TR
EN
Site İçi Arama
Detaylı Arama
Şimşek gibi sağ bek: Rıdvan Şimşek 1.10.2009
Şimşek gibi sağ bek: Rıdvan Şimşek

Erzurumlu bir ailenin oğlu olarak İzmir'de doğdu. Adı, Fenerbahçeli olan amcası tarafından Rıdvan Dilmen'e benzemesi ümidiyle konuldu. Oynadığı bölge olmasa da sürati gerçekten de adaşına benzedi. Bank Asya 1. Lig'de Karşıyaka formasıyla gösterdiği performansı U19 ve U21 Milli Takımlarındaki başarısıyla pekiştirince büyük bir sıçrama yaparak sezon başında Beşiktaş'a transfer oldu. Sürati, ileri-geri çalışkanlığı ve tükenmez enerjisiyle, son yıllarda az bulunan sağ bek oyunculuğu için biçilmiş kaftanlardan biri.

Röportaj: Nihat Özten / TamSaha

Karşıyaka'dan büyük bir sıçramayla Beşiktaş'a gelişin ilginçti. Bu transfer nasıl gerçekleşti?

Süper Lig'i izleyen futbolseverlere çok tanıdık gelmesem de Bank Asya 1. Lig'i takip edenler beni tanıyordu. Beşiktaş'a transferim Akdeniz Oyunları için U21 Milli Takımı ile İtalya'da olduğum sürede gerçekleşti. Sezon bittiğinden beri menajerim aracılığıyla transfer teklifleri alıyordum. Gaziantepspor ciddi bir çalışma içindeydi. Sonra Beşiktaş devreye girdi ve transferim gerçekleşti. Transfer aşamasında ben olaya pek dâhil olmadım. Beşiktaş ve Karşıyaka Başkanları anlaşmış, menajerim de şartları uygun görmüştü. Beşiktaş zaten hayallerimi süsleyen bir kulüptü. Sonuçta her futbolcu büyük bir kulüpte oynamak ister. Onun için ayrıntılarla pek ilgilenmedim. Beşiktaş gibi büyük bir takıma gelmek benim için ayrıca bir onur oldu.

Transfer hikâyeni öğrendikten sonra seni biraz daha yakından tanımak istiyoruz.

1991'liyim. 17 Ocak'ta İzmir'in Konak ilçesinde doğdum. Aslen Erzurumluyuz. Annem ev hanımı, babamsa Karşıyaka Belediyesi'nden emekli. Bir ağabeyim, bir de ablam var. Ağabeyim şu anda asker. Ablam ise evli. Ayrıca 2 ay önce dayı oldum. Yani hem Beşiktaş'a transferin hem de dayı olmanın sevincini hissettim. Güzel günler yaşıyorum kısacası.

İsminin Fenerbahçeli Rıdvan'dan geldiği yolundaki bilgi doğru mu?

İsmimi babam değil, Fenerbahçeli olan amcam koymuş. Sanırım benim de Rıdvan gibi iyi bir futbolcu olmamı istiyordu.

Parasızlık nedeniyle futbola geç başladım

Peki, futbolla nasıl tanıştın?

Önceleri mahallede arkadaşlar arasında oynuyordum. Mahalledeki ağabeylerimiz ve arkadaşları, babama beni futbol okuluna vermesini söylüyorlardı. Ancak maddi imkânsızlıklardan ötürü futbola başlamam biraz gecikti. 13 yaşına geldiğimde babam tüm imkânlarını zorlayarak beni Karşıyaka'nın futbol okuluna gönderdi. Okula başladıktan 1-2 ay sonra yıldız takıma yükseldim. PAF takıma çıktığım dönemde A takımla bir hazırlık maçı yaptık. Teknik Direktörümüz Reha Kapsal beni orada beğenmiş. Böylece gerisi geldi işte.

Çok yetenekli gençler, futbol oynamaya başladıktan sonra devamını getiremiyor. Hızlı bir şekilde kategorileri yüklediğin o dönemde, itici gücün, seni diğer arkadaşlarından farklı kılan neydi?

Sanırım yetenekli olmam ve iyi çalışmam. Profesyonelce futbol oynamayı gerçekten çok istiyordum. Bu konuda Allah vergisi yeteneğim ve içimdeki arzu birleşince hızlı bir şekilde yükselerek bu noktaya geldiğimi düşünüyorum.

