TamSaha 264. Sayı / Kasım 2026

melerle tanınıyordu. Hollandalı tek- nik direktör sorunun üzerine gitti ve 1996 Avrupa Ş ampiyonası sıra- sında kendisiyle tartı ş an Edgar Davids’i kadro dı ş ı bırakarak Hollanda’ya geri gönderdi. Hollanda, turnuvanın çeyrek fina- linde Fransa’ya penaltılarla elendi. İ ki yıl sonraki Dünya Kupası ise daha farklı geçti. Davids’le barı ş ıl- mı ş , takım içindeki gerilimkontrol altına alınmı ş tı. Hollanda turnuva- nın en keyifli futbolunu oynayan ta- kımlardan biri oldu. Çeyrek finalde Marsilya’da Arjantin’i 2-1 yenen turuncular, yarı finalde Brezilya’ya penaltılarla kaybetti ve turnuvayı dördüncü sırada tamamladı. Aynı turnuvada, Hollanda’nın grupta Güney Kore’yi 5-0 yendi ğ i maçtan bir gün önce Marsilya’da ya ş anan küçük bir an, Hiddink’in gelece ğ ini sessizce de ğ i ş tirmi ş ti. Hollanda kafilesi stadyumdaki antrenmanda kendisine ayrılan süreyi 15 dakika a ş mı ş tı. Hemen ardından antren- mana çıkacak Kore kafilesi ise ke- narda düzgün bir sıra hâlinde, tek söz etmeden bekliyordu. Hiddink bu sahneyi yıllar sonra Güney Kore kültürünü ilk kez anladı ğ ı an olarak anlatacaktı. Hiddink, 1998 yazında Jupp Heync- kes’in yerine İ spanya’nın dev takımı Real Madrid’in ba ş ına geçti. Takım, 1 Aralık 1998’de Tokyo’da Vasco da Gama’yı Raul’un 83’üncü dakika- daki golüyle 2-1 yenerek Kıtalar- arası Kupa’yı kazandı. Ancak ligdeki kötü gidi ş ve yönetimle kulübün mâlî durumu hakkında yaptı ğ ı açıklamalar Ş ubat 1999’da görevine son verilmesine neden oldu. Ş ubat 2000’de gitti ğ i Real Betis’teki görevi de Mayıs’ta sona erdi. Hiddink’in kariyeri artık bir yol ayrımındaydı. Kasım 2000’de Hiddink’in telefo- nunu tanımadı ğ ı bir numara aradı. Arayan, Marsilya’daki antrenmanda kenarda bekleyen Güney Koreli idarecilerden Ka Sam-hyun’du ve Hollandalı teknik direktörün evinin tamkar ş ısındaki otelde kalıyordu. Hiddink’in aklından geçen ilk soru, Ka’nın adresini ve numarasını nereden buldu ğ uydu. Otelde bulu ş - tuklarında kar ş ısındakinin Güney Kore’nin en büyük sanayi grupla- rından birinin üst düzey yöneticisi oldu ğ unu ö ğ rendi. Daha sonra tek- nik direktörün aktardı ğ ına göre Ka, hedefi ilk görü ş melerinde açıkça ortaya koydu: “Son 16’ya kalmamız gerekiyor. Yoksa çok itibar kaybe- deriz.” Ev sahibi olarak girilen bir Dünya Kupası’nda gruptan çıkama- mak, Güney Kore için bir futbol yenilgisinden çok daha büyük bir gurur meselesiydi. ‘Be ş -Sıfır’lardan dünya dördüncülü ğ üne Hiddink teklife ilk ba ş ta pek sıcak bakmadı. Güney Kore, be ş Dünya Kupası’na katılmı ş ama tek bir maç kazanamamı ş bir ülkeydi ve teknik adamın o günkü tahminine göre FIFA sıralamasında 70’li basamak- lardaydı. Görü ş me ilerledikçe iki ş art öne sürdü. Birincisi, yurt içinde oynayanmillî oyuncuların 12 ile 18 ay boyunca kulüplerinden izinli sayılması ve millî takımın bir kulüp takımı gibi çalı ş tırılmasıydı. İ kincisi, takımın dünyanın dört bir yanın- daki büyük futbol ülkeleriyle hazır- lıkmaçı yapabilmesi için bütçe ayrılmasıydı. 10 gün sonra telefonu yeniden çaldı: Oyuncular her zaman bir arada tutulabilecekti, bütçe hazırdı ve sözle ş me masadaydı. Hiddink’i harekete geçiren de bu kararlılık oldu. Ocak 2001’de ba ş layan dönem, ilk aylarında tambir felâket gibi gö- ründü. Güney Kore, Mayıs 2001’de Daegu’da Fransa’ya, aynı yılın A ğ ustos ayında da Çek Cumhuriye- ti’ne 5-0 yenildi. Güney Kore basını, yeni teknik direktöre kula ğ a sıra- dan bir Kore adı gibi gelen ama “be ş -sıfır” anlamını ta ş ıyan “Oh Dae-young” lakabını taktı. Ocak 2002’de CONCACAF Altın Ku- pası’ndaki kötü sonuçlar ele ş tirileri