TamSaha 261. Sayı / Ağustos 2026

Gönülden Kaleme Yirmi üçün- cüsü düzenle- nen Dünya Kupası orga- nizasyonda üçüncü kez katılma hakkı elde etti- ğ imiz turnuvadan son 32’ye kalama- manın verdi ğ i hayal kırıklı ğ ı ile ülkemize döndük. 24 sene sonra ka- tıldı ğ ımız Dünya Kupası’na giderken oynadıkları futbolla 85 milyona hayal kurduran BizimÇocuklar ilk iki maçta istedikleri futbolu ortaya koyamadı. Dünya Kupası’nın ilk maçları, turnuvanın geri kalanını ş ekillendiren kar ş ıla ş malardır. Türkiye, 24 yıl aradan sonra yeniden Dünya Kupası sahnesine çıkarken teknik kalite bakımından rakipleri- nin önünde gösteriliyordu. Ancak futbolun temel gerçe ğ i bir kez daha ortaya çıktı. Maçlar, daha kaliteli oyunculara sahip olan takımlar ta- rafından de ğ il, sahip oldu ğ u kaliteyi daha do ğ ru kullanan takımlar tara- fından kazanılır. Bumaçların belki de en önemli teknik sorunu, ceza sa- hası çevresindeki karar kalitesiydi. Oyuncuların önemli bölümü topu aya ğ ında gere ğ inden fazla tuttu. Ş ut atılması gereken yerde pas, pas verilmesi gereken yerde ş ut tercih edildi. Yanlı ş tercihlerin sebebi motivasyonsuzluk de ğ il ilk iki maçta takımın a ş ırı motivasyonuydu. Millî Takımımızın yenildi ğ i iki maçta yakla ş ık 60’tan fazla ş ut çekmi ş olması ilk bakı ş ta hücumüstünlü ğ ü gibi görünebilir. Ancakmodern fut- bolda önemli olan ş ut sayısı de ğ il, ş utun kalitesidir. Avustralya ve Pa- raguay’a kar ş ı sorun gol atamamak de ğ ildi; asıl sorun, yüksek topa sahip olma oranını ve fazla ş ut sayısını yüksek kaliteli gol pozisyonlarına dönü ş türememekti. Her iki rakip de Millî Takımımıza topu bilinçli olarak bıraktı, savunma disiplinini bozmadı ve geçi ş anlarını çok daha verimli kullandı. Millîleri- miz ise oyunu yönetti ğ ini dü ş ündü ğ ü bölümlerde aslında rakiplerin iste- di ğ i tempoda oynadı. Bu da turnu- vaya erken veda edilmesinin temel teknik nedenlerinden biri olarak öne çıktı. Alınan iki ma ğ lubiyetten sonra çıkılan ABDmaçında üç gollü galibi- yet turnuvadan golsüz ve puansız ayrılmamızı önledi. Ba ş ta teknik direktörümüz olmak üzere Bizim Çocukların büyük bölümü en iyi günlerinde de ğ ildi. Futbolda bazı ifadeler vardır ki ku- la ğ a çok sıcak gelir, BizimÇocuklar da bunlardan biridir. Millî Takımba- ş arılı oldu ğ undaman ş etleri süsler, zaferlerin ardından gururla söylenir. Ancak aynı ifade, ba ş arısızlık dönemlerinde sessizce ortadan kay- bolur, yerini a ğ ır ele ş tirilere, kırıcı yorumlara ve hatta zaman zaman hakaretlere bırakır. İş te tamda bu noktada ş u soruyu sormak gerekir, gerçekten BizimÇocuklarımız mı? Ele ş tiri elbette futbolun do ğ al bir parçasıdır, ancak ele ş tiri ile a ş a ğ ıla- manın arasındaki çizgi ço ğ u zaman a ş ılmaktadır. Dünya Kupası’nda alınan kötü bir sonucun ardından yapılan yorumlara bakıldı ğ ında, bazı futbolcuların yalnızca performans- larının de ğ il ki ş iliklerinin, karakter- lerinin ve hatta özel hayatlarının bile hedef alındı ğ ı görülmektedir. Oysa bu oyuncular yıllar boyunca ülkenin en ba ş arılı futbolcuları arasından seçilmi ş , ay-yıldızlı formayı ta ş ımak için büyük fedakârlıklar yapmı ş in- sanlardır. Burada durup dü ş ünmek gerekir, aynı sözler kendi çocu ğ u- muza söylenmi ş olsa ne hisseder- dik? Bir genç hata yaptı ğ ında ona destek olmak yerine a ş a ğ ılamak, geli ş imine katkı mı sa ğ lar yoksa onu daha da geriye mi götürür? Kendi evlâdımıza göstermeyece ğ imiz sertli ğ i Millî Takım oyuncularına göstermek, BizimÇocuklar söylemiyle ne kadar ba ğ da ş maktadır? Gerçek sahip- lenme yalnızca ba ş arı günlerinde ortaya çıkmaz, asıl sahiplenme, ba- ş arısızlık dönemlerinde de yanında durabilmektir. Bir çocu ğ u evlâdımız yapan ş ey sadece kazandı