TFF
ANA SAYFA
TFF
MİLLİ TAKIMLAR
LİGLER
KUPALAR
FGD
BİLGİ BANKASI
 
 
Muhsin Ertuğral: Futbolda başarı faktörleri ve trendler 1.03.2021
Muhsin Ertuğral: Futbolda başarı faktörleri ve trendler

Futbol, son yıllarda çok gelişti. Bunu 2002, 2006, 2010, 2014 ve 2018 Dünya kupalarında yer alan takımlar arasındaki aşırı derecedeki farklılıklardan anlayabiliyoruz.

Muhsin Ertuğral / TFF Milli Takım Uluslararası Teknik Danışmanı

Türkiye, büyük futbol turnuvaları sayesinde birlik olma duygusunu son 20 yılda yalnızca iki kez yaşayabildi: 2002 Dünya Kupası ve 2008 Avrupa Şampiyonası. Eğer fırsatlar ve zorluklar hakkında konuşursak, futbolumuzdaki dalgalanmaları gözlemleyebiliriz. 

Şimdi EURO 2020'de başarı elde etmek ve yeniden Dünya Kupası finallerine katılmak amacındayız. Şayet bu başarıların devamlılığını sağlamak ve futbolda ekol olmuş ülkelerle rekabet içinde olmak istiyorsak, uzun vadeli stratejik kararlar almamız gerekiyor.

Avrupa Şampiyonası, Dünya Kupası ve Şampiyonlar Ligi gibi her büyük turnuvada geleceğe yön verecek trendler analiz edilir. Ben de takım stratejilerine yön verebilmek ve bir tartışma ortamı oluşturabilmek için bu trendlere ve bunların paralelinde gelişen antrenman biçimlerine değinmek istedim.

Büyük turnuvalar özelinde bir trend analizi

1) Yüksek taktiksel değişkenlik

Güney Afrika'da düzenlenen 2010 Dünya Kupası'nda oldukça fazla sayıda takımın çoğunlukla 1-4-2-3-1 tertibi ile oynadığını görmüştük.

Brezilya'daki 2014 Dünya Kupası'nda ise, hemen hemen akla gelebilecek tüm formasyonları izledik. Bunların arasında 1-4-3-3, 1-3-4-3, 1-5-4-1, 1-4-4-2 veya 1-4-3-1-2'yi saymak mümkün.

Birçok takım, geçiş oyununa odaklı bir oyun felsefesi benimsediğinden, temel formasyonlarını maç içerisinde birkaç kez değiştirebildiler. Bu da son derece yüksek bir taktiksel değişkenlik anlamına geliyor.

Dünya Şampiyonu Almanya, Brezilya'da farklı temel sistemler kullanırken, karşılaşma içinde çeşitli değişiklikler yaptı.

Turnuvada Ekvador veya Hırvatistan gibi taktiksel formasyonları nispeten sabit uygulayan takımlar da vardı. Ancak sözde "daha küçük" takımların taktik anlayışlarıyla çok yol kat ettiklerini açıkça gördük ve hatta 2014'te dikkat çekici Kosta Rika örneğinde olduğu gibi sınıf atladıklarına tanık olduk.

Rusya'nın ev sahipliğindeki son Dünya Kupası, futbolda sadece sabit formasyonların olmadığını, aynı zamanda rakibe ve oyunun durumuna bağlı, değişen hücum ve savunma düzenlerinin olduğunu bize gösterdi. 

Takımların teknik kadroları, performans antrenörlerinin ve performans analiz ekiplerinin farklı ve detaylı çalışmaları sayesinde artık çağ atladı. Taktik açısından son derece esnek olan takımlar başarılı oldu.

Gelecekte teknik kadrolar ve eğitmenler, bu trendleri göz önünde bulundurarak tüm sistemlerde içten dışa ustalaşmalı ve gerekirse temel düzeni değiştirmelidir.

2) Esnek strateji

Taktik çeşitliliğin yanı sıra üst düzey takımların da stratejilerini değiştirebildiklerini bariz şekilde gördük.

Örneğin, son Dünya Şampiyonu Fransa, stratejisini hedeflenen topa sahip olma oyunundan, kompakt organizasyon ile kontra futbola değiştirdi. Fransa, ortalama topa sahip olma yüzdesine bakıldığında 19. sırada bulunmasına rağmen Dünya Şampiyonu oldu.



