TamSaha 253. Sayı / Aralık 2025
98 99 tı ğ ı 45 maçta attı ğ ı 28 gol, genç bir santrforun yalnızca yetene ğ ini de ğ il, “golü koklama” refleksini de ortaya koyuyordu. Ardından gelen Vele ž Mostar döneminde 41 maçta attı ğ ı 13 gol ise Yugoslav futbolunda rü ş tünü ispat etti ğ i evre oldu. Balkanların teknik ve sert futbol ikliminde olgunla ş an Hodzic, bir süre sonra yetene ğ ini daha büyük bir sahnede sınamak istedi. 1979’da Belçika Ligi ekiplerinden RFC Liège’e transfer olarak kariye- rini ve yeteneklerini ülke dı ş ına ta ş ıdı. Belçika o yıllarda hempro- fesyonellik hemde taktik çe ş itlilik açısından Yugoslav oyuncu için adeta üniversite oldu. Tarık Hodzic iki sezonda 52 maça çıkıp 18 gol kaydederek Belçika futboluna uyum sa ğ ladı. Ama kaderi Bo ş nak golcüyü, o yıllarda kimsenin tahmin edemeyece ğ i bir futbol iklimine, İ stanbul’a getirdi. Galatasaray yılları 1980’lerin ba ş ında Türkiye hem si- yasal hem toplumsal açıdan sancılı bir dönemden geçerken Galatasa- ray da kendi içinde uzun bir sus- kunluk dönemi ya ş ıyordu. Teknik direktör Brian Birch döneminde 1970’lerin ba ş ında kazanılan üst üste üç sezon ş ampiyonluk sonrası geçen yıllar, camianın içinde büyük bir zafer özlemine dönü ş mü ş ; “ ş ampiyonluk” hasretiyle geçen yıllar hiç bitmeyecek gibi gözüken bir hâle bürünmü ş tü. 1980 sezonu sonunda İ ngiliz teknik direktör Brian Birch yeniden göreve geldi. Ancak Birch, 1981 Kasım’a kadar süren bu ikinci döneminde beklenen dönü ş ü sa ğ layamadı ve Trabzonspor ile ş ampiyonluklar ya ş amı ş , AMillî TakımTeknik Di- rektörlü ğ ü görevinde de bulunmu ş Özkan Sümer, Galatasaray’ın teknik direktörü oldu. Tamda bu dönemde Galatasaray yönetiminde genç bir isim öne çıktı; Alp Yalman. Avrupa futbolunu ya- kından takip eden Alp Yalman, Tür- kiye’ye yeni bir soluk getirebilecek yabancı oyuncu profilini ararken Belçika’da yıldızı parlayan Bo ş nak santrfor Tarık Hodzic’e takıldı. Ken- disine iletilen raporlar netti: “Tarık Hodzic, Galatasaray’a fayda sa ğ lar.” Bir ba ş ka Yugoslav futbolcu Mirsad Seydic’le birlikte transfer edildiler. 1981-1982 sezonu ara transfer döneminde İ stanbul’a ayak basan Hodzic, basınınmeraklı bakı ş ları ve tribünlerin temkinli heyecanı arasında ilk günlerini geçirdi. Florya’nın toprak sahaları, Yugoslav disipliniyle yeti ş mi ş , son yıllarını Belçika’da geçirmi ş bir santrfor için bamba ş ka bir deneyimdi. Buna ra ğ men fizik gücü, prese yatkınlı ğ ı, ceza sahasındaki sakinli ğ i ve gösteri ş ten uzak oyunu sayesinde kısa sürede takım arkada ş larının saygısını kazandı. Galatasaray formasını ilk kez Fe- nerbahçe’ye kar ş ı oynanan Türkiye Kupası çeyrek final mücadelesinin ilkmaçında giydi ve Türkiye’deki ilk golünü Galatasaray’ın ezeli rakibi- nin a ğ larına bıraktı. Bu gol, ilerleyen yıllarda Fenerbahçe’ye kar ş ı oyna- dı ğ ı 7 maçta kaydedece ğ i 3 golün ilkiydi. Her iyi ba ş langıç gibi bu hikâye de bir krizle sınandı. Tarık Hodzic ve yakın arkada ş ı Mirsad Sejdic, teknik direktör Özkan Sümer’le ya ş adıkları anla ş mazlık sonucu bavullarını toplayıp Florya’nın kapı- sına kadar geldiler. Ancak kaptan Fatih Terim’in ve dönemin yönetici- lerinin devreye girmesiyle sorun tatlıya ba ğ landı, bavullar açıldı ve Bo ş nak golcü hayatını de ğ i ş tirecek takımda kaldı. Bu kırılma anından sonra Hodzic, Florya’daki adımlarını daha kararlı, daha sorumluluk sahibi attı. Özel- likle kaptan Fatih Terim’le kurdu ğ u ba ğ , ilerleyen yıllarda Galatasa- ray’ın hücumorganizasyonunun en önemli omurgalarından biri hâline geldi. İ kili arasındaki ba ğ , futbolu bıraktıktan sonra da devam ede- cekti. Krallıkmevsimi 1983-1984 sezonu, Galatasaray tarihinin ba ş arıdan uzak geçen yıl- larında tekrar umut a ş ıladı ğ ı sezon- lardan birine dönü ş tü. Ş ampiyonluk gelmedi ama Türkiye Kupası ve Cumhurba ş kanlı ğ ı Kupası kaza- nıldı. O yıllarda Türkiye Ligi sertlik, dü ş ük tempo ve savunma güvenli ğ i üzerine kuruluydu. 