TamSaha 259. Sayı / Haziran 2026
Ancak endüstriyel futbolun acımasız yasaları, bu hârika rüyanın üzerine gölge dü ş ürmekte gecikmedi. 2012-2013 sezonunda Ş ampiyonlar Ligi’nde Real Madrid, Manchester City ve Ajax’ın yer aldı ğ ı “ölümgrubu”nu nama ğ lup lider tamamlayan Dort- mund, hârika bir oyunla gruptan çıkıp yarı finalde Lewandowski’nin Real Madrid a ğ larına bıraktı ğ ı 4 golle Avru- pa’yı salladı ve adını finale yazdırdı. Ancak Ş ampiyonlar Ligi yarı finaline sadece 36 saat kala, takımın göz be- be ğ i Mario Götze’nin 37 milyon avroluk serbest kalma bedeli ödenerek ezeli rakip Bayern Münih’e transfer oldu ğ u- nun açıklanması, Klopp’un zihninde ve kalbinde büyük bir öfke yarattı. “Götze’yi tutma ş ansımız yoktu, o bir Pep Guardiola favorisiydi” diyerek endüstriye olan sitemini dile getiren Klopp, Wembley’deki Ş ampiyonlar Ligi finalini Arjen Robben’in 89’uncu daki- kadaki golüyle Bayern’e 2-1 kaybede- rek büyük bir kalp kırıklı ğ ı ya ş adı. Ertesi sezon Robert Lewandowski’nin de bedelsiz olarak Bayern Münih’e ka- tılaca ğ ının açıklanması, Dortmund’un iskeletine vurulan ikinci büyük dar- beydi. HakemDeniz Aytekin’e yönelik kaba ve kı ş kırtıcı sözleri nedeniyle 10 bin avro para cezası aldı ğ ı o gergin dö- nemlerde bile yönetimkurulu ba ş kanı Hans-JoachimWatzke’nin, “Jürgen’i yüzde yüz destekliyorum, o dördüncü hakeme hakaret etmedi.” diyerek arkasında durması, kulüpte kurdu ğ u insanî ba ğ ların gücünü gösteriyordu. 2014-2015 sezonunun hayal kırıklı ğ ı yaratan ba ş langıcının ardından, Nisan ayında sezon sonunda ayrılaca ğ ını açıklayan Klopp, “Bu kulüp yüzde yüz do ğ ru teknik direktör tarafından yö- netilmeyi hak ediyor, oyuncu kararla- rının geç alınması bize tepki verecek zaman bırakmadı.” diyerek ayrılık vaktinin geldi ğ ini duyurdu. Kulübün en uzun süre görev yapan hocası olarak Westfalen’e veda ederken arkasında 180 galibiyet ve tümdünya antrenör- lerinin taklit etmeye çalı ş aca ğ ı bir Gegenpressingmirası bırakıyordu. Binlerce taraftarın gözya ş ları arasında veda etti ğ i “Kloppo”, modern bir futbol efsanesi olarak Dortmund tarihine adını altın harflerle yazdırmı ş tı. Anfield’da bir Alman Frankfurt’un sessiz banliyölerindeki bir köy birahanesinde, 2005 yılında ünlü spor markasının temsilcisi Marc Kosicke ile kot pantolon ve kapü ş onlu üstüyle bulu ş up paradan ziyade insanî ili ş kilere önemverdi ğ ini kanıtlayan Alman teknik direktör, 10 yıl sonra futbol tarihinin en büyük anla ş mala- rından birine imza atacaktı. Arkada ş ı- nın paslı teknesini tamir edebilmesi için gereken 12 bin avro için o dönem bu ünlü spor markasıyla anla ş maya imza atan bu sadık insan, 2015 sonba- harında Kosicke ile birlikte Münih Havalimanı’ndaki Lufthansa salonun- daydı. Görevlilere NBAmaçı izlemek için NewYork’a gittikleri yalanını söylerken aslında Fenway Sports Gro- up’un (FSG) kilit ismi Mike Gordon ile Manhattan’da gizlice bulu ş mak üzere yola çıkmı ş lardı. Gordon, Klopp’un sa- dece karizmasından de ğ il; önce dinle- yip sonra konu ş an yapısından ve sundu ğ u net vizyondan da o kadar etkilendi ki, görü ş me bitti ğ inde kulüp sahibi JohnW. Henry’ye ş u tarihî me- sajı attı: “Bu adam, dünyanın en büyük ş irketlerinden birinde CEO olarak çalı- ş abilir.” Böylece 8 Ekim 2015 günü, Merseyside’ın kırmızı yakasında yeni bir ça ğ ın kapısı aralanıyordu. Brendan Rodgers’ın görevine son verilmesinin ardından Liverpool menajerlik koltu- ğ una oturan Jürgen Klopp, kulübün 30 yıllık ş ampiyonluk hasretini dindi- rebilecek yegâne isimdi. Ancak bu transferin arkasında, Cambridge’li ünlü fizikçi Ian Graham tarafından geli ş tirilen karma ş ık bir Moneyball ( İ statistiksel Analiz) modeli yatıyordu. Klopp, Anfield’daki