TFF
ANA SAYFA
TFF
MİLLİ TAKIMLAR
LİGLER
KUPALAR
FGD
BİLGİ BANKASI
 
 
Orkun Kökçü: "Beni baba Koeman keşfetti" 1.11.2021
Orkun Kökçü: "Beni baba Koeman keşfetti"

Hollanda'nın alt yaş kategorilerinde oynayıp U19'da kaptanlık bandını taktıktan sonra Türkiye'den gelen teklif üzerine hiç düşünmeden ay-yıldızlı formayı giydi. Bu sezon şampiyonluk mücadelesi veren Feyenoord'un değişmeyen oyuncularından birisi. Futbolcu olmasındaki en büyük faktör olarak ailesinin kendisine verdiği desteği gösteriyor. Ronald Koeman'ın babası tarafından keşfedilme hikâyesi ise oldukça ilginç.

Röportaj: TamSaha / Rasim Artagan

Öncelikle aileni tanıyabilir miyiz? Senin 29 Aralık 2000 Haarlem doğumlu olduğunu biliyoruz. Annen, baban, varsa kardeşlerin ne işle meşguller? Ailen Hollanda'ya ne zaman göç etmiş? Aslen nerelisiniz? Bize biraz bilgi verir misin?

Annem Hollanda doğumlu. Ama dedemlerin ne zaman Hollanda'ya gittiğini bilmiyorum. Babam ve annem aslen Afyon Emirdağlı… Annemle babam 1995'te Afyon'da tanışıp evlenerek Hollanda'ya gidiyorlar. Babam o dönem inşaat işleriyle uğraşıyor. Bir abim var, Ozan Can Kökçü… O da futbolcu. Babam ikimizin de menajerliğini üstlenmiş durumda. İki kardeşiz. Abim Hollanda 2. Lig takımı Telstar'da oynuyor. Ama geçmişte Bursaspor ve Giresunspor'da da oynadı. Azerbaycan'da da Sabah FK takımında forma giydi.

Abinin millî oyuncu olma ihtimali var mı?

Abim Azerbaycan Ümit Millî Takımı'nda oynadı ama şimdi orayı da bıraktı. Türk Millî Takımı'na gelme ihtimali olur diye orayı bıraktı diyebilirim. Azerbaycan'da Sabah FK'da oynarken Genç Millî Takımlar için teklif yaptılar ve hemen pasaport çıkardılar. Abim aynı zamanda Azerbaycan vatandaşı… Azerbaycan A Millî Takımı istiyor ama "Belki Türkiye'den teklif gelir" diye henüz kabul etmiş değil… 1998 doğumlu ve beklemede… Kendisi forvetin iki kanadında ve 10 numara pozisyonunda oynayabiliyor.

Abinle hiç rakip oldunuz mu?

Hayır, olmadık. Bir kez aynı takımda oynadık. Groningen'deyken beraber Feyenoord'a transfer olduk. O U19'du, ben U17'de oynuyordum. O dönem beni U19'a çağırdılar. Bir maçta aynı takımda forma giydik. Maçı biz kazanmıştık.

Senin A millî oyuncu olmanla ilgili nasıl bir yorum yapıyor?

Çok mutlu oluyor. Çok gurur duyuyor. Eskiden abim futbolla çok ilgiliydi. Evlendikten sonra o ilgisi hafifledi diyebilirim. Azerbaycanlı bir gelinimiz var, onun Türkçesi benden daha iyi diyebilirim.

Babanın futbol oynamışlığı var mı? Futbol geniniz kimden geliyor?

Babam hep, "Eskişehirspor'da kalecilik yaptım" diyor ama ben pek inanmıyorum (gülüyor). Hiç fotoğrafı falan yok… Ailemizde bizden başka sporla ilgilenen birisi yok maalesef.

Hollanda'da futbol öncesinde nasıl bir çocukluk geçirdin? Neler hatırlıyorsun?

