TR
EN
Site İçi Arama
Detaylı Arama
Egemen Korkmaz: "İsteyen ve Vazgeçmeyen Bir Takım Olduk" 1.02.2026
Egemen Korkmaz: "İsteyen ve Vazgeçmeyen Bir Takım Olduk"
Ümit Millî Takımımızın teknik direktörüyle ekipteki yenilik ve değişimleri konuştuk. En bariz farkın isteyen ve vazgeçmeyen bir takım hâline gelmek olduğunu anlatan Egemen Korkmaz, oyuncuların da kamplara isteyerek ve gönülden katılmalarını önemli bir artı olarak değerlendiriyor.

Röportaj: TamSaha / Koray Gürtaş


Göreve geldiğiniz günden bu yana Ümit Millî Takım'da ne gibi kazanımlar elde ettiniz? Avrupa Şampiyonası elemelerinde maç fazlasıyla liderlik koltuğunda oturuyorsunuz. Bu başarıyı nasıl açıklarsınız?

Aslında çok bariz ve net yakalamak istediğimiz iki şey vardı. Taktiksel tarafı bu işin olmazsa olmazı. İşin savunma tarafı, hücum tarafı... Birçok parametre var. Bunların hepsi olmazsa olmaz. Bunları kenara alarak söylüyorum. İlk söyleyeceğim şey; aslında karakteristik olarak bir yapı kazandırmak istedik. Hatta bunu röportajlarımda da maç sonrasında da belirtmiştim. Devamlı isteyen ve vazgeçmeyen bir oyuncu profiliyle mücadele etmek istedik ve bunu takımın geneline, bütününe yansıtmak istedik. Bunu yakaladık gibi. Dışarıya çıktığımda bana ilk söylenen şey aslında bu. Bu işin bazı şeylerini değiştirdik. Bizler de farkındayız. Oyuncular buna karşılık verdiler. Ama ilk göze çarpan şey aslında bu vazgeçmeyen yapı. Oyunun içinde, her anında arkadaşlara da aynı şeyi söylüyoruz. Oyunun anları, bölümleri var. Bazen yenik duruma düşüyorsunuz, bazen öne geçiyorsunuz. Bu anları doğru oynamak lazım. Ama temelde yakalamak istediğimiz şey; hiçbir zaman oyundan vazgeçmeyen, son ana kadar oyun disiplininden kopmayan bir yapıydı. İki tane hazırlık maçını da bu işin içine katarsanız yakaladığımız en önemli şey buydu. Bunun dışında, bunun da önüne geçen şey de şuydu. Haziran döneminde geldik. Hızlı gelişti, kadroyu açıkladık, daha sonrasında bize geri dönüşler oldu. Oyuncularla iletişim kuruyorsunuz, temaslarınız oluyor. Açık konuşacağım, oyuncular zorunluluk gibi görüyordu. 'Millî Takım, gidelim maçımızı da oynayalım geri dönelim'den, özellikle son iki kampta oyunculardan çok net geri dönüş olarak da duyduk, oyuncular buraya isteyerek ve gönülden geliyor. Burası Millî Takım. Burada ekonomik beklenti hiçbir zaman olamaz. Burada, duyguları yakalamak lazım. Hep söylüyoruz, oyunculara da bahsediyoruz. Bu oyun artık akılla oynanıyor. Olmazsa olmazı enerji; sonra duygular diyoruz. Ama ilk başlangıçta buraya gelirken bu duyguları yoğun yaşamak lazım. Şu an aslında söylediğiniz soruya cevap olarak en büyük kazanımımız bu oldu. Oyuncuları kazandık, oyuncular isteyerek buradalar ve bunun da karşılığını veriyorlar.


Görevde olduğunuz karşılaşmalarda yedi maçlık bir yenilmezlik serisi var. Ümit Millî Takım en son böyle bir seriyi 2012-2013 yılları arasında yakalamıştı. Bunu nasıl sağladınız?

