TamSaha 264. Sayı / Kasım 2026

Forma, top, kale… Futbolla ilgilenen küçük bir çocu ğ un zihninde bu sporla yan yana koyaca ğ ı ilk nesneler bunlar olsa gerek. Zamanla i ş in derinine indikçe futbolun çok geni ş bir dünya, bu dünyaya ait unsurla- rın da sayısız ve de ğ i ş ken oldu ğ unu fark etmemek mümkünmü? Türkiye’de kadın futbolunun varlı ğ ı uzun seneler gazete sayfalarının en altındaki minik kupürlerden ya da televizyonda birkaç saniye beliren bantlardan ibaretti. En azından ço ğ umuzun eri ş ebildi ğ i kısmı bu kadardı. Kadınların futbol oynaması; mahalle aralarındaki halı sahalardan kulüp tesislerine kadar çe ş itli kalıplarla, “Kadın kısmı topmu oynar?” ya da “Ofsayt ne demek biliyor musunuz?” sorularıyla sına- nıyordu. Oysa bugün Türkiye Kadın Millî Futbol Takımı, erkek futbolunun 72 yıl önceden gelen tarihsel ve ku- rumsal avantajına adımadımyakla ş arak dünya sıra- lamasında ilk 40’ın e ş i ğ ine dayanmı ş durumda. AMillî Takımımızın bu yolculu ğ unda her maçın, hedefin ve yeni adımın sadece tek bir sonucu da yok. Bu sonuç bazen sahadaki galibiyetlerde, bazen oyuncuların kendilerine duydukları güvende, bazen ise onları izleyen küçük bir kız çocu ğ unun büyük hayallerinde kendini gösteriyor. Bu dönü ş üm tesadüfî bir ba ş arı- dan ya da sporcuların önlerine yı ğ ılan imkânlardan de ğ il, alı ş ılageldik e ş itsizlikleri kolektif bir direnç mekanizmasıyla ardında bırakmayı hedefleyen bilinçli bir psikososyal stratejiden do ğ du. Dı ş sal baskıdan içsel motivasyona Geli ş im sürecindeki en kritik e ş ik, ba ş arıyı dı ş arıdan gelecek takdir veya vaatlere ba ğ lamak yerine sürecin kendisine odaklanmakla a ş ılır. Rekabetçi sporlara baktı ğ ımızda, ço ğ u zaman dı ş sal baskılara takılma- nın oyundan dü ş meye yol açtı ğ ını görebiliriz. Bundan yola çıkarak söyleyebiliriz ki, Millî Takımbünyesinde motivasyon kayna ğ ını do ğ rudan sahadaki eyleme ba ğ lamak ve sahanın dı ş ından gelen sesleri filtrele- meyi ö ğ renmek bir sporcu için çok önemli. Spor psi- kolojisinde içsel motivasyon tanımı, dı ş arıdan bir vaat ya da ödül beklemeden, yapılan i ş in özünden keyif alma gücünü anlatır. Bu kavramKadın Millî Takı- mı’nda; skor ne olursa olsun oyundan kopmayan, mücadeleyi ve disiplini kendi standardı hâline getiren, her an elinden gelenin en iyisini yapmaya gayret etmeye dair ortak bilince sahip sporcularda net bir ş ekilde görünüyor. Oyuncular enerjilerini kontrol edemedikleri dı ş etkenlerden de ğ il, sporun kendisine duydukları tutkudan ve birbirlerine verdikleri sözden alıyorlar. Bu süreçte motivasyonu yalnızca bireysel bir olgu olarak dü ş ünmemek gerekiyor. Motivasyon, oyuncunun kendi becerilerine ili ş kin de ğ erlendirme- lerinden beslenirken, oyuncu içinde bulundu ğ u ortamın sundu ğ u imkânlarla da geli ş iyor. Düzenli çalı ş abilmek, geli ş imini takip edebilmek ve ihtiyaç duydu ğ u deste ğ e eri ş ebilmek; bir sporcunun kendine sordu ğ u “yapabilir miyim?” sorusuna deneyimleri sayesinde “evet” cevabını vermesini sa ğ lıyor. Bir za- manlar çok uzakmı ş gibi görünen bir hedef, bu süreç sayesinde ula ş ılabilir hâle geliyor. Trabzon’dan Siirt’e (hatta Kader Hançar örne ğ inde gördü ğ ümüz gibi ora- dan da Meksika’ya), Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından gelen oyuncular, geçmi ş teki imkânsızlık- lara takılmak yerine yukarıda bahsedilen bilinci sürdürmeye