Üst düzey takımlar, farklı stratejik yönelimler kullanıyor ve aynı zamanda bir karşılaşmanın içinde stratejilerini değiştirebiliyorlar.

"Eğer-ise-o zaman" denilen stratejilerini de birçok durumda ustaca kullanıyorlar.

3) Geleceğin savunma organizasyonu

-3'lü defans veya 5'li defans- Zincirin geri dönüşü

Üçlü defansın geri dönüşü, uzun süredir kulüp futbolunda bariz şekilde görülüyor ve hücum dizilişinde birçok takım tarafından kullanılıyor.

Takımların genel diziliş şekillerine bakınca, birinci bölge çıkışlarında çoğu takımın bir orta saha oyuncusunun iki stoper arasına girdiğini, oyunu kurarken de üçlü formasyonu uyguladığını görüyoruz.

Pratikte 2018 Dünya Kupası'nın belirgin trendi, savunma davranışında son derece kompakt olan 5'li defans zincirleriydi. Rakip takımların hücum organizasyonlarını hesaplamak artık gittikçe zorlaşıyor. Son istatistikler ve trendler de bunu gösteriyor.

 

Belçika'nın ve geleneksel olarak 4'lü defans hattını benimseyen İngiltere'nin 2018 Dünya Kupası'nda 3'lü defans ile oynamaları dikkat çekiciydi.

4) Hızlı geçiş oyunu ve duran toplar

Son Dünya Kupası'nda takımların büyük bir kısmı topu istemedi. Ortalama topa sahip olma oranı yüzde 51 olarak ölçüldü. Buradan bakıldığında topa sahip olmadan da başarılı olunabiliyor yorumları yapılabilir. Tabii bu tarz bir oyun felsefesi ile bir turnuvada ne kadar başarı sağlanabilir? Tartışılır...

Maç başına en fazla topa sahip olan takım İspanya (%69) iken, bu istatistikte 19. sırada yer alan Fransa hedefe ulaştı.

Bu trendler, günümüzün geçiş oyununun önemini bir kez daha vurguluyor.

İngiltere / Set Oyunu

Milli takımlar, oyunun her yönüne uygun şekilde hazırlanacak zamana sahip değiller.

Büyük turnuvalarda normalden daha fazla gol atıldığını fark edip bu sayede avantaj elde etmeye çalışan Gareth Southgate, takımı için bir fırsat gördü ve İngiltere 2018 Dünya Kupası'nda bu set oyunuyla başarılı oldu.

İngiliz Teknik Adam, 2014 Super Bowl'u kazanan Seattle Seahawks'ı ziyaret ederek, oyuncularının kısa ve dar alanlarda yer bulması ve bunları yaratması için yenilikçi yollar bulmaya çalıştı. Bu uğurda, NFL ve NBA'den set çalışmaları uzmanlarından görüş aldı.

Sonuç olarak İngiltere, son 22 yılda büyük bir turnuvada ilk kez yarı finale bu set oyunu sayesinde yürüdü.

Takımlar, köşe atışlarında ve serbest vuruşlarda yeni fikirler ve planlar geliştirmeye çalışırken, duran toplardan en iyi şekilde yararlanmalarına yardımcı olmak için artık özel çalıştırıcılara görev vermeye başladılar. Geçtiğimiz yılın ağustos ayında, Liverpool bir taç atışı hocasını işe aldı.

Bu özel girişim, Liverpool'un geçen sezon attığı gollere doğrudan bir etki yapmasa bile, böyle bir uzmana sahip olmaları futbolun ne yöne doğru gittiğini göstermesi bakımından önemli. Kulüpler, bu tür özel uzmanlık alanlarına ihtiyaç duyduklarının giderek farkına varıyorlar.


Bence, set oyununun hâlâ futbolun çirkin bir parçası olarak görülmesi ve üzerinde daha detaylı çalışılmaması hayret verici bir durum. Sonuçta, topu diğer takımın kalesine yakın bir yerde elde edilecek şanstan en iyi şekilde yararlanmak için yeteri kadar zaman ayrılmaması bana ilginç geliyor.

Duran toplar gelecek sezon daha da önemli olacak mı? Eğer öyleyse, bunlardan en iyi şekilde nasıl faydalanabiliriz?