Bu işin biraz önceki soruya cevap diğer tarafıydı. Bir de taktiksel tarafını söyleyebilirim. Maçlara hazırlanırken şunları düşündük. Süre dar, gerçekten dar. Hele iki maç olursa antrenman sayımız yok denecek kadar az. Gerçekten çok az. Her maçtan önce birer tane taktiksel antrenmanla buralara çıkıyoruz. Şöyle düşündük. Başlıkları seçtik ve maç maç ilerledik. Gruplarla ilgili konuşayım. İlk maçımız Hırvatistan müsabakasıydı. Bize çok yakın ve bize çok denk bir takım. Sistemsel olarak da bizimle aynıydı. O gün değiştiler ve ilk defa beşli oynadılar, başka şey oynadılar ama birbirine yakın iki denk takım mücadelesi oldu. Çözüm yolları nedir, onu düşündük ve seçtik. Ön alan baskısı mesela, o gün planlamıştık. Bundan da pozisyona girdik, çizgiden çıkardılar ama çok dengeli bir maçtı. O maçın çözüm yollarını ona göre seçtik ve o maça göre ilerledik. Bir sonraki müsabaka Litvanya müsabakasıydı. Daha fazla set oynayacağımızı düşündük. Evet, bu işin savunma tarafı da var. Ama nasıl, neyle karşılaşabiliriz; geçiş hücumlarını daha fazla yiyebiliriz. Geçiş savunması ve set hücumu üzerinde durduk; duran toplarda onların etkili olduğunu, bizim de etkili olabileceğimizi düşündük. Yani seçmek zorundayız biz başlıkları. Yoksa antrenmanları parçaya ayırarak ilerleyemeyiz. Yani bir, iki, üç ayırıp, hem hücum hem savunma ayırıp bunların hepsini tekrar etme şansım yok. Bir tane avantajım vardı. Hırvatistan maçından önce bir maç almadık. Orada dört savunma, üç hücum olarak biz bunu ayırdık. Burada da birer tanesini taktiksel geçerseniz, diğerlerine temel oyun felsefemiz nedir, bunları arkadaşlarımıza gösterdik. Totalde bütün kamplarda bahsettiğimiz, vurguladığımız şey aynıydı. Hatta maçlar Litvanya, Macaristan diyelim. Biz Macaristan maçını unuttuk. Arkadaşlara da bunu söyledik. Bununla ilgili hiç kimse konuşmasın ve yorum yapmasın. İlk maçımız Litvanya. Litvanya'nın çözüm yolları bu. Biraz önceki yapı zaten kesinlikle olmalı. Vazgeçmeden devam edeceğiz. Bunu yakaladık, öyle ilerledik. O maç bittikten sonra onun geri bildirimini de normalde yaparız, geri bildirimini de yapmadık. İnanın geri bildirim sürem yok. Onu ikinci maçlardan önce yapacağımızı ifade ettik ve öyle yaptık. Ama bizim burada yakaladığımız en büyük şey, maç maç ilerlemek. Bunun da karşılığını bu ana kadar aldık. Şunu da yeri gelmişken söyleyeyim; bir ivme yakaladık sadece. Bunu vurgulayayım. Daha hedefi yakalamadık, yakalamak istiyoruz. Ama ilk geldiğimizden bu yana vurguladığımız bazı şeyleri bir anda yapmak gerçekten çok zor. Bu anlamda oyunculardan karşılık almak bizi çok mutlu ediyor. Adım adım ilerleyerek sonuna doğru gitmek istiyoruz.

