TFF
ANA SAYFA
TFF
MİLLİ TAKIMLAR
LİGLER
KUPALAR
FGD
BİLGİ BANKASI
 
 
Aşırı antrenmanın belirtileri, etkileri ve korunma yolları 2.04.2007
Aşırı antrenmanın belirtileri, etkileri ve korunma yolları

Doç. Dr. Mitat Koz
koz@sports.ankara.edu.tr

Antrenmanın amacı performansta iyileşmeler sağlamaktır. Bu süreçte sporcu antrenman periyotlaması kapsamında sezon boyunca pek çok basamaktan geçer. Antrenmanların amacına ulaşması için en yüksek performans değerleri hedeflenirken aşırı antrenmanın olumsuz etkilerinin olabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Antrenmana uyum olarak nitelendirilen değişiklikler antrenman tipi, şiddeti ve yoğunluğu ile yakın ilişkili olmakla birlikte antrenman sonrasındaki yeterli toparlanma süresi ile de ilişkilidir. Bu nedenle antrenmanla toparlanma arasındaki dengenin iyi kurulması performans artışı sağlayacak etkili bir antrenman programının temelini oluşturur. Antrenmanla toparlanma arasındaki denge bozulduğu zaman, yani aşırı yüklenme ve sonrasında yetersiz toparlanma organizmada anormal antrenman cevaplarına yol açarak sürantrenman (SA) durumunun oluşmasına neden olabilir. Her bir antrenman sonrasında oluşan yorgunluk ile SA arasındaki farkın bilinmesi SA'nın önlenmesinde önemlidir. Yorgunluk ile SA arasında farklı terimlerle ifade edilen durumlar vardır. SA'ya giden yoldaki ilk basamak eskiden kısa süreli SA olarak bilinen ancak günümüzde artık fonksiyonel aşırı erişim (Functional overreaching) olarak ifade edilen ve belirtileri hafif olup birkaç gün ile birkaç haftada kaybolan durumdur. Fonksiyonel aşırı erişimden bir sonraki basamak fonksiyonel olmayan aşırı erişim olarak tanımlanan, orta şiddette belirtileri olan ve iyileşmesi birkaç hafta ile birkaç ay arasında değişen durumdur. Aşırı antrenmanın son noktası bugün dilimize sürantrenman (overtraining) olarak yerleşmiş olan durumdur.

SA pek çok vücut sistemi üzerindeki olumsuz etkileri ile sadece sporcunun performansının düşmesine yol açmakla kalmaz, sporcunun sağlığında da bozulmalara yol açabilir.

SA'da gözüken olumsuzlukların bazıları şöyle sıralanabilir;

• Performansta kötüleşme

• Ciddi yorgunluk

• Antrenmanda fazla efor sarfetme hissi

• Kas ağrıları

• Aşırı kullanım yaralanmaları

• İştah kaybı

• Uyku düzensizlikleri

• Ruhsal durum dengesizlikleri

• İmmün (bağışıklık) sistem yetmezlikleri

• Konsantrasyon güçlüğü

• Maksimal ve submaksimal (maksimal altı) kalp atım hızında düşme

• Maksimal oksijen tüketim değerlerinde azalma

• Maksimal ve submaksimal (maksimal altı) laktat düzeylerinde azalma

Sürantrenmanın teşhisi

SA psikolojik durumdaki dengesizliklerle birlikte performanstaki spora özgü düşüşle karakterizedir. Haftalar veya aylarca süren toparlanma periyoduna rağmen performans düşüklüğü devam eder. SA durumunu belirleyecek kesin bir tanı aracı yoktur. Teşhis, performans ve ruhsal durumdaki değişiklikler üzerine etkili olabilecek diğer faktörler belirlenip ayırt edildikten sonra konulabilmektedir. Bu nedenle sporcuda gözlenen değişikliklerin nedeni açıklanamıyorsa bu durumda SA teşhisi konulabilir.

Sürantrenmanın değerlendirilmesi

SA'nın kesin tanısını sağlayacak bir yöntem olmamakla birlikte SA'nın başlangıcı olarak değerlendirilebilecek pek çok kıstas ortaya konmuştur: Hormonal değişimler, performans testleri, duygusal durum değerlendirmesi, fizyolojik ve biyokimyasal değerler, bağışıklık sistemindeki değişimler.