Premier Lig ve Bundesliga'daki takımların teknik ekipleri, köşe vuruşlarında daha detaycı ve yaratıcı oluyorlar. Doğrudan ceza sahasına atılan köşe vuruşların sayısının düşmesi dikkat çekici bir durum. On yıl önce, köşe vuruşlarının yaklaşık yüzde 90'ı ceza sahasının ortasına atılırken, bu oran şimdilerde yüzde 7-8'lere kadar düştü. 

5) Kanat beklerinin esnek rolleri

Son yıllarda, kanat beklerinin rollerinin yorumu büyük farklılıklar gösteriyor. Saf kanat oynamaya yönelik oyun tarzından, değişik varyasyonlara geçildiği görülüyor.

Pep Guardiola, çalıştırdığı takımların dizilişinde daha çok yarı alanlarda iç bölgeden koşu yollarını değiştirerek, beklerin ofansif davranışlarda zaman zaman oyun tasarımcısı olarak hareket ettiklerini görmemizi sağlıyor.

Kanatlardan mı merkezden mi?

2018'de, kanat üzerinden hazırlanan pozisyonlar 33 gol vuruşu ile sonuçlandı. Merkezden geliştirilen pozisyonlarda ise bu sayı 24 olarak ölçüldü.

Kanat üzerinden yapılan ataklar, derinde bekleyen, organize olan defanslara karşı daha başarılıydı. Teknik kadroların dünya trendleri üzerinden kendi oyun stratejilerine bakarak oyun konseptleri geliştirmeleri, bunun eğitim gelişimine ve antrenmanlara etkisi gittikçe detaylı şekilde planlanıyor.

6) Modern kalecinin gereksinim profili

Kaleci, maç içerisinde benzersiz role sahip bir oyuncu olduğunu bilmelidir. Bu yüzden, müdahale öncesinde bilgileri işleyebilmesi, karar vermesi ve harekete geçmesi bir takım için hayati önem taşımaktadır.

2014 Dünya Kupası ile birlikte kalecilerin rolü ve taktik oyun içindeki gelişimleri tamamlanmış oldu.

Manuel Neuer, Keylor Navas, Claudio Bravo, Tim Howard, Hugo Lloris, Jasper Cillessen, Sergio Romero veya tüm takımların kalecilerinin oyun içinde ortalama maç başına hücum aksiyonları 25-30, savunma aksiyonları 10-15'tir. Oyunda ortalama hücum ve savunma aksiyonları maç başına yaklaşık 35-45'tir ve bu rakam müsabakalara göre değişkenlik gösterebilir. Bu aksiyon artışı, günümüz kalecisinin oyun modelini güçlendirmek için taktiksel manada artık başrol aldığını kanıtlıyor.

Futbolda gelişen yeni antrenman yöntemleri, kalecilerin uygulamada temel çalışmalarla giderek daha fazla ilişkilendirilmesine yol açtı. Kalecilerin yarışma performansları titizlikle değerlendirilmeye başlandı. Bu çalışmalarda özellikle teknik, taktik ve psikolojik göstergelere bakılarak maçlar sırasında kalecinin aktivite profili oluşturuldu. Böylelikle, kaleciler de günümüzün stratejik değişimlerine uyum sağlamış oldu.

7) Forvette tipik 9 arayışı

Daha iyi organize edilmiş savunma bloklarına karşı merkez forvetin öneminin artması, son Dünya Kupası'nda da gözlemlenen bir trend oldu.

Günümüz futbolunda geçiş oyununa endeksli felsefelerin gelişimi nedeniyle, bildiğimiz 9 numaralı forvet profili, dünya futbolunda aranan oyuncu tipi haline geldi.

Örneğin Almanya, yıllarca bu profildeki oyuncuların yetenek havuzlarında gelişimine özen göstermişti. 60, 70, 80 ve 90'lı yılların bildiğimiz Almanya'sı, Dünya klasmanının en önde gelen kaleci ve merkez forvetlerini yetiştirmişti.

Son yıllarda geçiş oyunlarına odaklanma, yetenek gelişim akademilerinin ve kulüp akademilerindeki eğitmenlerin kazanma odaklı düşünceleri, kendi aralarında ciddi tenkitlerle tartışma konuları yarattı. Günümüz futbolunda, önde gelen futbol kültürü olan Almanya ve Hollanda, bu pozisyonlarda sıkıntı yaşadıklarından oyun felsefelerini değiştirmek zorunda kalacaklar.