Yeri gelmişken şunu söyleyeyim. Göreve ilk geldiğimde burada çalışan teknik adamlardan biraz bilgi almak istedim. Raşit Hoca (Çetiner) ile hem Ümit Millî Takım'da çalıştım hem de kulüp takımlarında çalıştım. Kendisini de çok seviyorum ve çok da saygı duyduğum bir teknik adam. Ona o zaman, "Hocam oyuncu çağırırken kriterleriniz neydi?" diye sordum. "Ben çok şanslı bir jenerasyon yakaladım. -Bizim oynadığımız dönemle ilgili söylüyorum bunu.- Egemen, benim oyuncu havuzumda 80-90 -böyle bir rakam telaffuz etti yanlış olmasın- oyuncu var ve bu oyuncuların yüzde 90'ı oynuyor. Ve ben sadece bu oynayan oyunculardan kendi sistemime uygun oyuncuları tercih ediyorum." demişti. Şimdi oradan buraya gelirsek, maalesef bu konuda zaman zaman serzenişlerim oldu ama söyleyecek bir şey yok. Çok detayına girmek istemiyorum. Maalesef bizim oyuncularımızın aldığı süreler çok az. Bunlardan zaman zaman bahsettik. Maalesef az. Daha önce kulüp takımlarında çalıştık. Oradaki zorlukları da çok iyi bilenlerdenim. Orada da baskılar var. Herkes bir an önce hedefe gitmek istiyor. Küme düşmemeye oynayan, Avrupa kupalarına, şampiyonluğa oynayanlar, yatırımlar yapılıyor. Saygıyla karşılıyorum. Asla bu konuda bir eleştiri yapamam ama bu konuda temennim ve ümidim şu; özellikle bizim Ümit Millî Takım'daki oyuncuların daha fazla süre almaları. En büyük isteğimiz olur. İnanın biz maçın içerisinde hamlelerimizi değiştirmek zorunda kalıyoruz. Oyunu kazanmak adına veya rakibin hamlesine karşılık verecekken taktiksel bir hamle yapacakken maalesef işin birazcık da fiziksel durumlarını düşünmek zorunda kalıyoruz. "Acaba çıkartabilir mi? Ne kadar oynar?" gibi detayları da düşünmek zorunda kalıyoruz. Bizi bu anlamda biraz zorluyor. Üstesinden geldik şu ana kadar. Oyunculara da gerçekten teşekkür ediyorum. Çok ciddi özveri gösteriyorlar. Yeri gelmişken konudan bağımsız söyleyeyim. Biraz saha içi, saha dışı organizasyonu değiştirmeye çalıştık. İlk geldiğimdeki tespitimdi bu. Oyuncularla iletişim kuruyorsun ve kendilerini biraz dışarıda kalmış hissediyorlardı. Hak ettikleri değeri bulmadıklarını özellikle vurgulamak istiyorum. Burası A Millî Takım'dan önceki son durak. Buradaki oyuncular A Millî Takım'da oynayabilecek oyuncular. Son kampta hocamız Montella uygun gördü, İsak oraya gitti. Yusuf oradan buraya geldi, tekrar oraya gitti. Daha öncesinde Demir Ege ve Semih bu gururu yaşadılar ve buradan oraya geçiş yaptılar. Bu oyuncuları değerli kılmamız lazım. Gerçekten bu oyuncular değerli. Geleceğin A Millî Takım oyuncuları ve bunu onlara hissettirmemiz lazım. Bazen dışarıya çıkıyorum, işte "Hocam U19'da bir oyuncumuz var. Alt yaş kategorilerinde oyuncularımız var" veya Avrupa'ya gittiğimizde, "İkinci takımımızda oyuncularımız var" deniyor. Saygı duyuyorum. Mutlaka yetenekli oyuncular ama buradaki oyuncular profesyonel oyuncular. Bunun farkına varalım. Üst düzey liglerde, elit liglerde oynayan elit oyuncular. A Millî Takım ve alt yaş kategorileri; A Millî Takım ve Ümit Millî Takım ve alt yaş kategorileri diye biraz bunun ayrımını yapmak lazım. Ama bizim mevcut oyuncularımız profesyonel oyuncular, elit oyuncular. Onlara hak ettiği değeri vermemiz, sonra karşılığını istememiz lazım. A Millî Takım'ın olduğu bir yerde Ümit Millî Takım'ın arka planda olması çok normal. Bence hak ettiğinden daha az değer görüyor. Kendi adıma, oyuncular biraz daha ön planda olmalılar diye düşünüyorum.

