TamSaha 252. Sayı / Kasım 2025

tamamlanacak ve Brezilya, üst üste ikinci ş ampiyonluk yolunda önemli bir engeli daha geride bırakacaktı. Dört yıl önce oldu ğ u gibi 1962’de de yarı finaldeki e ş le ş melerin biri son ş ampiyon ile ev sahibini kar ş ı kar- ş ıya getiriyordu. Ş ili ile Brezilya ara- sındaki kar ş ıla ş maya Sambacılar iyi ba ş larken artık turnuvanın en büyük yıldızına dönü ş mekte olan Garrincha 9 ve 32’inci dakikalarda attı ğ ı gollerle takımını 2-0 öne geçi- riyordu. Ş ili, ilk yarının sonlarında Jorge Toro ile farkı bire indirse de ikinci yarının hemen ba ş larında Vava skoru 3-1 yapan golü atıyordu. 61’de Leonel Sanchez’in penaltısı Ş ili’ye son bir umut a ş ılasa da 78’de Vava’nın son sözü söylemesiyle Brezilya 4-2 galip gelerek üst üste ikinci finalini oynamaya hak kaza- nıyordu. Çekoslovakya ile Yugoslavya arasındaki di ğ er yarı final mücade- lesindeyse golsüz sona eren ilk ya- rının ardından Çekoslovaklar 48’de Josef Kadraba ile öne geçmi ş , ikinci yarının ortalarındaysa Drazan Jer- kovic skoru e ş itleyen isimolmu ş tu. Ancak son 10 dakika içinde Adolf Scherer’in pe ş pe ş e iki gol birden kaydetmesiyle Çekoslovakya 3-1’lik galibiyete uzanıyor ve finalde Bre- zilya’nın rakibi oluyordu. Yarı finalin kaybedenleri Ş ili ile Yugoslavya, 16 Haziran’da üçüncülük için kar ş ı kar ş ıya geldiklerindeyse gülen taraf, ev sahibi ekip olmu ş tu. 90’ıncı dakikada Eladio Rojas’ın attı ğ ı tek gol, Ş ili’ye dünya üçüncü- lü ğ ünü getirmi ş ti. 17 Haziran’da Santiago’daki Ulusal Stadyum’da oynanan finaldeyse herkesin gözü Brezilyalıların üstün- deydi belki ama ilk gol Çekoslovak- ya’dan geliyordu. 15’inci dakikada Tomas Pospichal’in derinlemesine pasında Brezilya savunmasının ar- kasına sarkan Josef Masopust tek dokunu ş ta Gilmar’ın altından a ğ ları havalandırmı ş ve takımını 1-0 öne geçirmi ş ti. Ancak Çekoslovakya’nın skor üstünlü ğ ü iki dakikayla sınırlı kalacaktı. Dakikalar 17’yi gösterir- ken sol taraftan ceza sahasına inip kale çizgisine do ğ ru hareketlenen Amarildo, herkesin topu içeri çevir- mesini bekledi ğ i bir anda açısı dar olmasına kar ş ın kaleyi dü ş ünüyor ve topu bir bakıma i ğ nenin deli ğ in- den geçirerek skora dengeyi getiri- yordu. Sonrasında bu denge hâli uzun süre devam ederken 69’uncu dakikada Zito’nun yakınmesafeden attı ğ ı kafa golüyle denge nihayet bozuluyor ve Brezilya 2-1’lik üstün- lü ğ ü yakalıyordu. 79’uncu dakikaya gelindi ğ indeyse Djalma Santos’un Çekoslovakya ceza alanına do ğ ru geli ş igüzel dol- durdu ğ u topta kaleci ViliamSchrojf belki de kariyerinin en büyük hata- sını yapacak ve tuttu ğ u topu elin- den kaçırarak Vava’ya hayatının en kolay gollerinden birini atma fırsatını tanıyacaktı. Tecrübeli santrfor da bu ikramı geri çevirme- mi ş ve böylece skor 3-1 olmu ş tu. Brezilya’nın üçüncü golünden birkaç dakika öncesinde ve sonra- sında, Djalma Santos’un iki ayrı pozisyonda kendi ceza