yeniden alevlendirdi. Hollandalı teknik direktör ele ş tiri- lere aldırmadan bildi ğ i yoldan gitti. Turnuvadan önce bir Hollanda ga- zetesine yazdı ğ ı yazıyı da iddialı bir cümleyle bitirdi: “Dünya Kupası’nda dünyayı mutlaka ş a ş ırtaca ğ ız.” Güney Kore futbolunun yıllardır ge- li ş imini engelleyen kıdem sistemini rafa kaldırdı ve otuzlu ya ş ların orta- sındaki isimlere duyulan ba ğ ımlılı ğ ı kırarak kadroyu genç oyuncularla tazeledi. Takıma kazandırdı ğ ı isim- lerden biri, gelecekte Avrupa’da Güney Kore’nin en tanınmı ş futbol- cusu olacak Park Ji-sung’du. Yanında getirdi ğ i kondisyoner, oyuncuların turnuvaya fiziksel olarak zirvede girmesini hedefleyen bir programuyguladı. İ talya’nın Perugia takımında forma süresi bulamayan Ahn Jung-hwan’ı basın önünde açıkça ele ş tirip kadro garantisi olmadı ğ ını söylemesi ise ileride anla ş ılaca ğ ı gibi, bilinçli bir motivasyon hamlesiydi. 4 Haziran 2002’de Busan’da oyna- nan Polonya maçı, Güney Kore’nin Dünya Kupası tarihindeki ilk galibi- yetiyle sona erdi: 2-0. Ardından ABD ile 1-1 berabere kaldılar ve Portekiz’i de 1-0 yenerek grubu lider tamamladılar. Güney Kore’de sokaklar kırmızıya boyanmı ş ken soyunma odasında bir rahatlama havası esmeye ba ş lamı ş tı. O dönem Güney Kore Futbol Federasyonu teknik komitesinde görev yapan Lee Yong-soo’nun anlattı ğ ına göre Hiddink, oyuncularındaki bu reha- veti sert bir cümleyle sonlandırdı: “Ben hâlâ açım, ama sizin için aynısını dü ş ünmüyorum.” 18 Haziran’da Daejeon’da İ talya kar ş ısına çıkıldı. Christian Vieri’nin 18’inci dakikadaki golüyle geriye dü ş en Güney Kore, Seol Ki-hye- on’un 88’inci dakikada attı ğ ı golle maçı uzatmaya ta ş ıdı ve 117’nci dakikada Ahn Jung-hwan’ın kafa vuru ş uyla gelen altın golle çeyrek finale yükseldi. Kar ş ıla ş ma, Ekva- dorlu hakemByron Moreno’nun kararları nedeniyle bugün hâlâ tartı ş ılıyor ama ülkedeki co ş kuyu hiçbir tartı ş ma gölgeleyemedi. Dört gün sonra Gwangju’da İ spanya ile oynanan çeyrek final maçı ise gol- süz sona erdi ve penaltılarda üs- tünlük sa ğ layan Güney Kore yarı finale yükseldi. Yarı finalde 25 Hazi- ran’da Seul’de Almanya’ya 1-0 ye- nilen Güney Kore’nin üçüncülük maçındaki rakibi ise Türkiye’ydi. 29 Haziran’da Daegu’da oynanan maçı Türkiye 3-2 kazandı. Hiddink, dört yıl önce Hollanda ile oldu ğ u gibi bir Dünya Kupası’nı daha dördüncü bitirmi ş ti ama bu kez bir ülkenin futbol tarihini yeniden yazmı ş tı. Ardından gelen ilgi, Hiddink’i bile zaman zamanmahcup edecek boyutlara ula ş tı. Kendisine fahrî va- tanda ş lık verildi; tribünlerde onun Cumhurba ş kanı adayı olması ge- rekti ğ ini belirten pankartlar açıldı. Güney Kore’de kendisine takılan ünvanı yıllar sonra ş öyle anlata- caktı: Ona “patronların patronu” diyorlardı. Teklif edilen hediyelerin hepsini kabul etmedi; Jeju adasında kendisine sunulan villayı, Avru- pa’ya döndükten sonra hafta son- ları oraya gitmeyece ğ ini dü ş ündü ğ ü için geri çevirdi. Memleketi Varsse- veld ise Güney Koreli turistlerin u ğ rak yeri oldu. Ailenin en büyük o ğ lu, karde ş inin üzerinde yürüdü ğ ü topra ğ ı küçük kavanozlara doldu- rup satma fikrini bulmu ş tu ve bu i ş 88 89 Hiddink, farklı dönemlerde Hollanda Millî Takımı’nın hocalı ğ ını yaptı. 2002’ye kadar katıldı ğ ı be ş Dünya Kupası’nda galibiyeti bulunmayan Güney Kore, Hiddink yönetiminde gruptan çıkmayı bildi ğ i gibi iki devmarka İ talya ve İ spanya’yı eleyerek yarı finale yükselmi ş ti. Güney Kore’yi 2002’de dünya dördüncülü ğ üne ta ş ıyan Guus Hiddink, Uzakdo ğ u ülkesinde el üstünde tutuluyor.

RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==