A Millî Takım'la olan iletişiminiz nasıl? Süreç nasıl ilerliyor? Montella Hoca ile nasıl bir iletişiminiz var?

Montella Hocama da sizlerin de aracılığınızla çok teşekkür ederim. İletişimi çok kuvvetli, inanılmaz. Her konuda açık olduğunu ilk geldiğinde ifade etti. Ben de çok rahatlıkla kendisine ulaşmak istediğimde ulaşabiliyorum. Devamlı arayacak değiliz tabii ki; onların yoğunluğunu çok iyi bilenlerdenim. Hem kendisi hem de ekibi çok fazla sayıda maç seyrediyor ve takip ediyor. Ama yardıma ihtiyacımız olduğunda her zaman kapısının açık olduğunu bize ifade etti. İlk geldiğimde bana çok güzel bir şey söyledi: "Malzemeye göre…" Çünkü sizler de biliyorsunuz, A Millî Takım nasıl oynuyorsa Ümit Millî Takım'ın da böyle oynamasını isteyen ülkeler var. Bunu çok normal karşılıyorum ama eldeki malzeme farklılıkları otomatikman bizi bu anlamda birazcık ayırıyor. Yani belki A Millî Takım seviyesinde santrfor sayımız az ama bizde üç tane santrfor var. Aynen bu açıklamayı kendisi yaptığı için rahatlıkla bunu söyleyebiliyorum. Onun için ilk geldiğinde, "Benim sana böyle oyna demem doğru olmaz. Onun için bu konuda özgürsün." dedi. Çok da teşekkür ettim.

Bizim amacımız ve önceliğimiz turnuvalara gitmek. Ama ilk önceliğimiz A Millî Takım'a oyuncu vermek. Bizi en çok mutlu edecek şey bu. Bu turnuvalara gidebilmek, orada yer alabilmek veya orada yarışabilmek, A Millî Takım'a verebileceğimiz oyuncu sayısını kesinlikle artıracaktır. Bunu en yakın yaşayan benim jenerasyonum. Hatırlayacaksınız; Şenol Hoca (Güneş) A Millî Takım Teknik Direktörü'ydü. Yanlış hatırlamıyorsam Konfederasyonlar Kupası'ydı. Oraya altı ya da yedi oyuncuyu aldı. Başarılı bir takımdık ve Portekiz'le İngiltere'nin olduğu grubu lider tamamlamıştık. İsim isim söyleyeyim; Servet Çetin, İbrahim Toraman, Volkan Demirel, Hamit-Halil kardeşler, Kemal Aslan, Sinan Kaloğlu, Sabri Sarıoğlu, Serkan Balcı ve benim içinde olduğu o jenerasyon, -daha da sayabileceğim isimler var- dört sene sonra A Millî Takım'ın iskeletini oluşturdu. Bizim en büyük artımız, o takımın yarışıyor olmasıydı. Almanya'ya elendik belki; sistem çok farklıydı. Grubu lider tamamladık ama diğer grubun ikincisiyle play-off oynadık. Şükrü Saraçoğlu'nda, dolu tribünler önünde… Belki o maçta yoktum ama hafızamda yer eden, hepimizin çok üzüldüğü bir maçtı. O turnuvaya katılamadık. O takımın ciddi anlamda yarışması belki de Şenol Hoca'ya bir kapı açtı. O da sağ olsun, o oyunculardan 8-9'unu Millî Takımlarda kullandı. Aynı şeyi şu an için de düşünüyorum. Adım attık, devamını getirebiliriz. Bizim orada yer alıyor olabilmemiz bu sayıyı artıracaktır. Hocanın yaklaşımından buraya geçtim. İletişim hâlindeyiz hocayla. Bir diğer artım, yardımcısı... Hakan Balta takım arkadaşım. Onunla devamlı iletişim hâlindeyiz. Hoca birçok konuda bize özgürlük verirken bizim konumuzda çok hassas olduğunu son basın toplantısında da ifade etti. Gerçekten bu konuda çok hassas. Son kampta Yusuf bizimle birlikteydi. Demir Ege sakatlık dönüşüydü. A Millî Takım'da değerlendirilemedi, biz kullandık. Hem Yusuf'a hem de Demir Ege'ye teşekkür etmek lazım. A Millî Takım'dan gelmelerine rağmen son derece profesyonel yaklaştılar. Bütün takım arkadaşlarıyla çok kısa sürede kaynaştılar. Onların performansından çok memnun kaldık.

