TamSaha 259. Sayı / Haziran 2026

için tümkamuoyu ve yakın dostu Mic- hel Platini’nin deste ğ ini arkasına alan Tigana, hayatının en büyük idarî dar- besini ve en büyük hayal kırıklı ğ ını ya ş adı. Fransa Futbol Federasyonu (FFF), onun yerine ş a ş ırtıcı bir ş ekilde Raymond Domenech’i göreve getirdi. Yıllar sonra bu seçimin arkasındaki karanlık, ırkçı yüzü korkusuzca if ş a eden Tigana, France Football’a verdi ğ i demeçte ş öyle konu ş acaktı: “Bunda ısrarcıyım. O sırada Fulham’ın sahibi Al-Fayed ile davam sürüyordu ama asıl sebep ten rengimdi. Dönemin FFF Ba ş kanı Claude Simonet, Jean- Claude Darmon’a veda amacıyla düzenlenen bir yemekte, otuz yıldır tanıdı ğ ımbirine açıkça ş unu söylemi ş : ‘ Ş u anda Fransa Millî Takımı’nda zaten çok fazla siyahî oyuncu var; buna ek olarak bir de siyahî teknik direktör ge- tiremeyiz.’ İş te bu yüzden Domenech’i seçtiler.” Bu siyasî ve ırkçı manevralar onun kalbini çok kırdı. Hatta her fırsatta Domenech’in kötü bir teknik direktör oldu ğ unu yüzüne söyleyen, ama fede- rasyon kurulunda onun adaylı ğ ını destekleyen Michel Platini’ye olan kırgınlı ğ ını da açıkça dile getirdi: “Platini’ye kırgınım çünkü Domenech’i destekledi. Ama ne yaparsınız, Platini artık bir politikacıya dönü ş tü...” 2010 Dünya Kupası’nda ya ş ananme ş - hur Knysna otobüs fiyaskosunda Fransız oyuncuların antrenmanı boy- kot etmesine de en sert tepkiyi yine Tigana verdi: “O otobüs olayı beni fazlasıyla öfkelendirdi. Ben Fransa formasını giymek için her ş eyimi verirdim. Bu ş ımarık veletlerin otobüsten inmeyi reddetti ğ ini gördü- ğ ümde çileden çıktım. Kıçlarına sa ğ lambir tekmeyi hak etmi ş lerdi.” 52 kez oyuncu olarak terletti ğ i millî formaya, kulübede hiçbir zaman tek- nik direktör olarak hizmet edememe- nin buruklu ğ unu her zaman ya ş adı. Londra’da ş ampiyon teknik direktör Kramponlarını astıktan sonra teknik direktörlük koltu ğ una geçen Jean Tigana, saha içindeki o yüksek oyun zekâsını ve insan yönetimini kulübeye de kusursuz bir ş ekilde aktardı. Lyon ve Monaco’daki ba ş arılı dönemlerinin ardından, takvimler Nisan 2000’i gös- terdi ğ inde yönünü İ ngiltere’ye çevirdi. Mohamed Al-Fayed’inmilyarlarca sterlinlik bütçesiyle Premier Lig’e yükselmek isteyen ancak alt liglerin fiziksel kaosunda debelenen Fulham, bu büyük proje için aradı ğ ı vizyoner lideri Jean Tigana’da bulmu ş tu. Londra’nın güneybatısındaki Motspur Park antrenman tesislerine adım attı ğ ı ilk gün, İ ngiliz futbolu için hiçbir ş eyin eskisi gibi olmayaca ğ ının bir i ş aretiydi. Kulübede a ğ zından eksik etmedi ğ i ikonik kürdanıyla son derece sâkin görünen bu adam, aslında Craven Cottage’da bir total futbol devrimi planlıyordu. Sözle ş me imzalamak için Londra’ya geldi ğ inde kendisini ye- me ğ e çıkaran ve Premier Lig’in yazılı olmayan kurallarını anlatan Arsene Wenger ile dostlu ğ u, onun İ ngilte- re’deki en büyük dayanaklarından biriydi. İ ki Fransız deha Londra’da bulu ş tu ğ unda, İ ngiliz futbolunun katı, muhafazakâr yapısını ba ş tan a ş a ğ ı sarsacak bir metodolojinin temelleri atılıyordu. Wenger Arsenal’da, Tigana ise Fulham’da devriminme ş alesini yakmı ş tı. Tigana’nın Fulham’da uyguladı ğ ı sistem, dönemin geleneksel İ ngiliz “vur-kaç” (kick-and-rush) futbol kültürüne kar ş ı indirilmi ş sert bir taktiksel darbeydi. Oyuncularını yaz tatilinden iki hafta erken ça ğ ırarak i ş e ba ş layan Fransız teknik adam, ş afak vakti saat 06.00’da ba ş layan, günde üç antrenmana varan yorucu bir sezon öncesi kampı ba ş lattı. Kondisyon an- trenörü Roger Propos yönetiminde, bankların