TamSaha 264. Sayı / Kasım 2026

kakaoydu ve 1929’daki Büyük İ kti- sadî Buhran nedeniyle ABD ve Av- rupa ülkelerinin kakao talebi azalınca Ekvador’un en önemli gelir kaleminde ciddi bir dü ş ü ş ya ş an- mı ş tı. Sık sık hükümet de ğ i ş iklik- leri ya ş anması, ordunun her fırsatta siyasete müdahil olması da zaten bir Latin Amerika klasi ğ iydi. II. Dünya Sava ş ı sonrasında muz ihra- catının aniden hız kazanmasıysa o dönemde Ekvador’un biraz nefes alabilmesine imkân tanıyacaktı. A ğ abeyinin izinde… Alberto henüz sekiz ya ş ındayken babası Walter vefat etmi ş ti. Anne- lerinin gücü 11 çocu ğ un hepsiyle birden tek ba ş ına ilgilenmeye yet- meyece ğ i için de en büyük birkaç karde ş , en küçük birkaç karde ş in sorumlulu ğ unu üstlenmi ş ti. Bunun sonucunda Alberto’yla genellikle il- gilenen ki ş i, a ğ abeyi Marcos ol- mu ş tu. Marcos’un çe ş itli yerel kulüplerde futbol oynamasıysa Al- berto’nun da gelecekte bir futbolcu olmaya heveslenmesini sa ğ laya- caktı. Maddî imkânları sınırlı oldu ğ u için Alberto ilk olarak sokaklarda, eski çorapların içine buru ş turulmu ş gazete kâ ğ ıtları tıkı ş tırarak yaptı ğ ı toplarla futbol oynamaya ba ş la- mı ş tı. Önünde gerçek bir futbol topu yoktu belki ama ya ş ıtlarından çok daha hızlıydı, çok daha iyi sıçrıyordu ve iki aya ğ ını da aynı yetkinlikte kullanabiliyordu. Bunların ölçül- mesi için zaten hakiki bir futbol to- puna da gerek yoktu ve Alberto, o çorap-kâ ğ ıt karı ş ımı topla oynar- ken bile izleyenlere özel bir yetene ğ i oldu ğ unu hissettirmekteydi. Alberto, okulda arkada ş larıyla kur- dukları takımlarda da hep en çok golü atan çocuktu. Bir süre sonra da yerel bir kulüp olan Los Andes’in altyapısına girmi ş ve yine kendi ya ş grubunda en çok sivrilen isimhâ- line gelmi ş ti. Ancak Ancón’un küçük bir ş ehir olması ve Ekva- dor’un büyük kulüplerinin yetenek avcılarının o yıllarda büyük ş ehirle- rin dı ş ına çıkma imkânlarının pek bulunmaması nedeniyle bu yetene- ğ in daha filizlenmeden çürüyüp gitme tehlikesi söz konusuydu. Bu noktada Alberto’nun imdadına yine a ğ abeyi Marcos yeti ş ecekti. Mar- cos, Ekvador’un en büyük ş ehri olan ve Ancón’un yakla ş ık 130 kilo- metre do ğ usunda yer alan Guaya- quil ş ehrinin Everest takımına transfer oldu ğ unda kulüpteki yet- kililere karde ş inin yeteneklerinden bahsetmi ş ti. Bunun üzerine de Al- berto, kulübün altyapısında de- neme antrenmanlarına ça ğ rılmı ş tı. Tahmin edilece ğ i gibi kendisi dene- melerde fazlasıyla be ğ enilecek ve böylece Everest’in altyapısına dâhil olacaktı. 21 ya ş ında 100 gol barajını a ş tı Alberto, iki yıldan kısa bir süre için- deyse Everest’in A takımına yükse- lecek, ilk profesyonel maçını da 29 Haziran 1955’te, Guayaquil’in en önemli iki takımından biri olan Emelec kar ş ısında müsabakaya sonradan girerek oynayacaktı. Eve- rest maçı 3-1 kaybetmesine ra ğ - men genç Alberto’nun bumaçtaki oyunu, takımın teknik heyetinden geçer not almı ş tı. Bu sayede kendisi 7 Temmuz’da Nueve de Octubre’ye kar ş ı oynananmaçta da sahaya ilk on birde çıkacak ve kariyerinin ilk golünü kaydedecekti. Bundan sonra da kulübünde düzenli oynama ş ansı bulacak olan Alberto Spencer, dört yıllık süre zarfında 90 ligma- çına çıkarak rakip filelere 101 gol gönderecekti. Günümüzde genç bir oyuncu, Ekva- dor’da sıradan bir kulüpte böylesine yüksek gol yüzdesiyle oynasa, bıra- kın orada dört sezon geçirmesini, muhtemelen ilk sezonunun so- nunda Avrupa’nın önemli kulüpleri tarafından ke ş fedilir, ardından da bonservisi kulübünden alınır ve Avrupa’nın ba ş altı kulüplerinden birine geli ş imi için kiralanır. Lâkin 1950’lerde Avrupa’da birçok ülkede katı yabancı sınırlamaları vardı. Bazı ülkeler iki, bazı ülkeler bir ya- bancıya izin verirken bazıları ya- bancıyı tamamen yasaklamı ş tı. Bu yüzden Avrupa kulüpleri, günü- müzdeki gibi oyuncu transferi için dünyanın dört bir yanını taramaya da zahmet etmiyorlardı. Hatta Av- rupalıları bir yana bırakalım, Güney Amerika’nın en ileri futbol ülkeleri olan Brezilya, Arjantin ve Urugu- ay’da bile kulüpler, kıtanın futbolda en az geli ş mi ş ülkeleri niteli ğ indeki Venezuela, Ekvador ve Bolivya’da dönüp bakmaya pek