Semih Kılıçsoy gerek saha içinde gerek saha dışında takımda ağırlığını ve farkını hissettiriyor. Semih'in bu gelişimini nasıl açıklayabiliriz?

Semih'i biraz tanımak lazım. Yetenekli bir oyuncu ama iletişim önemli kısmı. İlk geldiğimde Haziran kampıydı. Semih'in A Millî Takım'a gitme durumu vardı. Son anda tekrar bizimle birlikte oldu. Yanıma çağırdım; kafamdan geçen şeyler vardı. Biliyorsunuz, takımlarda bazı roller verirsiniz oyunculara. Bazen oyuncular kendisi alır bazen de siz uygun görüp verirsiniz. Biz Semih'e onu takım kaptanı olarak görmek istediğimizi söyledik ve bunu başlangıç olarak nitelendirdik. Son derece profesyonel yaklaştı. İletişimin önemi burada öne çıkıyor. Haziran kampı en zor kamplardır. Sezon bitiyor, yorgunluklar var, transferler var. Genç arkadaşlar bunlar. Tatil planları var. Onları motive edebilmek çok da kolay değil. İçeride bazı rol modeller seçtik. Onlara bazı görevler de verdik. Onlar aşırı derecede sorumluluğun üstesinden gelebilir mi gelemez mi, o kısma çok takılmadım. Yapabileceklerini düşündük. Üstesinden de geldiler. Şu ana kadar da Semih'in hem saha içi hem de saha dışında o yapıcı özelliklerini kullanıyoruz. Takım arkadaşlarıyla ilişkisi çok iyi. Umarım devam eder. O da bir çıkış yakaladı. Futbolun içinde var bunlar. Belki bir iniş dönemi oldu. Tekrar bir çıkış peşinde şu an. En kısa sürede bunu yakalayacağına inanıyorum. Ben sadece bizim tarafı değerlendireyim. O anlamda kendisinin performansından memnunuz.

Gittiğiniz her şehirde sizi destekleyen taraftarlara neler söylemek istersiniz?

Biraz önce değerden bahsettim. Bu oyunculara bu değeri gösterelim, onlardan karşılığını isteyelim. Bunların bir parçası da aslında taraftarlar. İlk maçımızı Hırvatistan'la Trabzon'da oynadık. Yanılmıyorsam arkamızda 6-7 bin civarında taraftar desteği vardı. Gelen herkese çok teşekkür ederiz. Daha havaalanına iner inmez çok iyi karşılandık. O atmosferde oyuncular da kendini iyi hissetti. Sonraki maçımız Sakarya'daydı ve yaklaşık 10 bin kişiye oynadık. Herhalde Ümit Millî Takımımızda son zamanlarda yakalanmayacak bir taraftar kitlesiydi. Maç sonrası oyuncularımın taraftarlarımızla bütünleştiği anı unutamıyorum. Son zamanlarda Ümit Millî Takım'da böyle bir şey yaşandı mı bilmiyorum. Bundan gerçekten çok mutlu oldum. İçeride bir Macaristan maçımız var. Onun yerini de doğru seçmeye bu anlamda gayret edeceğiz. Ama neresi olursa olsun kritik bir maç olacağını düşünüyorum. Neresi olursa olsun bu desteği göreceğimize eminim.

Kısa, orta ve uzun vadedeki planlarınız, idealleriniz ve takımımızla alakalı kendinizi görmek istediğiniz yer neresi?