1-0’ların, 0-0’ların sıkça görüldü ğ ü, savun- manın ön planda oldu ğ u, özellikle Trabzonspor’un ba ş arılı müdafaası ile ş ampiyonlukları üst üste kazan- dı ğ ı dönemdi. Tarık Hodzic bu ortamda so ğ uk- kanlılı ğ ı, ceza sahasında “gölge gibi belirme” özelli ğ i ve temas altında dahi pani ğ e kapılmayan yapısıyla fark yarattı. Karambolden çıkan topları takip etti, beklenmedik anlarda yaptı ğ ı a ş ırtmalar ve sert vuru ş larla maçları tek hamlede çevirdi. Sezon bitti ğ inde Türk futbol tarihinde ilk kez ş u cümle kuruldu: “Gol kralı bir yabancı futbolcu.” Yugoslav santrfor 1983-1984 sezo- nunu 16 golle tamamladı. Rakam bugün kula ğ a mütevazî gelebilir; ancak o sezon Galatasaray’ın toplam 54 gol, ş ampiyon Trabzon- spor’un ise yalnızca 43 gol attı ğ ı dü ş ünüldü ğ ünde, bu performansın de ğ eri daha iyi anla ş ılacaktır. Tarık Hodzic, Galatasaray forma- sıyla geçirdi ğ i üç sezonda 85 resmî maça çıkıp 36 gol attı. Türkiye Ku- pası ve Cumhurba ş kanlı ğ ı Kupası maçlarında kritik anlarda sahne- deydi, önemli gollere imza attı ve kupaların kazanılmasında rol oynadı. Ama mirası sadece attı ğ ı gollerle sınırlı kalmadı. Türkiye lig- lerinin ilk yabancı gol kralı olması- nın ötesinde, Balkan futbolcusuna dair algıyı de ğ i ş tiren isimoldu. Ça- lı ş kan, disiplinli, takım için oynayan bir profil çizdi; Cevad Prekazi, Zoran Simovic, ilerleyen yıllarda Elvir Baliç ve Elvir Boliç gibi isimlerin öncüle- rinden biriydi. Krallıkmevsiminin ardından golcü- nün yolu 1984-1985 sezonunda bu kez Bo ğ az’ınmütevazî ama güçlü takımlarından Sarıyer’e dü ş tü. O dönemSarıyer, ligin en ba ş arılı ekiplerinden biriydi. Hodzic burada 29 ligmaçında 6 gol kaydetti ve takımın önemli parçalarından biri hâline geldi. Sarıyer günlerinin hâfızalarda en çok yer eden sahnesi ise Ali Sami Yen’e dönü ş maçıydı. Tribünler eski kralı görmek için yerini almı ş , Hod- zic sahaya adım attı ğ ında onu al- kı ş larla selamlamı ş tı. Daha sonra verdi ğ i röportajlarda kendisi de tek- rar Ali Sami Yen Stadı’na çıktı ğ ı an- ları ve taraftarın “UnutamamSeni” tezahüratını unutamadı ğ ını anlattı. 1987’de kramponlarını sessizce as- ması, kariyerinin sade ama ona ya- kı ş an bir finali oldu. Büyük bir jübile yapılmadı, stadın ı ş ıkları sadece onun için yanmadı, tribünlerde dev pankartlar açılmadı. Ama o zaten en büyük alkı ş ı Ali Sami Yen’de çoktan almı ş , en büyük saygıyı Sarıyer tribünlerinde görmü ş tü. Türkiye ile ileti ş imini hiç kaybetmeyecekti. Sava ş ve Galatasaray köftecisi Sahadaki yolculu ğ u sona erdi ğ inde, hayatının en zor bölümü yeni ba ş lı- yordu. Türkiye’deki kariyerinin ar- dındanmemleketi Saraybosna’ya dönen Tarık Hodzic, kısa süre içinde Yugoslavya’nın da ğ ılma sürecinin ortasında kaldı. Siyasî gerilimler arttı, ş ehirlerin üzerine a ğ ır bir hu- zursuzluk çöktü. 1990’ların ba ş ında Balkanlar, tarihin en karanlık say- falarından birine do ğ ru sürüklenir- ken Tarık’ın önünde iki seçenek vardı; İ stanbul’daki dostlarına sı ğ ınıp güvenli bir hayat kurmak ya da annesinin, ailesinin yanında, çocuklu ğ unun geçti ğ i topraklarda kalıp kaderiyle yüzle ş mek. Onu tanıyanlar için cevabı tahmin etmek zor de ğ ildi. Tarık Hodzic, o bilinen Bo ş nak inadıyla ş öyle dedi: “Annemburada. Vatanımyanarken 1984-1985 sezonunda Sarıyer kadrosu. Soldan sa ğ a ayaktakiler: Tarık Hodzic, İ lker Çelik, ErdemAcar, Sead Celebic, O ğ uz Konuk Aydın, Mehmet Kalkavan. Oturanlar: Mücellip Pehlivan, Ahmet Yılmaz, Hakan Özgerçek, Engin Ülker, Selami Ersoy. İ ki yakın dost, Tarık Hodzic ve Fatih Terim.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==