TamSaha 261. Sayı / Ağustos 2026

A ğ ustos 1996, Atlanta. Sanford Stadyumu’nun tribünleri tıklım tıklımdolu. Nijerya ile Arjantin’in Olimpiyat finalinde kar ş ı kar ş ıya geldi ğ i ak ş amın ilerleyen daki- kaları... Nijerya 2-0 geride ama sahada, kısa boylu, kocaman bir gülümsemeye sahip yaratıcı bir orta saha oyuncusu, takım arka- da ş larına inanmayı hiç bırakmı- yor… Finali Nijerya 3-2 kazandı ve fut- bol tarihinde ilk defa Olimpiyat altınmadalyası Afrika’ya geldi. Do ğ du ğ u ülkenin tozlu sokakla- rında ayakkabısız top ko ş turan bir çocu ğ un adı da dünya futbol tarihine kazınmı ş oldu. Ama bu hikâyenin ba ş langıcı, Atlanta’dan çok daha geride, Nijerya’nın do ğ usundaki mütevazî bir mahallede saklı. Augustine Azuka Okocha, 14 A ğ ustos 1973’te Nijerya’nın Enugu ş ehrinde do ğ du. Babası demiryollarında i ş çiydi, pek çok- ları gibi Okocha da hayatta kal- maya çalı ş an sıradan bir Afrika ailesinin çocu ğ uydu. “Jay-Jay” lakabı ailede futbola ilk ba ş layan a ğ abeyi James’ten geliyordu ve bir di ğ er a ğ abeyi Emmanuel’e verilen “Emma Jay-Jay” ismi de zamanla küçük karde ş le özde ş - le ş ti. Okocha, yıllar sonra verdi ğ i bir röportajda çocuklu ğ unu ş öyle anlatıyordu: “Hiçbir ş eye sahip olmadı ğ ımı biliyordum. Ba ş arı- sızlı ğ ın bir seçenek olmadı ğ ını biliyordum. Çocukken sahip oldu ğ umuz tek oyuncak futbol topuydu. Ayakkabısız oynardık. Sanırım ilk futbol ayakkabıma 12 ya ş ında sahip oldumve çok rahatsızdı.” Çocuklu ğ u boyunca hiçbir teknik direktörün e ğ itimvermedi ğ i, hiçbir akademinin ş ekillendir- medi ğ i özgür bir tarzla oynadı. Tamda bu özgürlük, onu sahada e ş i benzeri görülmemi ş bir yara- tıcılı ğ a ta ş ıdı: “Bana nasıl futbol oynanaca ğ ı ö ğ retilmedi. Oyunu sevdi ğ im için dı ş arı çıktımve oy- namaya ba ş ladım. Futbol bizim tek oyunca ğ ımızdı.” 1990’da Enugu Rangers’a katıldı- ğ ında henüz 17 ya ş ındaydı ve kısa sürede yerel liglerde adından söz ettirmeye ba ş ladı. Bir maçta deneyimli kaleci Willy Okpara’yı çalımlayarak attı ğ ı gol, onun daha o günlerden farklı bir oyuncu oldu ğ unun i ş aretiydi. Ancak asıl dönümnoktası, aynı yıl bir tatil ziyareti sırasında geldi. Batı Almanya, o yaz 1990 Dünya Kupası’nı yeni kazanmı ş tı ve Okocha, a ğ abeyinin arkada ş ı Binebi Numa’yı görmek için Al- manya’ya gitti. Kramponlarını da yanına almayı ihmal etmemi ş ti. Kendisi bu tesadüfî ba ş langıcı ş öyle hatırlıyor: “Tatil için gitmi ş - tim. Elbette nereye gidersemgi- deyim futbol ayakkabılarımı da yanımda götürürdüm. Bir gün bir teknik direktörle tanı ş tımve ta- kımla antrenmana çıkıp çıkama- yaca ğ ımı sordum. Bana bu antrenmana ayak uydurabilece- ğ imden emin olup olmadı ğ ımı sordu. Ben de yalnızca bana bir ş ans vermesini söyledim.” Borussia Neunkirchen’in teknik direktörü Horst Brand, gördü ğ ü yetenek kar ş ısında ş a ş kına 175 174 Jay-Jay Okocha İ smi iki kez söylenen futbolcu Topun pe ş inde kramponsuz ba ş ladı ğ ı bir çocukluktan, kırmızı kramponlarıyla ikona dönü ş en, sonrasında adına özel ti ş örtler yapılan bir kariyer. Jay-Jay Okocha, hiçbir altyapı e ğ itimi almadan, sadece sokakta ö ğ rendikleriyle dünyayı çalımladı. Olcay Deniz Çilingir 3

RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==