TamSaha 255. Sayı / Şubat 2026
yapımı ilk uçakla 1941’de İ stan- bul’dan Divri ğ i’ye uçtu. Türk Hava Kurumu tarafından sipari ş edilen 65 planör kısa sürede tes- lim edildikten sonra Nu. D-36 modelinden 24 e ğ itimuça ğ ı ta- mamlanmı ş , deneme uçu ş ları İ stanbul’da yapılmı ş tı. THK’nın sipari ş i olan ve test uçu ş ları son- rasında İ stanbul’dan Eski ş ehir’e uçan uçakların teslimi için yetki- liler tarafından bir kez daha test uçu ş u yapılması talep edildi. Bu uçu ş sırasında, uçakların planla- rını da çizmi ş olanmühendis Se- lahattin Re ş it Alan ini ş yaparken, çevredeki hayvanların havaala- nına girmemesi için pist kenarına açılmı ş hende ğ e dü ş tü ve vefat etti. “Depoya benzin konulması- nın unutulması” türünden bir mazeret arayı ş ında olan THK, bu kazayı gerekçe göstererek sipari- ş ini iptal etti. Nuri Demira ğ ’ın fab- rikasında imal edilen uçakların yurt dı ş ına satılmasını yasakla- yan bir kanun çıkarıldı. İ spanya, İ ran ve Irak’tan alınan sipari ş lerle ba ğ lantısı yapılmı ş ve imal edil- mi ş uçakların ihracı engellendi. Kendi servetini bu ülkenin gök- yüzüne harcamayı göze almı ş , uçak fabrikaları kurmu ş , pilotlar yeti ş tirmi ş ti. Ancak desteklen- mek yerine dı ş lanmı ş , sipari ş leri iptal edilmi ş , projeleri yarım bırakılmı ş tı. Onun ödedi ğ i bedel sadece maddî kayıp de ğ ildir; vizyoner olmanın cezalandırılma- sıdır. Bu üç ismin ortak noktası ba ş arı- sız olmaları de ğ il, ba ş armalarına izin verilmemesidir. Sorun imkânsızlık de ğ il, korku- dur. Sorun teknoloji eksikli ğ i de ğ il, vizyon yoksunlu ğ udur. Karar ve- riciler ve onların etrafındaki dar kadrolar, bilimi ilerlemenin aracı olarak de ğ il kontrol edilmesi ge- reken bir risk olarak görmü ş tür. Bilim ise risk almadan ilerlemez, denemeden geli ş mez, hata yap- madan yol bulmaz. Bu ülkenin tarihinde neden parlak fikirler ya yurt dı ş ına gider ya yarımkalır ya da geç fark edi- lir? Cevap teknik de ğ il zihinseldir. Örneklerde görüldü ğ ü üzere ül- kemde kanatlar ço ğ u zaman gök- yüzünde de ğ il, masalarda kırılır; imzalar, korkular ve dar bakı ş lar rüzgârdan daha serttir. E ğ er hâlâ Hezârfen’i sadece bir efsane, Vecihi’yi bir romantik, Demira ğ ’ı bir hayalperest olarak görüyorsak sorun onlarda de ğ il, bizdedir. Bugünün Türkiye’sinde savunma sanayii alanında ya ş anan geli ş - meler inkâr edilemez. İ nsansız hava araçları, yerli radar sistem- leri, mühimmat ve elektronik harp teknolojileri önemli bir e ş i ğ in a ş ıldı ğ ını göstermektedir. Özel sektörün dinamizmi ve devlet deste ğ iyle olu ş an bu tablo, haklı bir gurur kayna ğ ıdır. Ancak bütün bu ilerlemelere ra ğ men, “gök vatanı” savunmak söz ko- nusu oldu ğ unda hâlâ ba ş ka ülkelerin sava ş uçaklarına ihtiyaç duyuyorsak burada durup dü ş ün- mek gerekir. Bu eksikli ğ i yalnızca teknik gecikmelerle ya da güncel siyasî ş artlarla açıklamak kolay- cılık olur. Asıl neden, çok daha geride kanadı kırılan umutların tarihinde saklıdır. Hezârfen Ahmet Çelebi’den Vecihi Hür- ku ş ’a, Nuri Demira ğ ’dan ismi bile hatırlanmayan nice mühendise kadar bu co ğ rafya, gökyüzüne bakmayı bilen insanları defalarca yeti ş tirdi. Sorun, bu dehaların yoklu ğ u de ğ il, onların zamanında desteklenmemi ş , korunmamı ş ve sürdürülebilir bir ekosisteme kavu ş amamı ş olmasıdır. Kanatları kırılan yalnızca bireyler de ğ il, bir ülkenin devam eden hayal kurma yetene ğ idir. E ğ er geçmi ş te korku yerine güven, ş üphe yerine destek, sürgün yerine yatırım tercih edilseydi, bugün “Hangi uça ğ ı alaca ğ ız?” sorusunu de ğ il, “Bizim yaptı ğ ımız uça ğ ı kimler almak istiyor?” sorusunu konu ş uyor olurduk. Çünkü Anadolumedeni- yeti, tarih boyuncamatematikte, mühendislikte, mimaride ve bilimde ola ğ anüstü zekâlar üretmi ş bir co ğ rafyadır. Böyle bir toprakta dünyanın en geli ş mi ş sava ş uça ğ ının ortaya çıkması ş a ş ırtıcı de ğ il, aksine beklenen bir sonuç olurdu. Bugün gelinen noktadamesele, geçmi ş i romantize etmek ya da suçlu aramak de ğ ildir… Asıl mesele, ş unu kabul edebil- mektir, bilimve teknoloji, anlık ba ş arılarla de ğ il, nesiller boyu kesintisiz destekle geli ş ir. Bir neslin umudu kırıldı ğ ında, bedelini sonraki nesiller öder. Gök vatan yalnızca çelikten yapılan uçaklarla de ğ il, özgür bırakılan zihinlerle savunulur. Kanat kırmayı bıraktı ğ ımız gün, gökyüzü gerçekten bizim olur. Ya ş am sevinciniz hiç bitmesin. Sa ğ lıkla kalın… 132
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==