ğ ı ba ş arı- lar de ğ ildir, hata yaptı ğ ında da onun yanında olabilmektir. Ş öyle bir dü- ş ünelim, kendi çocuklarımız büyük bir sınava girse, yıllarca çalı ş ıp emek verse, ülkesini temsil etme hakkı kazansa ve istedi ğ i sonucu alamasa ona te ş ekkür mü ederdik, yoksa onu yerden yere mi vururduk? Muhte- melen önce eme ğ ini alkı ş lar, sonra yeniden denemesi için cesaret verir- dik. Futbolcular için de durum farklı de ğ ildir. Belki de sorun futbolcuların performansından önce, bizim fut- bola bakı ş ımızdadır. E ğ er gerçekten BizimÇocuklar diyorsak, bunu yal- nızca elde edilen ba ş arılardan sonra de ğ il, ba ş arısızlıktan sonra da söyle- yebilmeliyiz. Çünkü aidiyet, alkı ş ın bol oldu ğ u günlerde de ğ il, hakaretin yükseldi ğ i zamanlarda sınanır. Hiç kimse kendi çocu ğ una edilen hakaret ve ki ş ili ğ ine yapılan saldırı kar ş ısında sessiz kalmaz. Sosyal medyada terör estiren, ele ş tiri yap- mak yerine hakaret eden güruha yüksek tonda itiraz edemezsek o zaman BizimÇocuklar söylemi an- lamını bulmaz. Futbolcuları ba ş arıya götüren yalnızca yetenekleri de ğ il, arkalarında hissettikleri güven duy- gusudur. Belki de Türk futbolunun en çok ihtiyaç duydu ğ u ş ey yeni bir sistemden önce, kendi çocuklarına gerçekten sahip çıkmayı ö ğ renmek- tir. Tribündeki taraftar içinmaç 90 da- kika sürer; televizyon ba ş ındaki izle- yici için ise maçın etkisi birkaç saat sonra yava ş yava ş azalır. Ancak profesyonel futbolcu için durum çok farklıdır. Onunmaçı, hakemin son düdü ğ üyle bitmez. Kulüp takımla- rında alınan ba ş arısız sonuçlardan sonra en çok üzülenlerin ba ş ında futbolcular gelir. Çünkü kaybedilen puanlar yalnızca takımın sıralama- daki yerini etkilemez. Primler, söz- le ş meler, transfer fırsatları, kariyer planları ve gelecek hedefleri de bun- dan etkilenir. Futbolcu, ba ş arısızlı ğ ın hemmaddî hemde manevî yükünü omuzlarında hisseder. Maç bitti- ğ inde herkes evine döner, taraftar günlük hayatına devam eder, yorumcular ekranlarda de ğ erlendir- melerini yapar. Ancak futbolcu yata ğ ına uzandı ğ ındamaç henüz bitmemi ş tir. Kaçırdı ğ ı pozisyonu tekrar dü ş ünür. Yapamadı ğ ı ko ş uyu, yanlı ş verdi ğ i pası, önleyemedi ğ i golü zihninde defalarca oynatır. Genellikle sabaha kadar uyuyamaz. Çünkü profesyonel sporcu içinma ğ - lubiyet yalnızca bir sonuç de ğ il, ki ş i- sel bir muhasebedir. İş te bu durum Millî Takım söz konusu oldu ğ unda daha farklı bir boyut kazanır. Kulüp formasıyla oynarken kaybedilen puanlarınmaddî kar ş ılıkları olabilir. Ancak Millî Takım formasında durumde ğ i ş ir. Burada paranın esamesi okunmaz. Yerini çok daha a ğ ır ve çok daha de ğ erli duygular alır; bunlar ay-yıldızlı bayrak ve Millî Mar ş ımızdır. Ayrıca bir futbolcu Millî Takımkam- pına katıldı ğ ında sadece kendisini temsil etmez. Ailesini, yeti ş ti ğ i ş ehri, çocukluk arkada ş larını ve milyon- larca vatanda ş ını temsil etti ğ inin farkındadır. Sırtına geçirdi ğ i forma artık bir kulübün de ğ il, bir ülkenin formasıdır. Bu nedenle Millî Takım ma ğ lubiyetleri futbolcular üzerinde çok farklı etkiler bırakır. Çünkü bu kez kaybedilen ş ey bir primya da puan de ğ ildir. Kaybedilen, milyon- larca insanı mutlu edememi ş olmanın verdi ğ i burukluktur. Bir millî futbolcu sahaya çıktı ğ ında tribünlerdeki taraftarları görür, televizyon ba ş ında kendisine umut ba ğ layan insanları bilir. İ stiklâl Mar ş ı okunurken yalnız olmadı ğ ını hisseder. Bu yüzdenma ğ lubiyetin ardından duydu ğ u üzüntü sadece sportif de ğ ildir; aynı zamanda vic- danîdir. Dı ş arıdan bakıldı ğ ında futbolcuların ele ş tirileri kolayca gö ğ üsledi ğ i dü ş ünülebilir. Oysa ço ğ u zaman en sert ele ş tiriyi onlar kendi- lerine yapar. Kaçırılan