TFF
ANA SAYFA
TFF
MİLLİ TAKIMLAR
LİGLER
KUPALAR
FGD
BİLGİ BANKASI
 
 
Cenk Tosun: "Futbol benim aşkım" 1.04.2011
Cenk Tosun: "Futbol benim aşkım"

Almanya'nın genç milli takımlarında forma giyip U21 takımına kadar yükselse de Türkiye onu sezonun ikinci yarısında geldiği Gaziantepspor'da tanıdı. Galatasaray'a karşı oynadığı ilk maçında iki gol attı ve arkasını da getirmeyi başardı. Löw'ün ilk sıradaki adayı olmasına rağmen Türk Millî Takımı'ndan aldığı teklif üzerine Almanya defterini bir kalemde kapattı. İki ayağını müthiş kullanan, hava hâkimiyeti yüksek 20 yaşındaki golcü, Türk futbolunun uzun yıllar verim alabileceği genç yıldızlardan biri.

Röportaj: Mazlum Uluç

Futbola çok erken yaşlarda başladığını biliyoruz. Bu noktada ailenin yönlendirmesiyle mi futbol okuluna yazıldın?

3 yaş gerçekten oldukça erken. Çünkü Almanya'da bile aslında futbola 5-6 yaşlarında başlanıyor. Ama ben babama o kadar fazla ısrar etmişim ki, o da 3 yaşında beni alıp futbol okuluna yazdırmış. Demek ki futbol oynamak çok küçük yaşlardan itibaren benim için içten gelen bir şeydi. Şimdi düşünüyorum da, iyi ki o kadar erken yaşta başlamışım diyorum. Çünkü futbolla ilgili bir çok beceriyi çok küçük yaşlarda kazandım.

Ailende başka futbolcular da var mı?

Babam Şenol Tosun ve amcam Talat Tosun iyi futbolculardı. Almanya'da Bundesliga'da olmasa da üst düzeyde futbol oynadılar. Futbolculuk adına ikisinden de çok şey öğrendiğimi söyleyebilirim. İkisi de santrfordu ve benim golcülüğüm de aileden geliyor diyebiliriz (gülüyor).

Ailenin Almanya'ya göç etme hikayesinden söz eder misin?

Aslen Denizliliyiz, ama babam İzmir'de büyümüş. Almanya'ya ilk giden dedem olmuş. Babam 15-16 yaşlarına geldiğinde dedem onu da yanına almış. Annem ise Ankaralı ve o da 4-5 yaşlarında ailesiyle Almanya'ya gitmiş. Orada tanışıp evlenmişler. Babam Avrupa'nın en büyük havaalanlarından birisi olan Frankfurt Havalimanı'nda çalışıyor, annem ise ev hanımı. İki kardeşiz. 25 yaşında bir ablam var.

Futbola 3 yaşında başladın ama futbolcu olacağına tam olarak ne zaman inandın? Hangi aşamada "Ben bu işten ekmek yiyeceğim" noktasına geldin?

Ben o anı kendimi bildim bileli hayal ediyordum. Açıkçası aklımda futbolculuk dışında herhangi bir meslek yoktu. Zaten daha başlangıçtan itibaren futbolcu olacağım da belli olmuştu. Çünkü sürekli kendimden 2-3 yaş büyüklerin kategorisinde oynuyordum ve hem çevremdeki insanlar hem de antrenörlerim benden, "Bu çocuk disiplinini kaybetmezse mutlaka iyi bir futbolcu olacak" diye söz ediyordu. Ben de çok çalışarak ve ailemin desteğiyle bugünkü noktaya kadar geldim.

Sabahtan akşama kadar futbol oynayabilirim

Peki, seni futbola yönelten, başka bir şey düşünmeni engelleyen motivasyon neydi?

