TamSaha 256. Sayı / Mart 2026

tribünlerde gerçek bir dönü ş üm, sa ğ duyulu taraftarların duru- ş uyla ba ş lar. Küfür edenlerin sesi, küfür etmeyenlerin vicdanlı tavrıyla bastırılmalıdır. Alkı ş la- mayarak, e ş lik etmeyerek, gerekti ğ inde protesto ederek bu dil reddedilmelidir. Anneyi gerçekten kutsal gören bir toplum, onu diline dolamaz, bu inancı sadece sözde de ğ il, davranı ş ta da göstermek zorunda oldu ğ unu bilerek hare- ket eder. Tribünlerde küfrün son bulması, sadece annelere de ğ il, inanca, ahlâka ve birlikte ya- ş ama kültürüne sahip çıkmak- tır. Ve belki o zaman “Cennet annelerin ayakları altındadır” sözü, sadece dillerde de ğ il, haya- tın içinde de gerçek kar ş ılı ğ ını bulur. Bu söylediklerimyalnızca teorik bir de ğ erlendirme de ğ il; bizzat tanıklık etti ğ imbir olayla da anlamkazanmı ş tır. Allah rah- met eylesin, mekânı cennet, ruhu ş ad olsun, Özkan Sümer Hocanın ilkeli duru ş u ve küfürle ilgili ya ş adı ğ ımbir anımı payla ş - mak istiyorum sizlerle. Ali Sami Yen Stadı’nda Galatasaray’la oy- nuyorduk. Maç ba ş lamı ş , biz de kulübede yerimizi almı ş tık ki, kulübenin tamarkasında oturan, taraftar demeye dilimin varmadı ğ ı holiganın biri Özkan Hocayı tahrik etmeye ba ş ladı; nasıl küfürler ediyor anlatamam. Bu arada hoca gayet sakin… Söylenen sözlere bizler tepki gösterdi ğ imizde, hoca sakin ol- mamız konusunda bizleri uyarı- yordu. Sinkaflı hakaretler otuz dakika kadar sürdü. Hocamın olmazsa olmazı gözlükleri vardı; holiganın “Özkan Hoca senin o kara gözlüklerini…” diye ba ş la- yan sinkaflı cümlesi hocanın sabır ta ş ını çatlatmı ş tı. Bu çat- lama volkan etkisi yaratarak o ana kadar kendisini tutan ho- canın kontrolünü kaybetmesine sebep olmu ş , bunun neticesi de hocanın tellere tırmanmasıyla sonuçlanmı ş tı. Özkan Hoca haf- tanın ilk antrenmanı öncesi so- yunma odasına iner ve cezaları açıklardı. Galatasaraymaçı son- rası da cezaları açıklamaya ba ş - ladı, en sonunda “Özkan Sümer, yirmi be ş bin lira… Kontrolünü kaybedip tellere tırmanarak futbolculara kötü örnek oldu ğ u için.” diyerek, kendine de ceza vermi ş ti. Bu ya ş anmı ş lık, tribünlerdeki sorunun neden sadece söylemle çözülemeyece ğ ini açıkça göster- mektedir. Yıllardır soruyoruz, ai- leleri stadyumlara nasıl çekeriz? Çocukları tribünlere nasıl alı ş tı- rırız? Bunun cevabı çok nettir. Küfrün normalle ş ti ğ i, annelerin hedef alındı ğ ı bir ortamda ne aile olur ne de çocuk. Anlamakta zorlandı ğ ımnokta ş u, neden ta- raftarların yaptı ğ ı eylemden ku- lüpler sorumlu tutuluyor? Elbette kulüplerin sorumlu olacakları alanlar olacaktır. İ lgili yasanın etkin biçimde kullanılmasının yanında, ki ş inin canını yakacak ki ş isel cezalar verilmeli. Örne ğ in küfür eden taraftarların varsa kombineleri, yoksa pasolig kart- ları iptal edilmeli ve önümüzdeki üç yıl kulübünün tümbran ş lar- daki müsabakalarına giri ş leri yasaklanmalı. Sahaya yabancı madde atıp fizikî ş iddet uygula- yanlara bu cezanın üç katı uygu- lanmalı ki ceza caydırıcı olsun. Gerçekten takımını seven ki ş iler, bu cezaları