bir golü taraf- tar birkaç gün sonra unutabilir, ancak o golü kaçıran futbolcu yıl- larca unutamaz; bazı anlar kariyer boyunca hâfızada ya ş amaya devam eder. Özellikle Dünya Kupası gibi organizasyonlarda bu duygular katlanarak büyür, çünkü futbolcu da ülkesinin ba ş arılı olmasını ister. O da bayra ğ ının daha ileri turlarda dalgalanmasını hayal eder, o da İ s- tiklâl Mar ş ı’nın daha fazla kez okun- masını ister. Sahaya çıkan hiçbir oyuncu ba ş arısız olmak içinmüca- dele etmez. Bu nedenle Millî Takım ba ş arısız oldu ğ unda söylenen her sözün, yapılan her yorumun arka- sında görülmeyen bir gerçek vardır: O sonuçtan dolayı en az taraftar kadar üzülen, belki de herkesten fazla kahrolan insanlar, sahadaki futbolcuların kendileridir. Çünkü onlar içinmillî forma sadece bir spor kıyafeti de ğ ildir. O forma, çocukluk hayallerinin, yılların eme ğ inin, ül- keye duyulan sevginin ve milyon- larca insanın umudunun birle ş ti ğ i kutsal bir sorumluluktur. Belki bu yüzden, hakaret edenlerin ve yapı- lanlara sessiz kalanların önce ş unu hatırlaması gerekir; sahadan üzüle- rek ayrılan ilk insanlar da, o gecenin sabahına kadar maçı zihninde tek- rar tekrar oynayanlar da aslında BizimÇocuklarımızdır. Futbol bazen kazanmakla, bazen de hayal kurdurmakla ilgilidir, sonuçlar elbette önemlidir ancak bazı ba ş arı- lar vardır ki; skor tabelasına sı ğ maz. Millî Takımımızın yıllar sonra Dünya Kupası’na katılması da böyle bir ba- ş arıdır. Bugün bazı kesimler turnu- vada bir üst tura çıkılamamasını ba ş arısızlık olarak de ğ erlendirebilir. Oysamadalyonun di ğ er yüzüne baktı ğ ımızda farklı bir tablo görürüz. Çünkü bu oyuncular, ülkemizin yıllardır özlemduydu ğ u bir hayali gerçe ğ e dönü ş türdüler. Tam 24 yıl sonra Türkiye’yi yeniden dünyanın en büyük futbol sahnesine ta ş ıdılar. Aslında beklentilerimizi yükselten de yine onlardı. Avrupa Ş ampiyona- sı’nda gösterdikleri performansla, eleme gruplarında ortaya koydukları mücadeleyle ve oynadıkları cesur futbollamilyonlarca insanı yeniden Millî Takım etrafında topladılar. İ nsanlar yıllar sonra yeniden Dünya Kupası heyecanı ya ş amaya ba ş ladıysa bunda en büyük pay bu oyuncular ve teknik direktörle ekibinindir. Evet, grup a ş amasını geçemedik; evet, hepimiz daha fazlasını istiyor- duk. Ancak bazen beklentilerimizin büyüklü ğ ü, yapılan i ş i küçümseme- mize neden olabiliyor. Oysa unutul- maması gereken bir gerçek var; Dünya Kupası’nda yer almak bile ba ş lı ba ş ına büyük bir ba ş arıdır. Dünyanın onlarcamillî takımının mücadele etti ğ i bir organizasyonda son 48 takımarasına kalmak bile küçümsenecek bir sonuç de ğ ildir. Üstelik bu çocuklar sadece futbol oynamadı, üç ayrı maçta dünyanın gözleri önünde İ stiklâl Mar ş ımızı dinlettiler. Ay-yıldızlı bayra ğ ımızı dünyanın en büyük spor organizas- yonlarından birinde temsil ettiler. Milyonlarca insanın Türkiye adını duymasına, ülkemizin tanıtılmasına katkı sundular. Sahaya yalnızca kendileri için de ğ il, 85 milyon insan adına çıktılar. Bu nedenle bugün yapılması gereken ilk ş ey hakaret- ten önce te ş ekkür etmektir. Te ş ekkürler BizimÇocuklar, bize yeniden Dünya Kupası heyecanını ya ş attı ğ ınız için. Yıllardır özlemini duydu ğ umuz hayali gerçe ğ e dönü ş - türdü ğ ünüz için. Dünyanın kar ş ı- sında İ stiklâl Mar ş ımızı gururla dinletti ğ iniz için. Ve te ş ekkürler BizimÇocuklar, sonuç ne olursa olsun ay-yıldızlı formayı ta ş ımanın sorumlulu ğ unu omuzlayıp ülkemizi temsil etti ğ iniz için. Çünkü bazen bir kupadan daha de ğ erli olan ş ey, bir millete yeniden umut verebilmektir. Ya ş am sevinciniz hiç bitmesin. Sa ğ lıkla kalın… İ smail Gökçek Bizim Çocuklar 217 216

RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==