Bence futbol bir aşktır. Bunun para veya şöhret sahibi birisi olmak istemekle ilgisi yok. En azından benim açımdan böyle. Akşam yatağa futbol ayakkabılarımla girerdim. Sabah yataktan kalkar kalkmaz topla oynamaya başlar, evde bir şeyleri kırar dökerdim. Annem bu yüzden bana çok kızar, topumu alıp saklardı. Ben de o zaman ya çoraplarımdan ya da kağıttan toplar yapar, onlarla oynamaya devam ederdim. Bugün de içimdeki futbol aşkı aynı heyecan ve şevkle devam ediyor. Sabahtan akşama kadar hiç sıkılmadan futbol oynayabilirim.

Futbol oynarken eğitimini nereye kadar sürdürebildin?

Almanya'da 12 sene eğitim zorunlu. Ben de futbol oynarken bu eğitimimi tamamladım. Eintracht Frankfurt'la profesyonel sözleşme imzaladığımda üniversite çağına gelmiştim ama futbolu tercih ettim ve eğitimimi dondurdum. Zaten hemen ardından da Gaziantepspor'a geldim. Bu arada Almanya'daki eğitim sisteminden söz edecek olursam, sezon sonunda karnelerimizi alıp kulübe götürürdük. Dersleri zayıf olan öğrencilere 1-2 ay izin verilir ve bu derslerini düzeltmeleri istenirdi. Ama benim başıma hiç böyle bir şey gelmedi. Evde ders çalışan bir öğrenci olmasam da okulda öğrendiklerimle iyi notlar alırdım.

Almanya'da bir Türk oyuncunun ilerlemesinin önünde zorluklar var mı? Sen bu tip zorluklarla hiç karşılaştın mı?

Eğer yetenekli bir oyuncuysanız, nerede olursanız olun mutlaka hak ettiğiniz yere gelirsiniz. Ama şöyle bir gerçek de var; eğer Almanya'da oynuyorsanız, sizinle aynı bölgede görev yapan Alman oyuncudan yüzde 10-20 daha iyi olmak zorundasınız. Yoksa tercih edilen o olur.

Futbola başladığın dönemde beğendiğin, benzemek istediğin oyuncular var mıydı?

"Onun gibi olayım" dediğim bir oyuncu yoktu ama çok beğendiğim futbolcular elbette vardı. Özellikle Brezilyalı Ronaldo ve Arjantinli Gabriel Batistuta hayranlık duyduğum golcülerdi. Babamla birlikte oturup onları alıcı gözüyle izlerdim. Ronaldo'nun sürati ve son vuruşları, Batistuta'nın ise müthiş şutları en beğendiğim yönleriydi.

Tek önemli eksiğim sürat

Eintracht Frankfurt'ta hızlı bir çıkış yaptığını biliyoruz. Kendinden iki yaş büyüklerin kategorisinde oynamışsın. Yaşıtlarının arasından sıyrılmanı sağlayan özelliklerin nelerdi sana göre?

Futbol zekâsı ve oyun görüşü olarak 1991'li oyunculardan biraz daha ileride olduğum düşünülüyordu. Fiziksel olarak da yine yaşıtlarımın önündeydim. Kendimden büyüklerle oynadığım maçlarda yaşımın küçüklüğünden kaynaklanan bir dezavantajı hiç yaşamadım. Hatta onların arasında oynarken bile sivrilen bir oyuncuydum. Sürat dışında çok büyük bir eksikliğim yok. Onun dışındaki tüm özelliklerim idare eder diyebilirim. İki ayağımı da kullanabiliyorum, kafa toplarına iyi çıkıyorum, tekniğim ve son vuruşlarım iyi. Sürat üzerine de çalışıyorum ama bu yaştan sonra çok fazla geliştirilebilecek bir özellik de değil. Ama elimden geleni yapıyorum.

İki ayağını da gerçekten çok iyi kullandığını attığın gollerle kanıtladın. Bunun bir çalışma ürünü olduğu da belli. İki ayağını da aynı ölçüde kullanabilmek için neler yaptın?

