TamSaha 257. Sayı / Nisan 2026
Seedorf, formayı sırtına geçirdi ğ i andan itibaren San Siro’nun gerçek hâkimi oldu. Andrea Pirlo’nun derin oyun kurucu regista rolü, Gennaro Gattuso’nun amansız sava ş çı ruhu ve Seedorf’un o “her ş eye hâkim” taktiksel esnekli ğ i... Bu üçlü, mo- dern futbolun gördü ğ ü en güçlü orta sahalarından birini kurdu. Hollan- dalı orta saha sol içte oynarken bile sahayı 360 derece görebilen, oyun sıkı ş tı ğ ında topu saklayan, rakip eksilten ve Ancelotti’nin kula ğ ına saha içinde taktik fısıldayan bir “yardımcı antrenör” gibiydi. Milan’ın 10 numaralı formasıyla geçirdi ğ i 10 efsanevî yıl. Seedorf, bu süreçte tam432 resmî maçta kırmızı-siyahlı formayı terleterek kulüp tarihinin en çok forma giyen yabancı oyuncusu oldu. Orta saha- nın her bölgesinde görev yapma- sına ra ğ men skora katkı vermekten de asla geri durmadı; Milan kariye- rine tam 62 gol ve 73 asist sı ğ dırdı. Bu gollerin birço ğ u, kritik Ş ampi- yonlar Ligi gecelerinde ya da ş ampiyonlu ğ u getiren o gergin lig virajlarında geldi. 2002-2003 sezo- nunda Manchester’da, Old Traf- ford’da Juventus’a kar ş ı oynanan Ş ampiyonlar Ligi finalinde, penaltı atı ş larında topun ba ş ına geçti ğ inde kaçırsa da o gece kupayı kaldırdı- ğ ında bir tarih yazmı ş tı. Ajax, Real Madrid ve ACMilan... Üç farklı ku- lüple Avrupa’nın en büyük kupasını kazanan tarihteki ilk ve tek oyuncu olarak kürsüye çıktı ğ ında, henüz 27 ya ş ındaydı. Seedorf, Milan’da geçirdi ğ i 10 yılda iki Serie A ş ampiyonlu ğ u (2004, 2011), bir İ talya Kupası (2003), iki İ talya Süper Kupası (2004, 2011) ve en önemlisi iki Ş ampiyonlar Ligi (2003, 2007) zaferi ya ş adı. Özellikle 2007’deki o me ş hur Atina finali, ta- kımın “kefaret” kupasıydı. 2005’te ya ş anan travmatik İ stanbul fina- linde Liverpool’a kar ş ı ya ş anan 3-0’dan geri dönü ş faciasının yara- larını, 2007’de Kaka ile kurdu ğ u o telepatik ba ğ la sardı. O gece Milan, Atina’da Liverpool’u 2-1 devirirken Seedorf sahanın her santimetreka- resindeydi. 2006-2007 sezonunun sonunda “UEFA Yılın En İ yi Orta Saha Oyuncusu” seçildi. Ancak kulüp kariyerindeki bu “ku- sursuz fırtına”, ne yazık ki Hollanda Millî Takımı’nda hiçbir zaman aynı huzurla esmedi. Seedorf, millî for- mayı 87 kez terletse de Hollanda futbolunun o bitmek bilmeyen “ego sava ş ları” ve “grupla ş ma” sancıla- rının en büyük kurbanlarından biri oldu. 1990’ların ortasında Ajax kö- kenli Surinamlı oyuncuların olu ş - turdu ğ u ve medya tarafından “De Kabel” (Kablo) olarak yaftala- nan grubun içinde yıldız oyuncu her zaman “fazla konu ş an, fazla dü ş ü- nen” biri olarak görüldü. EURO 96’da Fransa’ya kar ş ı kaçırdı ğ ı o me ş hur penaltı, Hollanda kamuo- yunun ona kar ş ı ördü ğ ü o görün- mez duvarın ilk tu ğ lasıydı. Yine Bursa’da oynanan Dünya Kupası elemeleri maçında Millî Takımımıza kar ş ı da penaltı fırsatından yararla- namamı ş tı. Millî takımda Guus Hiddink, Frank Rijkaard, Dick Advocaat ve en so- nunda Marco van Basten’le çalı ş tı; ancak hiçbiri ondan yeteri kadar faydalanamadı. Özellikle van Bas- ten dönemi, bir kopu ş hikâyesiydi. van Basten onu 2006 Dünya Kupası kadrosuna almadı. EURO 2008 ön- cesindeyse kadroya ça ğ rılmasına ra ğ men Van Basten’in adaletsiz tutumuna kar ş ı millî takımı bıraktı- ğ ını açıklaması, Hollanda futbolu- nun o dönemki en büyük kaosu oldu. Seedorf içinmillî takım; her zaman bir görevdi ama kulüp kari- yerindeki o “anla ş ılmı ş olma” his- sini millî formayla asla tadamadı. Milan’daki son yıllarında, ya ş ı iler- ledikçe hızı azalsa da futbol zekâsı giderek artıyordu. 