Aslında çocukluk yaşadım diyemem… Çünkü hayatımızda sadece futbol vardı. Abimle beraber 5 yaşında futbol oynamaya başladık. Annemle babam, "Spor yapsınlar" diye bizi bir kulübe yazdırdı. Ama biz futbola sevdalandık diyebilirim. Abim çok çaba gösteriyordu. Ben onun kadar gayretli değildim. 10 yaşına geldiğimde abim FC Groningen'in altyapısına girdi. Ben de oradaki yan sahada kendi başıma top oynuyordum. Takımın scout ekibinde yer alan Roland Koeman'ın babası Martin Koeman, tek başıma sağ ve sol ayağımla şut çekerken beni kenardan izlemiş. Yanıma geldi ve "Sen de antrenmanımıza katılmak ister misin?" diye sordu. Ben de "Tamam" dedim ve idmanlara başladım. Yani beni 'Baba Koeman' keşfetti. Abimi aldılar, beni de beğendiler. Ama Groningen ile bizim oturduğumuz Haarlem'in arası 200 kilometre… Yol çok uzak… Babam da bu durumu önce bir düşündü. Sonra ailecek Groningen'e taşınmaya karar verdik. Babamla annem, bizim için Haarlem'deki kendi düzenlerini bozdular ve 200 kilometre mesafedeki Groningen'e taşındılar. Babamlar taşınmasaydı abim kulüp tesislerinde kalacaktı. Ama biz ailecek oraya gittik.

Baban aslında büyük bir tercih yapıyor ve ailenizin hayatını değiştiriyor. İşini de değiştirmek zorunda kaldı mı?

Evet, mecburen değiştirdi. Groningen bir üniversite şehri, öğrenci nüfusu çoğunlukta. Orada yatırım yaptı babam ve öğrencilere ev kiralamaya başladı.

Ulaşabildiğim kayıtlarda futbola Stormvogels JGD takımında başladığını görüyorum. Daha sonra Groningen altyapısı ve oradan da Feyenoord altyapısına geçmişsin. Bu yılları bize nasıl anlatırsın?

Aslında Stormvogels JGD, üçüncü kulübüm… İlk kulübüm Olympia Haarlem. İkinci kulübüm HFC EDO Haarlem… Sonra Groningen… Groningen'den Feyenoord'a gittiğimde 13 yaşındaydım. Hollanda Millî Takımı için seçmeler vardı. 13 yaşındayken oraya gittim. Feyenoord beni orada gördü ve beğendi. Sonra transfer oldum. Ama Hollanda'nın altyapısı gerçekten çok üst düzeyde. En iyi altyapılardan diyebilirim.

"En iyi altyapılardan birisi" derken biraz daha açar mısın? Topa vurmaya başladığın ilk andan itibaren size ne öğrettiler?

Hollanda'daki altyapılar için tesis açısından bizim Riva kadar lüks diyemem. Ama teknik ve taktik açısından çok şey öğretiyorlar. Genç yaşta başlıyorlar bunları öğretmeye… Gerçekten çok üst düzeyde. Ajax'tan mesela çok büyük oyuncular çıktı. Bizden Robin van Persie çıktı. Johan Cruyff gibi büyük bir efsane çıktı. Cruyff'un oynatmak istediği futbolu şimdi tüm Hollanda oynuyor. Demek ki çağın çok ilerisindeymiş… Bu sebeple altyapılar çok iyi… Taktik, teknik ve oyun zekâsını geliştirme üzerine çok güzel çalışmalar yapılıyor.

Hollanda futbol ekolü, Rinus Michels ve Johan Cruyff'la birlikte dünyayı etkileyen bir ekol. Bu ekolü bize nasıl anlatırsın?

Demin söylediğim gibi her şey teknik… Hiç uzun topla oynamayı sevmeyen bir ülke… Kısa pasla futbol kombinasyonu olacak… Böyle çıkacaksınız…

Çok gol olmasının sebebi bu mudur?

Evet, diğer liglere göre daha fazla gol oluyor. Çok atıyoruz, çok yiyoruz. Bunun sebebi sanırım çok sayıda ayağa kısa pas yapmaktan geçiyor. Herkes göze hoş gelen futbol oynamak istiyor.

Keyif alıyor musun?

Kesinlikle keyif alıyorum. Önceki gün Vitesse ile oynadık. Rakip hep uzun topla oynadı. Biz çok zorlandık. Bize hiç uymayan bir şey bu… Biz ayağa ve kombinasyonlu futbol oynamayı seviyoruz. Bu nedenle maçı da zaten 2-1 kaybettik. Uzun top oynayan ya da oyunu kilitlemeye çalışan rakiplere karşı hocalarımız uzun uzun analizler yapıyor. Bu tarz rakiplere karşı ne yapacağımızı anlatıyorlar.