Frikik veya penaltı atışlarını sağ ayağımla kullanıyorum. Çocukken sağ ayağımı kullandığımı gören babam, sol ayağımı çalıştırmam üzerinde çok durdu. Öyle ki, sağ ayağımı kullandığımda bana küçük cezalar verirdi. İyi ki de öyle yapmış. Bugün futbol çok çabuk oynanan bir oyun ve ben iki ayağını da kullanabilen bir oyuncu olmanın avantajlarını yaşıyorum.

Frankfurt'taki teknik direktörün bizim de yakından tanığımız Michael Skibbe'ydi değil mi?

Evet, ama onunla futbol anlamında çok iyi anlaştığımızı söyleyemeyeceğim. Bence bana hak ettiğim şansı vermedi. Takımın diğer dört forveti benden hem daha pahalı hem de daha kariyerli oyunculardı ve orada performansa dayalı bir forma dağıtımı yoktu. Zaten Eintracht Frankfurt'tan da bu yüzden ayrıldım.

Futbol hayatının dönüm noktası olarak hangi olaydan söz edebilirsin?

Bence Frankfurt'tan Gaziantepspor'a transfer olmam.

Gaziantepspor'da gösterdiğin performansa baktığımız zaman, aklımıza "Neden kariyerini Almanya'da sürdürmek yerine Türkiye'ye gelmeyi tercih etti?" gibi bir soru takılıyor.

Belki Eintracht Frankfurt'ta şans bulamadım ama Almanya'da 3-4 büyük takım dışında her takımda oynayabilirim diye düşünüyorum. Frankfurt'taki şanssızlığım da önümde Fenin, Gekas, Amanatidis ve Halil ağabey gibi kariyerli dört forvetin bulunmasıydı.

Galiba bizim Türkiye'de sık sık yaşadığımız bir olayla sen Frankfurt'ta karşılaşmışsın. Pek çok teknik direktör genç oyuncuya şans vermek yerine, garantili olanı tercih edip tecrübeli oyuncuları kullanıyor.

Evet, Skibbe de bu yolu seçmişti. Benim gibi genç bir oyuncuyu oynatıp maç kaybettiği zaman gelecek eleştirileri göğüsleyememekten korkmuş olabilir. İşte tam da bu noktada Tolunay Hoca devreye girdi. Zaten Kayserispor'u çalıştırdığı dönemde de beni istiyordu. Bu son transfer döneminde beni her gün aradı, başkanımız sık sık Almanya'ya gelip beni ne kadar istediklerini ortaya koydu ve sonuçta bu transfer gerçekleşti.

Eintracht Frankfurt'un seni elinde tutmak için sözleşme önerdiği ama senin bunu kabul etmeyip Gaziantepspor'a geldiğin doğru mu?

Evet, beni bırakmak istemediler ve önüme yeni bir sözleşme koydular. Ama Tolunay Hocayla konuşup bana sunduğu vizyonu gördükten sonra tercihimi Gaziantepspor'dan yana yapmıştım zaten.

Peki Skibbe senin Gaziantepspor'da attığın golleri gördükten sonra acaba ne düşünmüştür?

Biliyorsunuz Skibbe kısa süre önce gönderildi ve yerine Daum getirildi. Halil ağabeyden duyduğum, Skibbe benim için, "Cenk'in Gaziantepspor'da attığı gollere çok seviniyorum" demiş ama bu konuda ne kadar samimi olduğunu bilemem tabii..

Frankfurt'ta oynarken Halil Altıntap'la diyaloğunuz nasıldı?

