TamSaha 262. Sayı / Eylül 2026
yordu. Süvari’nin oyuncularına verdi ğ i mesaj açıktı: Rakibin adı ne olursa olsun, sahaya çıktı ğ ında sen de en az onun kadar de ğ erlisin. Antwerp’te dünya ş ampiyonumotivasyonu Bu anlayı ş ın en güzel hikâyelerin- den biri Royal Antwerp deplasma- nında ya ş andı. Göztepe’ninmaç öncesinde bulundu ğ u sırada İ ngil- tere Millî Takımı’nın oyuncuları da Anvers’teydi. 1966 Dünya Kupa- sı’nın ş ampiyonları, Belçikalı yıldız Paul Van Himst’in jübile maçı için ş ehirde bulunuyordu. İ ngiltere’nin teknik direktörü Alf Ramsey ile kar ş ıla ş an Süvari, futbolcularının dünya ş ampiyonlarıyla aynı or- tamda bulunmasını bir motivasyon fırsatına çevirdi. Maç günü so- yunma odasında ise futbolcular alı ş ılmı ş konu ş mayı bekliyordu. Süvari sustu. Takım sahaya çıkmak üzere tünele yöneldi. Tam o sırada sesi duyuldu: “Bir dakika durunuz.” Futbolcular döndü. Süvari onlara, dünya ş ampiyonu İ ngiliz oyuncular kadar de ğ erli olduklarını söyledi ve ba ş arı diledi. Göztepe o gün Ant- werp’i deplasmanda 2-1 yenerek Türkiye’ye döndü. Bir teknik direk- tör içinmotivasyon konu ş masının bundan daha kısa ama daha etkili bir örne ğ ini bulmak zordur. Süvari, futbolcusuna taktikten önce kim oldu ğ unu hatırlatıyordu. Avrupa’da yarı final 1968-69 sezonu Göztepe’nin Av- rupa tarihindeki asıl dönümnokta- sıydı. Fuar Ş ehirleri Kupası’nda önce Fransa’nın güçlü Marsilya ta- kımı, ardından Romanya’nın Arge ş Pite ș ti’si ve Yugoslavya’nın OFK Belgrad’ı geçildi. Göztepe çeyrek finale yükselmi ş ti. Rakip Ham- burg’du. Alman ekibi, yo ğ unmaç programını gerekçe göstererek İ zmir’deki kar ş ıla ş maya çıkmadı. Böylece Göztepe hükmen galip sa- yıldı ve Türk futbol tarihinde daha önce hiçbir takımın ula ş amadı ğ ı bir noktaya geldi: Avrupa kupalarında yarı final. Hamburg’unmaça çıkmaması sonucunda gelen bu tarihî ba ş arı, Süvari’nin takımının Avrupa’daki yükseli ş ini de tesadüf olmaktan çıkarıyordu. Yarı finalde rakip Macaristan’ın güçlü Újpest Dózsa’sıydı. Göztepe iki maçta da kaybetti. Ama artık mesele sadece yarı finalde elenmek de ğ ildi. Bir Türk kulübü Avrupa’da son dört takım arasına girmi ş ti. Ve bunu İ stanbul’un üç büyüklerinden biri de ğ il, İ zmir’in Göztepe’si yapmı ş tı. Kupa üstüne kupa Avrupa’daki ba ş arıların yanında Süvari’nin Göztepe’si Türkiye’de de kupaları toplamaya ba ş ladı. 1968-69 sezonunda Türkiye Kupası kazanıldı. Bir sonraki sezon kupa yine Göztepe’nin oldu. 1969-70 se- zonunda Kupa Galipleri Kupası’nda Avrupa macerası da sürdü. Önce Lüksemburg’un Union Sportive Lu- xembourg’u geçildi. Ardından Galler temsilcisi Cardi ff City elendi. Göz- tepe böylece çeyrek finale çıktı. Cardi ff City kar ş ısında İ zmir’de 3-0 kazanıldı, deplasmanda 1-0 kaybe- dildi. Toplamda 3-1’lik skorla tur gelmi ş ti. Çeyrek finalde ise rakip Roma’ydı. İ talyan futbolunun güçlü temsilcisi, teknik direktörlü ğ ünü dönemin büyük hocası Helenio Herrera’nın yaptı ğ ı Roma’ydı. Kadroda ileride İ talya futbolunun en önemli teknik adamlarından biri olacak genç Fabio Capello da bulu- nuyordu. Roma, ilkmaçı 2-0 ka- zandı. İ zmir’deki rövan ş ta Göztepe golü bulamadı. 