gerekecektir. Oysa benim böyle bir ihtiyacım yok. Bonservisimin yüksek olması da beni strese sokan bir konu değil.

Kayserispor kulüp olarak doğru yatırımlar ve atılımlar yapıyor muydu? Taraftarların kulübe olan desteği nasıldı? Bu konuda Trabzon'da bir fark hissettin mi?

Bence Kayserispor'un hataları oldu. Kayserispor'da çok güzel bir grubumuz vardı. Bu grup öyle sanıldığı gibi bölünmelere yol açacak bir oluşum değil, tek bir gruptu. Bu ekip yavaş yavaş dağıtıldı. Önce Bülent Bölükbaşı, daha sonra ben, kaleci Ivankov ve Johnson. Bunun sonucu olarak da takım gerilemeye başladı. Aslında o dönemde çok da iyi gidiyorduk, şampiyonluktan söz ediliyordu. O kadro elde tutulup yanlarına kaliteli takviyeler yapılsa belki şampiyonluk yakalanabilirdi. İnşallah ilerde bunun yüzünden sıkıntı çekmezler. Zaten kadro dağıtıldıktan sonra oynanan futbol da bence o grubun oynadığı futbolun kalitesinde değil. Taraftarların takıma olan ilgisine baktığınızda yine bizim dönemimizde çok yüksek olduğunu ve stadyumun dolduğunu görüyoruz. Şimdi ise taraftarın ilgisinde bir düşüş gözlemliyorum. En son Galatasaray'la oynadıkları maçı izledim. Taraftarlarda önceki dönemlere göre ciddi bir azalma vardı. Bunun sebebini tam olarak bilmiyorum ama umarım düşüş devam etmez. Trabzonspor'da ise bu sezon taraftarların takımdan beklentisi çok yüksek. Ama onlardan ricam bu beklenti takımı strese sokacak düzeye gelmesin. Çünkü yeni ve genç bir takımız. Yensek de yenilsek de bizi desteklerlerse ben inanıyorum ki bu takım çok güzel şeyler başaracak.

Şampiyon olursak unutulmayız

24 sezondur şampiyon olamayan bir takıma gelmiş olmak, bir yandan ağır bir baskı altında da oynamayı kabullenmek anlamına gelmiyor mu?

Beni Trabzonspor'a çeken şey de bu özelliğiydi zaten. Galatasaray geçen sezon şampiyon olmuş. Fenerbahçe evvelki sezon bu başarıya ulaşmış. Onlar şampiyonluğa alışkın. Fakat Trabzonspor'u 24 sezon sonra şampiyon yapmak, unutulmazlar arasına girecek bir başarı olacak. "İşte bu kadro şampiyon oldu" denilecek. Bana öyle geliyor ki, bir kez şampiyonluk elde edilebilse, Trabzonspor'un hegemonyasını kurduğu dönemler geri gelecek. Hatta sadece Türkiye'de değil, uluslararası alanda da başarı yakalanacağına inanıyorum.

Umut'la ikinizin benzer özelliklere sahip olduğunuz ve birbirinizi tamamlamadığınız yazılıp çiziliyor. Sen bu konuda ne düşünüyorsun?

Ben bu iddialara katılmıyorum. Çünkü benzeyen çok özelliğimiz olsa bile birbirimizden farklı olduğumuz noktalar da var. Ben topla haşır neşir olmayı daha çok seviyorum. Bazı zamanlarda orta sahaya gelip top alıyorum. Umut daha çok uzun toplarla arkaya deplase olmayı seviyor. Top saklama özelliğim fazla olmasa da duvar olmayı seviyorum. Arkadaşlarıma gol attırmak da hoşuma gidiyor. Bu anlamda Umut'la bir uyum sorunu yaşayacağımızı düşünmüyorum.

Gençlerbirliği'nde beğenilmeyip Kayserispor'a gönderildiğin dönemde hocan Ersun Yanal'dı. O gün seni istemeyen Yanal, bugün Trabzonspor gibi hedefleri daha büyük bir kulüpte seni takımın kilit noktalarından birisi için istedi. Bu konuda neler söylersin?

Ersun Hoca'nın beni istemediği doğru değil. O daha takımın başına gelmeden ben kafamda Gençlerbirliği'ni bitirmiştim. Çünkü yönetim beni yeterince desteklemedi. Ligde forma giyerken beni Utku Yılmaz adındaki arkadaşımla birlikte 3. Lig'e kiralık gönderdiler. Oysa beni takımda tutsalar, oynatsalar, ben şimdi Türkiye'de değil Avrupa'da futbol oynuyor olacaktım. Bu durum benim 2-3 yıl zaman kaybetmeme neden oldu. Ersun Hoca geldiğinde onunla 1 ay çalışabildim. Hiç hazırlık maçı da yapmadık, sadece kondisyon ağırlıklı idmanlar yaptık. Hocamız da o dönemde haklı olarak kendi istediği oyuncuları kadroya katmıştı. Kadroda şişkinlik istemiyordu. Ben de takımdan ayrılmak konusunda hevesli olunca olaylar kendiliğinden gelişti. Özetlesek, beni istemeyen Ersun Hoca değil, yönetimdi. Sonuçta Kayserispor'a gittim ve benim için daha iyi oldu. Her şeye rağmen o sezon gitmeyip Ersun Hoca ile çalışsaydım, bana katkısı çok fazla olacaktı.