Hollandalıların futbola bakış açısı nasıl? Futbol hayatın neresinde?

Hollandalı taraftarların çok ateşli olduğunu söyleyemem… Feyenoord ve Ajax'ın taraftarları ateşli biraz… Ama diğer takımların taraftarları çok ateşli değil. Maça gelenlerin çoğu iş adamı oluyor. Zevk almak için maça geliyorlar. Oturup sakin sakin maçı izliyorlar. Eğlenmek istiyorlar. Güzel futbol izleyip keyif almak için stada geliyorlar.

Hollanda Millî Takımı'nın başına Ağustos ayında dünyaca ünlü teknik adam Louis van Gaal geçti. Hollanda'da yaşayan ve oynayan bir oyuncu olarak Hollanda Millî Takımı'nda Louis van Gaal etkisini nasıl yorumlarsın?

Van Gaal'in gelişi bence Hollanda Millî Takımı'nı olumlu yönde çok etkiledi. Takımdaki arkadaşlarımdan duyduğum kadarıyla büyük bir disiplin gelmiş Louis van Gaal ile birlikte… Herkes ondan çekiniyormuş. Disiplin çok ön plandaymış. Takıma duruş gelmiş… van Gaal gerçekten çok büyük bir hoca… Çok tecrübeli. Takıma büyük bir etki yaptığı kesin… Hücum aksiyonları bakımından çok değişim var. Sağdan, soldan çok atak yapıyorlar. Aslında bu Hollanda futbolu… Baskılı, atak oyun Hollanda tarzı… Daha önceki hocalar pek uygulamıyordu ama şimdi van Gaal geldi ve baskılı oyun ön plana çıktı.

Geçtiğimiz Eylül ayında senin de forma giydiğin karşılaşmada Hollanda'ya maalesef 6-1 gibi ağır bir skorla mağlup olduk. Hollanda'da doğup büyümüş bir oyuncu olarak o maçta neler yaşadın? Sonrasında ve bugün neler düşünüyorsun?

Benim için ekstra üzücü bir maçtı. Çünkü Hollanda bizden daha iyi oynadı. Baskı çoktu. Taraftarı vardı onların… Aslında Hollanda'yı daha önce yendik. Üst üste yendik. Ben daha iyi olacağını düşünüyordum. O maçta bir tılsım bozukluğu oldu. Ama bence en önemli sebep, Louis van Gaal etkisiydi… Bizim maçımız, van Gaal'in üçüncü maçıydı. Ondan önce Frank de Boer vardı. O başka bir stilde oynuyordu. 3-5-2'yi tercih ediyordu. Ama Hollanda futbolunun özü 4-3-3'tür… van Gaal 4-3-3'e döndü ve etkili oldu diyebilirim…

Hollanda U19 Millî Takımı ile Avrupa U19 Şampiyonası'nda mücadele ettin. Daha sonra ay-yıldızlı formamızı tercih ettin. Bu kararı nasıl verdin? Olaylar nasıl gelişti? Hollanda'nın A millî düzeyinde sana ilgisi var mıydı? Bize bu süreci anlatabilir misin?

Türkiye'den beni bir defa U14'te Almanya'da seçmelere çağırmışlardı. Ama seçmediler. Sonra Hollanda beni U14'te çağırdı ve seçti. Devam ettim. U16, U17, U18 ve U19'da oynadım. U19'da 10 numaralı formamla kaptandım. Çok iyi bir dönemdi benim için… Çok şey öğrendim futbol adına… Benim için çok etkili ve öğretici bir dönem oldu.

Sonrasında A Millî Takım'a seçildin… Nasıl gelişti olay?

Türkiye'den teklif geldiğinde benim için hiç zor bir karar olmadı. Vedat İnceefe o dönem U21 hocasıydı. Beni o aramıştı. Haarlem'e gelmiş, beni ziyaret etmişti. Bana, "Türk Millî Takımı için U21'de oynamak ister misin?" diye sordu. Düşünmedim bile… Hemen kabul ettim. Küçükken hayal ettiğim bir şeydi ay-yıldızlı forma… Çünkü EURO 2008'de 7 yaşındaydım… Efsane maçlar yaşadık… İnanılmazdı… Çok etkilenmiş ve gururlanmıştım. Hatta maçlardan sonra Hollanda'daki Türkler toplanıp zafer turu atıyorduk. O günler beni çok etkilemişti. O günlerden beri Türk Millî Takımı'nı hayal ediyordum.