Ümit Millî Takım için turnuvaya katılabilmek. Turnuvaya katılıp orada başarılı olmak başka bir hedef. Lütfen bunun ayrımını da yapalım. Buraya gelirken şunu söylemiştik. Biz yarışmak istiyoruz. Üç tane alternatifimiz var zaten. Lider gidebilmek, tüm gruplardan en iyi ikinci olarak gidebilmek ve play-off oynamak. Gönül istiyor ki; grubumuzdan lider olarak gidelim. Bunun için de deplasmanda oynayacağımız önümüzdeki Hırvatistan maçı özellikle çok önemli. Onların bizden bir maçları eksik. Onun için o maçın önemi son derece yüksek. Bu hedeflerden birini yakalamak için o maç belirleyici olabilir. Ama biz orada yer almak istiyoruz. Biraz önce ifade ettim, buranın asli amacı A Millî Takım oyuncusu olmak. İsak (Vural) orada yer aldı. Çok mutlu olduk. Bu durumdan bütün takım arkadaşları da çok mutlu. Bu, sayıyı artırabilir miyiz kısmı. Ve turnuvada yer almak. Yanılmıyorsam 25 yıldır bu turnuvada yer alamayan bir takımdan bahsediyoruz. Hepimizin ülke olarak da buna ihtiyacı var. Belki bir turnuva atlayabiliriz ama iki turnuvada bir, bizim oralarda yer almamız lazım. Bu potansiyele sahip bir ülkeyiz. Bu desteği, bu oluşumu yakalarsak bunu da sağlayabiliriz diye düşünüyorum. Kişisel hedeflerime gelirsek, uzun vadeli planlarım olmadı. Buradaki süreç iki yıllık. Ne olursa olsun bunu yaşamak istiyorum. Bulunduğum yerin de hedefleriyle büyümeyi tercih ettim her zaman. Bunu yakalayıp sonrasıyla ilgili de kendi adıma karar veririm.

Ümit Millî Takım'ın misyonu, yetiştiricilik yönü ve yarışmacı kimliği hakkındaki hedefleri nedir?

Yetiştirici taraf derken oyunculara örnek olacağımız çok şey var. Ama oyuncu geliştirilebilir mi; burası sanki oyuncu geliştirilebilecek yer değil. Bunu açık açık söyleyeyim. Bazı şeyleri çok tekrarla yapabilirsiniz. "Kulüp takımlarında çalıştık" dedim. Özellikle genç oyuncuları fiziksel, mental ve taktiksel olarak bir yere getirmek için ciddi zaman harcamanız lazım. Burada biraz önce söyledim, yarışabilmek, bu duyguyu yaşatmak lazım. Şahsım adına yapabileceğim şey bu. Oyuncularla temas kuruyorsunuz. Orada verebileceğiniz şeyler var veya görsellerle daha fazla toplantı yaparak bazı şeyleri verebiliyorsunuz. Süreler dar. Hedef odaklı gitmek daha mantıklı. Hedef de A Millî Takım'da oyuncu sayısını artırmak ve turnuvalarda yer alabilmek.

Süper Lig tarihinde şampiyon olan altı takımdan beşinde forma giymiş olmak size neler hissettiriyor?

Bilmiyorum her futbolcuya nasip olabilecek bir şey mi? Birçok takımda oynadım ve hem karşılığını aldım hem de elimden geleni yapmaya çalıştım. Sağ olsunlar bana çok destek oldular. Şampiyon takımlardan sadece bir tanesinde oynamadım. Bu duyguyu yaşadığım için çok mutluyum. Umarım birçok oyuncu da bu duyguyu yaşar.

Teknik adamlık kariyerinizde kendinizi geliştirmek adına hangi adımları atıyorsunuz?