2010-2011 sezo- nunda gelen son Serie A ş ampiyon- lu ğ unda, 36maçta görev alıp dört golle takımı sürükleyerek ş ampi- yonlu ğ unmimarlarından biri oldu. Ronaldinho’nun takıma geli ş inde 10 numaralı formayı Brezilyalı yıldız oyuncuya vermeyi ş i büyük ses ge- tirdi. Seedorf’a göre tutumu sadece bir numara takıntısı de ğ il; o forma- nın a ğ ırlı ğ ını ve liyakatini koruma çabasıydı. 2012 yılında San Siro’ya veda ederken kulüp CEO’su Ad- riano Galliani’nin, “Milan ne zaman iyi oynasa, bilin ki Seedorf muhte- ş emoynamı ş tır.” sözleri e ş li ğ inde döktü ğ ü o nadir gözya ş ları, bir devrin kapanı ş ının sembolüydü. Brezilya’daki Avrupalı Takvimler 30 Haziran 2012’yi gös- terdi ğ inde, Milanello’nun kapısın- dan son kez çıkan Clarence Seedorf için pek çok futbolsever emeklilik vaktinin geldi ğ ini dü ş ünüyordu. Oysa 36 ya ş ındaki bu “Rönesans İ nsanı”nın zihninde, futbolun bir ba ş ka rengini, bir ba ş ka tutkusunu tatma arzusu alev alev yanıyordu. Avrupa futboluna imzasını atmı ş tı, sırada herkesi ş a ş ırtan son imzası vardı. Brezilya’ya gidiyordu. Botafogo ile imzaladı ğ ı iki yıllık sözle ş me adeta bir futbol elçisinin kıtalararası yolculu ğ uydu. Rio de Janeiro’nun o büyülü atmosferinde, 22 Temmuz’da Grêmio kar ş ısında ilkmaçına çıktı ğ ında, Brezilyalılar kar ş ılarında “ya ş lı bir yıldız” de ğ il; fizi ğ iyle 20’lik gençlere ta ş çıkartan, taktik zekâsıyla oyunu stratejile- riyle yöneten bir profesör buldular. Botafogo günleri, Seedorf’un fut- bolculuk kariyerinin estetik finalleri oldu. 5 A ğ ustos’ta Atletico Goiani- ense’ye kar ş ı attı ğ ı o enfes frikik golü, Brezilyalı futbolseverlere bir selamduru ş uydu. 2013 yılında, ka- riyerinin ilk hat-trick’ini Macaé’ye kar ş ı yaparken 37 ya ş ında bir oyuncunun nasıl hâlâ bu kadar aç ve bu kadar diri kalabildi ğ ini tüm dünyaya kanıtlıyordu. Botafogo for- masıyla kazandı ğ ı Taça Guanabara ve Campeonato Carioca ş ampiyon- lukları, gitti ğ i her yere “kazanan kimli ğ ini” götürdü ğ ünün en somut belgesiydi. 6 Haziran 2013’te kariye- rindeki 100’üncü lig golünü attı. Ancak 14 Ocak 2014’te gelen o ani emeklilik kararı, futbolseverler için hüzünlü, Milan için ise umut dolu bir ba ş langıcın habercisiydi. Massimiliano Allegri’nin görevden alınmasıyla kriz ya ş ayan Milan, kurtarıcı olarak evlâdını, “Profe- sör”ünü göreve ça ğ ırdı. Seedorf, Botafogo ile olan sözle ş mesini fes- Milan’la iki defa Ş ampiyonlar Ligi ş ampiyonlu ğ u gören Seedorf, bugüne kadar üç ayrı takımla Avrupa ş ampiyonu olan tek oyuncu.... Kulüp kariyerindeki “kusursuz fırtına”, ne yazık ki Hollanda Millî Takımı’nda hiçbir zaman aynı huzurla esmedi. Seedorf, millî formayı 87 kez terletse de Hollanda futbolunun o bitmek bilmeyen “ego sava ş ları” ve “grupla ş ma” sancılarının en büyük kurbanlarından biri oldu. 82 83
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==