sahası içinde topa eliyle dokunması fakat maçın hakeminin bunların ilkinde teması görmemesi, ikincisindeyse olayın ceza sahası dı ş ında oldu ğ unu zan- nedip bir friki ğ e hükmetmesiyse maçın en tartı ş malı anlarıydı ve yarım asırdan sonra “Ya VAR olsaydı?” sorusu da ister istemez bu pozisyonlarla ilgili sorulacaktı. Ancak henüz böylesi bir teknoloji- nin yardıma ko ş masına çok vardı ve bu penaltıların da es geçilme- siyle birlikte mücadele 3-1 Bre- zilya’nın üstünlü ğ üyle sona ermi ş ti. Sambacılar böylelikle bu kupayı İ talya’dan sonra üst üste iki defa kazanmayı ba ş aran ikinci takımda olmu ş lardı. ngilizler, 19. yüzyılın ortalarında modern futbolun temellerini atmı ş lardı. Bundan yakla ş ık üç çeyrek asır sonraysa FIFA, Dünya Kupası’nı hayata geçire- cekti. Ancak İ ngilizler, 1920’lerin sonunda FIFA’yla ya ş adıkları an- la ş mazlık nedeniyle FIFA üyeli ğ in- den çıktıkları için, 1930’lardaki ilk üç Dünya Kupası’nda boy göstere- memi ş lerdi. II. Dünya Sava ş ı sonrasındaysa 1950’den itibaren yeniden ba ş layan turnuvada İ ngiltere bu sefer artık katılımcılar arasında olsa da arzuladı ğ ı sonuç- ları alamamaktaydı. İ ngilizler, 1966 Dünya Kupası’nın ev sahipli ğ ine aday olduklarında söz konusu ş anssızlı ğ ı kendi top- raklarında, kendi seyircilerinin deste ğ iyle yenmeyi umuyorlardı. Bu u ğ urda Federal Almanya ve İ spanya’yla girdikleri yarı ş ı ka- zanmaları sonucunda da futbolun en büyük organizasyonunun, futbolun do ğ du ğ u topraklarda oynanması resmiyet kazanıyordu. Dünya Kupası’nı daha evvel hiçbir takımüç kez üst üste kazanma ba ş arısı gösterememi ş ti. 1934 ve 1938’de kupaya uzanan İ talya, araya II. Dünya Sava ş ı girmese veya 1949’da Torino takımı bir uçak kazasında yok olmasa, belki de bu ba ş arıyı elde edecekti. Ancakmevzubahis nedenler, onların bu yolda tökezlemesine neden olmu ş tu. 1958 ve 1962’de zirveye çıkan Brezilya ise artık üçlemeyi gerçekle ş tirmenin e ş i ğ indeydi. Brezilya’da 1958 ve 1962’deki ş ampiyonluklarınmi- marlarından Didi ve Mario Zagallo gibi iki yıldız artık kadroda yer al- mamaktaydı. Garrincha’ysa futbol hayatının son demlerini ya ş amak- taydı. Buna kar ş ın Pele 25 ya ş ına yeni gelmi ş ti ve kariyerinin zirve- sindeydi. Ayrıca Jairzinho, Gerson ve Tostao gibi yeni nesil yıldız adayları da Brezilya’nın üçüncü ş ampiyonluk yolunda güvendi ğ i isimlerdi. Brezilya’nın hâricinde kupaya en iddialı hazırlanan takımsa İ ngiltere’ydi. Turnuvada o güne dek istedikleri sonuçları bir türlü alamayan İ ngilizler, ev sahibi olmanın da avantajını kullanarak mucidi oldukları bu oyundaki ilk dünya ş ampiyonluklarını kazan- manın hesaplarını yapıyorlardı. Son Avrupa ş ampiyonu İ spanya, Brezilya-Çekoslovakya finalinde Garrincha rakip savunmayı zorluyor... 1962 Dünya Kupası, kaptan Mauro Ramos’un ellerinde... İ NG İ LTERE 1966: Futbol evine dönüyor İ 63 62

RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==