TamSaha 255. Sayı / Şubat 2026

olmu ş bir efsane olarak zirvedeydi. Ancak bedeni yorgun, ruhu ise bunca yıllık baskıdan bitkindi. Futbolu bırakma kararı aldı ğ ında Türkiye yerinden oynadı. 23 A ğ ustos 1969 günü, İ stanbul İ nönü Stadı tarihî günlerinden birini ya ş adı. Galatasaray ile Fenerbahçe, “Kral”ı u ğ urlamak için kar ş ı kar ş ıya geldi. Tribünler hınca hınç doluydu; o gün ne rekabetin sertli ğ i ne de skorun önemi vardı. Maçın en unu- tulmaz anı, Metin Oktay ile Fener- bahçe’nin efsanesi Can Bartu’nun bulu ş tu ğ u andı. Metin, üzerindeki sarı-kırmızı formayı çıkarıp Can’a giydirdi; Can ise çubuklu Fener- bahçe formasını Metin’in sırtına geçirdi. Bir süreli ğ ine Metin Fener- bahçe, Can ise Galatasaray için ter döktü. Ezeli rakiplerin birbirine bu denli saygı duydu ğ u, taraftarın rakip formayı giyen efsaneyi ayakta alkı ş ladı ğ ı bu sahne, Türk futbolu- nun “romantik döneminin” en saf, en dokunaklı karesi olarak tarihe geçti. Metin, o gün omuzlarda ta ş ı- nırken a ğ lıyordu; stadyumdaki on binler ve radyo ba ş ındaki milyonlar da onunla göz ya ş ı döküyordu. 31 A ğ ustos’ta Alsancak Stadı’nda her ş eyin ba ş ladı ğ ı yerde sonma- çına çıktı. Göztepe ile oynanan bu ikinci jübile maçı, İ zmirli futbol- severlerin “kendi çocuklarını” son kez izleme fırsatıydı. Kramponları asmak kolaydı ama futboldan kopmakmümkün de- ğ ildi. Galatasaray’da yardımcı an- trenörlük görevine ba ş ladı ancak takım o sezon gol yollarında büyük bir kriz ya ş ıyordu. Galatasaray gol atamıyor, taraftar tribünlerde çare- sizce “Metin, Metin!” diye inliyordu. Antrenmanlarda gençlerle çalı ş ır- ken hâlâ o adrese teslim ş utlarını çıkaran Metin, yönetimden ve camiadan gelen “Dön artık, sana ihtiyacımız var” baskısına dayana- madı. Yeniden lisans çıkarma hazır- lıkları yapılırken spor yazarı Necmi Tanyolaç, Tercüman gazetesindeki kö ş esinde tarihî yazıyı kaleme aldı: “Krallar Palyaço Olmaz!” Tanyolaç bu sert ba ş lı ğ ı, söyledi ğ ine göre Metin’in efsanesini korumak için atmı ş tı. Onun sahada zorlanan, eski süratini kaybetmi ş ve tribünlerin hâfızasındaki o kusursuz “Kral” imajını zedeleyecek bir duruma dü ş mesine rıza göstermiyordu. Daha sonra ba ş ta Hıncal Uluç olmak üzere birçok farklı kalem ise Necmi Tanyolaç’ın Galatasaray’ın ba ş arı- sına engel olmak için bu yazıyı ka- leme aldı ğ ını iddia edecekti. Metin Oktay bu yazıyı okudu ğ unda sar- sıldı ve Tanyolaç’ı arayarak, “Haklı- sın Necmi abi, ben Metin Oktay olarak kalmalıyım.” dedi ve bir daha geri dönmemek üzere futbol kari- yerini noktaladı. 1970 yılının Haziran ayında Meksi- ka’da düzenlenen Dünya Kupası’nı Milliyet gazetesinde takip eden Metin, burada futbolun evrensel di- liyle bulu ş tu. Efsanevî Pele ile tanı ş - ması, ome ş hur kucakla ş ma ve dünya futbolunun zirvesini yorum- laması, orada Dünya Karması ile ya- pılanmaçlar, onu kısa süre de olsa mutlu etti. Bundan sonraki yıllarda kalemini kramponu gibi zarif kul- landı. Milliyet gazetesindeki yazıla- rıyla bir spor yazarından çok bir centilmenlikmanifestosu yazdı. Bursaspor’daki kısa teknik direk- törlükmacerası ve Galatasaray’daki yöneticilik yılları, onu hiçbir zaman saha içindeki kadar mutlu etmedi. O, yöneticilik koltu ğ unda otururken bile maa ş ını alamayan personelin borcunu gizlice ödeyen, futbolcula- rın dertleriyle dertlenen bir “abi” figürüydü. Paranın ve gücün de ğ il, vicdanın yöneticisi oldu. Bizi sevenleri üzmeyelim Metin Oktay için futbol hiçbir zaman sadece kale direkleri arasına topu sokma sanatı de ğ ildi. O, hayatı boyunca “insan kazanmayı” gol at- maktan daha üstün tuttu. Fener- bahçe’ye transferi için ödenen yüklümiktardaki teklife kar ş ı etti ğ i me ş hur “Bizi sevenleri üzmeyelim