TamSaha 260. Sayı / Temmuz 2026
sonra kızları dünyaya geldi. Derken, kızının kre ş yıllarında ba ş layan küçük bir tesadüf, bu hikâyeye sarı-lacivert bir sayfa ekledi. Bir kre ş kapısından tribüne Jim’in kızı, Ankaragücü kalecisi Zalad’ın kızıyla aynı sınıfta okuyordu. Çocukların arkada ş lı ğ ı sayesinde Jim ile Zalad arasında bir dostluk olu ş tu. Ankara’da, biri İ s- koçya’dan gelmi ş bir futbolsever, di ğ eri yıllarca kaleyi korumu ş bir futbol insanıydı. Aralarındaki ilk ba ğ ın merkezinde ise çocukların arkada ş lı ğ ı ve Ankaragücü vardı. Jim önce merak etti. Sonra maçları takip etmeye ba ş ladı. Bir süre sonra Ankaragücü, onun için uzaktan izlenen bir takımolmaktan çıktı. Maç günleri evin havasını de ğ i ş tiren, günler öncesinden konu ş ulan, sonucu uzun süre unutulmayan bir heyecana dönü ş tü. Ay ş en Hanım, Jim’in sarı-lacivertle kurdu ğ u ba ğ ı tek cümlede özetliyordu: “Ankaragücü ile benden sonra tanı ş tı ama bir süre sonra ben ikinci plana dü ş tüm.” Bu sözün içinde tatlı bir sitemoldu ğ u kadar, yıllar boyunca evin içinde büyüyen bir sevginin de izi vardı. Jimhiçbir maçı kaçırmak istemezdi. Arkada ş larıyla stada gitmek onun için haftanın en özel bulu ş maların- dan biriydi. Deplasmanlar ise ayrı bir heyecandı. İ skoç aksanıyla Türkçe konu ş an, güler yüzüyle her- kese yakla ş an Jim zamanla tribünün alı ş tı ğ ı yüzlerden biri hâline geldi. Kızılay’da yürürken arkasından “Jim!” diye seslenenler olurdu. Biraz ileriden “ İ skoçyalı!” diye kar ş ılık veren ba ş ka bir ses duyulurdu. Bu sesleni ş ler, onun Ankara’da yalnızca ya ş ayan biri olmadı ğ ını anlatıyordu. Jim, ş ehrin futbol hayatına karı ş mı ş tı. Maç bitti ğ inde gün bitmezdi Maç bitti ğ inde Jim için gün bitmezdi. Eve döndü ğ ünde yalnızca skoru söylemezdi. Kar ş ıla ş mayı yeniden oynatır gibi anlatırdı. Hangi pozisyonda oyunun de ğ i ş - ti ğ ini, hakemin neyi görmü ş olabilece ğ ini, hangi oyun- cunun neden yanlı ş yerde kaldı ğ ını tek tek konu ş urdu. Sonra defterini açardı. Kar ş ıla ş manın öyküsünü, istatistiklerini ve tartı ş malı pozisyonlarını not ederdi. Kendi blogunda da hakemlik geçmi ş inin verdi ğ i dikkatle oyunun içinde gördü ğ ü ayrıntıları yorumlardı. Odasının her yanı Ankaragücü ile ilgili hatıralarla do- luydu. Atkılar, formalar, ş apkalar… Her birinin ayrı bir maç günü, ayrı bir yolculuk ve ayrı bir hikâyesi vardı. Bunlar Jim için bir koleksiyon de ğ ildi. O odada, 19 Mayıs Stadyumu’nun tribünlerinden stadyum çıkı ş ın- daki uzun sohbetlere, gidilen deplasmanlardan unu- tulmayanmaçlara kadar Ankaragücü’yle ya ş anmı ş yılların izleri duruyordu. “Kanım İ skoç, kalbimTürk” Jim’in hayatını belki en iyi anlatan cümle ş uydu: “Kanım İ skoç, kalbimTürk.” Bu söz, Jim’in hayatında iki ayrı dünyanın birbirini eksiltmeden yan yana durdu ğ unu anlatıyordu. Edinburgh, çocuklu ğ unun ve futbola ilk kez ba ğ landı ğ ı günlerin hâfızasıydı; Türkiye ise yıllar içinde hayatını kurdu ğ u, ailesini büyüttü