TamSaha 261. Sayı / Ağustos 2026

güvenmeyi ö ğ reniyordu. Her adım, bir bakıma kalbinin hâlâ çalı ş tı ğ ını de ğ il, hayatın devam etti ğ ini sınama biçimiydi. Fakat ko ş mak, futbolun bıraktı ğ ı bo ş lu ğ u bütünüyle dolduramazdı. Solbakken oyunu özlüyordu. Yalnızca topa vurmayı de ğ il; maça hazırlanmayı, rakibi çözmeyi, bir ta- kımın içinde sorumluluk ta ş ımayı özlüyordu. Sahaya futbolcu olarak dönmesi mümkün de ğ ildi. O hâlde oyunun içinde ba ş ka bir yer bulması gerekiyordu. Teknik direktörlük fikri bu bo ş lu- ğ un içinden do ğ du. Bu, futbolculu- ğ un yerine alelacele konmu ş bir meslek de ğ ildi. Solbakken’ın saha- dayken zaten yaptı ğ ı ş eylerin ba ş ka bir biçimde devamıydı. Oyun sıra- sında takım arkada ş larıyla konu ş u- yor, yerle ş imi sorguluyor, hangi alanın neden bo ş kaldı ğ ını dü ş ünü- yordu. Artık aynı soruları saha kenarından soracaktı. Futbolculuk kariyeri bit- mi ş ti. Futbolla ili ş kisi ise yalnızca biçimde ğ i ş tiriyordu. Ö ğ retmek ve iknâ etmek Solbakken’ın teknik direktörlü ğ e geçi ş ini kolayla ş tıran ba ş ka bir geçmi ş i daha vardı. Profesyonel futbol oynarken ö ğ retmenlik e ğ i- timi almı ş , bir dönem fen bilgisi ve beden e ğ itimi dersleri vermi ş ti. Sınıfta ö ğ rendi ğ i temel ş ey, bil- mekle anlatabilmenin aynı ş ey ol- madı ğ ıydı. Bir konuyu kendisinin kavramı ş olması yetmezdi; kar ş ı- sındaki insanın da anlayabilece ğ i bir dile çevirmesi gerekiyordu. Bu alı ş kanlı ğ ı daha sonra antrenman sahasına ta ş ıdı. Bir oyuncuya yalnızca öne çıkmasını, geriye ko ş masını veya belirli bir alanı ka- patmasını söylemek istemiyordu. Oyuncunun bu hareketin takımın bütünü içinde ne anlama geldi ğ ini kavraması gerekti ğ ine inanıyordu. Bir bek neden o anda ileri çıkı- yordu? Orta saha oyuncusu hangi bo ş lu ğ u kapatmalıydı? Santrforun ko ş usu yalnızca pas almak içinmi, yoksa savunma hattını geriye götürmek içinmiydi? Solbakken’a göre oyuncu bu soru- ların cevabını bilmiyorsa verilen görevi ancak ezberleyebilirdi. Ezber ise baskı yükseldi ğ inde bozulurdu. Onun teknik direktörlü ğ ünde ö ğ retmek, tahtanın ba ş ında uzun konu ş malar yapmak de ğ ildi. Kar- ma ş ık bir oyunu, herkesin kendi sorumlulu ğ unu görebilece ğ i kadar açık hâle getirmekti. Ba ş ka bir kapı Solbakken’ın sorgulayıcı karakteri futbolculuk yıllarında her zaman i ş ini kolayla ş tırmamı ş tı. Wimble- don’a büyük beklentilerle gitmi ş , ancak teknik direktör Joe Kinne- ar’la ya ş adı ğ ı anla ş mazlı ğ ın ardın- dan İ ngiltere’de yalnızca altı lig maçına çıkabilmi ş ti. Fakat kariyeri orada sönmedi. Danimarka’ya geçti. Aalborg’da takımın sorumluluk alan oyuncula- rından biri oldu ve 1998-99 sezo- nunda lig ş ampiyonlu ğ u ya ş adı. İ ngiltere’de kendisine yer bulama- yan futbolcu, ba ş ka bir ülkede takı- mınmerkezindeki isimlerden birine dönü ş mü ş tü. Solbakken’ın kariyeri boyunca tekrar edece ğ i refleks buydu: Bir yerde dı ş arıda bırakıldı- ğ ında aynı kapının önünde bekle- miyor, ba ş ka bir yol arıyordu. Ya ş adı ğ ı kalp rahatsızlı ğ ı da kar ş ı- sına kapanmı ş en büyük kapıydı. Bu kez ba ş ka bir kulübe de ğ il, ba ş ka bir role geçti. Futbolcu olarak devam edemiyordu. Teknik