TamSaha 262. Sayı / Eylül 2026

daki bir sonraki maçındaysa bekle- nenden fazla zorlanacaktı. Kar ş ı- la ş manın ilk yarısı İ sveç’in 1-0’lık üstünlü ğ üyle geride kalmı ş , ikinci yarının ba ş larındaWolfgang Ove- rath ve Rainer Bonhof’un pe ş pe ş e attı ğ ı gollerle Federal Almanya 2-1 öne geçse de bu gollerin hemen ardından İ sveç skoru 2-2’ye getir- mi ş ti. Yine de kar ş ıla ş manın son 15 dakikası içinde Jürgen Grabowski ve Uli Hoeness’ten gelen gollerle Federal Almanya bu zorlumücade- leyi 4-2 kazanacaktı. Federal Almanya’nın grupta Po- lonya ile oynayaca ğ ı sonmaç ise bir tür yarı final niteli ğ i kazanmı ş tı. Zira iki ekip de grupta oynadı ğ ı iki ş er maçı kazanmı ş durumdaydı ve ara- larında yapacakları maçı kazanan taraf, finale yükselecekti. Tabiî, Federal Almanya averajı daha iyi oldu ğ u için beraberlik lüksüne de sahipti. Mutlak galibiyete ihtiyacı olan Polonya, maçta daha baskılı bir oyun ortaya koysa da kar ş ıla ş ma öncesinde ya ğ an ş iddetli ya ğ murun zemini adeta bir göle çevirmesinin de etkisiyle Polonya, maçın son bölümüne girerken fiziksel açıdan tükenme noktasına gelmi ş ti. Almanlar da bunu fırsat bilecek ve 76’ncı dakikada maçtaki tek golü Gerd Müller’le bularak adlarını finale yazdıran taraf olacaklardı. Büyük finalde takımına penaltıdan hayat verdi Münih Olimpiyat Stadı, 7 Tem- muz’da tarihinin en önemli günle- rinden biri içerisindeydi. Tribünlerde ço ğ u Alman 75 bin fut- bolsever toplanmı ş tı ve do ğ al ola- rak kalabalı ğ ın a ğ ırlıklı beklentisi de maç sonunda kupanın, Federal Almanya kaptanı Franz Beckenba- uer’ın ellerinde yükselmesi yönün- deydi. Fakat kar ş ıla ş ma hiç de bu beklentilerle örtü ş ecek bir biçimde ba ş lamıyordu. Santrayla birlikte kendi aralarında pasla ş maya ba ş la- yan Hollandalılar evvela topu kendi yarı sahalarında gezdirmi ş , ardın- dan yava ş ça rakip yarı sahaya geç- mi ş ve 17’nci pasta da topu Johan Cruy ff ile bulu ş turmu ş tu. Cruy ff bir anda hızlanarak Federal Almanya ceza sahasına yönelirken üç oyun- cunun arasından süzülecek, ancak Uli Hoeness’in çelmesi neticesinde daha fazla devam edemeyerek ken- disini yerde bulacaktı. Bunun üze- rine İ ngiliz hakem Jack Taylor düdü ğ ünü üflüyor ve penaltı nokta- sını gösteriyordu. Bu, aynı zamanda bir Dünya Kupası finalinde çalınan ilk penaltı düdü ğ üydü. Hollanda’da atı ş ı kullanmak için topun gerisine Johan Neeskens geçmi ş ti. Yıldız oyuncu topa öyle- sine sert vuracaktı ki a ğ lardan geri seken top tekrar kendisine kadar gelecekti. Böylece Hollanda, bir final maçında atılan en erken golle (75. saniye) 1-0 öne geçiyordu. Golle ilgili bir ba ş ka ilginç ayrıntıysa henüz hiçbir Alman oyuncu topa de ğ me- den atılmı ş olmasıydı. Hollanda, erkenden büyük bir avantaj elde etmi ş ti belki ama bunu yeterince de ğ erlendiremeyecekti. Kar ş ıla ş manın 24’üncü dakika- sında Bernd Hölzenbein’ın Hollanda ceza sahasına girerken önüne yatanWim Jansen’in üstünden kendisini yere bırakması ve hakem Taylor’ın tartı ş malı bir biçimde bir kez daha beyaz noktayı i ş aret etmesi üzerine bu kez Federal Al- manya bir penaltı kazanıyordu. Atı ş ı kullanmak için de topun ba ş ına, takımın en so ğ ukkanlı isimlerinden Breitner geçiyordu. Henüz 22 ya ş ın- daki bir oyuncunun böylesine bir sorumlulu ğ u üstlenmesi do ğ rusu büyük cesaret gerektiren bir i ş ti. Breitner’in atı ş ı gole çevirmesiyle Federal Almanya da skora dengeyi getiriyordu. Maçta 43’üncü dakikaya gelindi ğ in- deyse Rainer Bonhof sa ğ çaprazdan Hollanda ceza sahasına yakla ş acak, kar ş ısındaki Arie Haan’ı ekarte ettikten sonra da topu yerden, kale sahası önündeki Müller’e do ğ ru çıkartacaktı. Ruud Krol’unmarka- jında olan Müller akıl dolu bir ilk dokunu ş la adeta kendi kendine, kendisini bo ş a çıkartacak bir pas atarak Krol’unmarkajından kurtu- luyor ve sonra da dönerek vuru- ş unu yaparak topu alt kö ş eden filelerle bulu ş turuyordu. Bu golle birlikte mücadelenin ilk yarısı da 2-1 Federal