ilk basın toplantı- sında medyanın kar ş ısına çıktı ğ ında, Jose Mourinho’nun kibirli “Özel Biri” ( Th e Special One) söylemine nazire yaparak kendisini tanıttı: “Ben buraya büyük ünvanlarla gelmedim. Kendimi tanımlamam gerekirse ben ‘Normal Biri’ ( Th e Normal One) olarak anılmayı tercih ederim. E ğ er dört yıl sonra bu- rada oturuyorsam, bir ş ampiyonluk kazanaca ğ ımızdan oldukça eminim.” Bumütevazî ama karizmatik giri ş , 25 yıldır ş ampiyonlu ğ a aç olan ve ezeli rakiplerinin kupaları toplamasını izle- yen bitkin Liverpool taraftarı ile onun arasında kurulacak ba ğ ın ilk dü ğ ümü oldu. Klopp’un takımı çalı ş tırmaya ba ş ladı ğ ı ilk andan itibaren kaleci Simon Migno- let’in hafızasına kazınanme ş hur söy- lem, onun kulübedeki katı ahlâkını simgeliyordu: “Geri ko ş amıyorsan ileri ko ş ma! Ben yenilgilerin sorumlusu- yum, siz çocuklar galibiyetlerin sorumlusunuz.” İ lk ligmaçında, Tottenhamdeplasma- nında 0-0 berabere kalırken sahada ci ğ erleri sökülürcesine pres yapan ve oyundan alınırken bitap dü ş üp Klopp’un kollarına yı ğ ılan Adam Lallana, bu yeni devrin ilk kurbanıydı. Yardımcı antrenör Pepijn Lijnders, maç öncesindeki taktik konu ş masını ş u sözlerle anlatıyordu: “Jürgen aya ğ a kalktı ve Tottenham’ın özgüveninin henüz küçük bir çiçek gibi oldu ğ unu söyledi. Sonra sertçe yere aya ğ ını vur- maya, çiçe ğ i ezmeye ba ş ladı! Takımın sahada yapmasını istedi ğ i ş ey tam olarak buydu. O an bu adamla çalı ş - manın ne kadar e ğ lenceli ve sıra dı ş ı olaca ğ ını anladım.” Kaleci antrenörü John Achterberg ise transfer penceresi kapalıykenmevcut kadronun sınırlarını zorlayan bu de- hayı hayranlıkla izlemi ş ti. Herkese tamamen âdil bir ş ans veriyor, Daniel Sturridge’in deyimiyle korku ile saygı- nın sınır çizgilerinde kusursuzca dans ederek devasa egoları kontrol altında tutuyordu. Defans oyuncusu Martin Skrtel onun hakkında, “Jürgen tama- men gerçek. Oyun oynamıyor, asla arkandan konu ş muyor.” derken, Sturridge ise antrenman sahasındaki gür sesin ve dürüst mesajların oyun- cuları adeta “duvardan geçecek” bir kıvama getirdi ğ ini itiraf ediyordu. Taktiksel olarak antrenman sahalarını üç bölüme ayırarak rakip takımın aya ğ ı en zayıf oyuncusuna baskı yapıp topu orada kapmayı hedefleyen “pres kurbanı” sistemini geli ş tirdi. Oyuncu- larına ş unu ö ğ retti: “Topu kazanmak için en iyi an, onu kaybetti ğ iniz andır.” Bu “Heavy Metal” tarzı ba ş langıç hemen ba ş arıyı beraberinde getir- medi. Göreve ba ş lamasından bir ay sonra, Crystal Palace kar ş ısında Anfi- eld’da 2-1 geriye dü ş tüklerinde taraf- tarların 82’nci dakikada stadı terk etmesiyle Klopp, kendisini “oldukça yalnız” hissetti ğ ini ilân etti. “Maçın ne zaman bitti ğ ine biz karar veririz. 82 ile 94 arası isterseniz sekiz gol atabilirsi- niz.” diyerek tribünlere sitem etti. Aralık 2015’teWatford’a 3-0 yenilen oyuncular Noel partisinin iptâl edilme- sini beklerken Klopp’tan ş umesajı al- dılar: “Birlikte ne yaparsak yapabiliriz; bu gece bu parti anlamına geliyor!” Partiden saat 01.00’e kadar kimsenin ayrılmasına izin vermedi. Yava ş yava ş Anfield bir kaleye dönü ş üyordu. Nite- kimDivock Origi’ninWest Bromwich maçında uzatmalarda attı ğ ı golün ar- dından tüm takımı Kop tribünü önüne el ele tutu ş turup götürdü ğ ünde, ele ş - tirmenler onun bir puanı kutladı ğ ını sanarak konuyu tamamen kaçırmı ş - lardı. Bu aslında, “Te ş ekkürler, hepimiz birlikte durursak bumümkün.” deme- nin Kloppça bir yoluydu. İ lk büyük Liverpool’da oyuncuların geli ş imine büyük katkılar sa ğ ladı. Uzun ve zahmetli çalı ş maların sonunda Liverpool’a özledi ğ i kupaları kazandırdı. 166 167
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==