TamSaha 264. Sayı / Kasım 2026
Gönülden Kaleme Utanç duy- mak, insanın yaptı ğ ı veya söyledi ğ i bir davranı ş ın do ğ ru olmadı ğ ını fark ederek bundan rahatsızlık hisset- mesidir. Sözlük anlamıyla utanç, ki ş inin kendisini küçük dü ş ürdü- ğ ünü, toplumun kabul etti ğ i ahlâkî ve sosyal de ğ erlere aykırı davran- dı ğ ını dü ş ündü ğ ünde ya ş adı ğ ı mahcubiyet ve sıkıntı duygusudur. Ancak her utanma duygusu aynı de ğ ildir. İ nsan, yaptı ğ ı bir hatadan dolayı utanabilir. Ba ş kasının hak- kını yedi ğ i için utanabilir; yalan söyledi ğ i, haksızlık yaptı ğ ı, bir in- sanı küçümsedi ğ i, güçsüz olana kötü davrandı ğ ı veya kendisine duyulan güveni kötüye kullandı ğ ı için utanabilir. İş te böyle bir utanma duygusu, insanın ahlâkî geli ş iminin önemli bir parçasıdır. Çünkü ahlâk yalnızca ba ş kalarının bizi denetlemesiyle olu ş maz. Asıl ahlâk, kimsenin görmedi ğ i bir yerde bile do ğ ru olanı yapabilmek- tir. İ nsan, yaptı ğ ı yanlı ş kar ş ısında kendi vicdanının sesini duyabili- yorsa, o vicdan onu yeniden do ğ ruya yönlendirebilir. Utanma duygusu da bu noktada toplum için önemli bir erdemhâline gelir. Haksızlık yapanın utanmadı ğ ı, yalan söyleyenin utanmadı ğ ı, ba ş kasının hakkını gasp edenin utanmadı ğ ı bir toplumda yalnızca kuralların de ğ il, insanların birbi- rine duydu ğ u güvenin de zedelen- mesi kaçınılmazdır. Çünkü utanma duygusu, insanın kendi davranı ş la- rına dı ş arıdan bakabilmesini sa ğ - lar. Bazen bunu küçük bir çocuk üzerinden daha iyi anlayabiliriz. Bir gün küçük bir çocuk, okul bahçesinde arkada ş ının yere dü ş ürdü ğ ü parayı bulur, etrafına bakar, kimse onu görmemektedir. Parayı cebine koyabilir ve hiçbir ş ey olmamı ş gibi davranabilir. Fakat çocuk parayı cebine koyduktan sonra içinde bir huzur- suzluk hissetmeye ba ş lar. Ö ğ retmenine söyleyip paranın sahibini bulmakla onu kendisine saklamak arasında kalır. Sonunda ö ğ retmeninin yanına gider ve bul- du ğ u parayı teslim eder. Ö ğ retmeni ona, “Seni kimse görmedi ğ i hâlde neden parayı getirdin?” diye sorar. Çocuk bir süre dü ş ünür ve ş öyle cevap verir: “Beni kimse görmedi ama ben kendimi gördüm.” Belki de utanma duygusunun en güzel anlatımı budur. İ nsan bazen ba ş - kalarının gözünden de ğ il, kendi vicdanının gözünden utanır, i ş te ahlâkla beslenen utanma duygusu, insanı böyle korur. İ nsanın yanlı ş yaptı ğ ında kendisini sorgulama- sını, ba ş kasının hakkını gözetme- sini ve gerekti ğ inde hatasını kabul etmesini sa ğ lar. Fakat burada çok önemli bir ayrım yapmak gerekir. İ nsan, ahlâkî olmayan bir davranı ş ından utan- malıdır. Haksızlık yapmaktan, insanları a ş a ğ ılamaktan, emanet edilen bir güveni kötüye kullan- maktan, güçsüzün üzerine gitmekten, yalan söylemekten ve ba ş kasının hakkını yemekten utanmalıdır. Fakat insanın elinden geleni yaptı ğ ı hâlde ortaya çıkan bir sonuçtan utanması do ğ ru de ğ il- dir. Bu ayrımözellikle spor dünya- sında çok önemlidir. Futbol her ş eyden önce bir spordur. Futbolda iki takımkar ş ıla ş ır, bir takımka- zanır, bir takımkaybeder, bazen berabere kalınır. Bazen çok iyi oy- nayan bir takımkaybeder, bazen de beklenmedik ş ekilde daha az pozisyon bulan takımkazanır. Çünkü sporun içinde sonuç kadar belirsizlik de vardır. Bir futbolcu sahaya çıktı ğ ında kazanmak ister, hele söz konusumillî takımsa candanmücadele eder, formasını terletir ve elinden gelenin en iyisini yapmaya çalı ş ır. Fakat hiçbir fut- bolcu, hayatın kendisi gibi futbolun sonucunu da tamamen kontrol edemez. Bir