TamSaha 250. Sayı / Eylül 2025
Hollanda Romanya’yı 6-0, Fransa da Letonya’yı 7-0 yenerek di ğ er farklı skorlara imza atmı ş lardı. Ön eleme turunda Yugoslavya’ya attı ğ ı farkla hayranlık uyandıran Uruguay ise bu turda ABD’yi fazla zorlanmadan 3-0’la geçmi ş ti. Ayrıca İ talya, Lüksemburg’u 2-0 yenerken İ rlanda da Bulgaristan’ı tek golle ma ğ lup etmi ş ti. İ sviçre ile Çekoslovakya ise oynadıkları ilk maçta 1-1 berabere kalınca ikinci bir maça çıkmı ş lar ve bu kar ş ıla ş - mayı 1-0 kazanan İ sviçre, çeyrek finale yükselen taraf olmu ş tu. Çeyrek finale gelindi ğ indeyse Uru- guay, ev sahibi Fransa’yı 5-1 yene- rek ne denli güçlü oldu ğ unu bir kez daha ispatlayacaktı. İ sveç de Mısır engelini 5-0’lık skorla a ş mı ş tı. Ayrıca İ sviçre, İ talya’yı, Hollanda da İ rlanda’yı 2-1’lik skorlarla ma ğ lup etmi ş ti. Yarı finallerdeyse İ sviçre ile İ sveç, Uruguay ile de Hollanda bir- birlerine rakip olacaklardı. İ sviçre- İ sveç e ş le ş mesinde gülen taraf, Max Abegglen’in iki golüyle İ sviçre olurken Rudolf Kock’un tek golü İ sveç’e yetmemi ş ti. Uruguay ile Hollanda arasındaki randevudaysa Hollanda mücadelenin ilk yarısını Cornelis Pijl’in golüyle 1-0 önde kapatsa da Güney Amerika temsil- cisi ikinci yarıda oyuna a ğ ırlı ğ ını koymu ş ve önce Pedro Cea, ardın- dan da Hector Scarone ile golleri bularak sahadan 2-1’lik galibiyetle ayrılmı ş tı. Bu skorların ardından 8 Haziran 1924 tarihine gelindi ğ inde ilk olarak İ sveç ile Hollanda, bronz madalya maçına çıktılar. 120 dakika sonunda 1-1’lik e ş itlik bozulmayınca da iki ekip ertesi gün, final maçından önce bir kez daha kar ş ı kar ş ıya geldiler. İ sveç bu defa 3-1 kazanmasını bildi ve bronz madalyanın sahibi oldu. 9 Haziran 1924’te Uruguay ile İ sviç- re’yi kar ş ı kar ş ıya getiren final mücadelesindeyse futbol kamuo- yundaki genel beklentiye paralel olarakmaça hızlı ba ş layan Uruguay, dakikalar dokuzu gösterirken Pedro Petrone ile golü buluyor ve altınmadalyaya iyiden iyiye yakla- ş ıyordu. Ancak İ sviçre, her ne kadar bu golü erken yemi ş olsa da raki- bine kolay teslimolmaya niyetli de ğ ildi ve Uruguay’ın etkili hücum ayaklarına bundan sonra uzunca bir müddet pranga vuracaktı. Nitekim ilk yarının 1-0 sona erme- sinden sonra ikinci yarının ortala- rına kadar da skor de ğ i ş meyecekti. Lâkin rakibin hücumlarına set çekmeye çalı ş maktan kendi adına hücumorganizasyonları üretmekte zorlanan İ sviçre’nin altınmadalya ş ansı da zaman geçtikçe gitgide azalmaktaydı. Söz konusu ihtimal, 65’inci dakikada Uruguay’ın sol içi Pedro Cea’nın İ sviçre kalecisi Hans Pulver’i avlamasıyla birlikte nere- deyse sıfırlanıyordu. Kalan süre içinde de Uruguay oyunun kontro- lünü elinden bırakmamı ş , bitime sekiz dakika kala Angel Roma- no’nun attı ğ ı golle de maça noktayı koymu ş tu: 3-0. Bu sonuçla birlikte Paris’te altın madalyaya uzanan Uruguay’ın, “Olimpiyatlardaki futbol turnuva- sına Güney Amerika’dan ilk kez katılan takım” sıfatıyla bunu ba ş arması, üstelik altınmadalya yolunda oynadı ğ ı maçlarda rakip filelere maç ba ş ına ortalama dört gol gönderirken kendi kalesinde yine maç ba ş ına sadece yarımgole izin vermesi, ilk defa bir Güney Amerika takımını detaylı bir bi- çimde izleme ş ansı bulan Avrupalı futbolseverlerin akıllarında da ister istemez ş u sorunun belirmesine yol açıyordu: “Yoksa Güney Amerikalı- lar artık futbolda Avrupalıları geride mi bırakıyor?” Açıkçası, gerek dört kıtadan takım- ların katılması, gerekse profesyonel futbolcuların i ş tirakinin önündeki engellerin de neredeyse tamamen kaldırılmı ş olması nedeniyle tambir gayriresmî dünya ş ampiyonası niteli ğ inde geçen turnuvadan Uruguay’ın rahat bir ş ampiyonluk çıkarması, bu sorunun cevabının “evet” olarak verilmesi için yeterli bir sebepti. ise aksi yönde dü ş ünüyordu. Netice itibarıyla 1932 Los Angeles