TamSaha 257. Sayı / Nisan 2026

Nijerya’nın tozlumahalle liglerinden Kadıköy’ün çimlerine uzanan, “Deniz Uygar” ismiyle bu toprakların da evlâdı olan bir savunma efsanesi... Sahadaki sakin ve nazik duru ş uyla “Zarif Dev” lakabını iliklerine kadar hak eden Uche Okechukwu, sadece Fenerbahçe’nin de ğ il, Türk futbolunun ve magazin dünyasının da en unutulmaz figürlerinden biri oldu. T akvimler 27 Eylül 1967’yi gösterir- ken Nijerya’nın bitmek bilmeyen kaosuna e ş lik eden o kendine has ş ehirlerinden Lagos’ta, bir gün do ğ du ğ u topraklardan çok uzak- lara ta ş ınacak unutulmaz bir kari- yere imza atacak bebek dünyaya gözlerini açıyordu. Bebe ğ e kendi dillerinde “Tanrı’nın iradesi” anla- mına gelen Uchechukwu adı ve- rildi. Sanki yıllar sonra ye ş il saha- larda sergileyece ğ i o sarsılmaz iradenin, o devasa gövdesinin ar- dındaki nahif ruhun habercisi gibi bir isim... Uche çocuklu ğ undan iti- baren ya ş ıtlarına göre fiziksel olarak daha heybetliydi ve mahalle maçla- rında dahi dikkat çekiyordu. Ancak onu akranlarından ayıran asıl özelli ğ i sadece boyu veya fizi ğ i de ğ ildi; oyu- nun en hararetli anında bile sergile- di ğ i o alı ş ılmadık, hatta biraz da ürkütücü derecedeki sakinli ğ iydi. Babası, benzer birçok hikâyede ol- du ğ u gibi futbol oynamasına kar ş ıydı ancak yetene ğ i kar ş ısında çok fazla direnemedi. Forvet olarak ba ş ladı ğ ı kariyerinde savunmaya geçmesinin ardından profesyonel basamakları tırmanması uzun sürmedi. 1987’de Benin Citymerkezli Flash Flamin- goes ile profesyonel kontratına imza attı ğ ında, savunmanınmerkezinde “tek ba ş ına bir ordu” gibi duran bu genç adamın namı tümülkeye yayıl- maya ba ş lamı ş tı. Bir yıl sonra Nijer- ya’nın dev kulübü Iwuanyanwu Nationale’e transfer oldu. 1988 ve 1989 yıllarında üst üste kazandı ğ ı lig ş ampiyonlukları, ülkesinin sınır- larına sı ğ mayaca ğ ının en somut kanıtıydı. O dönemNijerya Ligi'nde forvetlerin kâbusu olan bu stoper, sadece topu çalmakla kalmıyor, oyunu geriden ustalıkla kuruyordu. 1990 yılında Fildi ş i Sahili kar ş ısında ilk kez giydi ğ i ome ş hur ye ş il-beyaz Nijerya Millî Takımı forması, Afrika futbolunun dünya sahnesine çıkacak olan ome ş hur “Altın Jenerasyo- nu”nun en sarsılmaz dire ğ i olaca ğ ı- nınmüjdesiydi. Aynı yılın Mart ayında Afrika Uluslar Kupası yarı fi- nalinde Zambiya a ğ larına gönderdi ğ i kritik gol, Nijeryalının sadece kendi kalesini korumakla kalmayıp rakip ceza sahasında da etkili bir kariyeri olaca ğ ının i ş aretiydi. Tamda o günlerde, Avrupa futbolu- nun radarları Afrika’nın bu sakin gücünün üzerindeydi. Danimarka futbolunun efsane ismi Morten Olsen, Bröndby’nin savunmasını emanet edece ğ i o “modern ama sert” stoperi ararken Uche Okec- hukwu dikkatini çekti. Temmuz 1990’da bavulunu toplayıp Lagos’un yakıcı sıca ğ ından Kopenhag’ın yüz kesen dondurucu rüzgârlarına uçtu- ğ unda, Danimarka spor medyasında “Bir Nijeryalı bu so ğ ukta ne yapabi- lecek?” sorusuman ş etlerdeydi. Nijeryalı cevabı sahada verdi. Üç sezonda 61 maça sı ğ dırdı ğ ı 9 gol, Danimarka Ligi için alı ş ılmadık bir istatistikti. O bir “golcü stoper”di. 1990 ve 1991’de Bröndby ile ligi do- mine ederken 1992 yılında kulübün “Yılın Oyuncusu” seçilmesi, Dani- marka futbolunun bu Afrikalı genci sadece fiziksel gücüyle de ğ il, oyun zekâsıyla da tamamen kabullendi ğ i andı. Uche’nin Bröndbymacerasının en ba ş arılı sayfası ise 1990-1991 UEFA Kupası’nda yazıldı. Morten Olsen’in o disiplinli Bröndby’si, Avrupa’nın devlerini birer birer dize getirirken savunmanın kalbinde Nijeryalı stoper vardı. Eintracht Frankfurt’u, Ferençvaro ş ’u, Bayer Leverkusen’i ve çeyrek finalde o dönemin ba ş arılı takımı Torpedo Moskova’yı eleyerek yarı finale yürüdüklerinde tüm Avrupa bu Danimarka mucizesini konu ş uyordu. Yarı finalde rakip, İ talyan futbolunun devi Roma’ydı. İ lkmaç Kopenhag’ın dondurucu so ğ u ğ unda 0-0 bitmi ş , Uche o gece Rudi Völler gibi bir golcüye adım at- tırmamı ş tı. Rövan ş ise Roma Olimpi- yat Stadı’nın o büyülü ve baskılı atmosferindeydi. Maçın bitimine sa- dece saniyeler kala, 88’inci dakikada skor 1-1 iken Bröndby finale göz kırpıyordu. Ancak Rudi Völler’in son andaki golü, Danimarka temsilcisini finalin kapısından döndürdü. Uche o gece sahadan ba ş ı dik ama ma ğ rur bir hüzünle ayrılırken aslında tüm Avrupa’ya ne kadar ba ş arılı bir savunmacı oldu ğ ununmesajını vermi ş ti. Kopenhag’dan İ stanbul Bo ğ azı’na Uche Okechukwu’nun sarı-lacivertli formayı sırtına geçirme hikâyesi, öyle pürüzsüz bir imza töreniyle ba ş - lamadı. 1993 sonbaharında İ stanbul’a gelip sa ğ lık kontrolünden geçen Nijeryalıya doktorlar sa ğ lam raporu vermedi. Bröndby’nin de bonservis bedelinde sürekli pazarlı ğ ı yoku ş a sürmesi transferi çıkmaza soktu. 103 Uche Okechukwu Olcay Deniz Çilingir ZAR İ F DEV Fenerbahçe’nin 1997-1998 sezonundaki on biri… Soldan sa ğ a ayaktakiler: Rü ş tü Reçber, Erol Bulut, Uche Okechukwu, Jes Högh, Elvir Bolic, Sa ff et Sancaklı. Oturanlar: İ lker Ya ğ cıo ğ lu, Kemalettin Ş entürk, Sabin Ilie, Jay-Jay Okocha, Tayfun Korkut. 102

RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==