TamSaha 261. Sayı / Ağustos 2026
döndü ve Nijeryalı gence bir söz- le ş me teklif etti. Bu ismi hiçbir zaman unutmayaca ğ ını söyleye- cekti yıllar sonra: “Beni kendi o ğ lu gibi kabul etti, hafta sonu evine davet etti ve bana istenilen biri oldu ğ umu hissettirdi.” Bir yıl sonra 1. FC Saarbrücken’e, ardından Aralık 1991’de Bundes- liga’nın önemli takımlarından Eintracht Frankfurt’a transfer oldu. Tabiî Almanya’daki ilk günler böyle yazdı ğ ımız kadar hızlı ve kolay geç- medi. Ne akademik bir altyapısı ne parası ne de dil bilgisi vardı. “Hayatımın belki de en zor döne- miydi” diyecekti sonradan, “Yemek, dil ve kültür gibi saha dı ş ı zorluk- larla u ğ ra ş ıyordum.” Sahada da benzer bir mücadele onu bekliyordu, çünkü disiplin ve yapı üzerine kurulu Alman futbol kültü- rüne kendi do ğ açlama tarzını kabul ettirmesi gerekiyordu: “Bazen hata- larım, topla ş aka yapıyormu ş um gibi algılanıyordu çünkü benim tarzıma alı ş kın de ğ illerdi. Ama bir kimli ğ e ihtiyacım oldu ğ unu biliyor- dum; e ğ er onlar gibi oynasaydım, beni transfer etmelerinin ne anlamı kalırdı ki?” Frankfurt’ta plan, onu bir yıl B takı- mında yeti ş tirmekti. Ancak A ta- kımda ya ş anan sakatlıklar, genç Okocha’ya beklenmedik bir kapı araladı ve bir hazırlıkmaçında oyuna sonradan girdi ğ i yarım sa- atte gösterdi ğ i performans, teknik direktörü öylesine etkiledi ki bir daha B takımına dönmedi. İ lk for- masını eve götürüp a ğ abeyine gös- terdi ğ inde, a ğ abeyinin tepkisi hâlâ gülümseyerek hatırladı ğ ı bir an… Abisi genç oyuncuya “Yoksa for- mayı çaldınmı?” diye sormu ş tu… Ve sonra o gol geldi. 1993’te, Karls- ruher SC’ye kar ş ı oynanan bir maçta Okocha, Uwe Bein’den gelen topu kontrol etti ve kar ş ısında yal- nızca kaleci Oliver Kahn vardı… Ş ut çekmek yerine, futbol tarihinin en akılda kalıcı sekanslarından birine imza attı. Topla sola saptı, bir sa- vunmacıyı daha ekarte etti, tekrar sa ğ a döndü, tekrar sola… Kahn aya ğ a kalkmı ş , bir savunmacı daha yardıma ko ş mu ş tu ve herkes fırsa- tın kaçtı ğ ını dü ş ünürken, Okocha sol aya ğ ını geriye çekip topu iki savunmacının arasından a ğ lara gönderdi. Nijeryalı yıldız unutulmaz golünü ş öyle anlatıyor: “Planlanmı ş bir ş ey de ğ ildi. Bir kontrataktı ve topu aldı ğ ımda kar ş ımda kaleci vardı. Onu oyundan dü ş ürmek için ş ut çekecekmi ş gibi yaptım ama gitmek istemedi.” Topu aldı ğ ı andan a ğ lara gönderdi ğ i ana kadar tam 11 saniye geçmi ş ti ve bu 11 saniye, Jürgen Klopp’un ve nicelerinin Bun- desliga tarihinin en iyi golü olarak gösterdi ğ i bir sanat eseri oldu. Dö- nemin Frankfurt Teknik Direktörü Klaus Toppmöller, maçtan sonra Okocha’ya e ğ er pozisyonu gole çeviremeseydi onu bir daha asla oynatmayaca ğ ını söylemi ş ti. Kahn’ın kendisi ise yıllar sonra “Hâlâ o andan dolayı ba ş ımdönü- yor” diyerek espri yapıyordu. Okocha bu konuda hâlâ bir çekince koymayı ihmal etmiyor: “Kahn büyük ve biraz korkutucu bir adam. O gol hakkında onunla konu ş manın akıllıca olaca ğ ını sanmıyorum.” Frankfurt’taki parlak günler, 1995’te teknik direktör Jupp Heync- kes ile ya ş anan anla ş mazlıkla gölgelendi. Okocha, Tony Yeboah ve Maurizio Gaudino ile birlikte kulüple yollarını ayırmak zorunda kaldı ve takım 1995-96 sezonu sonunda bir alt lige, 2. Bundesliga’ya dü ş tü. Ya ş adı ğ ı hayal kırıklı ğ ı kendi ifade- siyle kariyerinin en kötü anlarından biriydi: “Çok kötü hissetmi ş tim. O dönem sürekli ş ampiyonluk