Trabzonspor bu sezon oldukça fazla sayıda oyuncu transfer etti. Bu tip takımların uyum sürecini atlatması da kolay olmaz. Bu açıdan baktığında, geldiğin günden bu yana takımın hangi aşamaya ulaştığını söyleyebilirsin?

23'e yakın transfer yapılsa da bunlardan 12-13 tanesi A takımda oynuyor. Geri kalanları pilot takımımız Trabzon Karadenizspor'a gönderildi. Geride kalan haftalarda uyum sürecini aşmış gibi gözüksek de hâlâ eksiklerimiz var.

En oturmuş takım Beşiktaş

Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş şampiyonluk yarışındaki en önemli rakipleriniz. Bugüne kadar ortaya konulan futbolu ve kadro yapılarını kıyasladığında Trabzonspor'u hangi noktada görüyorsun?

Şu anda kendimizi ikinci sırada görüyorum. Beşiktaş geçen sezondan kalan, oturmuş bir kadroya sahip. Geçen yıldan beri görev yapan Ertuğrul Sağlam takımın başında. Galatasaray ve Fenerbahçe ise yeni teknik adamlarla anlaştı ve hocaların oyuncularını tanıması belirli bir süre alacak. Bu anlamda ligin en hazır takımı Beşiktaş diyebilirim. Ardından da biz geliyoruz.

Sezonun en faydalı transferi sana göre kim?

Bunun cevabını vermek için şu an erken. Sadece Song'un gelmesine çok sevindiğimi söyleyebilirim. Çünkü defansta onun gibi bir oyuncuya ihtiyaç vardı.

Trabzon'da alışamadığın, farklı bulduğun bir şeyler var mı?

Farklı bulduğum bir şey yok. Zaten idmandı, maçtı, kamptı derken gezmeye çok vaktimiz olmuyor. Ben zaten çok fazla gezmemeye Kayseri'den alışkınım. Trabzon'da da çoğunlukla evimde vakit geçireceğim gibi gözüküyor. Ağırlıklı olarak yemek ve sinemaya gitmek için dışarı çıkarım.

Kariyer planlamanda bundan sonrası için neler var?

Trabzonspor'a gelirken kendime iki senelik bir hedef koydum. Burada çok iyi şeyler başarmak ve daha sonra da Avrupa'ya gitmek istiyorum. İspanya Ligi'ni oyun stilim için de uygun bir lig olarak görüyor ve orada oynamak istiyorum.

Tek rakibim Semih

Bu sezonun gol krallığı yarışını nasıl görüyorsun? Kewell, Baros, Güiza, Bobo, Nobre, Holosko gibi yabancı golcülerin yanında sen ve Umut Türk oyuncuları temsil ediyorsunuz. Tabii bir de geçen sezonun gol kralı Semih var.

Ben şu anda kendime ciddi rakip olarak sadece Semih'i görüyorum. Semih kendini geçen sezonlar içinde çok geliştirdi. İnşallah böyle de devam eder. Bir futbolcunun böyle gelişme göstermesi hem Türk futbolunun önünü açıyor hem de kendi aramızdaki rekabeti artırıyor. Ben formda olduğum zaman yapamayacağım şey yok. Alex'in 19 atarak kral olduğu sezon omzum kırıldı, sakatlandım ve ilk yarıyı 4 golle bitirdim. İkinci yarıda ise 12 gol kaydettim. Yeri geldi sakat sakat oynadım. Gol kralı olduğum sezon 25 gol attım. Geçen sezon en kötü dönemimdi, buna rağmen 11 tane gol attım. O problemleri zaten herkes biliyor.

Sakatlığını bahane edip oynamadığın söylendi.

Ligdeki son 6-7 maçta forma giyemeyince böyle bir iddia ortaya atıldı. Ben böyle bir şeyi niye yapayım? Sonuçta tüm bu gelişmeler yüzünden Avrupa Şampiyonası'nı kaçırdım. Hem maddi hem de manevi olarak büyük kayba uğradım. Transfer olmak için böyle yapıyor dediler ama kasığımda çok ciddi bir yırtık vardı. Bu sezon sakatlık gibi bir şanssızlık yaşanmazsa, 20 gol barajını geçeceğimi düşünüyorum.

Geçtiğimiz sezonun ikinci yarısında bazı maçlarda oynayamamak seni 2008 Avrupa Şampiyonası'ndan da uzak tuttu. Elemelerde oynayan bir oyuncu böyle önemli bir turnuvanın finallerinde yer alamayınca neler hissediyor?

Öncelikle o kadroda yer alamadığım için çok üzüldüm. Kayseri'de yaşadığım problemler yüzünden orada yer alamadığımı biliyorum. Her işte bir hayır vardır diye düşünüyorum. Hiçbir zaman geçmişe takılı kalmam, bu yüzden geleceğe umutla bakmayı tercih ediyorum.