A takıma çıkış sürecinde neler yaşadın?

Reha Hocanın beni beğenip A takıma aldığı dönemde, PAF takımı ile İzmir şampiyonu olmuş ve Türkiye Şampiyonası'na katılmıştık. Türkiye Şampiyonası'nda Beşiktaş'la Balıkesir'de oynadığımız maçta Gençlerbirliği'nin menajerleri beni beğenmiş ve transfer etmek istemişti. Aslında Gençlerbirliği'ne gitmiştim de.

Gençlerbirliği'ne gidip sonrasında Karşıyaka'ya geri mi döndün?

Gençlerbirliği'ne gittim ancak hiç antrenmanlara çıkmadan döndüm. Karşıyaka'da profesyonel olmadığım için özgürlüğüm vardı. Gençlerbirliği, Karşıyaka'ya ödeyeceği yetiştirme tazminatı ile beni transfer edebilecekti. Ancak Ankara'ya gittikten 1-2 gün sonra Reha Kapsal aradı ve Karşıyaka'da kalmamın benim için daha iyi olacağını, önümüzdeki sezon A takımda düşündüğünü ifade etti. Zaten Reha Kapsal'ın gençlere şans verdiğini biliyordum ve ona inanarak takıma geri döndüm. Sezon başında Davraz'da yapılan hazırlık kampına katıldım. Kamp benim için çok verimli geçti ve kadroya girdim. Sezonun ilk dört haftasında yedek kulübesinde bekledim. 5. maçtan itibaren oynamaya başladım ve sezon sonuna kadar da formayı bırakmadım.

Reha Hocama çok şey borçluyum

Sanırım Reha Kapsal'ın sendeki yeri ayrıdır?

Gerçekten de öyle. Bu noktaya gelmemdeki emeği çok fazla. Eksik yönlerimin çoğunu onun sayesinde geliştirdim. Tamam, bende belki yetenek vardı ama Reha Hoca oyun zekâmın gelişmesine çok yardım etti. Kendimi tanımamı, neler yapabileceğimi, oyun esnasında nerede durmam gerektiğini hep o öğretti. Kendisine çok şey borçlu olduğumu biliyorum.

Hep bir sol bek sıkıntısından söz ediliyor ama aslında çok sayıda kaliteli sağ beke sahip olduğumuz da söylenemez. Bir sağ bek olarak bu konuda ne düşünüyorsun?

Genel olarak kanatta oynamak zordur. Sürekli hücuma destek vermeniz gerekiyor ve o desteği verirken arkanızı hiç boş bırakmamanız lâzım. Dolayısıyla yüksek kondisyona, hıza, defans ve hücum yapabilme özelliklerine sahip olmanız gerekiyor. Bu anlamda Türkiye'de son dönemde yetişen en iyi sağ bek oyuncusu da Gökhan Gönül.

Beşiktaş ve Milli Takımların çok şey beklediği oyunculardan birisin. Ancak Beşiktaş'ta Erhan Güven, İbrahim Kaş, hatta İbrahim Toraman ve Ekrem Dağ'ın da o bölgede oynadığını düşünürsek, forma bulma şansın hiç de kolay görünmüyor.

Sağ bek mevkiinde oynamaya aday beş oyuncu varsa, beşinin de şansı yüzde 20'dir. Benim de diğer oyunculardan bir farkım yok. İyi olan oynar. Zaten iyi oynuyorsanız, hiçbir antrenör sizi yedek bırakmaz. Sonuç olarak Beşiktaş için hangi oyuncu daha yararlı olacaksa o oynasın. Kimin oynadığının pek önemi yok. Önemli olan Beşiktaş'ın başarısı.

Her genç oyuncunun hayalini kurduğu takımlardan birine geldin ve Fenerbahçe maçında sonradan da olsa sahaya çıktın. O an neler hissettin? Büyük takım oyuncusu olmak nasıl bir şey?

Çok değişik bir duygu. Televizyondan izlediğiniz, idol olarak gördüğünüz oyuncularla yan yana oynuyorsunuz, rakip oluyorsunuz. Fenerbahçe ile oynadığımız Süper Kupa maçının son 10 dakikasında oyuna girdim ve inanılmaz bir duygu yaşadım. Bu duygu heyecan mı, mutluluk mu, açıkçası tarifi çok zor. Beşiktaş taraftarının önünde oynamak da tarifi imkânsız bir duygu. Ama onlara lâyık bir oyuncu olacağımı düşünüyorum ve bunu kanıtlamak için fırsat bekliyorum.

