Sporda, teknik - taktik ve kondisyon olarak adlandırılan fiziksel çalışmalar iyi bir sporcu olmayı hedefler, fakat iyi bir sporcu fiziksel olduğu kadar psikolojik olarak da yeterli çalışma yaptığı sürece performansını üst düzeye taşır. Zihinsel yönden güçlü olmak ve mükemmel performans göstermek, kalıtımsal değil öğrenilebilir bir olgudur. Sporcuların teknik - taktik öğrenmelerinin yanı sıra, zihinsel süreçlerini kontrol edebilmeyi de öğrenmesi gerekmektedir. Sürdürülebilir başarıyı yakalayan elit sporcular, zihinsel becerileri olan ve bu sayede düşünce ve duygularını kontrol edebilen sporculardır.
Konsantrasyon kontrolü ve sürdürülebilirliği, baskı altında olumlu ve sakin davranabilme, meydan okuma gibi faktörler zihinsel beceri gerektirir. Bu tür yetenek ve teknikler sporcuya bağışlanmış bir sihir ya da sporcunun kendi oluşturduğu şeyler değildir. Bu yetenek ve teknikler amacına uygun şekilde etkili ve yoğun bir çalışma ile kazanılan özelliklerdir. Bu nedenle sporcu kendi branşına uygun zihinsel becerileri geliştirme yönünde çalışmalıdır.
Yazan: Arzu Alkan
İnsan algıladıklarından ibarettir
Zihinsel antrenmanların (mental training) asıl amacı; beyni, olumlu ve güçlü olması arzulanan yönde programlamaktır. Yapılan araştırmalar bize beynin, gerçekle kurgusal olan arasındaki farkı algılamadığını göstermektedir. Beyin, kurguladığımız olayları gerçek kabul eder ve organizmayı harekete geçirir.
Sporcularla yapılan zihinsel çalışmalarda, zihinde olumsuz şekilde prova edilmiş düşüncelerin kişinin gerçeğine dönüştüğü gözlenmiştir. "Kendini gerçekleştiren kehanet" de diyebileceğimiz bu durumu yüzyıllar öncesinden Shakespeare, "İyi ya da kötü bir şey yoktur, fakat biz düşüncemizde iyi ve kötüyü yaratıyoruz" diye tanımlamıştır. Biz de bunu şu şekilde ifade ediyoruz; "Ne algılıyorsan o." Eğer kendini işe yaramaz ve yeteneksiz biri olarak algılıyorsan, evet öylesin, çünkü beynin sana hayır öyle değilsin demeyecektir. O halde insan algıladıklarından ibarettir.
Peki, algılarımızı belirleyen temeller nelerdir? Tabii ki PARADİGMALARIMIZ
Kişi kendini ve dış dünyayı öğrenmeler sonucu edindiği paradigmalar penceresinden algılar. Paradigmayı; bakış açısı, dünya görüşü ya da kök düşünce diye tanımlayabiliriz. Her konuda farklı bakış açılarımız, temel kabullerimiz vardır.
Zihinsel çalışma sürecinde sporcu sahip olduğu paradigmaları sorgulamakla işe başlar. Yaşantılar sonucu oluşturduğu zihin haritasını sorgular, kodlanmış yanlış düşünceleri doğru olan düşünce yapısı ile değiştirebileceğini kavrar. Davranışlarının koşulların değil seçimlerinin bir sonucu olduğu bilincine varır. Koşulların oluşturduğu etkilere vereceği tepkiyi öz bilinci, hayal gücü, vicdanı ve özgür iradesi ile seçebileceğini ve bu durumun onu proaktif bir sürece taşıyacağını deneyimler. Bu sayede doğru düşünmeye, doğru tutumlar belirlemeye, amaçlarını, stratejilerini gözden geçirmeye, yenilemeye ve güncellemeye başlar. Etki alanına odaklanır ve bu durum onun konsantrasyonunu kontrol etme, baskı altında olumlu ve sakin davranabilme, meydan okuma gibi zihinsel becerilerini geliştirir.
Sporcular, yeteneklerini edindikleri zihinsel beceriler ile güçlendirerek ulaşmak istedikleri performansa sahip olabilirler. Günümüzde zirvede olan sporcular; zihinsel çalışmaları fiziksel antrenmanlarının bir uzantısı olarak değerlendiren ve uygulayan sporculardır.
Sporculara uygulanan zihinsel çalışmalar
1. Düşünce disiplini ve fair play düşünceye ilişkin çalışmalar
"Düşüncelerimiz davranışlarımızı, davranışlarımız alışkanlıklarımızı, alışkanlıklarımız yaşam biçimimizi, yaşam biçimimiz ise kaderimizi belirler."
Başarılı sporcular iyi bir düşünce disiplinine sahip olmalıdırlar. Onlar fizyolojik olarak yediklerimizden ibaret, psikolojik olarak ta düşündüklerimizden ibaret olduğumuzu bilerek öncelikli olarak doğru düşünmeyi öğrenmelidirler.
Doğru düşünen sporcu daha sonra doğru davranış modelini bulur. Doğru davranış modelleri kontrollü bir şekilde alışkanlık haline getirilir (ustalaşmak) ve dinamik davranışlar ortaya çıkar.
Kontrollü davranışlar mentör kontrolünde önce düşünce bazında zihinsel süreçlerde oluşturulur ve davranışa dönüşümü için öğrenme basamakları dikkate alınarak ''Bilinçsiz yeterlilik'' (alışkanlık) halinde davranışa dönüşmesi sağlanır. Böylelikle sporcular kontrollü davranışlar sergileyeceğinden ''Fair play'' anlayışını da benimsemiş olacaklardır.
