TamSaha 260. Sayı / Temmuz 2026

necky’nin ş utunu Brezilya kalecisi Walter, gol çizgisi üzerinde kontrol edecekti. Çekoslovaklara göre top çizgiyi geçmi ş ti. Hâliyle Brezilyalılar da aksini iddia ediyordu. Maçın Fransız hakemi Georges Capdeville de topun çizgiyi geçmedi ğ ine hük- medince Çekoslovakya’nın bu dev- redeki en önemli ş ansı bo ş a gitmi ş oluyordu. Bu pozisyondaki tartı ş maların harareti henüz dinmemi ş ken 62’nci dakikada Roberto’nun attı ğ ı gol, Brezilya’ya 2-1’lik üstünlü ğ ü getire- cekti. İ lkmaçta maruz kaldıkları sertlikler ve ya ş adıkları sakatlıklar, ikinci maçta da gol oldu ğ unu san- dıkları bir pozisyonda hakemin aksi yönde karar vermesi, akabinde de rakipleri kar ş ısında geriye dü ş me- leri, Çekoslovak oyuncuların artık yava ş yava ş oyundan kopmaya ba ş lamasına da yol açacaktı. Neti- cede Çekoslovakya kalan sürede de pek etkili olamayacak ve Brezilya sahadan 2-1 galip ayrılarak yarı final vizesini alacaktı. Öte yandan Planicka her ş eye ra ğ men turnu- vayı izleyen gazeteciler tarafından Dünya Kupası’nın en iyi on birine seçilme onurunu da ya ş amı ş tı. Centilmenli ğ iyle de me ş hurdu Dünya Kupası’ndan birkaç gün sonra oynanmaya ba ş layan 1938 Mitropa Kupası’ndaysa Slavia niha- yet uzun yıllardır bekledi ğ i zafere ula ş acaktı. Ancak Brezilya maçında kolu kırılmı ş olan Planicka adına bu, buruk bir zafer olacaktı. Zira ken- disi, sargılı koluyla takımının zafe- rini tribünden izlemekle yetinmi ş ti. Slavia, kupada sırasıyla OFK Belg- rad, Inter ve Genoa’yı eleyerek finale gelirken özellikle Prag’da, Inter kar- ş ısında 9-0’lık tarihî bir galibiyet elde etmi ş ve dönemin Avrupa’daki en güçlü takımlarından biri oldu- ğ unu açıkça göstermi ş ti. Ferencvaros’a kar ş ı oynanan finaldeyse Slavia, kendi sahasındaki ilkmaçtan 2-2’lik beraberlikle ay- rılsa da Budape ş te’deki rövan ş ı 2-0 kazanarak kupaya uzanmı ş tı. Ertesi yıla gelindi ğ indeyse Planicka, sakatlı ğ ının etkisini tam olarak atlatamaması nedeniyle futbolu bırakma kararı alacaktı. 20 yıla yakla ş an kariyerinde 1253 maça çıkarken kalesinde sadece 1073 gol görmü ş tü ki maç ba ş ına atılan gol ortalamasının günümüze göre hayli yüksek oldu ğ u 1920’lerde ve 1930’larda maç ba ş ına kalesinde 0.86 gol görmek ola ğ anüstü bir ba ş arıydı. Planicka’nın en takdir edilesi yanlarından biri de centilmenli ğ iydi. Kendisi kariyeri boyunca hiçbir maçta sahadan ihraç edilmemi ş ti. Hatta ihraç edilmeyi bırakın, hakemlerden bir kez dahi olsun ihtar almamı ş tı (o dönemde kart uygulaması olmadı ğ ından günü- müzdeki kırmızı kart yerine “ihraç”, sarı kart yerine de “ihtar” söz konu- suydu). Bu vesileyle 1985 yılına gelindi ğ inde UNESCO tarafından kendisine Uluslararası Fair-Play Ödülü de verilmi ş ti. Planicka, 1994’te 90 ya ş ına geldi ğ inde kendi- siyle yapılan bir röportajdaysa ya ş arken son bir kez Slavia Prag’ın ş ampiyonlu ğ unu görmek istedi ğ ini dile getirmi ş ti. Zira II. Dünya Sava ş ı sonrası sosyalist rejime geçen Çe- koslovakya’da Slavia Prag rejim ta- rafından dı ş lanan bir kulüp olmu ş ve bunun etkisiyle de 1947 yılından sonra hiç ş ampiyonluk göreme- mi ş ti. Slavia’nın yarım asra yakla- ş an ş ampiyonluk hasretiyse 1995-1996 sezonunda son buldu. Bu ş ampiyonlu ğ un üzerinden yakla ş ık iki ay geçtikten sonraysa Planicka, 20 Temmuz 1996’da hayata gözlerini yumdu. 152

RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==