Olimpi- yatları’nda futbol, gerek ABD’de popüler bir spor olmaması gerekse IOC ve FIFA arasındaki anla ş mazlık nedeniyle programdan çıkarılmı ş tı. FIFA, futbolda dünyanın en iyisini belirlemek adına artık tüm inisiya- tifi kendi ellerine alarak bir turnuva düzenlemek durumundaydı ve bu durum, Dünya Kupası’nın da do ğ u- munun habercisiydi. Sonuçta 1928 yılında beklenen karar alındı ve FIFA, iki sene sonra ilk dünya futbol ş ampiyonasını düzenleyece ğ ini duyurdu. Turnuvanın ev sahipli ğ i- neyse Uruguay lâyık görülmü ş tü. Turnuvayı ş ampiyon tamamlayacak takıma takdim edilecek kupanın adınıysa mevcut FIFA Ba ş kanı Jules Rimet’den alması kararla ş tırılmı ş tı. 1924 ve 1928 yıllarındaki Olimpiyat- ların futbol turnuvalarının hemFIFA tarafından organize edilmeleri hem de profesyonellere de açık olmala- rıysa daha sonrasında FIFA’nın bu organizasyonları geriye dönük olarak resmî dünya ş ampiyonaları saymasına da yol açacaktı. Hatta bu noktadan hareket eden Uruguay Futbol Federasyonu da Dünya Kupası ş ampiyonluklarının ulusal futbol federasyonu armalarının üzerinde yıldızlarla gösterilmesi uygulamasına geçilmesinin ardın- dan, millî takımlarının 1930’da ve 1950’de olmak üzere iki kez kazan- dı ğ ı Dünya Kupası ş ampiyonlukla- rına ek olarak, 1924 ve 1928’de kazandıkları Olimpiyat altınlarını da armaları üzerinde yıldızla göster- mek istemi ş ve FIFA bunu da kabul etmi ş ti. Böylece 1924 Paris ve 1928 AmsterdamOlimpiyatları’ndaki futbol turnuvaları da resmî olarak Dünya Kupası’nın öncülü birer organizasyon hâlini almı ş lardı. Dolayısıyla Dünya Kupası’nın tarihini incelerken, bu iki turnuvaya da mercek tutmadan geçmemek gerekir. 33 32 1924 Olimpiyatlarında Uruguay ev sahibi Fransa’yı 5-1 yenmi ş ti... 1924 PAR İ S OL İ MP İ YATLARI Uruguay’dan Avrupalılar kar ş ısında gövde gösterisi 22 takımın i ş tirak etti ğ i Paris Olimpiyatları futbol turnuvasında katılımcıların 19’u Avrupa’dandı. Avrupa dı ş ındansa Uruguay, ABD ve Mısır, Paris’e gelmi ş lerdi. Avru- palıların bu üçlü içinde en çok merak ettikleri ekipse Uruguay’dı. Uruguay, son Güney Amerika ş ampiyonu ünvanını ta ş ıdı ğ ı gibi, 1916’dan beri yedi kez düzenlenmi ş olan Güney Amerika Ş ampiyona- sı’nda da toplamda dört defa zafere ula ş mı ş tı. Bir ba ş ka deyi ş le o yıl- larda Güney Amerika’nın açık ara en iyi takımı konumundaydılar. O günlerde futbolun Güney Ameri- ka’da en az Avrupa’daki kadar büyük bir popülariteye sahip oldu ğ u ve Güney Amerikalıların oyunu oynama konusunda da hayli yetenekli oldukları, Avrupa’da da duyulmu ş tu. Ancak Eski Kıta’da Güney Amerikalı bir takımı sey- retme ş ansı bulanlar yok denecek kadar azdı. Dolayısıyla bu kıtanın en iyisi olarak görülen bir takımın Avrupalı takımlar kar ş ısında ne ya- paca ğ ı da Paris oyunları öncesinde futbolla ilgili belki de en çok tartı ş ı- lan husustu. Çünkü Uruguay’ın or- taya koyaca ğ ı performans, Avrupa futbolu ile Güney Amerika futbolu arasındaki geli ş mi ş lik düzeyinin kıyaslanabilmesi açısından da önemli bir ölçüt olacaktı. Katılımcı sayısının 22 olması nede- niyle turnuvada ön eleme turuna 12 takımkatılacak ve buradan çıkacak altı takım, ilk turda di ğ er 10 takımla bir araya gelecekti. 16 ta- kımdan itibaren de tekmaç elimi- nasyon usulüne göre ilerlenecekti. Ön eleme turundaysa ş u skorlar alınmı ş tı. İ talya- İ spanya: 1-0, İ s- viçre-Litvanya: 9-0, Çekoslovakya- Türkiye: 5-2, Macaristan-Polonya: 5-0, ABD-Estonya: 1-0, Uruguay- Yugoslavya: 7-0. Ön eleme maçlarının oynanması sonrasında ele ğ in üzerinde kalan 16 takımla geçilen birinci turdaysa Mısır, Macaristan’ı 3-0ma ğ lup ede- rek büyük bir sürprize imza atarken İ sveç ise Belçika’yı 8-1 yenerek adeta altınmadalyaya göz kırpmı ş tı. 1924 Olimpiyatlarının ş ampiyonu Uruguay...
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==