2. Ne istiyorum? Niçin istiyorum? Engellerim neler? Nasıl yapabilirim?
''Amacı olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım edemez'' Montaigne
İnsan beyni ancak bir amaç doğrultusunda etkin ve verimli çalışır. Beynimiz amaçsız bırakıldığında verimliliğini kaybeder. Bir amacı olan insanların beyinleri uyku anında bile amaca yönelik çalışmalarını devam ettirir. Sporcu amaçları olan insandır, ne istediğini bilmeli ve amacına ulaşma yolundaki engel, tehdit ve problemlerin bilincinde olması gerekir. Bütün bunları nasıl ve hangi araçlarla yapacağının da bilincinde olması gerekir. Öğrenilmesi gereken bu mental süreç, mentör eşliğinde sporcunun iç dünyasına keşif yolculuğu ile gerçekleşir.
3. Stres yönetimi
Vücudumuz için stres değişimle eş anlamlıdır. Değişimin hızlı ve yoğun yaşandığı süreçler stres kaynaklarının arttığı ve stresin yıkıcı etkiler göstermeye başladığı süreçlerdir. Aslında tolere edilebilir bir stres ölçeği çoğu zaman isteklendirme oluşturur, ama bunun için stresi yönetmek gerekir ve stresi yönetmek değişimi yönetebilmektir.
Stresle baş edebilmeyi ve bu stres katsayısını yükselten durumlarda çalışabilmeyi öğrenmek, stresli durumlarda gösterdiği inanç, tutum, olgun ve yetkin davranışlar sporcuyu sosyal ortamda ve spor yaşamında başarılı kılacaktır.
Bütün bu süreçlerde ''Rahatlama teknikleri'' , ''Zihinde canlı pozitif kurgular oluşturma'' gibi mental çalışmalar ile sporcunun stresi kontrol etme becerileri kazanması sağlanır.
4. Cesaret, özgüven, öz değer, pozitif inanç çalışmaları
Sağlıklı zihinsel süreçlere sahip insanların en temel dört özelliği; cesaret, özgüven, öz değer ve pozitif düşünceye sahip olmaktır. Başarısızlık korkusu, yetersizlik korkusu, kontrolü kaybetme korkusu vb. korkular sporcunun performans kaybının en temel nedenlerindendir. Sporcunun bu korkuları yenebilmesi için öncelikle cesaret ve özgüven sahibi olması, kendi değerlerinin bilincinde olması, yaşamla bir bütün ve pozitif düşüncelere sahip olması gerekmektedir.
Sporcuya duygularını tanıması gerektiği, insanın duygularını tanıdığı oranda onları kabul edeceği ve korkuyu biz ürettiğimiz için korktuğumuz düşüncesi verilir. Sporcu çoklu seçenek düşüncesi ile hareket etmeye ve hedeflerine ulaşıncaya kadar yeni seçenekleri denemeye yönlendirilir. "Başarısızlık yoktur, sonuçlar vardır", sonuçları iyi değerlendiren ve bu birikimle yeni süreçler başlatanlar, istedikleri sonucu üretene kadar davranışlarını kontrollü bir biçimde değiştirmeye devam ederler. Bunun için ihtiyaç duydukları teknik becerilere, kondisyona, beslenmeye sahip ve amaçlarına ulaşmada önlerindeki engellerin bilincindeyseler başarılı olmamaları için hiçbir neden yoktur.
5. Odaklanma çalışmaları
Sporcunun antrenman ya da maça kendini verebilmesi, antrenman ya da maç süresince bunu sürdürebilme yeteneğine sahip olması önemli bir zihinsel beceridir. Maçın ve antrenmanın her anını diri bir bilinç ve yüksek bir konsantrasyonla (odaklanma) geçirmek zihinsel antrenman teknikleri ile mümkün olan bir özelliktir. Usta sporcular konsantrasyona sahip olmakla birlikte onu daraltabilme, genişletebilme ve uzun süre kullanabilme becerisine sahip olurlar. Sporcunun konsantrasyonunu etkileyen faktörler belirlenerek kendine özgü yoğunlaşma geliştirme stratejileri belirlenerek çalışmalar yürütülür.
6. Sinerji ve takım ruhuna yönelik çalışmalar
Takım ruhuna sahip sporcular sinerji oluşturabilirler. Takım olmak; ben yerine biz diyebilmektir, iyi anlaşmaktır, birbirini tanımaktır, birbirini kabul etmektir. Bütün bunların sonucu olarak ortaya çıkan mucizevi sonuç sinerjidir. Sinerji; şampiyonluktur, sürdürülebilir başarıdır, zor bir maçı kazanmaktır.
Sporcuların takım ruhuna sahip ve biz bilincinde olmaları için öncelikle farklılık yönetimi yaklaşımıyla ''Farklılık üstünlük değil, zenginliktir'' düşüncesi işlenir ve her sporcu kendi potansiyeli, yetenekleri, zihinsel becerileri doğrultusunda takım içinde bir bütünün parçası olduğunu bilir. Kişisel amaçların takım amaçlarıyla uyum içerisinde olmasına dikkat edilir. Sporcunun takımın amaçlarının gerçekleşmesinin kendi amaçlarının gerçekleşmesine katkı sağladığının bilincinde olması gerekir. Takım ruhu stratejileri sporcunun çalışma sistemine özgü zihinsel süreçlerde üretilir, geliştirilir.