Halil ağabeyle saha içinde bir forma rekabeti yaşıyorduk ama saha dışında çok iyi dosttuk. Antrenmanlarda, soyunma odasında, yemeklerde Halil ağabeyle hep beraberdik. Hem profesyonellik anlamında hem de bir forvet oyuncusunun nasıl oynaması gerektiği konusunda benim için gerçek bir yol göstericiydi. Ayrıca çok iyi bir insan ve Halil ağabeyimi gerçekten çok seviyorum. Şimdi Bochum'da kiralık oynayan Ümit Korkmaz da Frankfurt'ta olduğu dönemde bana çok destek olmuş bir ağabeyimdi. Onların takımdaki varlığı bile bana güven veriyordu.

Almanya'nın Genç Milli Takımlar için seni keşfetmesi nasıl oldu? İlk olarak ne zaman davet aldın?

Almanya'da 16 eyalet var ve o eyaletlerin karmaları arasında turnuvalar düzenleniyor. O turnuvalarda seçtikleri oyuncuları eleye eleye Genç Millî Takım oluşturuyorlar. Ben de bu seçme sonucunda U15 Takımı'na seçildim ve sonunda U21 Takımına kadar yükseldim. Bu ilk tercihim sırasında Türkiye'den bana herhangi bir teklif gelmemişti.

Löw'ün listesinde ilk sıradaydım

Almanya adına oynarken genç milli takımlarda gol oranının çok yüksek olduğunu görüyoruz. Alman Millî Takımı'ndaki teknik adamlar senden neler bekliyordu?

Joachim Löw bir röportajında, "Cenk Tosun ve İlkay Gündoğan bu takımın gelecekleri" demişti. İlkay'ı ve beni Almanya A Millî Takımı'na U21'den alınacak ilk oyuncular olarak görüyordu. Ama Türkiye'den teklif geldikten sonra benim için Almanya defteri kapandı. Seremonide İstiklal Marşımızı dinlemek, Türk bayrağını görmek varken, elbette vatanımı seçecektim.

Aslında Almanya da bir kalemde silinip atılacak bir takım değil. Karar verme aşamanda nasıl gelişmeler yaşandı?

Guus Hiddink'le bir görüşmemiz olmuştu. Beni İstanbul'a çağırdılar. Görüşmede Oğuz Hoca, Tolunay Hoca ve amcam da vardı. Hiddink o toplantıda bana güzel şeyler anlattı. Özellikle, "Sen, Mehmet Ekici, Tunay Torun bu takımın geleceğisiniz. 10-15 yıl ülkenizin takımına hizmet edeceksiniz" sözleri beni çok etkiledi. Bu görüşmeyi ailemle de paylaştım ve bu nihayetinde bu kararı verdim.

Bu kadar çabuk bir çıkış beklemiyordum

Gaziantepspor'a gelirken nasıl hayaller kuruyordun? Gelir gelmez böyle bir patlama yapmayı bekliyor muydun?

Açıkçası Gaziantepspor'a imza atarken yarım sezonluk dönemin uyum süreci şeklinde geçeceğini düşünüyordum. En fazla ikinci yarılarda oyuna gireceğimi ve takıma yavaş yavaş alışacağımı hesaplıyordum. Ama lisansımın çıktığı ilk gün Tolunay Hoca bana kupa maçında şans verdi ve Galatasaray'a karşı oynayıp iki gol attım.

O maçta ve attığın gollerin ardından neler hissettiğini bizimle paylaşır mısın?

Doğrusu maçtan sonra bile bir tuhaftım, inanamamıştım. Attığım iki gol elbette unutulmazdı ama takımın 2-1 geriye düştükten sonra yaptığı geri dönüş de müthişti. Maçtan sonra takım arkadaşlarımın beni kutlaması, ailemin, Almanya'daki arkadaşlarımın arayıp tebrik etmesi çok güzel anılardı. O karşılaşmanın ardından lig maçı için Konya'ya geçmiştik. Gazeteleri açtığımda her yerde kendimi görünce büyük bir gurur duydum.

Peki, nasıl oldu da Tolunay Hoca daha gelir gelmez seni Galatasaray maçında sahaya sürdü? O maç öncesi aranızda nasıl bir konuşma geçti?

