TamSaha 258. Sayı / Mayıs 2026

84 fiziksel yorgunluktan ziyade ruhu artık ba ş ka bir ş eye, ailesine ve inancına vakit ayırmak istiyordu. 2003 yılında Empoli’den gelen teklifi kabul etmi ş , sözle ş me imzalamak üzere İ talya’nın A1 otoyolunda arabasıyla ilerliyordu. Tamo anda, otomobilininmotoru tekledi ve araç emniyet ş eridinde durdu. Ome ş hur tevekkülüyle direksiyon ba ş ında durup dü ş ündü; bumekanik bir tesadüf de ğ ildi. “Tanrı bana artık bırakma vaktinin geldi ğ ini söylü- yordu.” diyerek konta ğ ı kapattı ve Empoli’deki randevusuna hiç git- medi. Futbol tarihinin en görkemli kariyerlerinden biri, bir otoyol kenarında sessizce ama huzurla noktalanmı ş tı. Emeklilik sonrası Parma’da manas- tırın yanına açtı ğ ı restoranında peynirleri İ stanbul’dan getirterek hayatına devam ederken kader onu yeniden İ stanbul’da sahalara ça ğ ıracaktı. Üstelik bu ça ğ rı, “Türk babası” olarak gördü ğ ü Fatih Terim’den geliyordu. 2011’de Terim ona, “Ben anlamam, geleceksin ve antrenör olacaksın.” dedi ğ inde, bu i ş e dair hiçbir tecrübesi olmadı ğ ını savunsa da Terim’in vizyonuna tes- lim oldu. Futbol dünyasına bıraktı ğ ı ikinci ve belki de en büyükmirası, “Kaleci Okulu”nun ba ş langıcıydı. Florya’da Fernando Muslera’yı yo ğ ururken, aslında bir efsanenin kendi veliahdını nasıl elleriyle var etti ğ ini tümTürkiye izledi. Muslera’ya sadece top tutmayı de ğ il, kalede sakin kalmayı, rakibi sadece varlı ğ ıyla baskı altına almayı ö ğ retti. Kalecilik okulu sadece İ stanbul’la sınırlı kalmadı. Liverpool kalesinde devle ş en Alisson Becker’in arka- sındaki bilge el yine oydu. Alisson’un önerisiyle Jürgen Klopp’un ekibine dâhil oldu ğ unda, Premier Lig’in sert kalecilik ekolüne Brezilya’nın teknik zarafetini a ş ı- ladı. Günümüze kadar uzanan bu yolculukta, aynı zamanda Brezilya Millî Takımı’nda Ederson’la Alisson arasındaki rekabeti yöneten, Brezilya Millî Takımı’nın kalesini dünyanın en güvenli bölgesi hâline getiren bir “karakter in ş acısı” oldu. 108 kez sırtına geçirdi ğ i Brezilya formasıyla yakaladı ğ ı her ba ş arıyı, bugün ö ğ rencisi genç kalecilerin gözlerine bakarak yeniden ya ş a- maları için çalı ş maya devam ediyor. Brezilyalı efsane özel hayatında futbol sahalarında kurtardı ğ ı toplardan çok daha fazlasını kurtarmaya odaklandı. Kendi iki çocu ğ unun yanına, Brezilya’nın ve Parma’nın yoksul mahallelerinden evlât edindi ğ i 15 çocukla birlikte tam 17 evlâdın babası oldu. Dünyayı kurtarmanın, Henry’nin kafa vuru- ş unu kurtarmaktan daha önemli oldu ğ una inandı. Afrika’dan Brezil- ya’ya uzanan yardımorganizas- yonlarıyla, kimsesiz çocukların “Ta ff arel Babası” oldu. Florya’da bisikletiyle antrenmana giderken takındı ğ ı mütevazî tavır, aslında onun hayat felsefesinin özeti: “ İ yi bir futbolcumuyumbilmem ama iyi bir insan olarak hatırlan- mayı tercih ederim.” Efsane eldiven iyili ğ in ve tevazuun da en büyük ş ampiyonluk oldu ğ unu kanıtlayarak üç direk arasındaki nöbetini, yeti ş tirdi ğ i kendisi gibi efsane eldivenlere devretti. Adı her anıldı ğ ında akla yaptı ğ ı kurtarı ş lar, kazandı ğ ı kupalar kadar me ş hur her ş eyi güzelle ş tiren gülümsemesi ve her zorlu ğ un ardından fısıldadı ğ ı iki kelime geliyor: “Çok güzel, çok güzel...” Muslera’nın Galatasaray kalesinde bir istikrar abidesine dönü ş mesinde Claudio Ta ff arel’in de payı büyüktü...

RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==