Guus Hiddink'in teknik direktörlüğe getirilmesiyle birlikte yeniden şekillenen A Millî Takım yapılanmasında, kurumsallaşma adına önemli adımlar atıldı. Yeni oluşturulan departmanlar sayesinde Türkiye Futbol Federasyonu'nun prestij müessesesi konumunda olan birim, daha verimli bir çalışma ortamına kavuştu. A Millî Takım'ın yeni departmanlardan bir tanesi de "Maç ve Oyuncu İzleme Departmanı." 2012 Avrupa Şampiyonası elemelerinin başlayacağı Eylül ayı öncesinde, Türk futbolunda iz bırakmış isimlerin yer aldığı birimin üyelerini ve çalışma prensiplerini okuyucularımıza aktarmak istedik.
Yazan: Türker Tozar/ TamSaha
Beşiktaş'ın en görkemli dönemlerindeki kadrosunda yer alan Gökhan Keskin ve Zeki Önatlı ile Trabzonspor ve Fenerbahçe'de uzun yıllar forma giymiş Şenol Ustaömer, departmanda "sorumlu" görevini üstleniyor. Departmanın kendi içinde 7 kişiden oluşan bir komite bulunuyor. Üyelerin hepsi bir dönem Türk futboluna damgasını vurmuş isimler... Departmanın esas amacı, A Millî Takım'ın geniş kadrosunda bulunan oyuncuların performanslarını her hafta değerlendirmek ve analiz etmek. Üyeler, 2012 Avrupa Şampiyonası elemelerinde Türkiye'nin grubunda yer alan rakiplerin maçlarını da izlemekle görevli. Önatlı, "Her hafta Spor Toto Süper Lig maçları olsun, Bank Asya 1. Lig karşılaşmaları olsun, birçok maç izliyoruz. Euro 2012 elemelerindeki rakiplerimizin maçlarını da analiz edip raporlar tutuyoruz" diye konuşuyor. Önatlı, A Millî Takım'da oynamaya aday birçok genç futbolu olduğunu belirterek, 2009-2010 sezonunda yurtiçinde ve yurtdışında toplam 93 tane Türk oyuncu izlediklerini söylüyor.
Önatlı, departmanın çalışma yöntemiyle ilgili şu bilgileri veriyor: "Haftalık maçlar için bir şablonumuz var. İki takımın saha dizilişlerini çıkartıyor ve oyuncuların performanslarıyla ilgili değerlendirmeler yapıyoruz. Her Salı ya da Çarşamba günü yaptığımız toplantılarda, geride bıraktığımız haftayla ilgili görüş alışverişinde bulunuyoruz. Herkes görüşlerini açıklıyor, tartışıyoruz ve ortaya çıkan sorulara cevap vermeye çalışıyoruz. Buradan çıkan raporlar, A Millî Takım Sorumlu Yardımcısı Oğuz Çetin'e gidiyor ve teknik heyet tarafından inceleniyor. Rakip takım değerlendirmelerinin raporları ise daha farklı ve ayrıntılı oluyor. Takımların maçın başındaki dizilişleri, duran toplardaki dizilişleri, savunma ve ofanstaki dizilişleri ayrı ayrı belirleniyor."
Departmanın TFF Avrupa Ofisi ile sürekli bir bağlantısı var. Zaten A Millî Takım'a faydalı olabilecek isimler Avrupa Ofisi tarafından öneriliyor. Gökhan Keskin bize yurtdışındaki olası isimler takip edilirken izlenen yolları anlatıyor: "Bize genç, yetenekli ve gelecek yıllarda A Millî Takım'a hizmet edebilecek potansiyeldeki futbolcuların ismi gelince, bu oyuncuların maç programlarını ediniyoruz. Departmanımızdan uygun olan kişi kendisini seyrediyor ve bir rapor hazırlıyor. Oyuncu birkaç defa daha izleniyor."
Konu yurtdışı olunca, söz ister istemez Türk Millî Takımı'nı tercih etmeyen oyunculara geliyor. Şenol Ustaömer, böyle oyuncular için "kaçan" sıfatını kullanmamamız gerektiğini hatırlatıyor. Ona göre ülkenin gelenek-göreneklerine göre yaşayan futbolcuların doğdukları ülkeyi tercih etmesi normal. Burada ne Türkiye Futbol Federasyonu'nun, ne de çocukların bir günahı var.