"Beşiktaşlı Rıdvan" olmak istiyorum

Bundan sonrası için kendini Beşiktaş'ın geleceğinde nereye koyuyorsun? Beşiktaş'taki hedeflerin neler?

Öncelikli hedefim Beşiktaş'ta kalıcı olmak. Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe gibi büyük takımlara genç yaşlarda gelen, ancak başarılı olamadan giden birçok oyuncu var. Benim hedefim çok çalışarak adımın Beşiktaşlı Rıdvan olarak anılmasını sağlamak. Sonra da kısmet olursa Avrupa'da oynamak istiyorum.

Dediğin gibi, büyük takımlarda kalıcı olmak zor. Genç oyuncuların birçoğu büyük takımlara geldikten 1-2 sene sonra geri dönüş yaşıyor. Sen böyle olmamak için neler yapıyorsun?

Daha yolun çok başındayım. Beşiktaş'a geldim diye bir şey olduğumu düşünmüyorum. Asıl iş şimdi başlıyor. Sevdiğim, örnek aldığım insanların ve futbolcu ağabeylerimin bu konuda bana yaptığı tavsiyeleri dinliyor ve önemsiyorum. Çok çalışmam gerektiğini biliyorum ve çalışıyorum. İnşallah bu çalışmalarımın karşılığını göreceğim.

İstanbul'a alışabildin mi? Nerede yaşıyorsun?

Tesislerde kalıyorum ve bir süre daha kalmayı düşünüyorum. Tesisler 5 yıldızlı otel gibi ancak ailem İzmir'de yaşadığı için İstanbul'da ev tutmam gerekiyor. Beni ziyarete geldiklerinde kalacak bir yerleri olmalı.

Fenerbahçe ve Galatasaray'ın aksine Beşiktaş sezona iyi bir başlangıç yapamadı. Eleştiriler de yoğunlaştı tabii. Sen bu sezon Süper Lig'deki şampiyonluk şansınızı nasıl görüyorsun?

Dediğiniz gibi eleştiriler çok fazla. Bu kadar olması gerekmiyor bence. Sonuçta sezonun daha başındayız. Bu böyle devam etmeyecek ve en kısa zamanda galibiyetler serisine başlayacağız. Şampiyonluk yarışının da Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray arasında geçeceğini düşünüyorum. Anadolu takımlarından ise Bursaspor'un üst sıraları zorlayacağını kanısındayım.

Bu gruptan çıkarız

Beşiktaş, Süper Lig'in yanı sıra Şampiyonlar Ligi'nde de mücadele ediyor. Geçen sene Bank Asya 1. Lig'de oynuyordun, şimdi ise Şampiyonlar Ligi'nde forma giyme şansına sahipsin. Bu durum sende ayrı bir motivasyon yaratıyor mu?

Evet, Şampiyonlar Ligi'nde oynama ihtimali bile rüya gibi. Anlatılması zor bir duygu. Nasip olursa, yıllarca televizyondan izlediğim takımlara, oyunculara karşı mücadele edeceğim. Grubumuzda Manchester United favori görünüyor. Ama CSKA ve Wolfsburg'un kalite olarak bizden fazlası olduğunu düşünmüyorum. Sonuçta Şampiyonlar Ligi farklı bir arena. Oranın motivasyonu farklı olacaktır. Gruptan çıkacağımıza inanıyorum.

Senin de bir parçası olduğun Ümit Milli Takımımız, 2011 Avrupa Ümitler Şampiyonası eleme grubunda İrlanda Cumhuriyeti, İsviçre, Estonya, Ermenistan ve Gürcistan'la mücadele ediyor. Grupta oynadığınız ilk iki maçı kazandıktan sonra Gürcistan'a yenildiniz. Bundan sonrası için ne düşünüyorsun. Grupta bizi neler bekliyor?