Zaten Hollanda'nın ekstrem geçiş oyununa odaklı stratejisiyle ve Almanya'nın Dünya Kupası da dahil son karşılaşmalarındaki stratejik planlamalarıyla bir arayış içinde olduklarını açıkça görebiliyoruz.

8) Takım ruhu ve "joker" yedek oyuncular

Futbol bir takım oyunu. Ancak, takım ruhu hiçbir zaman 2014 Dünya Kupası'ndaki kadar açık bir şekilde öne çıkmadı. Özellikle Şili, Kolombiya veya Kosta Rika gibi Güney Amerika takımlarının oyuncuları, takım arkadaşları için kelimenin tam anlamıyla "kendilerini parçaladılar".

Almanya, "DFB-Elf" lakaplı milli takımıyla harika bir takım ruhuyla başarılı oldu. Ek olarak, 2014 Dünya Kupası'nda her zamankinden daha fazla, "joker gol"ün atıldığı görüldü.

Toplam 171 golün 31'ini yedek oyuncular kaydetti. Bu tablo büyük turnuvalarda takımın "biz" ruhunu geliştirmek adına önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.

Aynı tablo, Şenol Hoca'nın yönetiminde Güney Kore ve Japonya'nın ev sahipliğindeki 2002 Dünya Kupası'nda üçüncü olan Türkiye'nin de başarı faktörü mozaiğindeki önemli bir parçaydı.

Hedef Analizi

Artık çoğu takım kapsamlı şekilde çalışıyor. Rakibin doğrudan müdahale etmesini sınırlandıracak ve kendilerini kısa sürede hedefe ulaştıracak çeşitli varyasyonlar üzerinde [özellikle de savunma davranışı alanında] duruluyor. Bazı oyuncuların bu tür durumlar için uzmanlaştığını dahi söyleyebiliriz.

Öngörülebilirlik konusunu göz önünde bulundurursak, duran toplarda, özellikle taktik uzmanlarının ve analistlerin popüler kişiler olması hiç de şaşırtıcı değil.

Örneğin, bir taç atışı için ideal atış açısı hakkında hesaplamalar yapılıyor. Popüler görüşün aksine doğru atışın 45 derece değil, oyuncunun boyuna bağlı olarak yaklaşık 30 derece olduğu görülüyor.

Fizik kanunları çerçevesinde doğrudan kaleye doğru yapılan köşe vuruşları ve penaltı atışıyla başarı olasılığı veya topun uçuş hızı ile gol alanı gibi çeşitli parametreler analiz ediliyor.

Son Dünya Kupası'nda 64 maçta 169 gol atıldı (maç başına 2,64 gol) ve maç başı şut ortalaması da 25,5 olarak hesap edildi. Tüm gollerin yüzde 86,4'ü ceza sahası içinde kaydedildi. Ayrıca 22 penaltı golü (%13) ve 12 kendi kalesine gol görüldü (%7,1). Toplamda bin 632 şut atıldı ve bunlardan onda birinden biraz fazlası (%10,36) başarılı oldu. Duran toplardan 70 gol kaydedilirken, taç atışlarından sonraki 2 gole ise bu hesaplamada yer veirlmedi. Bunların yüzde 10'u direkt serbest vuruştan, yüzde 58,6'sı ise endirekt serbest vuruş ya da kornerden geldi.


"Topa sahip olan oyuncuya baskı yapılmaması, kaleye şut atılmasına neden olan ana faktördür. Futbolda golle sebebiyet veren bir numaralı etken budur ve bu gerçek yakın zamanda değişmeyecektir."
Carlos Alberto Pereira, FIFA Teknik Çalışma Grubu Üyesi, 2018



"Altın Alan" kavramı

Futboldan 3. bölgeden "Yangının Kaynağı" olarak bahsedildiğini biliyoruz. Bir de "Altın Alan" kavramı var. Peki nedir Altın Alan? Ceza sahasının içinde altı pası da kapsayacak şekilde kaleyi cepheden gören bölgeye "Altın Alan" adı veriliyor.



 FIFA Teknik Çalışma Grubu'nun istatistiklerine baktığımızda tüm Dünya Kupası gollerinin yüzde 46,2'sinin "Altın Alan" içinde olduğu görüyoruz.