Önatlı "Yurtdışında oynayan futbolcularla, onlarla ne kadar ilgilendiğimizi gösteren konuşmalar yapıyoruz. Samimi diyalog kurmaya çalışıyoruz. Kimsenin kendisini dışarıda bırakılmış gibi hissetmesini istemiyoruz" diyor. Gökhan Keskin'e göre ise Avrupa'da oynayan Türk kökenli oyuncular yaşadıkları ülkenin millî takımında forma giymeleri için çeşitli baskılara uğruyor: "Biz kendilerine olasılıklardan bahsediyoruz. Türkiye'yi tercih etmeleri halinde olacakları söylüyoruz ve tercihi onlara bırakıyoruz."
16-17 yaşındaki futbolcularla ilgili çalışmayı Genç Millî Takımların yaptığını ifade eden Önatlı, A ve Ümit Millî seviyede oynayacaklara yoğunlaştıklarını belirtiyor. Eğer departmanın yaptığı gözlemler sonucunda oyuncular yetenekli görülür ama seviyesi yeterli bulunmazsa, Genç Millî Takımlarda değerlendirilmesi için TFF Futbol Genel Direktörlüğü ile temasa geçiliyor.
A Millî Takım'da oynayabilecek futbolcuyu belirlerken kriterin ne olduğu her zaman merak edilir. Bu merakımızı Önatlı'nın açıklamalarıyla gideriyoruz: "Genel beceri, oyun görüşü, teknik, fizik ve çabukluk bizim için ön planda. Eğer oyuncu bu alanlarda dikkat çekiciyse, zaten yurtdışında takımında belirli bir yere gelmiş oluyor. İzlediğimiz isimler ya A ya da rezerv takımda görev alıyor."
2010-2011 sezonunda Spor Toto Süper Lig'de oynanan 9 maçın birden canlı yayında olması, Anadolu takımlarının oyuncularının "Dört büyük takımın oyuncuları gibi ön planda değiliz. Maçlarımız canlı verilmiyor. Bizi yeterince izlemiyorlar" yakınmalarına da son verecek gibi. Ustaömer'e göre Türkiye'de artık hiçbir oyuncunun A Millî Takım'ın dikkatinden kaçma şansı yok. Ustaömer, "Avrupa'da ve Türkiye'de birçok bölgede oyuncu izleyebilecek yapılanmaya sahibiz. Son 5 yıldır Genç Millî Takımların değişik seviyelerinde çalıştım. Orada belki farklı kriterler ararsınız ama Millî Takım'a gelecek futbolcunun kalitesine bakarsınız. Buraya gelecek futbolcu, Volkan'ı, Hamit'i veya Hakan Balta'yı kesebilecek durumda olmalı" diyerek çıtayı üst seviyeye çekiyor.
Keskin ise Anadolu takımlarının oyuncularının şikâyetlerine katılmadığını şu sözlerle belirtiyor: "Anadolu takımında çıkış yapan, yeteneklerini gösteren bir oyuncu, zaten kendi kategorisinde Milli Takım'a çağırılıyor. O çıkışı yapınca transferde teklif alma ve büyük kulüplere geçme olasılığı da artıyor. Bizim sistemimizde Spor Toto Süper Lig'deki 9 maçın her biri ayrı ayrı raporlanıyor. İlerleyen senelerde umarım çıkış yapan oyuncuların sayısı artar. Biz de onları A Millî Takım'a kazandırırız."
Yakın zamanda sürpriz isimlerin Millî Takım'a çağrılma olasılığını sorduğumuz Önatlı'dan, "Biz fikirlerimizi söylüyoruz. Son değerlendirme ise Hiddink, Oğuz ve Engin Hocalar tarafından yapılıyor. Millî Takım oyuncusu olmak ile kulüp takımında oynamak oldukça farklı" cevabını alıyoruz. Keskin ise aday kadroda yer alan ya da almayan isimlerin daima spekülasyon konusu olacağını söylüyor. Yabancı oyuncuların fazla olduğu bir ortamda yerli futbolcuların kendilerini göstermelerinin, kendileri için son derece önemli olduğunun da altını çiziyor.