ş ut direkten dönebilir, bir kaleci ola ğ anüstü bir kurtarı ş yapabilir, bir hakembir karar ve- rebilir, bir oyuncu bir hata yapabi- lir, rakip takım son dakikada gol atabilir. Bütün bunlar futbolun içinde vardır. GelelimUluslar A Ligi’nde oynadı ğ ımız ve sıfır çekti ğ imiz dört maça. Fransamaçında topun arkasına geçerek rakibin oyununu kar ş ıla- yan, do ğ ru alanları kapatan ve kazandı ğ ı toplarla oyuna yön ver- meye çalı ş an bir Millî Takımvardı. Rakibin pas ba ğ lantılarını bozmayı, savunma bütünlü ğ ünü korumayı ve kazandı ğ ı toplarla hızlı çıkmayı ba ş aranmillîlerimiz, Fransa kar ş ı- sında oyun planını büyük ölçüde uyguladı. İ talyamaçında ise oyun farklı geli ş ti. Rakibimiz topu daha hızlı dola ş tırdı, pas ba ğ lantılarını daha etkili kullandı ve millîlerimizi savunmada daha fazla karar ver- meye zorladı. İ talya’nın oyun tem- posu ve hücumorganizasyonları kar ş ısında zorlandı ğ ımız bölümler oldu. Daha hızlı pas yapan, bo ş alanları daha iyi de ğ erlendiren ve yakaladı ğ ı fırsatları gole çevir- mekte daha ba ş arılı olan İ talya, o gün sahada daha etkili bir futbol ortaya koydu. Bunu kabul etmek, utanmayı gerektirmez. Aksine, rakibin üstün oldu ğ u yönleri do ğ ru tespit etmek, geli ş menin ilk adımı- dır. Bursa’da oynanan İ talyamaçı- nın istatistikleri de kar ş ıla ş manın yalnızca skor üzerinden de ğ erlen- dirilmemesi gerekti ğ ini gösteriyor. Millîlerimiz yüzde 54 oranında topla oynarken 571 pas yaptı, İ tal- ya’nın pas sayısı ise 497’de kaldı. Buna kar ş ılık İ talya kaleyi bulan ş utlarda 8-3 üstünlük sa ğ ladı. Yani Millî Takımımız topa daha fazla sahip olmasına ra ğ men İ talya hücumlarını daha etkili sonuçlan- dırdı. Bu bize futbolda çok önemli bir gerçe ğ i hatırlatıyor: Topa daha fazla sahip olmak, tek ba ş ına daha iyi futbol oynamak anlamına gel- mez. Pasın hızı, pasın yönü, topsuz ko ş ular, savunma yerle ş imi, rakip savunmanın arkasına yapılan ko- ş ular ve gol fırsatlarının de ğ erlen- dirilmesi de en az topa sahip olmak kadar önemlidir. İ talya kar ş ısında elbette eksiklerimiz vardı, savun- mada bazı yanlı ş yerle ş imler ya ş anmı ş , rakibin pas trafi ğ ini bozmakta yeterince ba ş arılı olu- namamı ş ve hücumda istenilen ba ğ lantılar her zaman kurulama- mı ş olabilir. Bunların tamamı, üzerinde çalı ş ılması gereken futbol konularıdır. Fakat bunlar bir insan- lık kusuru de ğ ildir. Bunlar, gideril- mesi gereken teknik ve taktik eksikliklerdir. Burada ko ş umesa- felerinin de de ğ erlendirmeye alın- ması gerekti ğ ini dü ş ünüyorum. Ancak iki takımın toplamkaç kilo- metre ko ş tu ğ u do ğ rulanmadan, yalnızca skor üzerinden fiziksel mücadele hakkında kesin bir hükümvermek do ğ ru olmaz. Üstelik toplamko ş umesafesi de tek ba ş ına yeterli de ğ ildir. Oyun- cuların yüksek hızdaki ko ş uları, sprintleri, tekrarlı yüksek tempolu hareketleri ve bu ko ş uların hangi taktik amaçla yapıldı ğ ı da de ğ er- lendirilmelidir. Üçüncümaçımızda deplasmanda Belçika ile kar ş ıla ş tık ve sahadan 3-0ma ğ lup ayrıldık. Fakat burada da yalnızca skora bakarakmaçın tamamını de ğ erlendirmek do ğ ru olmaz. Belçika kar ş ısında Millîleri- mizin dikkat çeken istatistiklerin- den biri 23 ş ut çekmi ş olmasıydı. Belçika’nın ş ut sayısı ise 17’ydi. Ancak Belçika’nın 17 ş utunun 10’u, Türkiye’nin 23 ş utunun ise 8’i kaleyi buldu. Bu rakamlar bize Millîlerimizin hücumüretiminin tamamen yetersiz olmadı ğ ını, İ smail Gökçek Utanç duymak 43 42
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==