Almanya üstünlü ğ üyle sona erecekti. Hollanda, ikinci yarıda, özellikle de maçın son bölümünde baskıyı artı- rıyordu ve bu bölümde Portakallar adına önemli bir fırsat daha gele- cekti. Ancak ilk yarıda kaleci Sepp Maier ile kar ş ı kar ş ıya kalmasına ra ğ men bir gol kaçıran Johnny Rep, bu kez de sa ğ kanattan gelen ortaya altıpas üzerinde dokunsa da top yandan auta gidecekti. Son dakika- lara do ğ ru Neeskens’in ceza sahası dı ş ından çekti ğ i ş ut da hedefini bulmayınca mücadele, 2-1 Federal Almanya’nın üstünlü ğ üyle sona eriyordu. Almanlar, 20 yıllık bir aranın ardından ikinci kez dünyanın en büyü ğ ü olmu ş lardı ve bu ba ş a- rıda Breitner’in de yadsınamaz bir katkısı bulunmaktaydı. Siyasî görü ş leri nedeniyle Real Madrid’e satıldı Daha 22 ya ş ındaykenmillî takımla Dünya Kupası ve Avrupa Ş ampiyo- nası’nı kazanan, Bayern Münih ile de bir Avrupa ve üç Bundesliga ş ampiyonlu ğ u ya ş ayan Breitner artık dünyanın en de ğ erli oyuncu- ları arasındaydı. Öte yandan Breit- ner’in bir ba ş ka özelli ğ i daha vardı ki bu yüzden Bayern Münih Ba ş - kanı WilhelmNeudecker ile arasına kara kedi girecekti. Breitner, gençli- ğ inde sol ideolojilere ilgi duymak- taydı. Kendisini 68 ku ş a ğ ının bir ferdi olarak tanımlıyordu ve Che Guevara’ya hayranlık duyuyordu. Üstüne üstlük birkaç kez antren- mana gelip gitti ğ i esnada yanında Mao Zedong’un seçme sözlerini içe- ren Küçük Kırmızı Kitap’ı ta ş ıdı ğ ı da görülmü ş tü. Bu da muhafazakâr bir yapısı olan ba ş kan Neudecker’i rahatsız etmi ş ti. Hatta Neudecker 1973 yazında Breitner’in satılmasını da istemi ş fakat takım arkada ş la- rından gelen tepki üzerine geri adım atmı ş tı. Ancak Dünya Kupası finali sonrasında Neudecker bu kez mu- radına erecek ve yakla ş ık üç milyon Mark kar ş ılı ğ ında Breitner’i Real Madrid’e yolcu edecekti. İş in ilginç tarafı, bu transferin ardından Breit- ner de bir daha siyasî görü ş ünü fazla dillendirmeyi ve o yönüyle ön plana çıkmayı tercih etmeyecekti. Real Madrid’i o dönemde Yugoslav teknik adamMiljan Miljanic çalı ş tır- maktaydı ve Breitner’in transferini de en çok o istemi ş ti. Ancak Milja- nic, Breitner’in Bayern’de ve millî takımdaki gibi sol bek oynatmayı dü ş ünmüyor, onu altyapı günle- rinde oldu ğ u gibi orta sahada kul- lanmak istiyordu. Real Madrid’in kadrosunda, Almanların bir di ğ er orta saha yıldızı Günter Netzer de bulunuyordu ve Miljanic, orta alanda Netzer-Breitner ikilisinin çok iyi bir uyumyakalayaca ğ ını öngörüyordu. Nitekimbu ikili hocalarının kendile- rine duydu ğ u güveni bo ş a çıkarma- yacak ve 1974-1975 sezonunda Real Madrid’in açık ara kazandı ğ ı LaLiga ş ampiyonlu ğ unda kilit rol oynaya- caklardı. Real Madrid ayrıca General Kupası’nı da (Franco döneminde günümüzdeki Kral Kupası böyle adlandırılmaktaydı) finalde Atletico Madrid’i penaltılarla devirerekmü- zesine götürmü ş ve sezonu çifte kupayla kapamı ş tı. Real Madrid adına sezonun tek negatif yanıysa Kupa Galipleri Kupası’na çeyrek finalde, Kızılyıldız’a penaltılarla elenerek veda etmesiydi. Ertesi sezon da Real Madrid La- Liga’da zirvedeki yerini koruyor ve böylece Breitner üçü Bayern’de, ikisi de Real’de olmak üzere be ş sene üst üste ş ampiyonluk sevinci ya ş amı ş oluyordu. Ancak Ş ampiyon Kulüpler Kupası’nda kader bu kez Breitner’e küçük bir cilve yapacaktı. Real Madrid, sırasıyla Dinamo Bük- re ş , Derby County ve Mönchenglad- bach’ı eleyerek yarı finale kadar gelmi ş , bu turdaysa son iki sezonun ş ampiyonu Bayern Münih’e rakip olmu ş tu. Breitner’in eski takımına kar ş ı ilk kez sahaya çıktı ğ ı Berna- beu Stadı’ndaki ilkmaçtaysa taraf- lar sahadan 1-1’lik beraberlikle ayrılıyordu. Ancak iki hafta sonra Münih’te oynanan ikinci maç, Ba- yern’in 2-0’lık galibiyetiyle netice- 121 120 Breitner, Real Madrid’de bir orta saha yıldızına dönü ş mü ş tü. 1974 Dünya Kupası finalinde 22 ya ş ındaki Breitner bu penaltı golüyle skoru 1-1’e getirmi ş ti.

RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==