odaklanıyorlar. Bir sporcu kendi mevcut kapasitesinin yüzde yüzünü takıma sundu ğ unda, yetersizlik kaygısı yerine konsantre bir motivasyon ortaya çıkıyor. Bu sayede, takımdakiler sadece maç kazanmaya de ğ il, her sahaya çıktıklarında perfor- manslarını bir üst kademeye ta ş ımaya yöneliyor. Kolektif bilinç ve mozai ğ in parçaları Sosyal psikolojiye göre bireysel performans, güçlü bir aidiyet hissiyle birle ş ti ğ inde daha sürdürülebilir olur. Türkiye kadın futbolunun yakaladı ğ ı ivmenin temel bile ş eni, bireysel hırsların ötesinde var olan güçlü bir kolektif bilinçle beraber, her oyuncunun farklı bir parçayla katıldı ğ ı ortak bir mozaik. Bumozaik yıllar boyunca; sahada birbirinin eksi ğ ini kapatan, sorum- lulu ğ u bölen ve ba ş arıyı ortakla ş tıran bir ortak takım kimli ğ ini yaratıyor. Yıllar önce altyapı projelerine seçildi ğ inde henüz sadece 12 ya ş ında olan oyuncular bugün AMillî Takım seviyesinde 100. maçlarına çıkıyor. Takımın ve lig yapısının henüz yeni geli ş iyor olmasına ra ğ men bu kızların sahaya çıkıp Dünya Kupası play- off a ş amasına kalması ba ş lı ba ş ına tarihî bir ba ş arı; Play-off a ş amasında yer almak, var olan tüm zorlu ko ş ullara ra ğ men bu zihniyet dönü ş ümünün ve kararlılı ğ ın en somut tezahürü. “Görünür olmayan hiçbir ş ey inandırıcı gelmiyor insanlara” Bir takımın uluslararası alanda varlık gösterebilmesi, oyuncuların kendilerini yüksek seviyeli birer profes- yonel olarak tanımlamasıyla ba ş lar. Son altı yılda Türkiye Futbol Federasyonu bünyesinde atılan adım- lar, sadece altyapı geli ş tirmeleri ile sınırlı kalmayıp Millî Takım sporcusunun öz algısını ş ekillendirmeye odaklandı. Düzenli atletik geli ş improgramları, profesyonel ileti ş im standartları ve artan ba ş arılarla paralel bir ş ekilde yükselenmedya görünürlü ğ ü, oyuncuların kendilerini ‘de ğ er verilen’ birer sporcu olarak hisset- melerini sa ğ lıyor. Sahaya çıkarken hissedilen ‘kendini topluma ispatlama’ baskısı, yerini kendi potansiyeline odaklanan kurumsal bir özgüvene bıraktı. Kadın AMillî Takımımızın teknik direktörü Necla Güngör Kıra ğ ası, geçmi ş te kadın futbolunun haberlerde kendisine çok sınırlı bir yer bulabildi ğ ini anlatırken, “Görünür olmayan hiçbir ş ey inandırıcı gelmiyor insanlara.” diyor. Küçük gazete haberlerinde ya da televizyon ekranı- nın altından geçen kısa bilgilerde kendine yer bulan takımın; oyuncuları, çalı ş maları ve hedefleriyle tanınması kolay olmuyordu. Ama senelerin eme ğ i kar ş ılı ğ ında geli ş en bu takımın ba ş arıları artık haberlerin dip kö ş esine yazılamaya- cak kadar fazla. Kadın futboluna yapılan her do ğ rumüdahale, zincir- leme bir etkiyle bir sonraki neslin önünü açıyor, kız çocuklarının sporcu olmaya dair hayallerini besliyor. Bugün var olan oyuncular ve teknik kadro, sadece kendi kariyerlerini in ş a etmekle kalmayıp gelece ğ in sporcularının yolundaki engelleri bir bir yok ediyor, yeni bir bakı ş açısı olu ş turuyor. Forma, top, kale… Artık hepimizin â ş inâ oldu ğ u bu nesnelerin yanında daha fazla kadın futbolcunun yüzü ve adı var. Onları izleyen kız çocukları artık o nesnelerin yanında kendi foto ğ raflarını hayal edebiliyor. Ay ş e Turgul, Koç Üniversitesi Psikoloji Bölümü 4. Sınıf ö ğ rencisi Kalıpları Kırmak: Türkiye Kadın Futbolunda Kolektif Bilinç ve Motivasyon Dönü ş ümü 83 82

RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==