0-0’lık sonuçla Roma yarı finale yükseldi. Ama Göztepe’nin Avrupa’daki yükseli ş i bir önceki sezonun sürprizi olmak- tan çıkmı ş tı. İ ki yıl üst üste Avrupa’nın son sekiz takımı arasın- daydı. Yurt içinde ise bilanço daha da netti: İ ki Türkiye Kupası, bir Cumhurba ş kanlı ğ ı Kupası. “Artık takti ğ i kaldırdım” Adnan Süvari’nin futbolculardan bekledi ğ i ş ey, bir süre sonra daha da ileri gitti. O, oyuncularının kendi- sine ba ğ ımlı olmasını istemiyordu. 1970’te yaptı ğ ı açıklamada Göz- tepe’de takti ğ i kaldırdı ğ ını, oyuncu- larına maçtan önce yalnızca sahaya çıkacakları ş ekli söyledi ğ ini ve artık onların kendi futbol zekâlarını kul- lanarak oynamalarını istedi ğ ini anlatıyordu. Bu, onun futbol dü ş ün- cesinin do ğ al sonucuydu. Oyuncuya önce sistemi, sonra hareketi, ardın- dan da alanı okumayı ö ğ retti. En sonunda ise karar verme sorumlulu ğ unu oyuncuya bıraktı. Bu nedenle Süvari’nin Göztepe’sini yalnızca 4-3-3 oynayan bir takım olarak de ğ erlendirmek eksik kalır. Onun asıl projesi, futbol zekâsı ge- li ş mi ş oyunculardan olu ş an kolektif bir takımmeydana getirmekti. Millî Takım’a aynı cesaretle Göztepe’deki ba ş arılar Adnan Süvari’yi Millî Takım’ın ba ş ına da ta ş ımı ş tı. 1966’da göreve geldi ğ inde önünde yalnızca teknik bir problem de ğ il, psikolojik bir problemoldu- ğ unu dü ş ünüyordu. Türkiye’nin büyük rakiplere kar ş ı maçlara çı- karken önce kendisini savunmaya aldı ğ ını, “Kaç gol yemeyelim?” dü- ş üncesinin oyuncuların zihnini esir aldı ğ ını savunuyordu. Onun çözümü cesurdu: Açık oynayacaktı. Rakip- ten korkmayacaktı. Hatta gerekirse çok gol yiyecekti ama Türkiye’nin kendi futbol ki ş ili ğ ini ortaya koya- caktı. İ lk sınav 1966 Dünya Kupası finalisti Federal Almanya’ydı. 12 Ekim 1966’da Ankara 19 Mayıs Stadı’nda oynananmaçta Türkiye 2-0 kaybetti. Almanların gollerini Küppers ve Rupp attı. Sonuç Sü- vari’nin istedi ğ i gibi de ğ ildi. Fakat birkaç gün sonra onun futbol hayatının en büyük zaferlerinden biri gelecekti. 16 Ekim 1966 günü 1966’da Sovyetler Birli ğ i’ni Moskova’da 2-0 yenmeyi ba ş aran Millî Takımımız. Soldan sa ğ a ayaktakiler: Ş ükrü Birand, NedimDo ğ an, Mehmet Aydın, Fehmi Sa ğ ıno ğ lu, Nevzat Güzelırmak, Ali Artuner, teknik direktör Adnan Süvari. Oturanlar: Ercan Aktuna, Onursal Uraz, Ogün Altıparmak, Ş eref Has, Fevzi Zemzem. 38 39
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==