Türk Millî Takımı'na ilk geldiğinde neler hissettin? Ay-yıldızlı forma için oynamak nasıl bir duygu?

Çok güzel bir duygu, bana büyük bir gurur veriyor. Dediğim gibi küçüklükten hayalini kurduğum şeyi gerçekleştirdim ve çok mutlu oldum.

2020 Avrupa Şampiyonası'nda 11 dakika da olsa şans buldun. İşler bizim için iyi gitmese de senin için büyük bir tecrübe oldu. Büyük turnuvada yer almak nasıl bir duyguydu?

Gerçekten çok güzeldi. Dediğiniz gibi büyük tecrübe kazandım. Az da olsa oynadım. O havayı kokladım. O seviyeyi gördüm, o heyecanı yaşadım. Avrupa Şampiyonası'nda oynamak için seviyenin ne olduğunu gördüm. Neye daha çok çalışmam gerektiğini anladım. Şimdi biliyorum…

Bu sezonla birlikte Orkuk Kökçü'nün artık kendini herkese ispat ettiği yıl başladı diyebiliriz. Röportaj yaptığımız bugüne kadar Feyenoord formasıyla 7 maça çıktın, 5 galibiyet, 2 mağlubiyet aldınız. Lider Ajax'ın 4 puan gerisindesiniz. Feyenoord ve Orkun için sezon nasıl gidiyor? Sezon sonu nasıl bir hedefiniz var?

Sezon zor başladı. Avrupa Şampiyonası'ndan sonra direkt kulübe geldim ama yüzde 100 hazır ve fit değildim. Biraz eksiğim vardı. Bir ay boyunca çalıştım. Şimdi o süreçten sonra hem ben hem de takımım çok iyi gidiyoruz. İnşallah şampiyonluğa ulaşırız. Hedefimiz bu…

2022 Dünya Kupası Avrupa elemelerinde dört maçta forma giydin ve yerini artık iyice sağlamlaştırdın. A Millî Takımımızla ilgili kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerin neler?

Bu forma altında her şeyimi vermek istiyorum. İnşallah daha da büyük başarılara imza atarız. Avrupa Şampiyonası, Dünya Kupası yaşamak istiyorum. İnşallah o günleri görürüz.

A Millî Takımımızda Stephan Kuntz'la yeni bir dönem başladı. Onunla ilgili ilk izlenimlerin neler?

Hollanda ve Almanya hemen hemen aynı seviyede ve aynı düşüncede… İlk izlenimlerime göre Kuntz çok disiplinli bir hoca. Avrupa'yı çok iyi biliyor. Almanya'yı U21'de Avrupa şampiyonu yapmış. Bence çok iyi bir hoca. Çok sıcakkanlı biri, cana yakın.

Kendine nasıl bir kariyer planı yaptın? 30 Haziran 2023'e kadar Feyenoord'la sözleşmen var. Sonrasında nasıl bir yol izlemek istiyorsun? En beğendiğin ligler ya da takımlar hangileri?

Avrupa'nın beş büyük liginden birisinde oynamak isterim. İngiltere mi olur, İspanya mı benim için fark etmez. Beş büyükten birisi benim için çok iyi olur… Stilim daha çok İtalya veya İspanya'ya yakın diyebilirim.

O liglerde oynayan A Millî Takım'dan abilerin var. Seni nasıl etkiliyorlar?

İdmanlarda ve maçlarda onların seviyesine çok dikkat ediyorum. Daha çok neye çalışmam gerektiğini belirliyorum. İngiltere de olur, İtalya da İspanya da… Oralara ulaşmak istiyorum. Kendimi geliştirmek istiyorum.

Türk oyunculara Avrupa'nın büyük bir ilgisi var. Oyuncularımız kapışılıyor diyebiliriz. Bu ilgiyi sen nasıl yorumluyorsun?

Türkiye'de çok teknik ve yetenekli oyuncular var. Avrupalı oyuncular daha fit oluyor ama Türkler çok yetenekli. Altyapıya Türkiye'de daha çok önem verilse inanıyorum ki çok daha fazla Türk oyuncu çıkar. Avrupa daha çok Türk oyuncuyu alır.

