TamSaha 259. Sayı / Haziran 2026

1985-86 sezonunda Galatasaray, ligi nama ğ lup bitirmesine ra ğ men 4 gol averajla ş ampiyonlu ğ u Be ş ikta ş ’a kaptırmı ş tı. 1986-87 sezonuna gelindi ğ inde de Galatasaray’ın ş am- piyonluk hasreti 14 yıla çıkmı ş tı. Galatasaray camiasının Alman tek- nik direktörden tek bir beklentisi vardı, ş ampiyonluk. Sezon içinde takımbüyük bir sarsıntı ya ş adı. 9 Aralık 1986’da Florya Tesisleri’nde ya ş anan büyük bir trajediydi. Galatasaray altyapısından yeti ş en 17 ya ş ındaki genç futbolcu Dursun Özbek, puslu bir salı gününde yapı- lan antrenman esnasında aniden fenala ş arak çimlerin üzerine yı ğ ıldı. Geçirdi ğ i kalp krizi sonucu hasta- neye yeti ş tirilemeden hayatını kay- betti. Bu kayıp Florya’yı yasa bo ğ du. Derwall, cenaze günü odasına ka- panıp saatlerce a ğ ladı. Yıllar sonra yazaca ğ ı “Türkiye Anıları” isimli eserini Dursun Özbek’e ithaf ederken hissettiklerini ş u kelime- lerle anlatacaktı: “Biz hepimiz bu gencin ölümü kar- ş ısında çaresiz orada kalakalmı ş tık. Bu dünyadaki bütün ş ampiyonluk- ları, bütün galibiyetleri, en parlak zaferleri seve seve verirdim. Yeter ki bu delikanlıyı, Dursun’u geri ala- bileyim... Ve futbol topu, onun bir gün gerçekle ş ece ğ ini umdu ğ u hayallerine çarpıp yıktı. Uzaklara do ğ ru yuvarlanıp gitti...” 1986-87 sezonunun Mart ayında, ş ampiyonluk yarı ş ı tümhızıyla ve gerilimiyle sürerken Jupp Derwall 60’ıncı do ğ umgününe ayak bastı. Galatasaray yönetimi, efsanevî fut- bol adamı için İ stanbul Hilton Ote- li’nde oldukça ş ık ve görkemli bir do ğ umgünü kutlaması organize etti. Geceye cemiyet hayatı, spor basını, futbol dünyasından çok önemli isimler davetliydi. Büyük kutlamada, Derwall’in kurdu ğ u sarsılmaz Florya felsefesini ve insanî büyüklü ğ ünü tarihe kazıya- cak unutulmaz bir olay ya ş andı. Derwall, Florya’da kurdu ğ u düzenin sadece futbolculardan ibaret olma- dı ğ ını biliyordu; o yüzden kendi do ğ umgünü için hazırladı ğ ı davetli listesine Florya Tesisleri’nin emek- tarlarını, yani kulübün a ş çısını, bahçıvanını ve güvenlik görevlile- rini de en ba ş a eklemi ş ti. Kutlama saati geldi ğ inde tesis çalı ş anları takım elbiselerini giyip Hilton Oteli’nin kapısına vardılar. Ancak otelin güvenlik görevlileri, emek- tarları içeri almayı reddetti, yukarı çıkmalarına izin vermedi. Durum salonda bulunan Jupp Derwall’e ula ş tı ğ ı an otel yönetiminin kar ş ı- sına dikilerek tarihî resti çekti: “Sizin içeri almadı ğ ınız, kapıda bekletti ğ iniz insanlar benim sadece çalı ş anlarımde ğ il, onlar Florya’daki benimasıl ailem. Onların olmadı ğ ı, kapıda bekletildi ğ i bir salonda ben hiçbir do ğ um gününü kutlamam. Ya o insanları hemen yukarı çıka- rırsınız ya da ben bu kutlamayı iptal edip ş u an burayı terk ediyorum.” Alman teknik direktörün bu taviz- siz, insanî ve dik duru ş u kar ş ısında otel yönetimi geri adım atmak zorunda kaldı. Derwall, yazdı ğ ı anı kitabında bu geceye ayrı bir yer ayı- racak, Florya’da olu ş turdu ğ u büyük aile bütünlü ğ ünün sahada kazanı- lan her ş eyden çok daha kıymetli oldu ğ unu vurgulayacaktı. Ş ampiyonluk yarı ş ının en kritik virajında ligin bitmesine dört hafta kala takımbir büyük ş ok ya ş adı. Rize deplasmanında u ğ ranılan bek- lenmedik 2-0’lık Rizespor ma ğ lubi- yetinin ardından, aynı hafta Fenerbahçe’yi 4-0ma ğ lup eden Be ş ikta ş ’ın 2 puan gerisine dü ş üldü. TakımFlorya Tesisleri’ne geldi ğ inde öfkeli bir taraftar grubunun ta ş lı sopalı saldırısına u ğ radı. Tesislerin camları kırıldı, oyuncular, teknik kadro büyük bir arbedenin orta- sında kaldı. Derwall o gece ‘ayrılık’ kararını verdi. 