Hormonal Değişiklikler: SA durumunda hormonal değişimlerle ilgili hipotalamus-hipofiz-böbreküstü bezi eksenindeki pek çok hormon çalışılmıştır. Özellikle vücudun stresle karşılaştığında salgılanması artan hormonlar ve metabolizma üzerinde etkili hormonlarla ilgili çalışmalara yoğunlaşılmıştır. Uzun süre kan testesteron/kortizol oranları SA durumunun bir göstergesi olarak değerlendirilmiştir. Ancak son yayınlarda bu oranın SA teşhisi için kullanılmayacağı belirtilmektedir.

Performans Testleri: SA'nın en temel özelliklerinden birisi yoğun egzersizi devam ettirememe, antrenman yükü korunduğu veya artırıldığı zaman spora özgü performansta düşmedir. SA'dan yakınan bir sporcu çoğunlukla bir antrenman veya maça normal bir şekilde başlayabilir, fakat antrenman veya maçı olağan bir şekilde tamamlayamaz. SA'nın anahtar göstergesi performansta açıklanamayan düşüştür. Bu nedenle bir egzersiz veya performans testi SA teşhisi için gerekli görülmektedir.

Testin süresi ve tipi SA'daki performansla ilgili değişiklikleri belirlemede önemlidir. Bunun için hangi performans testinin en uygun olduğu konusunda bir kesinlik yoktur. Genelde SA nedeniyle egzersiz kapasitesinde oluşan değişiklikleri göstermede yorgunluğa ulaşma süresi ile ilgili testler kademeli artan egzersiz testlerinden daha etkilidir. Bu gibi testlerin performanstaki değişimleri gösterebilmesi için önceden alınmış karşılaştırma yapabilecek temel değerlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle performans testleri belirli aralıklarla tekrar edilmeli ve kayıt altına alınmalıdır. SA'yı teşhis etmek amacıyla yapılacak performans testleri standart koşullarda yapılmalı, spora özel olmalı ve maksimal bir test olmalıdır.

Duygusal Durum Değerlendirmesi: SA'nın psikolojik dengesizlikler ve olaylara negatif bakışla karakterize olduğuna dair genel bir kanı vardır. Sporcuların psikolojik durumunu ortaya koyan pek çok anket kullanılmaktadır.

Fizyolojik Belirtiler: SA'nın belirtisi olabilecek pek çok fizyolojik parametre öne sürülmüştür. Özellikle kalp atım hızındaki değişimler en fazla ilgi çekenidir. Sabahları sırtüstü yatarak ve ayakta dururken ölçülen kalp atım hızları arasındaki farkın 8 adım/dakikadan fazla olması düşük toparlanma düzeyi olarak değerlendirilmektedir.

Biyokimyasal Değişimler: Uzun süreli antrenmanlar sonrasında enerji depolarının tamamıyla boşalmasının SA'yı tetikleyebileceği ileri sürülmektedir. Kan glutamin düzeylerindeki değişimlerin de aşırı antrenman göstergesi olabileceği ileri sürülmüştür. Düzenli kan tahlilleri SA'yı belirlemede yetersiz olmalarına karşın kan hücrelerinin sayısı, karaciğer fonksiyonları, vücudun sıvı elektrolit dengesi gibi genel vücut sağlığını ilgilendiren durumları değerlendirme imkânı tanıdığından hem SA'ya yol açabilecek bir problemin önceden belirlenmesi hem de SA'ya benzer belirtisi olan başka hastalıkların tespit edilmesi açısından önemlidir.

İmmün Sistem Değişimleri: İmmün sistem vücudun savunma sistemidir ve vücuda zarar vermek isteyen yabancı istilacılar ile mücadele eder. İmmün sistem fizyolojik ve psikolojik streslere son derece duyarlıdır. Yoğun antrenmanların immün sistemi baskılayarak enfeksiyonlara yakalanmayı kolaylaştırdığı bilinmektedir. Enfeksiyonların özellikle de nezle, grip, soğuk algınlığı gibi üst solunum yollarını etkileyen enfeksiyonların SA durumunda arttığına dair pek çok araştırma bulunmaktadır.