Türk oyuncu ile Avrupalı oyuncular arasındaki temel farklar neler?

Bence özyetenek… Hollanda daha çok motor sistemde çalışıyor. Okul gibi öğreniyorlar. Hollanda'da özyeteneği olmayan bile iyi futbolcu olabiliyor. Çünkü futbol sistemi buna uygun… Ama Türkiye'de doğuştan yetenekli oyuncu çıkabiliyor.

Dünya futbolunda fitness artık çok büyük önem taşıyor. Sen bu konuda neler yapıyorsun?

Kulüpteki antrenmanların dışında ekstra çalışmaya başladım. Özel bir hocayla çalışıyorum. Hatta hocam aynı zamanda Gökhan Saki'yi de çalıştırıyor. Zaten haftanın birkaç günü görüşüyoruz Gökhan Saki ile… Kas kütlesini ve nefesi geliştirmeye çalışıyorum. Haftada iki-üç kez çalışıyoruz. Bu sene farkına vardım ki bana katkısı çok büyük. Beni çok açtı diyebilirim.

Oğuzhan Özyakup da senin gibi Hollanda'dan çıkmış başarılı bir isim. Hollanda'da forma giyen Türk kökenli oyuncular için görüşün nedir? Başarılı Türk oyuncuların sayısı önümüzdeki dönemde artar mı?

Hollanda'da çok fazla Türk oyuncu yok aslında… Ben varım. Mustafa Saymak var. Ali Akman geldi… Altyapılarda pek bildiğim Türk oyuncu yok… Naci var bir tek… Hollanda'da çok büyük Türk popülasyonu olsa da üst liglerde Türk oyuncu göremiyorum… Bu neye bağlı, onu bilmiyorum açıkçası.

Seninle birlikte futbola başlayan birçok arkadaşın bugün futbolcu olamadı. Ama sen A Millî Takım seviyesine çıktın. Neleri farklı yaptın da başarılı oldun?

En önemli etken annem ve babamın arkamda durmasıydı. Bizim için Haarlem'den Groningen'e taşındılar… Hiç arkadaşımız yoktu. Sadece abimle beraberdim ben… Tüm gün abimle futbol oynuyorduk. Futbol, okul, ev, yemek, futbol, uyku düzeninde geçti hayatımız… Gençler için önemli olan partilerdir. Biz hiç bunları yaşamadık… Açıkçası özenmedik de… Çünkü annemiz, babamız bizim için büyük fedakârlık yaptılar. Bizim de çaba göstermemiz gerekiyordu. Bu fedakârlık karşısında bizim de bir şeyler yapmamız lâzımdı. Annem, babam bugün bizimle gurur duyuyor. Ben halen annem ve babamla yaşıyorum. Abim evlendi ve kendi evine taşındı.

Ailenin yanında yaşamanın büyük avantajı var değil mi?

Evde hiçbir şey yapmıyorum. Eve gelince her şey hazır… Annem sağ olsun, her şey önüme geliyor. Türk yemeği pişiyor ama ben Türk yemeklerini bırakmak zorunda kaldım. Biraz Hollanda usulü yiyorum. Diyetisyenim var zaten… Ona göre besleniyorum.

Hollanda'da futbol haricinde nasıl bir hayatın var? Hobilerin ve fobilerin neler?

Play-Station oynuyorum veya arkadaşlarımla buluşup vakit geçiriyorum. Çok gülerim… Fobim yok diyebilirim.

Tatillerin nasıl geçiyor?

Türkiye'ye gelince Eskişehir'e gidiyoruz. Çünkü babaannem orada yaşıyor. Köyümüze de gidiyoruz. Ama Türkiye'ye gelince Eskişehir'de oluyoruz genelde. Deniz tatilini uzun zamandır başka ülkelerde yaptım. Türkiye'de çok denize girmedim diyebilirim.

Orjinal boyutları için tıklayınız
Orjinal boyutları için tıklayınız
Orjinal boyutları için tıklayınız
Orjinal boyutları için tıklayınız
Site İçi Arama
Detaylı Arama
 
 
 

İletişim | Site Haritası | Kopya Hakları | Kullanım Şartları | Sponsorlar
Tüm hakları Türkiye Futbol Federasyonu'na aittir.