direktör olarak ba ş layacaktı. Bir takımde ğ il, bir yapı Solbakken’ın teknik direktörlükteki en büyük eseri FC Kopenhag oldu. Orada yalnızca maçlar ve ş ampi- yonluklar kazanmadı. Kulübün günlük çalı ş ma biçimini, beklentile- rini ve Avrupa’daki iddiasını de ğ i ş - tiren bir yapı kurdu. Takımları dı ş arıdan bakıldı ğ ında sert ve düzenli görünüyordu. Fakat bu düzen yalnızca savunma yap- mak anlamına gelmiyordu. Hatlar birbirinden kopmuyor, oyuncular sahayı yalnızca ko ş arak de ğ il, aralarındaki mesafeyi koruyarak payla ş ıyordu. Top kaybedildi ğ inde hangi oyuncu- nunmerkeze yakla ş aca ğ ı, hangisi- nin çizgiyi kapataca ğ ı ve takımın ne kadar geri çekilece ğ i belliydi. Top kazanıldı ğ ında ise ilk soru yalnızca ileri oynamak de ğ ildi; rakibin bırak- tı ğ ı alanı kimin kullanaca ğ ıydı. Takımkâ ğ ıt üzerinde 4-4-2 veya 4-3-3 görünebilirdi. Solbakken için asıl mesele rakamlar de ğ il, oyuncu- ların topun konumuna göre birbir- leriyle kurdu ğ u ba ğ dı. Onun futbolunda disiplin, oyuncu- nun hareketini sınırlayan bir duvar de ğ ildi. Bir sonraki hareketin nere- den gelece ğ ini bilmesini sa ğ layan ortak dildi. Bu yüzden oyuncularından çok ş ey istiyordu. Fakat neden istedi ğ ini açıklamayı da kendi sorumlulu ğ u sayıyordu. Kopenhag’da kurdu ğ u yapının gücü yalnızca taktik plan- dan de ğ il, oyuncuların o plana inan- masından geliyordu. Solbakken’ın ba ş arı anlayı ş ı tek bir kupayla sınırlı de ğ ildi. Her gün aynı standardı yeniden istemek, oyun- cudan dün yaptı ğ ı do ğ ruyu bugün de yapmasını beklemek ve kazan- dıktan sonra bile eksik olanı göre- bilmekti. Kopenhag’da kurdu ğ u düzeni küçük bir hayat eseri olarak gör- mesi bo ş una de ğ ildi. Çünkü onun gözünde ba ş arı, teknik direktör ay- rıldı ğ ında çöken bir sonuç tablosu de ğ il, kendisinden sonra da ya ş aya- bilecek bir çalı ş ma kültürüydü. Futbolun görünmeyenmâliyeti Bu yapı kurulurken Solbakken’ın aile hayatı iki ülke arasında sürü- yordu. Kopenhag’daki antrenman- lar, Avrupa maçları ve bitmeyen hazırlıklar devam ederken ailesi Norveç’te ya ş ıyordu. Solbakken rakip görüntülerini izliyor, antren- man planlıyor ve takımın sorunla- rını çözüyordu. Anniken ise evde hayatın da ğ ılma- masını sa ğ lıyordu. Çocukların dü- zeni sürdü, kararlar alındı ve hafta sonları maç programına göre biçim- lendi. Norveç’teki bekleyi ş bu kez ko ş u saatlerinden de ğ il, ba ş ka ş ehirler- den ve ülkelerden gelecek telefon- lardan olu ş uyordu. Korkunun dili de ğ i ş mi ş ti; sorumluluk ise devam ediyordu. Bu nedenle Anniken, hikâyenin merkezindeki futbolun alternatifi de ğ ildi. Solbakken’ın futbolun içinde kalmasını mümkün kılan en önemli dayanaklardan biriydi. Futbol onu hayata ba ğ lamı ş tı. Fakat bu ba ğ ın yükünü yalnızca Solbak- ken ta ş ımıyordu. Bekleyi ş in ülkesi Solbakken, Norveç Millî Takımı’nın ba ş ına geçti ğ inde elinde ülke tari- hinin en yetenekli ku ş aklarından biri vardı. Erling Haaland gol atıyor, Martin Ødegaard oyunu yöneti- yordu. Fakat yıldızlara sahip olmak, takım olmak anlamına gelmiyordu. Norveç 2022 Dünya Kupası’nı ka- çırdı. Ardından 2024 Avrupa Ş ampi- 80 81

RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==