Gaziantep'e Perşembe günü gelmiştim ve Cumartesi günü Gençlerbirliği maçı vardı. Ancak lisansım yetişmediği için o maçın kadrosuna alınmamıştım. Ertesi gün maçta oynamayanlar idman yapıyorduk. Hoca bir hareketimi beğenmemiş olacak ki, "Cenk konsantre ol, Perşembe günü maçın var" diye bağırdı. Şaşırıp kaldım, "Ne oluyor, ne Perşembesi, ne maçı" dedim kendi kendime. Çarşamba günü antrenmanda, "Gel sana neler yapacağını anlatayım" dedi ve ertesi gün kendimi Galatasaray karşısında sahada buldum.

Bir çok oyuncu yeni takımında uyum sorunu yaşarken sen hem çok farklı bir ligde hem de yeni bir takımda bu kadar çabuk adaptasyonu nasıl sağlayabildin?

İlk maçımda iki gol atarak çok iyi bir başlangıç yapmam çok yararlı oldu bence. Öte yandan hocamız olsun, oyuncu arkadaşlarım olsun ilk günden itibaren takımın bir parçası olarak hissetmemi sağlayan bir sıcaklıkla yaklaştı bana. Tabii bir de Türkçe biliyor olmam önemli bir faktör. Siz de gördünüz, Almeida ilk golünü atabilmek için haftalarca bekledi. Oysa Alman Ligi'nin en iyi forvetlerinden birisiydi ve benim de çok beğendiğim bir golcü. Ama burada zorlanıyor.

Türkiye'deki takım arkadaşlığı bambaşka

Gaziantepspor'daki arkadaşlık ortamını Frankfurt'takiyle kıyaslarsan neler söyleyebilirsin?

Buradaki ortamı Almanlarla karşılaştırmayı hiç istemiyorum. Orada insanlar birbiri kıskanıyor, kimse kimsenin iyiliğini istemiyor. Burada ise herkes birbirine şans diliyor, arkadaşının daha iyi olmasını arzuluyor. Yedek kalan oyuncu maçtan önce gelip sarılıyor, "İnşallah bugün gol atarsın" diyor. Türkiye'deki takım arkadaşlığı bambaşka yani. 10-12 oyuncu tesislerde kalıyoruz, belki de bu sıcak dostluk biraz da bundan kaynaklanıyor.

Gaziantepspor'daki en iyi arkadaşların kimler?

Offenbach'tan tanıdığım Cenk Güvenç var. Essen Eyalet Karması'nda birlikte oynamıştık. Yalçın ağabey, Şenol ağabey de iyi arkadaşlarım. Genellikle onlarla birlikteyim.

Frankfurt'ta genç bir oyuncuydun ama şimdi Gaziantep'te attığın gollerle bir anda ön plana çıkan ve herkesin tanıdığı bir oyuncuya dönüştün. Şehirde dışarı çıktığında oldukça ilgi görüyor olmalısın.

Sadece Gaziantep'te değil, nereye gidersek gidelim insanlar beni tanıyor ve büyük bir ilgi, sevgi gösteriyor. Kimi fotoğraf çektirmek kimi de imza istiyor. Türkiye'deki futbol sevgisi inanılmaz. Almanya'da Ballack sokakta yürüse, kimse yanına gidip de fotoğraf çektirmek istemez. Ben Cenk Tosun'um ve sonuçta fazla bir şey değilim ama inanılmaz bir ilgiyle karşılaşıyorum. Açıkçası bu sevgi ve ilgi de hoşuma gidiyor. Bazen o kadar çok insan yanınıza geliyor ki, kendi kendinize "Yeter artık" dediğiniz oluyor. Ama sonra benim de küçükken millî maçlara gidip Hakan Şükür'le fotoğraf çektirmek için nasıl bir heves duyduğum geliyor aklıma. Dolayısıyla insanların neler hissettiğini biliyorum ve elimden geldiğince insanların isteklerini karşılamaya çalışıyorum.

