TamSaha 264. Sayı / Kasım 2026
kaleyi korudu ve Türkiye 4-1 ma ğ lup oldu. Ancak İ s- tanbul’daki rövan ş ta Millî Takımımız sahadan galip ayrıldı. O dönemde averaj uygulanmadı ğ ından e ş itlik bozulmadı ve üçüncümaç için Roma’nın yolu tutuldu. Roma’da kader bir kez daha kalecilerin üzerinden yazılacaktı. Turgay Ş eren’in sakatlanarak oyundan çıkmasının ardından Ş ükrü Ersoy kaleye geçti. Maçın ardından iki takım arasındaki e ş itlik yine bozulma- yınca çözümkura çekimine kaldı. Ve kura Türkiye’yi İ sviçre’ye götürdü. Türk futbolu, maddî imkânsızlıklar sebebiyle gidemedi ğ i Brezilya 1950’nin ardından tari- hinde ilk kez Dünya Kupası finallerine katılıyordu. Ş ükrü Ersoy, Turgay Ş eren’le birlikte bu tarihî kadro- nun iki kalecisinden biriydi. 7-2’nin ardından 1954 Dünya Kupası’nda Türkiye’nin ilk iki maçında kaleyi Turgay Ş eren korudu. Önce Federal Almanya kar ş ısında 4-1 kaybeden Millî Takım, ardından Güney Kore’yi 7-0ma ğ lup ederek turnuvada iddiasını sür- dürdü. Puanların e ş itli ğ i nedeniyle Almanya ile bir kez daha kar ş ıla ş ılması gerekiyordu. 23 Haziran 1954’te Zürih’teki HardturmStadı’nda oynananmaçta bu kez kalede Ş ükrü Ersoy vardı. Kar ş ıla ş ma Türkiye adına kâbusa dönü ş tü. Santrhaf Çetin Zeybek’in ilk yarıda sakatlanmasına ra ğ men oyuna devam etmesi, ancak 51’inci dakikada sahayı terk etmek zorunda kalma- sıyla Millî Takımkar ş ıla ş manın kalan bölümünü on ki ş i oynadı. Federal Almanya da bu avantajı kulla- narak 7-2’lik galibiyete ula ş tı. Ş ükrü Ersoymaçın ardından büyük bir üzüntü içindeydi. Fakat otobüse binerken federasyon ba ş kanı Ulvi Yenal onu durdurdu: “Kaldır kafanı.” Yenal, genç kalecinin bu sonuçtan sorumlu olmadı ğ ını söylüyordu. Üstelik ona kendi futbolculuk dönemin- den bir anısını anlatarakmoral vermeye çalı ş tı. Bir za- manlar yedi gol yiyen kaleci olarak en fazla gol yiyen kaleci ünvanının kendisinde oldu ğ unu, Ş ükrü’nün bu rekora ortak oldu ğ unu söyledi ve ş akayla karı ş ık “Sen beni yakaladın, artık rahatladım” dedi. Ş ükrü Ersoy yıllar sonra bu sözleri hatırlayacaktı. Türkiye’nin 1968’de Polonya ve 1984’te İ ngiltere kar ş ı- sında u ğ radı ğ ı 8-0’lıkma ğ lubiyetler geldi ğ inde ise artık o da “rahatlamı ş tı”. Futbolun acımasız hâfıza- sında kalecilerin payına dü ş en buydu. Takımkazandı- ğ ında herkesin ba ş arısına ortak olan kaleci, yenilgide ço ğ u zaman ilk sorgulanan isimdi. Ş ükrü Ersoy’un yıllar sonra söyledi ğ i gibi, 5-2 kazanılan bir maçta bile “iki golü nasıl yedi” diye kaleciye bakılırdı. Fenerbahçe’ye dönü ş Dünya Kupası’nın ardından askerli ğ i sona erince çocukluk a ş kı Fenerbahçe’ye döndü. Bu kez A takımın kalesi içinmücadele ediyordu. Erdal Kocaçimen’in sakatlı ğ ı ona yeniden fırsat verdi. Ardından Selahattin Ünlü ve daha sonra Özcan Arkoç’la rekabet etti. Fe- nerbahçe’de geçirdi ğ i yıllar, Ş ükrü Ersoy’u kulüp tari- hinin önemli kalecilerinden biri hâline getirdi. 