Takımların 10 yabancı oyuncuyla sözleşme imzalayabildiği bir ortamda genç futbolcuların kendilerini göstermesi de A Millî Takım'a seçim aşamasında işleri zorlaştıran bir etken. Bu konu hakkında en çarpıcı yorumu Zeki Önatlı yapıyor: "Geçen sene Ümit Millî Takım'da yardımcı antrenördüm. Kadromuzda Mustafa Pektemek dışında takımında direkt oynayan hiçbir futbolcu yoktu. 20 yaşındaki bir futbolcunun artık takımında direkt oynaması lâzım. Aksi halde bunun A Millî Takım'a olumsuz yansımaları oluyor. Düzenli olarak oynamayan futbolcuların üst seviyeye taşınması çok zor. Bu noktada kulüplerin bakış açısı önem taşıyor. 20 yaşında biraz sivrilen bir oyuncu dört büyük kulübe gidiyor. Orada ise önüne yabancı transferler set çekiyor ve arka planda kalıyor. Bu durumdaki kardeşlerimizin biraz da kendilerini zorlamaları gerekiyor. Kulübede kalacaklarına ilk 11 için savaşmaları lâzım. Sanki bana biraz da zorlamıyorlar gibi geliyor. Gerekirse oyuncularımız direkt oynamak adına kiralık gitsinler, bu alt ligde bir takıma bile olabilir."
Önatlı'nın bıraktığı yerden sözü devralan Ustaömer, konuyu Necip Uysal'a getiriyor: "Necip, son iki senedir Genç Millî Takım'da sergilediği inanılmaz performansla Ümit Millî Takım'a yükseldi. Geçen sezon da Hiddink gelene kadar Oğuz Hoca onu A Millî Takım kadrosunda tuttu. Beşiktaş'ın orta sahasına bu süreçte kimlerin transfer edildiğine bakalım. Ernst, Fink, Hilbert, Guti, en sonunda da Aurelio. Şimdi Necip nasıl oynayacak? Oynaması için çok fazla çalışması ve mücadele etmesi lâzım. Tüm bunlara rağmen ben olsam orada oynamaya çalışırım. Çünkü 18 yaşında bir oyuncu A Millî Takım'a yükseliyorsa, bu tip zorluklarla mücadele etmesini de bilecek. Bu tür oyuncular kolay pes etmeyecek."
Ümit Millî Takım'a gelen kadar oyuncuların gayet başarılı olduğunu savunan Ustaömer, 18-21 yaş aralığını ifade eden geçiş döneminde, futbolcuların kulüplerinde yeterince oynama şansı bulamadığını söylüyor. Kulüp politikalarının sonucunda oluşan bu duruma rağmen oyuncuların küsmeden çalışması gerektiğini ifade ediyor. Gökhan Keskin'in iddiasına göre Fink'e verilen şansın Necip'e verilmesi halinde genç futbolcunun yıldız olması işten bile değildi: "Viktoria Plzen maçında sonradan oyuna girdi ve herkes onu konuşmaya başladı. Oysa şöhretli isimlere kadroda yer verip, şampiyonluk yolunda kendilerini garanti altına almak isteyen hocalar nedeniyle Necip'in çıkışı gecikecek. Kadroda kendisine yer bulamayan hiçbir futbolcu yeteneklerini geliştiremez ve performansı otomatik olarak düşer."
Üç hocanın da ortak görüşü A2 Ligi'nin statüsünde yapılacak yeni değişikliklerle bu tür genç oyunculara düzenli oynama yolunun açılması. Bu noktada, oyuncuların mantalitesinde de bir değişim gerekiyor. İngiltere'de sakatlığı yeni geçen futbolcuların ilk başta rezerv takımla maça çıktığını hatırlatan hocalar, Türkiye'de "Ben A2'de oynamam" diyerek ayak direyen profesyonellerin varlığından haberdar ediyor bizleri.
Çalışmalarını Millî Takım Bilgi Sistemleri ve Analiz Departmanı'nın teknolojik desteği ile yürüten Maç ve Oyuncu İzleme Departmanı, modern yapısıyla bu alanda klasikleşmiş çalışmaların ötesine geçiyor. 10 kişilik ekibiyle her gün mesaide olan ekip, A Millî Takım'a yeni yüzler kazandırmak için futbolumuzda daha fazla ismin çıkış yapmasını dört gözle bekliyor.
A MİLLİ TAKIM MAÇ VE OYUNCU İZLEME DEPARTMANI
Sorumlular
Gökhan Keskin
Şenol Ustaömer
Zeki Önatlı
A MİLLİ TAKIM MAÇ VE OYUNCU İZLEME KOMİTESİ
Üyeler
Adnan Örnek
Bülent Baturman
Güngör Şahinkaya
İlyas Tüfekçi
Nurettin Yıldız
Şenol Ulusavaş
Turhan Sofuoğlu