yüksekliklerinin bile santi- metrelerle ölçüldü ğ ü, kalp ritmi izleme cihazlarının devreye girdi ğ i milimetrik bir rejimuygulandı. Gazlı içecekler, zatenmevcuttu. Fransa Millî Takı- mı’nın 1960’lar ve 70’lerdeki büyük çökü ş dönemini tersine çeviren teknik direktör Michel Hidalgo, ye ş il sahalara “Sihirli Kare” (le Carré Magique) adını verdi ğ i muazzambir sanat eseri bırak- tı ğ ında, bu eserin en bencil olmayan, en fedakâr parçası Jean Tigana’ydı. Michel Platini sahanınmutlak hâkimi ve yaratıcı dehası, Alain Giresse oyu- nun ritmini belirleyen klas orkestra ş efi, Luis Fernandez ise geriden oyun kuran nöbetçi emniyet supabıyken; Jean Tigana bu üç farklı karakteri bir- birine ba ğ layan, aradaki bo ş lukları dolduran ve tüm sistemin kusursuz çalı ş masını sa ğ layan çimento vazifesi görüyordu. Luis Fernandez’in deyi- miyle “Bu kare gözleri kapalı oynu- yordu.” Herkes kendi rolünü ezbere biliyordu ve Tigana’nın orta sahadaki yorulmak bilmeyen presi, topsuz alanda rakibin ensesinde boza pi ş iren savunma sa ğ lamlı ğ ı, Platini gibi dâhi- lerin geriye dönme endi ş esi ta ş ımadan kendilerini özgürce ifade etmelerine olanak tanıyordu. O, tüy sıklet fizi ğ ine ra ğ men adeta sahanın görünmez mo- toruydu; ci ğ erleri tükenmek bilmiyor, oyunun savunma yükünü omuzlar- ken hücumda da ölümcül paslar çıka- rabiliyordu. Turnuvanın asist kralı olarak EURO 84’e damga vurması, sa- dece bir kesici olmadı ğ ının, tam aksine sahanın her iki yönünü de kusursuz yöneten bir deha oldu ğ unun tesciliydi. Çalı ş kan Fransızınmillî formayla en unutulmaz, futbol tarihine geçen anı ise hiç ş üphesiz EURO 84’teki epik Portekiz yarı finaliydi. Sevilla’da Federal Almanya’ya kar ş ı penaltılarla kaybedilen 1982 Dünya Kupası yarı finalinin trajik yara izini hâlâ yürekle- rinde ta ş ıyan Fransızlar için Marsil- ya’daki Vélodrome Stadyumu adeta bir zihinsel sınav alanıydı. Maç uzat- malara gitmi ş ti. Ancak sahadaki di ğ er 21 oyuncunun aksine, Tigana’nın sınır tanımaz dayanıklılı ğ ı hâlâ yerindeydi. Uzatmaların son dakikasında, bu ça- lı ş kan orta saha oyuncusu Portekiz orta sahası ile savunması arasındaki devasa bo ş lu ğ u gördü. Ani bir atakla, muazzambir deparla ileri atıldı, Porte- kiz savunmasını pe ş inden sürükleye- rek ceza sahasına daldı ve topu penaltı noktasındaki Platini’ye çıkardı. Gol geldi ğ inde Vélodrome yıkılıyor, o gece stadyumda top toplayıcı olan 12 ya ş ın- daki Zinédine Zidane bu dâhice deparı hâfızasına kazıyordu. Tigana, 1982 tra- jedisinin görüntülerini hayatı boyunca bir daha hiç izlemedi ğ ini söylerken futbolun içindeki adaletsizliklerin kendisini nasıl daha iyi bir teknik direktör yaptı ğ ını ş u sözlerle özetli- yordu: “1982’nin haksızlıklarını ya ş a- mı ş olmak, teknik direktör oldu ğ umda oyuncuları biraz daha iyi anlamamı sa ğ ladı.” Sahadaki haksızlıklar, hakemhataları ve Sevilla’nın acısı, onun zihninde sa- dece bir yara izi olarak kalmadı; adalet duygusunu kulübede keskinle ş tiren bir kılavuza dönü ş tü. Ancak ye ş il sahalarda kazanılan bu muazzam saygınlık, Fransız futbolu- nun idarî koridorlarındaki acı gerçek- leri tamamen örtmeye yetmedi. 2004 yılında Jacques Santini’nin ardından Fransa Millî Takımı’nın ba ş ına geçmesi 184 185 1984’ün Avrupa ş ampiyonu Fransa Millî Takımı… Ayaktakiler soldan sa ğ a: Yvon Le Roux, Patrick Battiston, Maxime Bossis, Jean-François Domergue, Joël Bats, Luis Fernandez. Oturanlar: Bernard Lacombe, Alain Giresse, Michel Platini, Jean Tigana, Didier Six.

RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==