TamSaha 260. Sayı / Temmuz 2026
almak zorunda olan Arjantin kar ş ı- sında Kolombiya 5-0 kazandı. Tur- nuva öncesindeki 26maçta yalnızca bir kez kaybeden takımda Carlos Valderrama, Freddy Rincon, Faus- tino Asprilla, Alexis Garcia gibi isimler vardı. Ve tabiî savunmada Andres Escobar… Ama bu tablonun görünmeyen tarafı çok daha karanlıktı. Pablo Escobar, Aralık 1993’te öldü- rüldü. Onun ölümünün ardından ülke tamamen ba ş ıbo ş bir anar ş iye sürüklenmi ş ti. Kartel da ğ ılmı ş , pat- ron gitmi ş , ama geride sayısız suç örgütü ve ş ehrin her mahallesini kontrol eden çeteler kalmı ş tı. Ko- lombiya’yı 1994 Dünya Kupası’na götüren efsane teknik direktör Francisco Maturana bu kaotik dö- nemi ş öyle anlatıyordu: “Patronun kanunu, ülkenin kanunudur. Pablo Escobar öldü ğ ünde yer sarsıldı. O andan itibaren her an tetikte olmak zorundaydınız. Kimseye güvenemezdiniz. Bir polis bile iyi ya da kötü olabilirdi.” Kolombiya’ya Dünya Kupası eleme- leri sırasında büyük paralar yatıran uyu ş turucu kaçakçıları, takımın ba ş arısını mâlî bir güvence olarak görüyordu. Bu çevrelerin baskısı, teknik direktör Maturana’nın sır- tına a ğ ır bir yük bindiriyordu. Matu- rana oyuncularına sahada özgürlük tanıyan bir teknik direktördü. Turnuva öncesinde aldı ğ ı tehditler, bu özgürlü ğ ün ne kadar kırılgan bir zemin üzerinde durdu ğ unu acı bir biçimde ortaya koyuyordu. Andres Escobar, bu baskının tam ortasında hem sembol hemde kur- ban olmak üzereydi. Pablo Escobar ile hiçbir akrabalı ğ ı olmayan, ancak aynı soyadı ta ş ıyan savunma oyun- cusu, ülkenin olumlu yüzünü temsil etmesi için adeta do ğ al bir adaydı. Gazeteci ve diplomat arkada ş ı Cesar Mauricio Velasquez, onun futbolu yalnızca bir oyun olarak görmedi ğ ini anlatıyordu: “Futbolu, de ğ erleri ve ho ş görüyü ö ğ reten bir ya ş amokulu olarak görüyordu. Kazanmayı, kaybetmeyi ö ğ renmek, sporu bir birlik sı ğ ına ğ ı olarak benimsemek... Andres bu inancına her zaman sadık kaldı.” Öte yandan Andres, bu yükü ta ş ı- maktan rahatsız olmadı ğ ını söyle- yemezdi. Pablo Escobar’ın çiftli ğ ine davet edilen oyuncular arasındaydı o da. Ziyarete gitmek zorundaydı. Hiçbir zaman gitmek istemiyordu. Kız karde ş i Maria Ester’e, “Maria, gitmek istemiyorum ama ba ş ka çaremyok.” demi ş ti. Bu söz, içinde bulundu ğ u trajik çeli ş kiyi özetli- yordu; hemkorkuyordu hemde korktu ğ unu kabul etmek istemi- yordu. Kolombiya Millî Takımı’ndaki kari- yeri 30 Mart 1988’de Kanada kar ş ı- sında alınan 3-0 galibiyetle ba ş ladı. Aynı yıl Rous Kupası’ndaWemb- ley’de İ ngiltere ile oynananmaçta kariyerindeki tekmillî golünü attı. 1989 Copa America’da, 1990 Dünya Kupası elemelerinde düzenli olarak formayı giydi. Kolombiya, 28 yıllık bir aranın ardından 1990 İ talya Dünya Kupası’na katılmayı ba ş ardı ve son 16’da Kamerun’a 2-1 yenile- rek elendi ğ inde Kolombiyalı stoper, tümmaçlarda forma giymi ş oyun- cular arasındaydı. 1991 Copa Ame- rica kadrosuna da dâhil oldu ve yedi maça çıktı. 1994 elemelerinde sakatlık nedeniyle maçlar kaçırma- sına ra ğ men teknik direktör Maturana, onu turnuvaya götürdü. Kaptanlık pazubendi ona yakı ş ı- yordu. Amerika Birle ş ik Devletleri’nde dü- zenlenecek turnuva yakla ş tı ğ ında Andres’in hayatında iki somut umut, kapıda bekleyen iki büyük geli ş me vardı. Birincisi İ talyan devi Milan’ın teklifiydi. Büyük bir sahne ve parıltılı bir kariyer onu bekli- yordu. İ kincisi, di ş hekimi Pamela Cascardo ile ni ş anlanmasıydı. 