Korunma

SA'nın kesin teşhisi zor olduğundan, SA'nın oluşumunun önlenmesi üzerinde daha çok durulmaktadır. SA antrenman ile toparlanma arasındaki dengesizlik nedeniyle ortaya çıktığından (çok fazla antrenman ya da maç, çok az toparlanma süresi) sporcuların günlük antrenman yüklenmelerinin kaydedilmesi, bir antrenman günlüğü veya çetelesi tutulması önemli korunma yolları arasında sayılmaktadır. Antrenmanı gözlemlemek ve SA'yı önlemek için sıklıkla 4 metot kullanılmaktadır: Geriye dönük anket uygulamaları, antrenman günlükleri, fizyolojik incelemeler, doğrudan gözleme. Ayrıca günümüzde sporcunun psikolojik olarak gözlenmesine de çok daha fazla önem verilmektedir.

SA'nın kesin teşhisini sağlayacak yöntemler geliştirilinceye kadar antrenörler ve takım doktorları SA'nın varlığını teyit etmede performanstaki azalmaya güvenmeleri gereklidir. Gelişmiş laboratuar teknikleri veya ölçüm yöntemlerinin olmadığı durumlarda aşağıdaki faktörler/öneriler SA'dan korunmada faydalı olabilir:

  • Antrenman ve maç anında sporcuların performanslarının doğru bir şekilde kaydedilmesi sağlanmalıdır. Performans düşüklüğü olduğunda veya sporcu aşırı yorgunluktan şikayet ettiğinde tam dinlenme sağlamak amacıyla bir gün izin verilmeli veya günlük antrenman süresi/şiddeti yeniden ayarlanmalıdır.
  • Antrenmanların aşırı monoton geçmesinden sakınılmalıdır.
  • Antrenman şiddeti her zaman bireysel temelde ayarlanmalıdır.
  • Sporcular dengeli beslenme, yeterli sıvı alımı ve uyku konusunda teşvik edilmeli ve hatta zorlanmalıdır.
  • Yetersiz uyku veya uyku bozuklukları, çevresel streslere maruz kalma (sıcak, soğuk, yükselti), mesleki baskı, ikametgâh (şehir/ülke) değişikliği, kişiler arası veya aile içi problemler gibi çoğul streslerin antrenman stresi üzerine ilave olabileceğinin farkında olunmalıdır.
  • SA dinlenme ile tedavi edilmelidir. Bununla birlikte antrenmanın azaltılması bazı aşırı erişim durumlarında iyileşme için yeterli olabilir.
  • Toparlanmanın kesin bir göstergesi olmadığından, antrenmanların yeniden başlatılması belirti ve işaretler temel alınarak ve bireye özgü planlama yapılarak gerçekleştirilmelidir.
  • Sporcunun fiziksel, zihinsel ve duygusal durumu ile ilgili konularda sporcu ile iletişim kurulmalıdır.
  • Sporcunun duygusal ve psikolojik durumunu değerlendirmek için düzenli olarak psikolojik anketler düzenlenmelidir.
  • Her bir sporcunun durumu/kayıtları (fiziksel, zihinsel ve klinik açıdan) gizli tutulmalıdır.
  • Multidisipliner bir ekiple (hekim, fizyolog, diyetisyen, psikolog) yapılacak düzenli sağlık kontrollerine ve testlerine gereken önem verilmelidir.
  • Bir yaralanma ya da hastalık sonrasında sporcuya iyileşme için gereken süre tanınmalıdır.
  • Üst solunum yolu enfeksiyonlarının ve diğer enfeksiyonların görülme sıklığı not edilmelidir. Sporcu bir enfeksiyona yakalandığında antrenmana ara verme veya antrenman şiddetini azaltma konusunda özendirilmelidir.
Site İçi Arama
Detaylı Arama
 
 
 

İletişim | Site Haritası | Kopya Hakları | Kullanım Şartları | Sponsorlar
Tüm hakları Türkiye Futbol Federasyonu'na aittir.