TamSaha 264. Sayı / Kasım 2026
O gün 26 ya ş ındaki Puskás, dünya- nın en iyi takımının kaptanı ve en golcü oyuncusuydu. Ama hayatının en çetin sınavları henüz önündeydi. Üç yıl sonra ülkesinde patlayan bir ayaklanma, bu kariyeri ikiye böle- cekti. İ lk yarı, ülkesi Macaristan olan ve ona binba ş ı rütbesi veren bir ordu takımında geçti. İ kincisi ise vatan haini ilân edildi ğ i ülkenin uza ğ ında, 31 ya ş ında ve fazla kilola- rıyla formasını giydi ğ i Real Mad- rid’de. Yetenekli ‘Küçük Karde ş ’ Ferenc Puskás, 1 Nisan 1927’de Bu- dape ş te’de Ferenc Purczeld adıyla dünyaya geldi. Resmî biyografisine göre annesi, o ğ lu ş aka gününde do ğ du ğ u için alay konusu olmasın diye 2 Nisan tarihini kullanmayı tercih etti. Tuna Ş vabı (Etnik Alman) kökenli aile, kısa süre sonra o yıllarda kentin bir banliyösü olan Kispest’e ta ş ındı. Annesi Margit terziydi; babası ise mezbahada çalı- ş ırken bir yandan da yarı profesyo- nel olarak futbol oynuyordu ve sonradan Kispest kulübünde antre- nörlük yaptı. Babasının antrenörlük belgesini aldı ğ ı 1937’de aile, soyadını Puskás olarak de ğ i ş tirdi. Küçük Ferenc’e ailesinde “küçük karde ş ” anlamına gelen “Öcsi” diyorlardı ve bu ad ömür boyu pe ş ini bırakmadı. Aile, Kispest sahasının hemen yanındaki bir belediye lojmanında oturuyordu. Bir kapı ötede, 19 nu- marada, Puskás’tan bir buçuk ya ş büyük József Bozsik ya ş ıyordu. İ ki çocuk aynı sokakta top ko ş turdu, çitin altından stadyuma sızdı ve ilerleyen yıllarda bir baharat dük- kânında birlikte çalı ş tı. Sava ş yılla- rında da askere alınmamak için birlikte saklandılar. Futbolla ilk ta- nı ş maları, pek çok yoksul mahalle çocu ğ u gibi sokakta, paçavradan yapılmı ş toplarla oldu. Kız karde ş i Eva, Nemzeti Sport’un 2006’daki anma yazısında bu topların sırrını ele vermi ş ti: “Öcsi annemin çorap- larını hep çalardı, çünkü paçavra top ondan yapılıyordu.” Kispest’in altyapısına katılmak için ya ş ı yetmiyordu; bu yüzden bir süre “Miklos Kovacs” takma adıyla oy- nadı. Kasım 1943’te, 16 ya ş ındayken Diósgy ő r kar ş ısında Kispest’in A takımında ilkmaçına çıktı ve sava ş sonrası Macaristan’ında yıldızı hızla parladı. 20 A ğ ustos 1945’te Avusturya kar ş ısında 5-2 kazanılanmaçta millî formayla ilk kez sahaya çıktı ve gol attı. 1947-1948 sezonunda ligde 50 gol atarak Avrupa’nın en golcü oyun- cusu oldu. 19 Ş ubat 1949’da Gy ő r’ü 11-3 yendikleri maçta tek ba ş ına yedi gol attı. Nisan 1950’de 18 ya ş ın- daki Erzsébet Hunyadvári ile evlendi, iki yıl sonra kızları Anikó dünyaya geldi. 1949’da Kispest, Savunma Bakanlı- ğ ı’na ba ğ lanarak Budape ş te Hon- ved adını aldı. Dönemin yönetimi, ülkenin en iyi oyuncularını tek bir çatı altında, ordu takımında topla- mak istiyordu. Bozsik zaten ora- daydı, Kocsis ve Zoltán Czibor da kısa sürede kadroya katıldı. Oyunculara askerî rütbe verildi ve Puskás’ın omzuna binba ş ı apoleti takıldı. Batı basını ona bu yüzden “Dörtnala Ko ş an Binba ş ı” diyecekti. Honved formasıyla be ş lig ş ampi- yonlu ğ u ya ş adı, Macaristan liginde dört kez gol kralı oldu. Ordu takımında toplanan bu kadro, millî takımın da omurgasını olu ş tu- ruyordu. Teknik direktör Gusztáv Sebes’in elinde, haftanın her günü birlikte çalı ş an bir kulüp kadrosu- nun neredeyse aynısı vardı. Sebes’in “sosyalist futbol” diye ad- landırdı ğ ı bu oyunda herkes hücum ediyor, herkes savunma yapıyordu. Takım, Mayıs 1950’den Haziran 1954’e kadar 30’u a ş kınmaç bo- yunca yenilmedi. Macaristan 1952 Helsinki Olimpiyatları’nda altın madalya kazandı; Yugoslavya’nın 2-0ma ğ lup edildi ğ i finalde ilk golü Puskás attı. Bu tarihî takımda Puskás’ın