TamSaha 260. Sayı / Temmuz 2026
takımı İ stanbul’da Fenerbahçe’yi 1-0ma ğ lup etti ğ i sezonda ligi altıncı sırada tamamladı. Sonra sırasıyla Vefa, Samsunspor, yeniden Mersin İ dman Yurdu ve yeniden Vefa’da göreve geldi. 1979-1980 sezonunda ise zor durumdaki yuvası, Galatasa- ray’a döndü. Göreve geldi ğ inde takım ligin son sırasındaydı ve onu küme dü ş me hattının üstüne ta ş ıdı. Ama antrenörlük onun için bir sü- reklilik ta ş ımadı; kalemi eline aldı. 1965 yılında Türkiye Profesyonel Futbolcular Sendikası’nın kurucu üyeleri arasında yer aldı. Aynı yıl takım arkada ş ı Metin Oktay’ın hayatını konu alan “Taçsız Kral” filminde kendisi olarak göründü. Milliyet ve Ak ş amgibi gazetelerde yıllarca futbol yazarlı ğ ı yaptı. 1990’larda özel televizyon kanalları- nın yaygınla ş masıyla yorumculu ğ a geçti ve 1993’ten 2013’e kadar Türkiye Profesyonel Futbolcular Derne ğ i’nin ba ş kanlı ğ ını yürüttü. O yıllar boyunca futbol dünyasıyla ba ğ ını hiç koparmadı; hemgenç futbolcuların haklarını savunan bir isimhemde ekranlarda yorum yapan tanıdık bir ses olarak hep oradaydı. Hayatını payla ş tı ğ ı e ş i Fatma Füsun Ş eren 2013’te akci ğ er kanserinden hayatını kaybetti ve bu kayıp Tur- gay Ş eren’i derinden sarstı. Ömrü- nün son döneminde Galatasaraylılar Yurdu’nda kalan efsane kaleci, bir gazeteciye verdi ğ i son röportajda içini döktü: “O eski yıllardan hiçbir ş ey kalmadı artık. Ne dost ne ş öhret ne kalabalık ne de... Her ş ey beni bir bir terk etti. Ah vefa ah!” Metin Oktay’ın ölümü de içinde kapanmayan bir yaraydı. “ İ ki ş ey beni çok yaraladı” derdi. “Biri e ş i- min ölümü, di ğ eri de çok sevdi ğ im Metin Oktay’ın ölümü.” Galatasaray Adası’nda birlikte yedikleri son yemekten sonra ayrıl- mı ş lardı; yarım saat geçmemi ş ti ki kaza haberi gelmi ş ti. Ömrünün sonunda ya ş adı ğ ı yalnız- lık, uzun süre dile getirdi ğ i bir ş ikâ- yetti. Eskidenmaça smokin giyerek gelen, soyunma odasına kadar tebrik eden, saha kenarında kucak- layan bir dünyanın adamıydı. “O zaman Fenerbahçe, Be ş ikta ş ve Galatasaray arasında ne böyle bir gerginlik vardı ne de birbirlerini ötekile ş tiren kulüp yöneticileri.” dedi son röportajında: “ İ nsanlar maça smokinle gelirdi; birbirlerine azizim, mirim, üstadım, beyefendi diye hitap ederdi. Ş imdi öyle mi? Ah, havası kaçtı topun.” 7 Temmuz 2016’da 84 ya ş ında İ stanbul’da hayatını kaybetti. Te ş vikiye Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından naa ş ı Zincirli- kuyu Mezarlı ğ ı’na defnedildi. Türkiye Futbol Federasyonu o yıl Süper Lig’in 2016-2017 sezonuna “Turgay Ş eren Sezonu” adını verdi. Turgay Ş eren, on sekiz yıl boyunca sarı-kırmızılı kaleyi korudu, 46 millî maçta eldiven giydi ve 35 kez kap- tan bandını koluna taktı. Berlin ge- cesi do ğ an lakabı ömrünün sonuna dek pe ş inden geldi. Ama endüstri- yel futbolun çarkları arasında kay- bolan bugünün dünyasında onu asıl efsane yapan ş ey, bir maçın hemen ardından, sırtında forması, elinde eldivenleriyle hasta bir çocu ğ u ziyarete gidecek kadar büyük bir yüre ğ e sahip olmasıydı. Son röpor- tajında, geçmi ş in asil ve vefalı futbol dünyasına iç çekerek, “Ben efsane de ğ il, insanım.” demi ş ti. Belki de bugünün futbolunda artık hiç bula- madı ğ ımız, onu ölümsüz kılan o “insan” kalabilme büyüklü ğ üydü. Futbolun havası çoktan de ğ i ş ti ama Turgay Ş eren’in bıraktı ğ ı asil duru ş , Türk futbolunun gökyüzünde bir “Türk Ay” gibi parlamaya devam ediyor. Dönemin iki dev kalecisi Turgay Ş eren ve Lev Ya ş in... 128
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==