Süper Lig'in Bundesliga'dan farkı yok

Süper Lig'de oynanan futbolun kalitesi hakkında neler söyleyebilirsin?

Ben herhangi bir fark görmüyorum. 10-15 yıl önce Süper Lig, Bundesliga'nın gerisindeydi ama bugün için oynanan futbolun kalitesi açısından bence böyle bir farktan söz edemeyiz.

Yabancı oyuncuların Türkiye'de futbolun çok sert oynandığıyla ilgili bir yakınması var. Sen bu konuda neler söylersin?

Bence aynı sertlik Almanya'da da var. Defans oyuncularının böyle oynaması da normal. Bence böyle sert ve mücadeleci bir oyunda attığın golün değeri de yükseliyor.

Gaziantepspor sezonun ilk yarısında gol kısırlığı yaşayan bir takımdı ama sen geldikten sonra bu tablo değişti. Takım arkadaşların bu konuda sana neler söylüyor?

Gaziantepspor gerçekten çok iyi bir takım ama bir santrforu yoktu. O bölgede zaman zaman Sosa ve Popov oynuyordu ama gerçek yerleri santrfor değildi. İkisi de çok teknik ve çok hızlı oyuncular ama o bölgede oynayan adamın biraz daha fizikli ve top tutabilen birisi olması gerekiyor. Dolayısıyla benim gibi bir santrforun gelmesi takıma çok yararlı oldu. Arkadaşlarımdan tabii ki övgüler alıyorum. Mesela Yalçın ağabey, "Sen ilk yarıda takımda olsaydın kesinlikle ilk üçün içinde olurduk" diyor. Kendimi övmüş gibi olmayayım ama gerçekten de ilk yarıda takımda olsaydım, fazladan bir kaç maç daha kazanabilirdik. Çünkü Gaziantepspor'un ilk yarıda kıl payı puan kaybettiği çok fazla maç var.

A Millî Takım'dan bu kadar çabuk bir davet almayı bekliyor muydun?

Açıkçası bu kadar çabuk bir davet beklemiyordum. Sonuçta A Millî Takım'ın o kadar kolay girilebilecek bir yer olmadığını da biliyordum. Buralara bu kadar çabuk geleceğimi hayal etmiyordum. Ama Gaziantepspor'da bulduğum şans ve attığım goller, süreci çabuklaştırdı. Millî Takım'la erken buluşmamın da kariyerim açısından çok daha faydalı olacağına inanıyorum.

Gaziantepspor çok başarılı bir biçimde yükseliyor, iyi futbol oynuyor ve üst sıraları hedefliyor. Bu süreçte seyircinin desteğini nasıl değerlendiriyorsun?

Açıkçası onlara inanamıyorum. 17 bin kişilik stadımız var, tribünlerde 10 bin kişiyi bile bulamıyoruz. Bilet fiyatları düşük tutulmasına rağmen stat dolmuyor. Bu kadar iyi giderken destek görmeyeceksek ne zaman göreceğiz? Buradan Gaziantepspor taraftarlarına seslenmek istiyorum; bu takıma yardım etsinler. Ben Gaziantepspor'un daha da yukarıları zorlayacak potansiyele sahip olduğuna inanıyorum.

En iyi oyuncu Alex

Türkiye'de en beğendiğin oyuncular hangileri?

Bence Türkiye'deki en iyi oyuncu Alex. Çok zeki bir oyuncu, takımını çok iyi yönetiyor ve tek başına bir maçı çevirebilecek kaliteye sahip. İşte son Galatasaray maçında yaptıkları ortada. Önce frikikten asist yaptı, sonra da kısa boyuyla Gökhan Zan ve Servet Çetin gibi iki uzun boylu stoperin arasında kafa golü attı. O golde havada asılı kalması ve topu istediği yere bırakması müthişti. Kendisine hayranım. Bir de Arda ağabeyi çok beğeniyorum. Gaziantepspor'da da çok iyi oyuncular var. Tek tek bütün takımın ismini saysam yeridir. Düşünün, Olcan gibi bir oyuncu yedek kalabiliyor, sonra da oynadığı ilk maçta 3 gol atabiliyor.