baba.” sözü, onun sadece bir düs- turu de ğ il, ya ş amının özetiydi. Sa- hada kendisine sert giren rakibini aya ğ a kaldırırken de haksız bir kararda hakemi teskin ederken de taraftarı sakinle ş tirirken de hep bu nezaketle hareket etti. Her zaman i ş ledi ğ i hayırlarla, adaletin sa ğ lan- ması için gösterdi ğ i çabayla, yeti ş - tirdi ğ i gençlerle anıldı. Ancak kaderin sillesi, sevenlerini haya- tında ilk ve son kez, 13 Eylül 1991 sabahında derinden üzdü. O kara sabah, İ stanbul puslu bir güne uyanırken Bo ğ aziçi Köprüsü çıkı ş ında meydana gelen o me ş um kaza haberiyle tümTürkiye sarsıldı. Metin Oktay’ın aracı takla atmı ş , o dev çınar devrilmi ş ti. “Taçsız Kral” hayatı boyunca sakındı ğ ı, üzerine titredi ğ i o milyonlarca kalbi bu kez çaresiz bir yasın içine bırakmı ş tı. Ölümhaberi teyit edildi ğ inde sadece Galatasaraylılar de ğ il, Be ş ikta ş lısı, Fenerbahçelisi, Trab- zonsporlusu; futbolla nefes alan her Türk evlâdı aynı acıda birle ş ti. Ce- naze törenindeki omah ş erî kalaba- lık, sadece bir sporcunun u ğ urlanı ş ı de ğ il, bir dönemin zarafetine ve dürüstlü ğ üne duyulan saygının ni ş anesiydi. Naa ş ının üstünde Fenerbahçe flaması ve Be ş ikta ş atkısı da vardı. Vefatının ardından birçok isim, bir- çok yazı kaleme aldı, görü ş bildirdi. Yıllarca beraber forma giydi ğ i Gala- tasaray efsanesi Ayhan Elmasta- ş o ğ lu’nun ardından etti ğ i sözler onun jenerasyonu üzerindeki öne- mini ve etkisini en iyi anlatabilecek olanlardan: “Vefat haberini i ş itti ğ im zaman, bir an benim için dünya durdu. Azrail gelip bana, ‘Seni mi alayımMetin’i mi?’ diye sorsa, ‘Ne olur beni al’ diye yalvarırdım. O, her ş eyiyle bir Kraldı. Sadece saha içinde de ğ il, saha dı ş ında da bir Kral gibi dü ş ündü, davrandı, konu ş tu ve ya ş adı. Kralımız için ne kadar gözya ş ı döksek azdır, onun için bo ş una gözya ş larımızı zapt etmeye çalı ş mayalım. Metin Oktay için a ğ lamak da güzeldir.” Onun futbola dönü ş ünü engelleyen me ş hur yazının kalemi Necmi Tanyolaç, TRT’de yayınlanan “ İş te Hayatınız” programında Metin Ok- tay’ın futbolu bıraktıktan sonra bir türlümutlu olamaması üzerine ko- nu ş tuktan sonra, kendisine yönelti- len “Niçin bir daha Metin Oktay gelmedi?” sorusunu ş öyle yanıtlı- yordu: “Metin aslında Türk sporcusu için bir ideal. Metin sadece gollerde ve futbolda güzel de ğ ildi, Metin ruhta güzeldi. Kendi deyi ş iyle mânâda güzeldi. Futbolu çok anlamlı bir ş ekilde sürdürdü; ki ş ili ğ i, efendili ğ i, çevresine kar ş ı saygısı, insanlarla olan ili ş kileri Metin’i futbolculuk meziyetlerinin dı ş ında da çok yu- karı çıkarmı ş tır. Türk futbolunda iyi yerlere gelmek isteyen gençler, kü- çükler e ğ er iyi futbolcu olmak isti- yorlarsa, her ş eyden önce Türk futbol tarihinin genlerine baksınlar; orada Metin gibi çok büyükler, idealler bulacaklardır.” Aradan geçen onca yıla, de ğ i ş en futbol endüstrisine ve dönü ş en tri- bün kültürüne ra ğ men Metin Oktay ismi hiçbir zaman eskimedi. Bugün hâlâ, Galatasaray’ın golcüsü topu a ğ lara gönderdikten sonra elini gö ğ süne götürüp tribünleri o mah- cup ama asil duru ş la Metin Oktay gibi selamlıyorsa, insanlar çocukla- rına hâlâ onun ismini, ondan dolayı vermeye devam ediyorsa, Galatasa- ray yeni “Metin”leri yeti ş tirmek için tesislerine heykelini dikip onun ismini veriyorsa, “ İ deal Kral” öldü diyebilir miyiz? İ yi ki do ğ dun “Taçsız Kral”, nice ya ş lara… Metin Oktay ve Pele, Meksika 70’te bir arada. Necmi Tanyolaç ve Halit Kıvanç da foto ğ raf karesindeki di ğ er isimler... Metin Oktay’ın Fenerbahçe, Can Bartu’nun da Galatasaray formasını giydi ğ i o tarihî anı kayıtlara geçiren kare... 96 97

RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==