TamSaha 259. Sayı / Haziran 2026

kamuoyu Derwall’i yerle bir etti ve görevinden istifa etmeye zorlandı. Yerine Franz Beckenbauer getirildi. İ spanyol orta saha oyuncusu Antonio Maceda’nın son dakika kafa golü yalnızca Batı Almanya’yı turnuva dı ş ına itmedi; birkaç hafta sonra İ stanbul’a uzanacak zincir- leme bir hikâyenin de ilk halkasını olu ş turdu. Milât olacak imza 1984 yılının Temmuz ayında Galata- saray, Türk futbol tarihinin en kao- tik yönetimsel krizlerinden birinin tam ortasındaydı. Ba ş kan Ali Uras ve yönetimi, yeni sezon planlama- sını tamamen takımınmevcut Yugoslav teknik direktörü Tomislav Ivic üzerine kurmu ş tu. Kadro Yugoslav teknik direktörün rapor- ları do ğ rultusunda ş ekillendirilmi ş , transferler yapılmı ş , hatta yeni sezon hazırlık kampı programı dahi onun isteklerine göre organize edil- mi ş ti. 12 senedir ş ampiyonlu ğ a has- ret Galatasaray taraftarları, Ivic yönetiminde ba ş layacak ligmara- tonunu bekliyordu. Ancak Portekiz devi Benfica, aniden Tomislav Ivic’e cazip bir teklif sundu. Yugoslav teknik direktör, Galatasaray yönetimiyle olan sözle ş mesini ve taahhütlerini arkasında bırakarak Lizbon’un yolunu tuttu. Sezonun ba ş lamasına günler kala hocasız, plansız ve tamamen ortada kalan Ali Uras yönetimi, âcilen uluslar- arası çapta bir ismi takımın ba ş ına getirmek zorundaydı. İş te bu kriz ortamında, daha sonra ikisi de Galatasaray Ba ş kanı olacak iki vizyoner yönetici Alp Yalman ve Faruk Süren devreye girdi. Avru- pa’ya uçan ikili, EURO 1984 sonrası hemdinlenmek hemde Alman ba- sınının acımasız baskısından uzak- la ş mak için İ sviçre’ye giden Jupp Derwall’in pe ş indeydi. Avrupa fut- bolunun en saygın figürlerinden biri olan Alman teknik direktörü İ stan- bul’a getirmek neredeyse imkânsız görünüyordu. İ sviçre’de gerçekle- ş en ve saatler süren ilk toplantıda Derwall, “Ben Bundesliga’da kal- mayı veya bir süre daha dinlenmeyi dü ş ünüyorum.” diyerek teklifi ne- zaketle geri çevirmeye hazırlandı. Tambu kırılma anında Alp Yalman ve Faruk Süren, klasik bir transfer pazarlı ğ ının ötesine geçen, tama- men diplomatik bir ikna stratejisi uyguladılar. Derwall’e sadece yük- sek bir maa ş veya lüks bir İ stanbul ya ş amı vadetmediler; onun önüne bir futbol mühendisi olarak tarihe geçece ğ i bir “Zihniyet ve Altyapı Devrimi” projesi koydular. Yöneticilerin samimi ve kararlı duru ş u, ülkesindeki sert medyadan bunalan Derwall’in vakur karakte- rini tamkalbinden yakaladı. Kendi- sine sunulan bu geni ş kapsamlı “futbol mimarlı ğ ı” rolünden etkile- nen Derwall, Galatasaray’ın teklifini kabul etti. 1984 yazında atılan bu tarihî imza, Avrupa’da Türk futbo- lunun algılanmasını olumlu yönde tamamen de ğ i ş tiren büyükmilât çizgisinin ba ş langıcı oldu. Florya’da bir Alman Jupp Derwall, sözle ş meyi imzalayıp İ stanbul’a geldi ğ inde, Türk futbolu kulüp düzeyinde de millî takımdü- zeyinde de uluslararası standartla- rın çok gerisindeydi. Alman