- Şut: 53 gol

- Yakın mesafe (kaleciden 5-6 metre uzakta): 45 gol

- Kafa: 25 gol

- Kanattan gelen orta ile: 21 gol

- 6 metreden ceza sahası kenarlarından: 8 gol

- Ceza sahası içinden pas ile: 4 gol

Ceza sahası içi (Altın Alan), bu nedenle kaleciler için "en önemli bölge" ve genellikle kurtarış hareketlerinin de merkezi konumunda.

Kalecilerin bakış açısından rakip oyuncuları kaleden uzaklaştırma ve savunma oyuncularıyla kendi kalelerinin önünde merkezi işgal etme hedefi, bu bölgede rakibin kesinlikle markajsız kalmaması fikriyle formüle ediliyor.

Ayrıca, defansif aksiyonlarda, birinci bölgede, mümkün olduğunca standart durumlardan (tüm duran toplar/set oyunu) kaçınmak önem taşıyor.

Hücum oyuncusu açısından, kalecinin en zayıf alanı, son vuruş imkânlarının nasıl ve nereden en çok zarar verici olabileceği, odaklanılması gereken diğer konular. 

Forvet ve hücum antrenman modelleri için sonuçlar:

Üçüncü bölgede son vuruşun yollarını aramak (1 veya en fazla 2 vuruşla).

Savunmanın özellikle bu bölgeyi koruduğunu varsayarsak, organize olmuş rakibi karşılarken, oyuna yakınlık yaratmak için yüksek tempolu ve baskı altında bir antrenman planlanması gerektiği bu trendlerden görülüyor.

Rakip organize değilse ve 3. bölge optimum şekilde korunmuyorsa, antrenmanda daha fazla yeniden organize edilen rakip baskısını kurmadan önce, hedefe doğru, zaman ve sayısal toplama oynamayı kısıtlayarak oyuncular antrene edilir.

FIFA, Rusya'daki Dünya Kupası hakkındaki teknik raporunda gollerle ilgili detaylı verilere yer verdi. Rusya'daki turnuvada filelere toplam 169 gol gönderildi. Bu rakam, 2014 Dünya Kupası ve 1998 Dünya Kupası'nın her birinde atılan toplam gol sayısından (171) yalnızca iki düşüktü. Bazıları 2018 Dünya Kupası'nın "savunma amaçlı bir Dünya Kupası" olduğu görüşünü savunsa da bir gerçeği vurgulamakta yarar var. Brezilya'da 5, Güney Afrika'da ise 7 maç golsüz bitmişti. Oysa 2018'de Rusya'da oynanan toplam 64 maçtan yalnızca biri (Danimarka-Fransa) 0-0'lık skorla sonuçlandı. 

FIFA uzmanlarının görüşüne göre, çok sayıda golün atılması takımların çok agresif bir tavırla oynaması ve yakaladıkları fırsatları mükemmel değerlendirmelerinden kaynaklandı. Ayrıca fırsatların değerlendirilmesi söz konusu olduğunda bir hedefi tutturmak için ortalama 9,8 şut atıldı.

Güney Afrika 2010'dakine nazaran toplamda üç şut daha az kaydedildi. Şutların kaleyi bulma oranı, ceza sahası dışından çekilenlerde de oldukça yüksekti ve bunların 29'unda 1 (2014 - Brezilya: Her 42'de 1) başarı sağlandı.

Hızlı kontrataklar popülerdi ve takımların savunmaları buna hazırlıklı olsalar da Rusya'da başarıyı getiren bir formül olarak ön plana çıktı.

Genel olarak, atılan tüm gollerin yarısı, set oyunundan veya kontrataklardan geldi. Özellikle köşe vuruşları sonrasında gelen gollerin sayısı da belirgin şekilde yüksekti. 

Rusya'da ortalama her 29 köşe vuruşunda bir gol atılırken, 2010'da Güney Afrika'da her 61, 2014'te Brezilya'da her 36 kornerin biri golle sonuçlandı.

FIFA Teknik Çalışma Grubu (TSG), Rusya'da birçok takımın duran toplar ve çabuk geçiş oyunuyla uzmanlıklarını kanıtladığı yorumunda birleşti.

Artık, Dünya Kupası karşılaşmalarında takımların arasındaki farkların gittikçe küçüleceğini ve savunma organizasyonlarının giderek daha kompakt hale geleceğini varsayarsak şu sonuca varabiliriz: Birbirine yakın takımlar, set oyununla büyük fark yaratabilir ve bu husus şampiyonluklar kazanma yolunda önemli bir faktör haline gelebilir.