için yarı ş ıyorduk ama aniden takımı mahveden bir yönetici geldi. Bunun olaca ğ ını görüyordum ama sesimi çıkaramıyordum.” Bundesliga’da çıktı ğ ı 90maçta 18 gol atan Okocha için artık yeni bir sayfa açmanın vakti gelmi ş ti. Ve bu sayfa, onu ülkemizin futbol tarihine soktu. Sihrini artık Ş ükrü Saraco ğ - lu’nun tribünlerinin önünde yapa- caktı. Bo ğ az’da bir Nijeryalı daha Fenerbahçe, Eintracht Frankfurt’un küme dü ş mesinin ardından Okoc- ha’yı yakla ş ık 1.5 milyon dolar kar ş ılı ğ ında kadrosuna kattı ğ ında sarı-lacivertli camia belki de ne kadar büyük bir yetenek trans- fer etti ğ inin henüz farkında de ğ ildi. Vatanda ş ı ve millî takımkaptanı Uche’nin referansı transferde etkili olmu ş tu. Okocha’nın Türkiye’ye alı ş ma sürecinde de Uche’nin varlı ğ ı büyük kolaylık sa ğ ladı. İ lkmaçına Ş ampiyonlar Ligi elemelerinde Maccabi Tel Aviv kar ş ısında çıktı ve doksan dakika sahada kaldı. Asıl gösteri, dört gün sonra Süper Lig’deki ilkmaçında geldi. Sam- sunspor kar ş ısında önce bir asist yaptı, ardından ceza sahası yayının hemen üzerinden yaptı ğ ı zarif vu- ru ş la topu kaleci AlioumBoukar’ın üzerinden kö ş eye gönderdi ve maçın skorunu belirledi. Yalnızca 10 gün sonra, Maccabi Tel Aviv’e kar ş ı oynanan rövan ş maçında et- kileyici bir gol daha attı. Bu iki gol, İ stanbul’da geçirece ğ i dönemi ku- sursuz biçimde özetliyordu: Ola ğ a- nüstü top kontrolü, kusursuz çalım yetene ğ i ve duran toplardaki isabet. Siyah kramponların standart kabul edildi ğ i bir dönemde kırmızı kram- ponlarıyla sahaya çıkan Okocha, kısa sürede Fenerbahçe taraftarla- rının sevgilisi oldu. Kırmızı kram- ponlar da ülkede ikon hâline geldi; sokaklarda top ko ş turan bir ku ş ak çocuk, aynı kramponlara sahip ol- manın hayalini kurdu. Ş ubat 1997’ye girildi ğ inde Be ş ikta ş , Galatasaray, Trabzonspor ve Fenerbahçe yal- nızca dört puanlık bir farkla sırala- nıyordu ve Okocha, bu çeki ş meli ş ampiyonluk yarı ş ının belirleyici isimlerinden biriydi. Mart ayında Antalyaspor’u be ş golle geçtikleri maçta hat-trick yaptı. Ancak sezo- nun tansiyonu giderek yükseli- yordu ve dört gün sonra bu yo ğ un duygular sahanın dı ş ında da ken- dini gösterdi; bir antrenman sonrası ni ş anlısının foto ğ rafını çekmeye çalı ş an gazetecilerle ya ş adı ğ ı gerginlik, kısa süreli bir tartı ş maya dönü ş tü. Saha içindeyse sezon so- nunda geride bıraktı ğ ı tablo etkile- yiciydi: 16 gol ve 12 asist. Bir de rakamlarla ölçülemeyen, futbolse- verleri büyüleyen sihirbazlıkları… İ kinci sezonu daha yava ş ba ş ladı ama Galatasaray’a kar ş ı bir önceki sezonda oldu ğ u gibi yine gol atmayı ba ş ardı. Elvir Bolic’in geriye çıkar- dı ğ ı topu sert bir vuru ş la üst kö ş eye gönderdi ğ i gol, yine ezeli rakibe kar ş ı kazanılan bir galibiyette geldi. Ş ubat 1998’de Ali Sami Yen’de 2-2 biten bir maçta, kendi ifadesine göre Fenerbahçe kariyerinin en güzel golünü attı. Top korner bayra ğ ına yakın bir noktadaydı; sihirbaz herkesi yanıltarak topu ön dire ğ e do ğ ru kaleye gönderdi ve Galatasa- ray kalecisi Mehmet Bölükba ş ı, ellerini beline koyup yalnızca hare- ketsiz ş ekilde durabildi. Yedek ku- lübesindeki teknik ekip çılgınca 177 176 Okocha, Eintracht Frankfurt formasıyla Alman futbolseverleri büyüleyen bir performans sergilemi ş ti... Nijeryalı sihirbaz yeteneklerini bir dönemFenerbahçe formasıyla da sahnelemi ş ti.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==