tenezzül et- memekteydi. Dolayısıyla Spencer, Everest kulübünde a ğ zıyla ku ş da tutsa o noktadan sonra çıkabilece ğ i muhtemelen en yüksekmertebe, Guayaquil ş ehrinin en önemli iki ta- kımı konumundaki Emelec ve Bar- celona SC’den birisinin formasını giymekti. Öte yandan o dönemde özel maçlar, günümüzdeki gibi bir antrenman havasında geçmemekteydi. Özel- likle de bir ülkeye, ondan daha ge- li ş mi ş bir futbol ülkesinden ünlü takımlar konuk oluyorsa, ev sahibi ülke adına bu konuklara kar ş ı maç yapacak takımlar özel olarak hazır- lanır, bir bakıma rü ş tlerini bumü- sabakalarda ispatlamaya çalı ş ırlardı. Hatta bazen bumaçlar ulusal gurur meselesi hâline gelir ve maça çıkacak takımdaha güçlü olabilmesi için, normalde rakibi olan kulüplerden oyuncu ödünç alma yoluna bile giderdi. Spencer de bu vesileyle birkaç defa Emelec ve Barcelona SC formaları altında sa- haya çıkmı ş tı. Penarol tarafından özel turnuvada ke ş fedildi 1959 yılının Temmuz ayında, Guaya- quil’de in ş aatı yeni tamamlanmı ş olan Modelo Stadı’nın açılı ş ı için Uruguay’ın ünlü takımı Penarol ve Arjantin’den Huracan ş ehre davet edilmi ş ti. Ekvador adına Barcelona SC takımı bu konuklara kar ş ı maç- lara çıkacaktı. Barcelona SC yöneti- cileri, ligin en iyi santrforu olarak gördükleri Spencer’i bumaçlar için Everest’ten ödünç almayı isteyecek, teklifin kabul görmesi üzerine de Spencer ilk olarak Modelo Stadı’nın açılı ş maçında Barcelona SC forma- sıyla Huracan’a kar ş ı sahaya çıka- caktı. Spencer, yeni stattaki ilk gole imzasını atarkenmaç da 2-2’lik e ş itlikle sona ermi ş ti. Spencer, bir sonraki Penarol maçında da topu sırasıyla önce stoperin, sonra da kalecinin üzerinden a ş ırtarak Pele- vârî bir gol kaydetmi ş ti. Spencer’in ba ş lıca özellikleri; kısa alanda aniden hızlanabilmesi ve bunu yaparken top hâkimiyetini yi- tirmemesi, ceza sahasında do ğ ru yere hareketlenmesi, iki aya ğ ını da birbirinden ayırt edilemeyecek de- recede etkili kullanması ve 1.80 metre boyunda olmasına ra ğ men muazzambir sıçrama yetisiyle hava toplarının ço ğ unu alması, hatta al- makla da kalmayıp onu kalenin en bo ş noktasına ni ş anlayabilmesiydi. Zaten attı ğ ı kafa golleri sayesinde ileride kendisine “Magica Cabeza” yani “Sihirli Kafa” lakabı da takıla- caktı. Penarol’ün teknik direktörü Hugo Bagnulo, Ekvador gibi geri kalmı ş bir futbol ülkesinde böylesine üst düzey yetenekte genç bir oyuncu gördü ğ ü için hayli ş a ş ırmı ş ve kulüp yönetiminden, Spencer’in izlenme- sini talep etmi ş ti. Bu sayede de bir- kaç ay sonra Penarol yöneticileri, Everest kulübünün kapısını Spen- cer’in transferi için çalmı ş lardı. O zamanın parasıyla 10 bin dolar civa- rındaki bir teklifin kabul edilmesiyle de Spencer, efsanele ş ece ğ i Pena- rol’e imzayı atacaktı. İ lk sezonunda Libertadores Kupası zaferi ya ş adı Spencer, 22 Ş ubat 1960’ta Uru- guay’a gelmi ş ; bundan birkaç hafta sonra, yani 1960 yılının Nisan ayında, kulüpler düzeyinde Güney Amerika’nın en büyü ğ ünü belirle- yen Libertadores Kupası da ilk kez oynanmaya ba ş lamı ş tı. Spencer, Penarol formasıyla bu kupadaki ilk maçında çeyrek finalde Bolivya temsilcisi JorgeWilstermann kar ş ı- sında çıkacaktı. 19 Nisan 1960’ta Montevideo’da oynananmaç, Pena- rol’ün 7-1’lik üstünlü ğ üyle biterken Spencer dört gole birden imzasını atarak bu kupada ne denli etkili olaca ğ ının sinyallerini erkenden vermi ş ti. Sonrasında Bolivya’daki rövan ş tan da 1-1’lik beraberlikle dönen Penarol, bunun ardından yarı finaldeyse Arjantin’den San Loren- zo’yla e ş le ş mi ş ti. İ ki ekip arasındaki ilkmaç 1-1, ikinci maç da 0-0 sona erince finalisti belirlemek için üçüncümaça gidilmi ş ve Penarol bu kar ş ıla ş mayı Spencer’in golleriyle 2-1 kazanarak adını finale yazdır- mayı ba ş armı ş tı. Finalde Paraguay ş ampiyonu Olim- pia’ya rakip olan Penarol, 12 Hazi- ran’da kendi sahasında oynanan ilk maçı da Spencer’in tek golüyle ka- zanıyordu. Paraguay’daki rövan ş kar ş ıla ş masının da 1-1’lik e ş itlikle sonuçlanmasıyla Penarol, Güney 146 147 Penarol’ün 1960’lardaki efsanevî kadrosunun en önemli gol silahı Alberto Spencer’di.

RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==