14 yıl sonra biten çile ve miras Jupp Derwall, ya ş anan olayların ardından Türkiye’deki son haftala- rında takımı tamamen dı ş dünyaya kapattı. O zor günlerde en büyük dayana ğ ı, üç yıl boyunca yanından ayırmadı ğ ı, adeta bir gölge gibi modern futbolun ş ifrelerini aktar- dı ğ ı yardımcısı Mustafa Denizli oldu. Derwall, son haftaların gergin ş am- piyonluk baskısını Denizli ile omuz omuza vererek yönetti. Ligin kalan haftalarında Galatasaray, bu ortak akılla hata yapmadı. Be ş ikta ş ’ın Malatyaspor ve Denizlispor’a puan- lar kaybetti ğ i tarihi virajda, son hafta Ali Sami Yen Stadyumu’nda Eski ş ehirspor kar ş ısında alınan 2-1’lik galibiyet, 14 yıllık ş ampiyon- luk hasretine resmen son verdi. Biti ş düdü ğ üyle Ali Sami Yen’in çim- lerine dökülen binlerce taraftarın omuzlarında yükselen Derwall, iko- nik gözlüklerinin ardından tribün- leri selamlarken arkasında sadece bir kupa bırakmıyordu; Türk futbo- lunun gelece ğ ini in ş a edecek iki isimbırakıyordu: Yardımcısı Mus- tafa Denizli ve tedrisatından geçen futbolcusu Fatih Terim. Ş ampiyon- lu ğ un hemen ardından Derwall, aktif teknik direktörlük görevini büyük bir gururla Mustafa Deniz- li’ye devretti. Kendisi ise “Genel Da- nı ş man” olarak kulüpte kalarak kurumsal aklı yönetmeye devam etti. Mustafa Denizli yönetimindeki Galatasaray, Alman hocanın yerle ş - tirdi ğ i Avrupa vizyonu ve taktik di- siplinle 1988-89 sezonunda Ş ampi- yon Kulüpler Kupası’nda Neuchatel Xamax ve Monaco gibi rakipleri eleyerek Avrupa’da yarı finale kadar yükseldi. Türk futbolu artık kabu ğ unu kırmı ş tı. 2000 yılında Fatih Terim önderli ğ inde kazanıla- cak olan UEFA Kupası’nın altyapı- sal, zihinsel ve kurumsal temelleri, Florya’daki toprak sahayı modern bir çim sahaya dönü ş türen Jupp Derwall tarafından atılmı ş tı. Alman teknik direktörün bu top- raklara sundu ğ u vizyon sadece Ga- latasaray’la sınırlı kalmadı. Türkiye Futbol Federasyonu’nun davetiyle Türkiye Millî Futbol Takımı’na da 1991 yılına kadar danı ş manlık yaptı. Millî Takım’ın kamp programların- dan ligin profesyonelle ş me stan- dartlarına, gençlik geli ş tirme projelerinden antrenör e ğ itimkurs- larına kadar her alanda modern Avrupa standartlarına eri ş ilmesine katkı sa ğ ladı. 26 Haziran 2007’de 80 ya ş ında kalp krizi nedeniyle vefat etti ğ inde, Ga- latasaray camiası ve Türk futbol ai- lesi onun cenazesi için Almanya’ya uçak kaldırırken sadece bir teknik direktöre veda etmeye gitmedi. Bu ülkenin futbol kaderini de ğ i ş tiren bir filozof u ğ urlandı. Alman futbolu- nun önde gelen ismi Franz Becken- bauer düzenlenen törende ş öyle diyecekti: “Onu Almanlardan çok Türkler anladı ve sevdi…” Florya Metin Oktay Tesisleri’nde onun adını ta ş ıyan antrenman sa- hasında yeti ş en her genç onunmi- rasıyla büyüdü. Alman futbolunun bu aristokrat ve babacan “ Ş ef”i, Türkiye’de geçirdi ğ i fırtınalı, acı ve zafer dolu yılları, anı kitabının so- nunda ş u kelimelerle özetliyordu: “Güzel zamandı geçen, ne yazık ki kısacıktı. Ama dolu dolu ya ş andı. Te ş ekkürler sevgili İ stanbul, te ş ekkürler büyük ülke Türkiye… Ya ş amama izin verdi ğ iniz sayısız hârika gün için te ş ekkürler. E ğ er onları ya ş amamı ş olsaydım, hayatımın en anlamlı günlerini kaçırmı ş olacaktım…” Derwall’in Türk futboluna bıraktı ğ ı miraslardan biri de Mustafa Denizli olmu ş tu... Alman futbolunun İ mparatoru Franz Beckenbauer, Derwall için “Onu Almanlardan çok Türkler anladı ve sevdi…” diyecekti. 141 140

RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==