İrlanda Cumhuriyeti ve Ermenistan'ı deplasmanda yendik amaGürcistan'a hiç beklenmedik bir biçimde kaybettik. Ancak bundan sonrası için bir pürüz olacağını düşünmüyorum. Zaten biz takım olarak çok iyi durumdayız ve grubun en büyük favorisiyiz. Bunu da oynadığımız ilk iki maçta sergilediğimiz performansla gösterdik.

Paramın hepsi ailemin

Futbola maddi imkânsızlıklar nedeniyle geç başladığını söyledin ama artık Türkiye'nin büyük takımlarından birinde oynuyorsun. Kazandığın parayı nasıl değerlendiriyorsun? Ailene herhangi bir katkın oldu mu?

Önce babama bir araba aldım. Evimiz tadilat istiyordu, onu yaptırdık. Sonuçta ben kazandığım parayı aileme vermek zorundayım. Çünkü beni var eden, bu noktaya getiren onlar. Kazandığım ilk paranın hepsini de onlara verdim. Ne mutlu bana ki, bu yaşta para kazanıyorum ve onlara destek olabiliyorum. Kenarda biraz param var, onunla da İzmir'den bir ev almak istiyorum.

Futbol dışında neler yaparsın?

Futbol dışında yaptığım pek bir şey yok. Genelde sabahları antrenman yapıyoruz. Yorgunluğumuzu atabilmek için öğlen uyuyorum. İzmir'de olsam ailemle zaman geçirebilirdim ama İstanbul'da onu da yapamıyorum. Akşamları bazen Erhan ağabeyle dışarı çıkıp geziyoruz.

Özel bir ilgi alanın var mı? Mesela dışarıya çıkınca yapmaktan hoşlandığı bir şey?

Bowling, bilardo gibi oyunları çok seviyorum. Dışarı çıktığımda genelde oyun oynuyorum. Gerçi bilardo oynamayı pek beceremiyorum ama öğrenmeye çalışıyorum. Ayrıca arkadaşlarla birlikte dışarıya çıkarsam sinemaya da gidiyorum.

Bu arada eğitimini ne yaptın?

Eğitim hayatım lise 1. sınıfta sona erdi. Ailem okumamı istiyordu ama futbolla okulu birlikte yürütmek zor geldi. Ben de bir tercih yaptım ve yaptığım tercihten şimdilik memnunum.

Beşiktaş'a geldikten sonra arkadaş çevrende bir değişim oldu mu? Eski arkadaşlarınla görüşmeye devam ediyor musun?

Çevremde pek bir değişim olmadı. Zaten tesislerde kalıyorum ve hep takım arkadaşlarımla birlikteyim. İzmir'de kalan arkadaşlarım ve çevremle de mümkün olduğunca görüşmeye çalışıyorum. Arkadaşlarım arasında şaka yollu da olsa "İstanbul'a gittin, bizi unuttun" diye söylenenler var. Mutlaka ciddi anlama böyle düşünenler de olacaktır ama biraz anlayış bekliyorum. Futbol dünyanın en zor mesleklerinden biri. İnsanlar zannediyorlar ki, oyuncu haftada 1 gün maça çıkıyor ve bir sürü para kazanıyor. Ama işin iç yüzü böyle değil. Sürekli antrenman yapıyorsunuz, bir kamptan diğerine gidip geliyorsunuz ve genellikle ailenizden ayrısınız. Günde 1-2 saat antrenman yapıyoruz ama bu bir işçinin 7-8 saat çalışmasına bedel. 18 yaşındayım ama ailemden ve sevdiklerimden uzakta bir hayat yaşıyorum. Sürekli göz önündesiniz ve acımasızca eleştirilebiliyorsunuz.

Acımasızca eleştirilmekten bahsettin. Yapılan eleştiriler seni nasıl etkiliyor? Mesela henüz Beşiktaş'ta oynayabilecek düzeyde olmadığını söyleyenler var. Bu tarz eleştirileri duyunca ne hissediyorsun?

Aşırı etkilendiğimi söylersem yalan olur. Tabii ki etkileniyor insan ama eleştiriler olumsuz oldu diye oturup ağlayacak ya da olumlu diye gülücükler dağıtacak halimiz yok. Ben zaten gazetelerin spor sayfalarını pek okumuyorum. Birileri söylerse ya da televizyondan denk gelirsem takip ediyorum. Beşiktaş hakkında duyduğum olumsuz eleştiriler ise beni hırslandırıyor.