alıp sevdi ğ inden ayrı kalıp acı çekmek istemeyece ğ i için kendini frenleyecektir. Tümbu nedenlerle, tribün kültü- rünü de ğ i ş tirmek ortak bir so- rumluluk hâline gelmi ş tir. Sonuç olarak bir takımı sevmek, sadece ba ğ ırmak ya da öfkeyi bo ş alt- mak de ğ ildir. Gerçek sevgi, en çok sinirlendi ğ in anda bile zarar vermemeyi ba ş arabilmektir. Sevgi ile öfke arasındaki denge kurulamadı ğ ında tutku, sahip- lenmeye de ğ il yıkıma hizmet eder. Takımını gerçekten seven taraftar, ceza aldıran de ğ il koru- yan, susturamasa bile kendini tutabilendir. Çünkü sevgi, zarar vermemekle ölçülür; a ş k, yık- makla de ğ il ya ş atmakla anlam kazanır. Taraftarlar, futbolun bir oyun oldu ğ unu, ma ğ lubiyetin de galibiyet kadar do ğ al oldu ğ unu idrak ederek stadyumlara gelmeli; futbolseverlere hakaret ve küfür etmeden birbirlerini kızdırabilecekleri tatlı bir rekabeti ya ş atmalı. Futbolun ayrı ş tırıcı de ğ il birle ş ti- rici olgusunun öne çıktı ğ ı, tri- bünlerde “futbola a ş ı ğ ız, küfüre kar ş ıyız” sloganının hayat buldu ğ u günleri görmek dile ğ iyle. Ya ş am sevinciniz hiç bitmesin. Sa ğ lıkla kalın… Kitap İ negölspor’un ba ş arılı file bekçisi ve aynı zamanda ikinci kaptanı olan Bekir Sevgi, futbol kariyerini edebi- yatla bulu ş turdu. Bekir Sevgi’nin 27 yıllık spor kariye- rini ve hayat hikâyesini payla ş tı ğ ı “Sevgili Kale: Üç Direk Arasında Ba ş layan Hikâye” kitabı için bir tanıtım toplantısı düzenlendi. Aktif futbol kariyeri devam ederken kitap kaleme alan ilk sporcu olma özelli ğ ini de elde eden Bekir Sevgi, lansmanda yaptı ğ ı konu ş mada 1987 yılında Siirt’ten göç eden 9 çocuklu bir ailenin en küçük evlâdı olarak dünyaya geldi ğ ini söyledi. Futbola 1999 yılında Esenlerspor’da ba ş ladı ğ ını hatırla- tan Sevgi, “2004 yılında Be ş ikta ş ’a, 2006 yılında da Sivasspor’a transfer olduktan sonra 2007 yılında ilk profesyonel sözle ş memi burada imzaladım. 27 yıllık bir futbol kariyerimvar. 20 yıldır da profesyonel olarak oynuyorumve kariyerimhâlen devam ediyor. Bu de- neyimlerimi genç karde ş lerime örnek olsun diye ka- leme almak istedim. 27 yıllık kalecilik hikâyemi bu ki- taba sı ğ dırmaya çalı ş tım.” dedi. Kitabını yazarken genç sporculara ilhamvermeyi de amaçladı ğ ını kaydeden Bekir Sevgi, futbolun perde arkasını ve bir kalecinin psikolojik dünyasını da okuyucularla bulu ş turdu. Kitapta altyapı yıllarından profesyonel kariyere uzanan süreç, unutulmaz maçlar ve ki ş isel dönümnoktalarını akıcı bir dille aktaran Bekir Sevgi, “Kitabımın özellikle bu yola yeni giren genç karde ş lerime kılavuz olmasını arzu ediyorum. Ara ş tırmalarımda da aktif olarak fut- bolcuyken kitap yazan sporcu olmadı ğ ını gördüm. Bunu da gerçekle ş tirmek istedim. Genç karde ş lerime ş unu söylemek istiyorum; öncelikle hayal edin, bu hayal için çok çalı ş ın, asla pes etmeyin. Hiçbir ş eyi bir günde elde edemezsiniz. Sabırlı olun ve do ğ ru zamanı bekleyin.” tavsiyelerinde bulundu. Sevgili Kale: Üç Direk Arasında Ba ş layan Hikâye 164 165

RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==