Ceza sahası dışından atılan şutların başarı oranı, bir önceki Dünya Kupası'na göre önemli ölçüde daha yüksekken, ceza sahası dışından atılan şut sayısı, Güney Afrika'daki 2010 Dünya Kupası'na göre yüzde 32 azaldı.

FIFA TSG'ye göre bu, belirgin savunma yoğunluğunun bir sonucu. Topa sahip olan takımların bakış açısından, daha dar alanlara atak yaparken merkez forvetin görevi çok daha zor hale geldi. FIFA TSG, topun hızlı bir şekilde dolaşmasına imkân tanımayı, boşluklar açmak ve savunma blokunu dengeden çıkarmak için iyi bir yol olarak görüyor.


"Bugünlerde fırsatlar yaratmak için oyuncuların çok zeki ve akıllı olmaları, ayrıca yüksek teknik kapasiteye sahip bulunmaları gerekiyor."
FIFA Teknik Çalışma Grubu



Forvet ve Antrenmanı için sonuçlar

Fırsatların değerlendirilmesindeki yükseliş ve ofansif oyuncuların işlerine odaklanmaları, şüphesiz futbolda önemli bir mesele haline geldi.

Ceza sahası dışından atılan şut sayısının önemli ölçüde azalmasına paralel olarak, başarı oranı artmışsa, son vuruşların kalitesinin yükseldiği sonucuna varılabilir. 

Antrenman programlarının önemli kısmında, artık geçiş oyunu ve karşı saldırı bölümlerine zaman ayrılması elzem hale geldi. Oyunun gösterdiği hızlı geçişi yapabilmek büyük önem kazandı.

Bir takımın karşı saldırı yapabilmesi, ona önemli bir avantaj sağlıyor. Antrenman planında yeri olması gereken bir diğer başlık da set oyununun organizasyonu.

Özellikle standartlarla birlikte ve savunmada sıkı bir şekilde organize edilmiş rakiplere karşı ikinci toplarla bağlantılı olarak strateji belirleyip, pas ve koşu yollarının ezberlenmesi mühim. Topu geri kazandıktan sonra gol atabilme olasılığı, topun nerede kazanıldığı ve hedefe yaklaşmak için geçen süreye bağlı. Dünya Kupası'nda topun kazanılmasından tamamlanmasına kadar geçen ortalama süre 13.83 saniyeydi.

3. Bölgeye girişin ardından son vuruş yollarının çalışılması

Savunmanın özellikle bu bölgeyi koruduğunu varsayarak, organize bir rakibi kabul ederken oyuna yakınlık yaratmak için, yüksek tempolu ve zaman kısıtlaması altında bir antrenman bileşeninde 3. bölgeye ve ceza sahasına girişlerin çalışılması önemlidir.

Fırsatların değerlendirilmesindeki artış ve hücum çalışmaları şüphesiz önemli konular. Bunları yapabilmek bir yandan bireysel becerilerin, diğer yandan da fırsatların kalitesinin artmasıyla mümkündür.

Antrenmanın diğer önemli kısmı, bir oyun sistemi veya durumsal olarak hızlı bir şekilde geçiş yapabilmektir. Bir takımın karşı saldırı yapabilmesi önemli bir avantajdır.

Aynısı standart durumlar için de geçerlidir. Bence, yaş grubu dikkate alınarak, standart durumları belirleme yeteneğini öğrenmek bile topla oynamak kadar önemli olmalıdır.

Sonuca gitmesi muhtemel pozisyonlara girmeye, rakibin kalesine yakın bölgeyi mutlak surette baskı altında tutmaya ve faul alma imkânının yüksek olacağı pozisyonlar yaratmaya ilişkin çalışmaların antrenman planlamasında yer alması çok önemlidir. Örneğin, ceza alanı etrafında serbest vuruşa dönüştürülebilecek entegre yaklaşımlara odaklanmak mutlaka gereklidir.

KAYNAKÇA
* FIFA 2002, 2006, 2010, 2014, 2018 Dünya Kupası Teknik Raporları

Site İçi Arama
Detaylı Arama
 
 
 

İletişim | Site Haritası | Kopya Hakları | Kullanım Şartları | Sponsorlar
Tüm hakları Türkiye Futbol Federasyonu'na aittir.