ğ ü ve kendini ait hissetti ğ i yere dönü ş tü. Jim, iki ülke arasında seçimyapmadı. Birini geçmi ş i, di ğ erini hayatının yönü olarak ta ş ıdı. Belki de bu cüm- leyle iki ayrı co ğ rafyayı de ğ il, tek bir hayatın içinde yan yana duran iki büyük sevgiyi anlatıyordu. “Gururluyuz, güçlüyüz, Ankaragüçlüyüz” Jim’in a ğ zından en çok bu söz dökülürdü. Maç günü yakla ş tıkça heyecanı evin içine yayılırdı. Stadın yolunu tutmak, arkada ş larıyla bulu ş mak, tribüne girip o tanıdık sesin içine karı ş mak onun için sıradan bir hafta sonu alı ş kanlı ğ ı de ğ ildi. Ankaragücü maçları, hayatının en canlı saatleriydi. Deplasmanlardan da kopmazdı. Gidilen yolun uzun- lu ğ u, dönü ş ün yorgunlu ğ u, alınan sonuç ya da havanın so ğ u ğ u onun için çok ş ey de ğ i ş tirmezdi. Ankaragücü neredeyse Jimde orada olmak isterdi. Tribünde yalnızca izleyen biri de ğ ildi. Tezahüratlar yükseldi ğ inde o kalabalı ğ ın içinde en yüksek seslerden biri olurdu. İ skoç aksanıyla söyledi ğ i Türkçe sözler, sarı-lacivert tribünün sesine karı ş ırdı. Bazen bir galibiyetin ardından, bazen takımın zorlandı ğ ı anlarda, bazen de Ankaragücü’nün adı geçer geçmez aynı cümleyi yeniden söylerdi: “Gururluyuz, güçlüyüz, Ankaragüçlüyüz…” Jim, iki yıl önce aramızdan ayrıldı. Ardında ailesinin anlattı ğ ı hikâyeler, tribünde onu tanıyanların ta ş ıdı ğ ı küçük anılar ve maç günlerine e ş lik eden tanıdık bir heyecan kaldı. Bugün Ankaragücü konu ş ulurken, bir yerden Jim’in adı geçince onu tanıyanların yüzünde aynı ifade beliriyor… Sanki biraz daha anlatılsa kapıdan içeri girip yeniden bir tezahürat ba ş latacak. Bugün bu hikâye, ailenin yeni ku ş a ğ ında da ya ş amayı sürdürüyor. Jim’in üç buçuk ya ş ındaki torunu Finbarr Evrim, dedesinin Ankaragücü sevgisini kendi hatırala- rından de ğ il, belki de ailesinden dinleyece ğ i hikâyeler- den tanıyacak. Dedesi vefat etti ğ inde henüz çok küçüktü. Ama büyürken yalnızca hiç tanıyamadı ğ ı bir dedenin de ğ il, İ skoçya’dan Ankara’ya uzanan bir futbol tutkusunun da izlerini duyacak. Belki bir gün evdeki atkılardan birine dokunacak, eski maç defterlerinden birini karı ş tıracak ya da dedesinin sevdi ğ i bir ş arkının evin içinde yeniden söylendi ğ ini duyacak. O anlarda, Easter Road’dan Ankara’ya uza- nan bu hikâyenin kendisine de de ğ di ğ ini hissedecek. Bazı insanlar aramızdan ayrıldıktan sonra yalnızca hatırlanmaz; onları hiç tanımayanlar bile anlatılan hi- kâyelerdeki eksikliklerini hisseder. Geride bıraktıkları sevgi ise ba ş kaları için umudun kendisine dönü ş ür. Bu yüzden Jim’in hikâyesi, Easter Road’dan Ankara’ya uzanan tutku dolu yolculu ğ uyla anlatılmaya her zaman devam edecek. E ş iyle ilk tanı ş tı ğ ı yıllarda İ skoçya’da... E ş i ve torunu Jim’in Ankaragücü sevgisini ya ş atmayı sürdürüyor. İ lk a ş kı Hibernian’ın formasıyla... Cenazesinde tabutunun üzerinde iki ş ehirdeki iki a ş kının da simgeleri vardı... 187 186
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==