liderli ğ i tartı ş masızdı. Fiziksel olarak klasik bir golcüye benzemiyordu; kısa boylu, geni ş gö ğ üslüydü ve sa ğ aya- ğ ını neredeyse hiç kullanmıyordu. Ama sol aya ğ ı, topla sanat icra edebilecek kadar zarif, bir gülle gibi sert ş ut çıkarabilecek kadar da güçlüydü. Ona göre iyi bir oyuncu, top aya ğ ındayken oldu ğ u kadar topsuzken de oynamaya devam ederdi. Hidegkuti onun için en yalın tanımlardan birini yapmı ş tı; Puskás, var olmayan bo ş luklarda rakiplerini çalımlayarak sayısız gol atmı ş tı. 85 millî maçta 84 gol, bu ta- nımın sayılara dökülmü ş hâliydi. Bu sayı bile uzun süre tartı ş ma konusu oldu. Resmî biyografisine göre Ma- caristan’ın 1956’da Lübnan’la oyna- dı ğ ı bir maç 2001’de resmî sayılınca kayıtlar güncellendi ve bugün kabul edilen istatistik ortaya çıktı. Bern’de ya ğ mur Budape ş te’de öfke Macaristan, İ sviçre’deki 1954 Dünya Kupası’na giderken dünyanın açık ara favorisiydi. Grubun ilkmaçında Güney Kore’yi 9-0, ikincisinde ise Federal Almanya’yı 8-3 ma ğ lup ettiler. Ama Federal Almanya maçındaWerner Liebrich’in sert bir müdahalesi, Puskás’ın ayak bile- ğ inde kılcal bir kırı ğ a yol açtı. Macar kaptan çeyrek finali ve yarı finali kenardan izledi. Takımı, çeyrek fi- nalde Brezilya’yı 4-2, yarı finalde ise son dünya ş ampiyonu Uruguay’ı uzatmalarda yine 4-2 yenerek onsuz finale yükseldi. 4 Temmuz 1954’te Bern’deki finalde Puskás, sakatlı ğ ı tamolarak geçe- memi ş olmasına ra ğ men sahaya çıktı ve daha altıncı dakikada golü buldu. İ ki dakika sonra Czibor skoru 2-0 yaptı. Ancak ya ğ mur altında oynananmaçta Federal Almanya, MaxMorlock ve Helmut Rahn’ın golleriyle daha 18’inci dakikada e ş itli ğ i yakaladı. Maçın bitimine altı dakika kala Rahn bir kez daha ko- nu ş tu: 3-2. Son dakikalara girilirken Puskás ara pasla bulu ş up topu a ğ lara gönderdi, ancak yan hakem bayra ğ ını kaldırınca gol, ofsayt ge- rekçesiyle geçersiz sayıldı. Macaris- tan dört yılı a ş kın süredir ilk kez yeniliyordu ve bu yenilgi, kaybedi- lebilecek en önemli maçta gelmi ş ti. Puskás yenilgiyi bir sporcu olarak ta ş ımayı bildi. Ölümünün ardından yayımlanan de ğ erlendirmelerde aktarılan sözleri, o günkü ruh hâlini anlatıyor: “Sonuca içten içe a ğ ladım ama Federal Almanya kaptanı Fritz Walter’ı yürekten tebrik ettim.” Budape ş te’de ise kimse tebrik et- meye hazır de ğ ildi. Dönemin baskıcı yönetimine ra ğ men binlerce ki ş i sokaklara döküldü ve yenilgiyi protesto etti. Yakla ş ık üç gün süren olaylarda öfkeli taraftarlar vitrinleri kırdı; polis sonunda kalabalı ğ ı da- ğ ıttı. Gümü ş madalyalı oyuncular ise kente gözlerden uzak bir ş ekilde sokuldu. ‘Altın Takım’, yenilgiden sonra da kazanmaya devam etti. Aralık 1954’te Glasgow’daki Hamp- den Park’ta İ skoçya’yı 4-2 yendi ve Puskás o maçtan sonra stadyumu, İ skoç Futbol Müzesi’nin aktardı ğ ı sözlerle, “Gördü ğ üm en görkemli stadyum” diye tanımladı. Ama Bern’de kaybedilen Dünya Kupa- sı’nın gölgesi bu takımın üzerinden bir daha kalkmadı. 1956 sonbaharında Honved, Ş ampi- yon Kulüpler Kupası’nda Athletic Bilbao’yla e ş le ş ti. Ekim’de ülkede ayaklanma patlak verdi ve Sovyet tankları Budape ş te sokaklarına girdi. 27 Ekim’den itibaren Batı bası- nında, Puskás’ın Sovyet i ş galine kar ş ı sava ş ırken öldü ğ üne dair haberler yayıldı. Honved 1 Kasım’da 129 128 Macaristan’ın kaptanı Ferenc Puskás ile Federal Almanya’nın kaptanı FritzWalter, 1954 Dünya Kupası’nın finaline çıkıyor... Ferenc Puskás kaptanlı ğ ındaki ‘Altın Takım’, 1954 Dünya Kupası’nın finalinde büyük bir hayal kırıklı ğ ı ya ş amı ş tı...
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==