Kariyer planlamanda neler var? Bize hedeflerinden söz eder misin?

Öncelikle Gaziantepspor'a çok faydalı olmak, attığım gollerle takımımın başarısına katkı sağlamak istiyorum. Önümüzdeki sezon Gaziantepspor'la Avrupa kupalarında mücadeleyi etmeyi çok arzu ediyorum. Kulübümle 3.5 yıllık sözleşmem var. Sözleşmemin bitiminde de Türkiye'de veya Avrupa'da daha büyük takımlarda yoluma devam etmek amacındayım. Yurtdışında mutlaka Almanya'da oynamak gibi bir düşüncem yok, İngiltere veya İspanya'da da oynamak isterim. Daha yaşım çok genç, öğrenecek çok şey de var önümde, uzun bir yol da var.

Cenk Tosun'un futbolun dışında nasıl bir insan olduğunu da merak ediyoruz. Nelerden hoşlanır, nelere kızarsın mesela?

Çabuk iletişim kuran, sıcak bir insanım. Belki herkes aynı şeyi söyler ama yalanı gerçekten hiç sevmem. Yalan konuşan bir insanla asla arkadaşlık yapmam. Beni mutlu eden şeyler ise iyi arkadaşlıklardır. Ama tabii her şeyden önemlisi de ailem.

Şimdi Gaziantep'te ailenden uzaktasın. Hasret çekiyor musun?

Babam havaalanında çalıştığı için uçuş kolaylığı var. 2-3 haftada bir yanıma geliyor ve bana destek vermeyi sürdürüyor. Avusturya maçına da geldi ve milli maçı izledi. Ama ailem şimdilik Türkiye'ye yerleşmeyi düşünmüyor.

Gaziantep'in ünlü yemekleriyle aran nasıl?

Yabancı oyuncular ilk geldiklerinde yağlı yemekler yüzünden midelerini bozmuş ama ben bu yemeklere alışkınım. Çünkü annem de babaannem de Türk yemeklerini çok güzel yapar. Bu arada insanlar benim yediklerimi görse korkar (gülüyor). Benim yediğim yemekle iki-üç kişi doyar. Gerçek bir mantı delisiyim. Annem arkadaşlarını çağırıp 10 kilo mantı yapar, o da bana ancak iki-üç hafta yeter. Ama Allah'a şükür yediklerimi çok iyi yakıyorum. Yoksa benim yediklerimi bir başkası yese fil gibi olur.

Top topladığım takımın formasını giyiyorum

2006 ve 2007 yıllarında Millî Takım, Avrupa Şampiyonası elemelerindeki üç maçını cezası nedeniyle Frankfurt'ta oynamıştı. Ben o dönemde 16-17 yaşlarındaydım. Seyircisiz oynanan o maçlar için bir gün Türkiye'den bir teklif geldi. Benim ve Frankfurt'ta yaşayan ve futbol oynayan bir kaç yaşıtımın maçlarda top toplaması isteniyordu. Severek kabul ettim tabii. Seyircisiz oynanan maçları saha içinde izleyebilecek, hayran olduğum futbolcuları yakından görebilecektim. Norveç maçında Hamit ağabeyin attığı gollere nasıl sevindiğimi bugün gibi hatırlıyorum. Şimdi onunla yan yana, aynı takımda olmak benim için rüya gibi bir şey.

Site İçi Arama
Detaylı Arama
 
 
 

İletişim | Site Haritası | Kopya Hakları | Kullanım Şartları | Sponsorlar
Tüm hakları Türkiye Futbol Federasyonu'na aittir.