1994’ün ilerleyen aylarında evlen- meyi planlıyorlardı. “Odaklanmak zor.” demi ş ti o dönem, “Amamoti- vasyonumu gelecekteki güzel ş ey- lerde buluyorum. Her gün İ ncil’den biraz okumaya çalı ş ıyorum. Kitap ayraçlarım iki foto ğ raf; biri rahmetli annemin, di ğ eri ise ni ş anlımın.” Haziran 1994’te ABD’de Dünya Kupası ba ş ladı. Ve turnuvanın açılı ş maçında, Los Angeles’ın kuzeyin- deki Pasadena’da, Rose Bowl’un güne ş li çimenlerinde, her ş ey hızla kötüye gitti. Romanya kar ş ısında u ğ ranan 3-1’likma ğ lubiyet olabile- cek en kötü ba ş langıç oldu. Gheorghe Hagi’nin taç çizgisinden attı ğ ı unutulmaz gol, Kolombiya’nın rüyasına ilk darbeyi indirdi. Florin Raducioiu iki gol attı, kaleci Bogdan Stelea inanılmaz bir maç çıkardı. Son dakikada gelen üçüncü golün ardından saha terk edilirken ta- kımda hayal kırıklı ğ ı ya ş anıyordu. Oysa asıl kâbus, oyuncular otele döndüklerinde ba ş ladı. Televizyon ekranlarına son dakika haberi bomba gibi dü ş tü. E ğ er Gabriel Gomez bir sonraki maçta sahaya çıkarsa, tümkadro öldürülecekti. Defans oyuncusu Luis Herrera, o günlerde karde ş inin trafik kazasında öldü ğ ü haberini almı ş tı. Bebe ğ i daha önce kaçırıl- mı ş , sonra serbest bırakılmı ş tı. Andres Escobar o gece Herrera’nın odasında oturdu ve kamptan ayrılmak istedi ğ ini söyleyen takım arkada ş ını kalmaya ikna etti. “Ülke sana güveniyor. Dünya Kupa- sı’ndaki tek ş ansımız bu.” Herrera, “O gece Andres bana e ş lik etti.” diyordu. Kaptan görevini kusursuz bir ş ekilde yerine getirmi ş ti. Teknik direktör Maturana, ABD maçı öncesinde oyuncularla yapa- ca ğ ı toplantıya a ğ layarak geldi. Hem ölüm tehditleri almı ş tı hemde en kilit oyuncusunu sahaya süre- meyece ğ ini biliyordu. İş te bu at- mosferde, deh ş et ve korkunun pençesinde, Kolombiya 22 Haziran 1994’te yeniden Rose Bowl’a çıktı. Kendi kalesine atılan gol 22. dakika. Rose Bowl, Pasadena, Kaliforniya. ABD’li orta saha oyuncusu John Harkes, sol kanattan ceza sahasına kavisli bir orta yaptı. Orta alçak ve tehlikeli bir ş ekilde geldi. Savunma oyuncusu için kaçınılmaz bir mü- dahale anıydı. Andres Escobar öne atıldı, topu uzakla ş tırmak için baca ğ ını uzattı ve o milisaniyede gelen temas, topu kaleci Oscar Cor- doba’nın yanından a ğ lara yolladı. Escobar, dü ş tü ğ ü yerde birkaç saniye öylece kaldı. Ba ş ını ellerinin arasına gömdü, sırtüstü uzandı. Sonra yava ş ça aya ğ a kalktı, sa ğ ına baktı ve renk vermeyen bir yüz ifa- desiyle orta sahaya do ğ ru yürüdü. Olası sonuçların a ğ ırlı ğ ını hissedip hissetmedi ğ ini, dı ş arıdan bakarak anlamakmümkün de ğ ildi. Ama yanındaki oyuncular, onun her ş eye ra ğ men korudu ğ u sakinli ğ ini asla unutmayacaktı. Kaleci Cordoba ile oda arkada ş ıydı. Sonraki günlerde, üzüntüden uyu- yamadı ğ ına dair haberler basında yer alacaktı; Cordoba bunları kesin- likle yalanladı: “Bunun do ğ ru oldu- ğ unu sanmıyorum, e ğ er öyle olsaydı bilirdim, çünkü çok yakın- dık. Takımdaki hiç kimse onu suç- lamadı çünkü topu uzakla ş tırmaya çalı ş tı ğ ını biliyorduk. O da bunun oyunda olabilecek türden bir ş ey oldu ğ unu bilecek kadar tecrübe- liydi.” Medellin’de televizyon ba ş ında maçı izleyen kız karde ş inin dokuz ya ş ındaki o ğ lu annesine döndü ve ş unu söyledi: “Anne, dayımı öldüre- cekler.” Kadın o ğ lunu sakinle ş tirdi: “Hayır tatlım, insanlar hatalar yü- zünden öldürülmez. Kolombiya’da herkes Andres’i sever.” Takım arkada ş ı Alexis Garcia o anı ş öyle anlatıyordu: “Topamüdahale etmek zorundaydı ve talihsizlik eseri top kendi kalemize girdi. Andres’in yüzünü gördümve derin bir acı hissettim.” Orta saha oyuncusu Leonel Alvarez Kolombiya Millî Takımı’nın ABD ile oynadı ğ ı maçın kadrosu. Soldan sa ğ a ayaktakiler: Luis Carlos Perea, Andrés Escobar, Leonel Álvarez, Freddy Rincón, Hermán Gaviria, Oscar Cordoba. Oturanlar: Carlos Valderrama, Faustino Asprilla, Wilson Pérez, Luis Fernando Herrera, Antony de Ávila. Escobar’ın ABDmaçında kendi kalesine attı ğ ı o tâlihsiz gol... 109 108
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==