1956-57 sezonunda İ stanbul Profesyonel Ligi ş ampiyonlu ğ u geldi. Sonmaçta Galatasaray kar ş ısında alınması gereken tek sonuç galibiyetti. Fenerbahçe, bayram arifesinde rakibini 3-0 yenerek ş ampiyonlu ğ a ula ş tı. Kalecili ğ in ş artları da bugünkünden çok farklıydı. Yün kazaklar, ya ğ mur suyunu çeken a ğ ır formalar, ilkel eldivenler ve bozuk zeminler ortamında kaleyi koru- yorlardı. Ş ükrü’nün çocukken eldivenlerinin tutu ş unu güçlendirmek için annesinin verdi ğ i eldivenlere pin- pon raketlerinin tırtıklı yüzeylerinden parçalar kesip yapı ş tırması, o dönem futbolunun imkânlarını anlatan küçük ama çarpıcı bir ayrıntıydı. 1962’de menisküs sakatlı ğ ı kariyerinin yönünü de ğ i ş tirdi. Tedavisinin ardından Avusturya’dan gelen teklifi kabul etti ve Salzburg’a transfer oldu. Avusturya’dan antrenörlü ğ e Ş ükrü Ersoy, Salzburg’da be ş yıl forma giydi. Özcan Arkoç ve Ergun Öztuna’nın da Avusturya’ya gitme- siyle Türk futbolcuların bu ülkedeki varlı ğ ı güçlendi. Ş ükrü ve Özcan zaman zaman birbirlerine rakip olarak da sahaya çıktılar. 1967’de futbolculuk kariyerini noktaladı ve antrenör- lü ğ e ba ş ladı. İ lk dura ğ ı yeni kurulan Balıkesirspor’du. Takımın 2. Lig’deki ilk sezonunda görev yapan Ersoy, kulübün ilk antrenörü olarak tarihe geçti. Sonrasında Fenerbahçe, Trabzonspor, Altay, Denizlispor, Mani- saspor ve Kayserispor gibi takımlarda görev yaptı. 1991’de Türkiye Futbol Federasyonu bünyesine katıldı. Genç Millî Takımların çe ş itli kademelerinde çalı ş tı, Kadın Millî Takımı’nın ilk kurulu ş unda görev aldı, antrenör kurslarında ders verdi. Kaleci antrenörlü ğ ü- nün ayrı bir uzmanlık alanı olarak organize edilme- sinde de rol oynadı. 2003’te emekli oldu ğ unda futbolun içinde yarım asrı a ş an bir yolculu ğ u geride bırakmı ş tı. Kadıköy’deki mahalle sahalarından İ sviçre’ye, Vefa’dan Fenerbahçe’ye, Salzburg’dan Federasyon’a uzanan 95 yıllık hayatında futbolun neredeyse bütün yüzlerini gördü. 1954 Dünya Kupası’nda kaleye geçti ğ i o 7-2’likmaç, kariyerinin en a ğ ır hâtıralarından biri olarak kaldı. Fakat Ş ükrü Ersoy’un Türk futbolundaki yerini belirleyen skor tabelası de ğ il, o tabelaya gelene kadar kat etti ğ i yoldu. Çünkü o, Türkiye’nin Dünya Kupası’na açılan ilk kapı- sından geçenlerden biriydi. Ve o kapıdan geçen ku ş a- ğ ın son büyük tanıklarından biri olarak futbol tarihimizdeki yerini aldı. Avusturya’da Özcan Arkoç’la... Fenerbahçe’nin Can”lı, Lefter’li efsane kadrosunda... 1954’teki ilk Dünya Kupası serüvenimizin kahramanlarından Ş ükrü Ersoy, 6 Haziran 2026’da, ay-yıldızlıların Riva’daki kampını ziyaret etmi ş ti. 160 161
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==