TamSaha 262. Sayı / Eylül 2026
O, farklı kültürlerin aynı tribünde bulu ş tu ğ u, farklı bayrakların aynı heyecanı payla ş tı ğ ı ve milyarlarca insanın ortak umutlarını ta ş ıyan evrensel bir barı ş ş ölenidir. Ne yazık ki 2026 Dünya Kupası, sahada atılan gollerden çok saha dı ş ında ya ş anan tartı ş malarla hâfızalara kazınmaya ba ş ladı. Futbolun birle ş tirici ruhu, siyasetin ve bürokrasinin gölgesinde kaldı. Turnuvanın ilk büyük tartı ş mala- rından biri, FIFA tarafından Dünya Kupası’nda görev yapmak üzere seçilen Somalili hakemOmar Abdulkadir Artan’ın Amerika Bir- le ş ik Devletleri’ne giri ş te ya ş adı ğ ı sorun oldu. FIFA’nın güvenerek görevlendirdi ğ i bir hakem, ev sa- hibi ülkeye alınmadı ğ ı için Dünya Kupası’nda görev yapamadı. Bu olay yalnızca bir hakemin ya ş adı ğ ı ma ğ duriyet de ğ ildir. Asıl ma ğ dur edilen, FIFA’nın kendi otoritesidir. Ş u soruyu sormak zorundayız: Bir Dünya Kupası hakemini kim belirler? FIFAmı, yoksa sınır kapı- sındaki görevli mi? E ğ er FIFA’nın seçti ğ i bir hakem, FIFA’nın düzen- ledi ğ i organizasyonda görev yapamıyorsa burada yalnızca bir hakemde ğ il, FIFA’nın saygınlı ğ ı da turnuva dı ş ında bırakılmı ş demektir. Peki, FIFA ba ş ka neler kar ş ısında sessiz kaldı? İ ran: Futbolculara vize çıkmasına ra ğ men, federasyon ba ş kanı ve çok sayıda teknik ve idarî perso- nel ABD’ye kabul edilmedi ğ i için kriz ya ş andı. Takımbu yüzden kampmerkezini Meksika’ya ta ş ıdı. Senegal ve Özbekistan: Turnuva öncesi ABD’ye gelen bu takımların kafileleri ve görevlileri sıkı güven- lik aramalarından geçirildi. Senegal Millî Takımı kafilesi ABD’ye ayak basar basmaz inanılmaz bir güvenlik bariyeriyle kar ş ıla ş tı. Futbolcuların henüz havalimanı terminaline bile geç- meden, uçaktan inerlerkenmerdi- ven ba ş ında güvenlik görevlileri tarafından tek tek durduruldu ğ u ve ba ş tan a ş a ğ ıya detaylı bir ara- madan geçirildi ğ i görüldü. Senegal’in ya ş adı ğ ı bu ş oke edici durumun bir benzeri de New York’ta tekrarlandı. Tarihinde ilk kez Dünya Kupası sahnesine çık- maya hazırlanan ve Hollanda ile bir hazırlıkmaçı yapacak olan Özbekistan Millî Takımı, stadyum giri ş inde benzeri görülmemi ş bir prosedürle kar ş ıla ş tı. Takım otobüsünden inen futbolcular ve teknik heyetin, stadyuma giri ş yapmadan önce K9 polis köpekleri e ş li ğ inde sıkı bir güvenlik tarama- sına tâbi tutuldu. Bazı taraftarlar vize alamadı ğ ı için yıllarca hayalini kurdukları Dünya Kupası’nı tribünden izleme hak- kını kaybetti. Futbolun evrensel dili, pasaportların ve diplomatik ili ş kilerin gölgesinde kaldı. Dünya Kupası’na gelen insanlar suçlu de- ğ ildi, onlar futbolunmisafirleriydi. Misafir gibi a ğ ırlanmaları gerekir- ken ş üpheli gibi muamele görme- leri futbolun ruhuna yakı ş madı. Bütün bunlar ya ş anırken futbol kamuoyunun gözü do ğ al olarak FIFA Ba ş kanı Gianni Infantino’ya çevrildi. Çünkü liderlik, her ş ey yolundayken kürsüye çıkıp ko- nu ş mak de ğ ildir. Gerçek liderlik, adalet tartı ş maya açıldı ğ ında sorumluluk almaktır. Ne yazık ki beklenen kararlı duru ş görüle- medi. Sessizlik bazen tarafsızlık de ğ ildir. Sessizlik, haksızlık kar ş ısında verilen en rahatsız edici cevap olabilir. Turnuva boyunca tartı ş ılan bir ba ş ka konu ise disiplin kararları oldu. Özellikle ev sahibi ülke lehine bazı kararların daha esnek uygu- landı ğ ı yönündeki de ğ erlendirme- ler, futbol kamuoyunda geni ş yankı uyandırdı. ABDMillî Takımı oyuncusunun kırmızı kart cezası- nın kaldırılması, buna kar ş ılık benzer durumlarda di ğ er ülke oyuncularına aynı yakla ş ımın gösterilmemesi, “Kurallar gerçek- ten herkes için e ş it mi uygulanı- yor?” sorusunu gündeme ta ş ıdı. Bu konuda farklı de ğ erlendirmeler bulunsa da FIFA’nın ş effaf ve ikna edici bir açıklama yapmaması tartı ş maların büyümesine neden oldu. Futbolda adalet yalnızca do ğ ru karar vermek de ğ ildir, aynı zamanda verilen kararın do ğ ru ol- du ğ una bütün dünyanın inanma- sını sa ğ lamaktır. İş te güven tam da burada ba ş lar. Güven kaybol- du ğ unda yalnızca hakemler tartı ş ılmaz. Kurumlar tartı ş ılır, kurallar tartı ş ılır, ş ampiyonluklar tartı ş ılır ve en acısı, futbolun kendisi tartı ş ılır. FIFA’nın yıllardır kullandı ğ ı slo- ganlardan biri “For the Game. For theWorld.” yani “Oyun İ çin. Dünya İ çin.” Bugün ise milyonlarca fut- bolsever ş u soruyu sormaktadır, “Gerçekten futbol içinmi? Yoksa güçlü olanlar içinmi?” Dünya Kupası’nın gerçek sahibi ne FIFA’dır ne de ev sahibi ülkelerdir. Onun gerçek sahibi, çocu ğ una millî takım forması alan babadır, sabaha kadar maç izlemek için uykusundan vazgeçen gençtir. Gol oldu ğ unda sevinçten a ğ layan çocuktur, ma ğ lubiyet sonrasında günlerce üzülenmilyonlarca ta- raftardır. Onlar kupa için ayrıcalık istemez, kayırılmak istemez, onlar yalnızca adalet ister. Çünkü fut- bolun en büyük kupası altından yapılmı ş olan de ğ ildir. Futbolun en büyük kupası, insanların kalbinde ta ş ıdı ğ ı adalet duygusudur. O kupa bir kez kırıldı ğ ında, onu dünyanın hiçbir kuyumcusu yeniden yapa- maz. İş te bu yüzden 2026 Dünya Kupası’nın kazananları bellidir ama en büyük kaybedeni de kendi de ğ erlerini koruyamayan FIFA’dır. Ya ş am sevinciniz hiç bitmesin. Sa ğ lıkla kalın… 192
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==