TamSaha 264. Sayı / Kasım 2026
asıl sorunun üretilen hücumların kalitesi, son vuru ş ların etkinli ğ i ve savunmada rakibe verilen fır- satların önlenememesi oldu ğ unu gösteriyor. Belçika’nın 10’uncu dakikada Kevin De Bruyne ile buldu ğ u gol de maçın psikolojik ve taktik dengesini de ğ i ş tirdi. De Bruyne ceza yayı çevresinde buldu ğ u alanı çok iyi de ğ erlendi- rerek skoru 1-0’a getirdi. Burada Millîlerimiz açısından üzerinde durulması gereken konu yalnızca De Bruyne’nin vuru ş kalitesi de- ğ ildir. Asıl soru, dünya futbolunun en önemli oyuncularından birine ceza sahası çevresinde o kadar rahat hareket edebilece ğ i alanın neden bırakıldı ğ ıdır. Çünkü bazı oyunculara ceza sahası çevre- sinde bir saniyelik bo ş luk bile ver- mek büyük tehlikeye yol açabilir. Kevin De Bruyne de bu oyuncular- dan biridir. İ kinci İ talyamaçına baktı ğ ımızda ise geli ş imi ve hâlâ çözülmesi ge- reken problemi daha net görebili- riz. Bursa’da oynanan ilkmaçta Millîlerimiz kar ş ısında çok etkili bir ba ş langıç yapan İ talya, ilk yarım saat içerisinde oyunun kontrolünü büyük ölçüde eline aldı ve takımımızın savunma denge- sini bozdu. Maçın ilk yarısı 3-0 İ talya’nın üstünlü ğ üyle sona erdi ve kar ş ıla ş ma 4-1 tamamlandı. Bologna’da oynanan ikinci İ talya maçında Millîlerimizin oyuna yakla ş ımında belirgin bir geli ş me vardı. İ lk yarıda yalnızca bir gol yedik, ikinci yarıda Aral Ş im ş ir’in golüyle 1-1’lik e ş itli ğ i yakaladık. Bu nedenle iki maç arasında önemli bir geli ş me oldu ğ unu dü ş ünüyorum. Bursa’da İ talya’nın hızlı pas trafi ğ i Millîlerimizi sa- vunmada çok fazla hareket etmek zorunda bırakmı ş , savunma den- gemizi zaman zaman bozmu ş tu. Bologna’da ise Millîlerimiz raki- bine kar ş ı daha kontrollü ve daha dirençli bir görüntü verdi. Ancak geli ş menin yanında hâlâ çözül- mesi gereken önemli bir sorun ortaya çıktı. Millî Takımımız 1-1’i yakaladıktan yalnızca üç dakika sonra İ talya yeniden öne geçti. Calafiori’nin 64’üncü dakikadaki golü, maçın kritik anlarında savunma dengesinin ne kadar önemli oldu ğ unu bir kez daha gös- terdi. Bologna’da yedi ğ imiz ikinci gol, futbolumuzun kanayan yarası, en ufak temasta faul çalınan anla- yı ş ın ürünüydü. ‘BizimÇocuklar’ beraberli ğ i bulduktan sonra oyunu kontrol altında tutmak ve rakibin yeniden üstünlük kurma- sına izin vermemek zorundaydı. Bunu ba ş aramayıncamaçın son bölümünde İ talya üçüncü golü de buldu ve kar ş ıla ş ma 3-1 sona erdi. İş te iki İ talyamaçı arasındaki farkı burada görmek gerekiyor. Bursa’da İ talya’nın oyun temposu kar ş ısında çok daha fazla zorla- nan Millî Takımımız vardı. Bologna’da ise rakibine kar ş ı daha dengeli, daha dirençli ve oyunun içinde kalabilen bir Millî Takım izledik. Fakat beraberli ğ i yakala- dıktan sonra oyunun kontrolünü koruyamamak, üzerinde çalı ş ıl- ması gereken önemli bir eksiklik olarak kar ş ımızda duruyor. Bütün bumaçlara birlikte baktı ğ ı- mızda ortaya çıkan tablo bana göre oldukça açık. Fransa kar ş ı- sında do ğ ru savunma organizas- yonu ve oyun disipliniyle rakibin oyununu sınırlayan, Belçika kar ş ı- sında hücumüretmesine ra ğ men sonlandırmada sorun ya ş ayan, Bursa’da İ talya’nın yüksek oyun temposu kar ş ısında zorlanan ve Bologna’da ise aynı rakibe kar ş ı daha dirençli futbol ortaya koyan bir Millî Takımımız vardı. Dolayısıyla bumaçların hiçbirini yalnızca skor üzerinden de ğ erlen- dirmemeliyiz. Futbolda kaybetmek, kazanmak, kötü oynamak, iyi oynamak var- dır. Hatalar yapmak vardır, eksik- leri görmek ve onları gidermek vardır. Bunların hiçbiri tek ba ş ına utanılacak ş eyler de ğ ildir. Asıl önemli olan, sahaya çıktı ğ ınızda mücadeleden kaçıp kaçmadı ğ ınız, sorumluluk almaktan çekinip çekinmedi ğ iniz ve takımınız için elinizden geleni yapıp yapmadı ğ ı- nızdır. E ğ er bir futbolcu sakatlanı- rımkorkusuyla topa girmekten kaçıyorsa, hava topuna çıkmak- tan korkuyorsa, mücadeleden uzak duruyorsa veya takımının sorumlulu ğ unu ta ş ımak istemi- yorsa, o zaman gerçekten üzerinde dü ş ünmesi gereken bir durumvardır. İ smail Yüksek, İ talyamaçından sonra alınan sonucun utanç verici oldu ğ unu söyledi. Elbette millî formayı giyen her futbolcu kazanmak, ülkesini sevindirmek ve sahadan ba ş arılı bir sonuçla ayrılmak ister. A ğ ır bir ma ğ lubiyetin ardından üzülmek, kendisini ve takımını sorgulamak da son derece do ğ al- dır. Fakat oynanan dört maçta görev yapan tüm futbolcular sahaya çıkmı ş , mücadele etmi ş , ko ş mu ş , rakibine kar ş ı elinden geleni yapmı ş ve takım olarak rakibinden daha az etkili olmu ş sa bunun adı utanç de ğ ildir. Ezcümle, bunun adı futboldur. Üzülmek ba ş ka ş eydir, utanmak ba ş ka bir ş ey. Bir futbolcuma ğ lubiyetten dolayı üzülebilir, kendisini sorgulayabilir, daha iyisini yapamadı ğ ı için hayal kırıklı ğ ı ya ş ayabilir. Bunların hepsi do ğ aldır ve hatta geli ş imaçısından de ğ erlidir. Ama kaybetmekten utanmak ba ş ka bir ş eydir. Çünkü futbolun sonucunda bir takımkazanacak, berabere kalacak veya kaybede- cektir. Önemli olan kaybetti ğ iniz zaman neden kaybetti ğ inizi do ğ ru anlayabilmektir. Ya ş am sevinciniz hiç bitmesin. Sa ğ lıkla kalın… 44
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==