Bir kere çok net, güncel olmanız lazım. Güncel olmak günümüzün vazgeçilmezi ve güzel oyunu, futbolu takip etmek lazım. En son 2025 Avrupa U21 Şampiyonası'na gitmiştim. Hatta bunu kullandım. İnanın bana kulübelerin reaksiyonlarına, hazırlık aşamalarına bile dikkat ediyorum. Bu bile bir detay olabilir. Oyunun içinde birçok şeye bakıyorum ama bir başaracaksak, hep beraber başaracağız. Bu, bir kişinin yapacağı bir iş değil. Evet, başımızda lider biri var ama oradaki diğer rolleri de iyi belirlemek ve sınırları iyi çizmek lazım. Kendi adıma en çok yaptığım şey maç izlemek; özellikle de canlı maç izlemek. Avrupa'da maçlara gidiyorum. Kendi oyuncularımızı izlerken başka maçlar varsa döneceğim günü ayarlayıp onları da seyrediyorum. Oradan da alabileceğim şeyler olduğunu her zaman düşünüyorum. Çok sevdiğim bir teknik adam, "Televizyonlardan maç seyrediyorsun ama bu işi canlı seyretmek çok farklı şeyleri görmene sebep olur." demişti. Hatta Abdullah Hoca'yla (Avcı) çalıştım. O da bunu söyledi. Onunla çalıştığım dönemde beni hep maçlara gönderirdi. Gelişimime çok katkısı oldu. Tribünden maç seyretmemin, gelişimime çok katkısı olduğunu düşünüyorum.

Ümit Millî Takım'ın iyi gidişatı yurt dışında oynayan oyuncuların tercihini nasıl etkiliyor?

Büyük katkısı oldu. Geldiğimizde arada olan oyuncular vardı. Hâlâ var. Yöneticilerimizden bu konuda destek istedim. Benden fikirlerimi sordular. Açıkça söyleyeceğim, biz kimseye ısrarcı olmuyoruz. Yetenek tespiti yapıyoruz.  Gidiyoruz; neyse, ne istiyorsak açık ve net söylüyoruz. Oyuncularda Millî Takım'da olma duygusu yoksa, bu millî duyguları yaşamıyorsa aşırı derecede ısrarcı olmaktan yana değilim. Ama bu ikilemi yaşayanlar var. Biraz empati yapıyoruz. Onların yerine kendimi koyuyorum. Normal karşılıyorum. Özellikle yurt dışında doğan çocuklar oranın kültürüyle büyüyorlar. Oranın bir futbol kültürü var. Genel anlamda yaşam biçimi var. Orada eğitim görüyorlar. Doğal olarak oraya yönelmelerini zaman zaman normal karşılıyorum. Millî duyguyu yoğun yaşayan aileler var. Onlar biraz ikilimde kalıyorlar. Onlara da söylediğim çok net. Bu konuda bazen istekler gelmiş. "A Millî Takım'da oynarsam gelirim. Ümit Millî Takım'da oynama garantim olursa gelirim." gibi şartlarla gelen oyuncular olmuş. Hiçbir zaman böyle bir şey vadetmiyorum. Oynama garantisi vermiyorum. Açık konuşuyorum; çünkü burası birinci planda. Duygularla yer alabileceğiniz bir yer. Bunu hissediyorsanız burada olun. Ama çok yetenekli oyuncular var. Neler yapacağımızı anlatıyorum. Nasıl başarılı olabileceğimizi, oyuncunun orada aktif olarak nasıl rolünün olacağına çok gerçekçi yaklaşarak... Zaten gerçekten inandığım oyuncuya gidiyorum. Süre verebileceğimi paylaşıyorum veya zamanla mı süre verebilirim, bunları açık yüreklilikle paylaşıyorum. Belki başka şeyler vadetseydik başka şeyler olurdu. Ama iki oyuncumuzun geri dönüşü oldu. Karar aşamasındalar. Onlardan gelecek kararı bekliyoruz. Onların maçlarına gideceğim. Tekrar konuşacağız. Ama gerçekçi yaklaşıyorum. Veremeyeceğim bir şeyi onlara sunmuyorum, sunmayacağım da. Gerçek üzerinden ilerlemek istiyorum.

Orjinal boyutları için tıklayınız
Orjinal boyutları için tıklayınız
Orjinal boyutları için tıklayınız
Orjinal boyutları için tıklayınız
Orjinal boyutları için tıklayınız