teknik direktör, Atatürk Havalimanı’nda co ş kulu bir kalabalık tarafından kar ş ılandı. Ancak asıl hikâye, ertesi gün Florya Metin Oktay Tesisle- ri’nde ba ş ladı. Alman teknik direk- törün Florya’da kar ş ıla ş tı ğ ı ilk tablo, Avrupa standartlarında bir futbol ortamı için oldukça yetersizdi. O dönem tesislerde futbolcuların düzenli olarak sıcak suyla du ş ala- bilece ğ i bir altyapı yoktu. Soyunma odaları dar ve konforsuzdu. En büyük sorun ise takımın her gün çalı ş mak zorunda oldu ğ u sahaydı. Sahada çim adına hiçbir ş ey bulun- muyordu; zemin tamamen toprak, ta ş , kumkarı ş ımından ibaretti. Kuru havalarda betondan farksız olan bu zemin, ya ğ mur ya ğ dı ğ ı andan itibaren a ğ ır bir çamur ve balçık deryasına dönü ş üyordu. Florya’nın durumunu gören Der- wall, taktik tahtasına tek bir dizili ş ya da oyuncu ismi yazmadı. Üzerin- deki Florya topra ğ ıyla birlikte Ba ş - kan Ali Uras, Alp Yalman ve Faruk Süren’le bir araya gelerek kulübün kaderini de ğ i ş tiren net restini çekti: “Bana dünyanın en iyi futbolcularını da getirseniz, bu toprak zeminde onlaramodern futbolu ö ğ retemem. Bu ş artlarda ne taktik geli ş ir ne de sporcu sa ğ lı ğ ı korunur. E ğ er burada kalıcı bir ba ş arı istiyorsak, ilk i ş ola- rak bu sahayı nizamî bir çimzemine dönü ş türmek zorundayız. Çimsaha yapılmadı ğ ı sürece burada antren- mana çıkmayaca ğ ım.” Takımhakkında da tespitlerini ile- ten teknik direktör ş öyle diyordu: “Bu çocuklar son derece yetenekli ve yürekli oyuncular. Onların tek bir sorunu var: Henüz futbol oynamayı bilmiyorlar, çünkü onlara modern futbolun do ğ ruları hiç gösterilmemi ş . Ben bu çocukları e ğ itece ğ im. Siz sadece arkamızda durun ve bana bu taktikleri çalı ş tırabilece ğ imdüzgün bir zemin verin.” Bu talep, Ali Uras yönetimi tarafın- dan bütçe zorluklarına ra ğ men kabul edildi. Derwall, sadece talimat vermekle kalmadı; Almanya’dan toprak analizi uzmanları ve Bel- çika’dan uygun çim tohumları getirtti. Sahanın altına kurulacak drenaj kanalları ve sulama sistem- lerinin projesini bizzat inceledi. Birkaç ay süren yo ğ un çalı ş maların ardından Florya, modern altyapısı tamamlanmı ş çim antrenman sahasına kavu ş tu. Türkiye Kupası zaferi ve nama ğ lup ikincilik Galatasaray, 1984-85 sezonuna Alman Teknik Direktörün getirdi ğ i yeni antrenmanmetotları ve taktik disiplinle ba ş ladı. Derwall takıma “modern alan savunmasını”, hatlar arasındaki mesafeyi daraltmayı ve top rakipteyken takımhâlinde baskı yapmayı a ş ıladı. A ğ ır kondis- yon yüklemeleri, ba ş langıçta oyun- cuları fiziksel olarak çok zorlasa da takımın ligde kalitesini artırdı. Ligi be ş inci sırada tamamlasa da Gala- tasaray’ın sırasıyla çeyrek finalde Fenerbahçe’yi, yarı finalde Be ş ik- ta ş ’ı, finalde de güçlü Trabzonspor’u ma ğ lup ederek Türkiye Kupası’nı kazanması moralleri yükseltti. Branko Stankovic, Mustafa Denizli ve Derwall... 139 138

RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==