TamSaha 260. Sayı / Temmuz 2026

çıktı. Leith’te güne ş in dü ş tü ğ ü yere duyulan sevgi, Ankara’da bir takımın etrafında bulu ş an insanların ortak sesine dönü ş tü. Hibernian ile Ankaragücü’nü Jim’e yakınla ş tıran yalnızca iki köklü ş ehir kulübü olmaları de ğ ildi. İ ki takımda taraftarları tarafından yalnızca kupalar, ş ampiyonluklar ya da sonuçlar için sevilmiyordu. Leith’te de Ankara’da da kulübe duyulan ba ğ lılık; semte, ş ehre, emekçi geçmi ş e, hâfızaya ve birlikte ya- ş anan hayata ba ğ lı bir sevgiydi. Jim, çocuklu ğ unda Hibernian’da tanıdı ğ ı bu duygunun kar ş ılı ğ ını yıllar sonra Ankaragücü tribü- nünde buldu. Easter Road ile tanı ş ma Jim’in futbolla ilk ba ğ ı, küçük bir çocukken babasının elinden tutup Easter Road’a gitmesiyle ba ş ladı. Hibernian onun için yalnızca tuttu ğ u takımde ğ ildi. Babasıyla yan yana oturdu ğ u ilk tribünlerin, maç günlerinin ve Edinburgh’un hayatına karı ş an o tanıdık heyecanın adıydı. Ye ş il-beyaz renkler, yıllar bo- yunca çocuklu ğ undan kalan bir ses gibi onunla birlikte yürüdü. Futbola ilgisi yalnızca tribünle sınırlı kalmadı. Gençli ğ inde ba- ca ğ ı kırılıp bir süre alçıyla evde kalmak zorunda kaldı ğ ında, bir arkada ş ı vakit geçirmesi için ona hakemlik kursuna ait birkaç kitap getirdi. Jimo kitapları okuyup bir kenara koymadı. Oyunun ba ş ka bir tara- fını görmeye ba ş ladı. Kısa süre sonra hakem olmaya karar verdi; sınavlara girdi, ba ş arılı oldu ve amatör seviyede maçlar yönet- meye ba ş ladı. Belki de bu yüzden bir kar ş ıla ş - mayı yalnızca skorla anlatmazdı. Oyunun hangi anda de ğ i ş ti ğ ine, bir pozisyonun neden geli ş ti ğ ine, hakemin neyi görmü ş olabilece- ğ ine dikkat ederdi. Yıllar sonra Ankara’da maç izlerken yanında ta ş ıdı ğ ı bu dikkat, Edinburgh günlerinden kalan bir alı ş kan- lıktı. Türkiye’ye ilk bakı ş Jim’in hayat yolculu ğ u onu farklı ülkelere ve kültürlere ta ş ıdı. Meslekî ya ş amı boyunca bulun- du ğ u yerlerden biri de Kıbrıs RumKesimi’ydi. Türkiye’ye duydu ğ u yakınlık, Ankara’ya yerle ş mesinden çok önce ba ş lamı ş tı. Kıbrıs RumKe- simi’nde bulundu ğ u günlerden birinde sahilde oturup Türki- ye’ye do ğ ru baktı ğ ında, kalbin- den güçlü bir cümle geçti: “Benmutlaka Türkiye’ye gitmeliyim.” Bu, anlık bir merak de ğ ildi. Tür- kiye onun için yalnızca gidilecek ya da çalı ş ılacak bir yer de ğ ildi. Tarihini okudu ğ u, kültürünü merak etti ğ i ve kendine yakın hissetti ğ i bir ülkeydi. Türk kültürünü sever, Osmanlı tarihini de Cumhuriyet tarihini de yakından takip ederdi. Bir süre sonra çalı ş tı ğ ı yerde Türki- ye’ye gitmek isteyen olup olma- dı ğ ı soruldu ğ unda hiç tereddüt etmedi. Aya ğ a kalktı ve gitmek istedi ğ ini söyledi. Kıbrıs RumKesimi’nde sahilde kalbinden geçen o cümle, birkaç yıl sonra Ankara’da ba ş layacak hayatının yönünü belirledi. Ankara’da kurulan hayat Jim, 1979 yılında Ankara’ya geldi. İ lk ba ş ta yeni bir ş ehir, yeni bir düzen ve yeni bir hayat vardı kar ş ısında. Zamanla Ankara, çalı ş tı ğ ı yer olmanın çok ötesine geçti. Sokaklarına alı ş tı ğ ı, dost- luklar kurdu ğ u ve kendine ait bir hayat ördü ğ ü ş ehir oldu. Ay ş en Hanım ile yolları da Anka- ra’da kesi ş ti. Tanı ş ıklıkları kısa sürede güçlü bir sevgiye dönü ş - tü. 1983 yılında evlendiler. İ ki yıl Hibernian’dan Ankaragücü’ne Hakemlik günlerinde... K Jim’in iki ş ehirli futbol hikâyesi Hibernian’ın ye ş il-beyazından Ankaragücü’nün sarı-lacivertine uzanan tutku dolu bir yolculuk... İ ki farklı co ğ rafyayı tek bir kalpte birle ş tiren, tribünlerin “ İ skoçyalı” Jim’inin Easter Road’da ba ş layıp Ankara’da ölümsüzle ş en iki ş ehirli futbol hikâyesi. ızılay’da arkasından “Jim!” diye seslenildi ğ inde dönüp gülümserdi. Biraz ileridenmutlaka ba ş ka bir ses yükselirdi: “ İ skoçyalı!” Tribünde ise İ skoç aksanıyla Türkçe söylemekten hiç çekinmezdi: “Gururluyuz, güçlüyüz, Ankaragüçlüyüz…” James Alexander Chalmers için bu söz yalnızca bir tezahürat de ğ ildi. Edinburgh’da babasının elinden tu- tarak girdi ğ i Easter Road tribünlerinden Ankara’nın sarı-lacivert kalabalı ğ ına uzanan hayatının en güçlü kar ş ılı ğ ıydı. Hibernian tribünlerinde söylenen, Th e Proclaimers’ın Leith’e adadı ğ ı “Sunshine on Leith” ile ba ş layan ş ehir sevgisi, yıllar sonra Ankaragücü tribünlerinde yükse- len “Gururluyuz, güçlüyüz, Ankaragüçlüyüz” sloga- nında yeniden yankılandı. “Sunshine on Leith”, Edinburgh’un limanı ve emekçi geçmi ş iyle bilinen Leith semtine duyulan ba ğ lılı ğ ın ş arkısıydı. Hibernian için Leith neyse, Jim için Ankaragücü de Ankara’da benzer bir ş ehir ve emek hâfızasının kar ş ılı ğ ı oldu. Ankaragücü de köklerini ö ğ rencilerle i ş çilerin kur- du ğ u dayanı ş ma kültüründen alan bir kulüptü. Kurtulu ş Sava ş ı’nda takımolarakmücadeleye katıl- mı ş , oyuncularının bir kısmını ş ehit vermi ş bu kulü- bün sarı-laciverti, yalnızca futbola de ğ il, ş ehrin hâfızasına da karı ş mı ş tı. Bu nedenle Jim’in Hiber- nian’da çocuklu ğ undan beri tanıdı ğ ı aidiyet duygusu, Ankara’da sarı-lacivert tribünlerde yeniden kar ş ısına 184 185 Burç Tuna

RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==