TamSaha 251. Sayı / Ekim 2025

seyircisinin de deste ğ iyle hızlı gir- di ğ i maçta 16, 17 ve 19’uncu dakika- larda pe ş pe ş e goller bularak kar ş ıla ş maya adeta 3-0 önde ba ş lamı ş tı ba ş lamasına ama Avus- turya da buna aynı ş iddetle kar ş ılık vermi ş , 25, 26 ve 27’nci dakikalarda attı ğ ı gollerle skora dengeyi getir- mi ş ti. Dahası, Avusturya hızını kesmeyerek 34’üncü dakikaya gelindi ğ inde 5-3’lük üstünlü ğ ü de ele geçirmi ş ti. İ sviçre'nin de pes etmeye niyeti olmayınca devre 5-4 sona erdi. İ kinci yarıda tansiyon biraz dü ş tüyse de goller gelmeyi sürdürecek, 90 dakika sona erdi ğ indeyse tabelada “ İ sviçre 5-7 Avusturya” ibaresi gözlere çarpacaktı. Böylece “Dünya Kupaları tarihinin en gollümaçı olma” ünvanını eline geçiren söz konusu kar ş ıla ş ma, bu özelli ğ ini günümüzde de korumakta... Aynı gün oynanan di ğ er çeyrek final mücadelesindeyse Uruguay, İ ngiltere’yi 4-2 ma ğ lup ederek yarı finale yükseldi. Ancak kupanın belki de en çetinmüsabakası ertesi gün, Macaristan ile Brezilya ara- sında oynananmaçtı. Macarların henüz 7’nci dakikada 2-0 öne geç- ti ğ i mücadelede Brezilya 10 dakika sonra penaltıdan kaydetti ğ i golle farkı bire indirdiyse de ikinci yarının ba ş larında bu kez Macarlar penaltı- dan bir gol bulup rakibinin direncini büyük ölçüde kırmı ş tı. Bitime 15 dakika kala Brezilya, Julinho ile skoru 3-2’ye getirip umutlandıysa da golün hemen ar- dından Nilton Santos ile Jozsef Boz- sik’in birbirlerine girmeleri ve bu yüzden oyundan ihraç edilmeleri, zaten sert gitmekte olanmaçta gerilimi iyice arttırmı ş tı. Macarlar maçın sonunda bir gol daha bulup sahadan 4-2 galip ayrılmı ş lardı belki ama Brezilyalı oyuncular kavgayı soyunma odası koridorla- rına kadar ta ş ıyacaktı. Ya ş anan bu arbedeye kar ş ın FIFA’nın, futbolcu- lara kendi federasyonları tarafından verilecek cezadan fazlasına gerek olmadı ğ ına kanaat getirmesiyse ayrı bir tuhaflıktı. Çeyrek finallerin sonmaçındaysa Federal Almanya, Yugoslavya’yı 2-0’la geçerek son dörde kalmayı ba ş aracaktı. Bu sonuçların ardın- dan yarı final e ş le ş meleri de belli oluyordu. Favori Macarlar, son ş am- piyon Uruguay ile kozlarını payla ş a- caklarken Federal Almanya da Avusturya ile e ş le ş mi ş ti. Uruguay ile Macaristan arasındaki kar ş ı- la ş ma, yarı finalden ziyade finale yakı ş ır nitelikteydi. Macarlar maçın ilk yarısını 1-0 önde kapatıp ikinci yarının hemen ba ş ında buldukları golle 2-0 öne geçseler dahi Uruguay maçı bırakmamı ş ve son 15 dakika içerisinde iki kez a ğ ları sarsarak maçı uzatmalara ta ş ıyacak direnci ortaya koymu ş tu. Fakat bu 30 daki- kalık ek sürede Macarların kalitesi daha a ğ ır basmı ş ve iki gol daha atan Orta Avrupa temsilcisi saha- dan 4-2’lik sonuçla galip ayrılarak tarihinde ikinci kez bir Dünya Ku- pası finaline yükselmi ş ti. O güne dek 1930 ve 1950’deki turnuvalara katılan ve bunların ikisinde de kupayı havaya kaldırmayı ba ş aran Uruguay ise böylece ilk kez bir Dünya Kupası’ndan hüsranla dönüyordu. Güney Amerika ekibi, turnuva tarihinde oynadı ğ ı 12’nci maçında ilk yenilgisini tatmı ş tı. Yarı finalin di ğ er aya ğ ındaysa Federal Almanya turnuva ba ş ından beri en iyi oyununu sergiliyor ve Avustur- ya’yı adeta sahadan siliyordu: 6-1. Böylece 1954 Dünya Kupası finali- nin adı “Macaristan-Federal Al- manya” ş eklinde konmu ş oluyordu. İ ki takımın ilk tur gruplarında kar- ş ıla ş mı ş ve Macarların bumücade- lede 8-3’lük ola ğ anüstü bir skorla galip gelmi ş olması hiç ku ş kusuz futbol kamuoyunda yine Macaris- tan’ın farklı galibiyetine sahne ola- cak bir final beklentisi do ğ urmu ş tu. Ancak omaçta ayak bile ğ i çatlayan Macarların en büyük yıldızı Ferenc Pu ş ka ş henüz tam iyile ş memi ş ti. Üstelik Almanların kurnaz teknik adamı Sepp Herberger’in de kafa- sında bir B planı da yok de ğ ildi. Finalden bir gün önce oynanan üçüncülükmaçında Avusturya, Uruguay’ı 3-1 ma ğ lup ederek kendi tarihinin en parlak Dünya Kupası derecesini elde etmi ş ti. Ertesi gün, yani 4 Temmuz’daysa beklenen final gelip çatmı ş tı. Macaristan cep- hesinde Pu ş ka ş , sakat sakat da olsa ilk on birdeki yerini almı ş tı. Federal Almanya’daysa 8-3 kaybe- dilen Macaristanmaçındaki kadro- nun be ş ismi de ğ i ş tirilmi ş ti. Maçın ba ş lamasıyla birlikte Macar- lar yıldırımgibi rakip kaleye gidiyor ve turnuvadaki hemen her maçla- rında oldu ğ u gibi de erkenden golü buluyorlardı. 6’ncı dakikada gelen golde Pu ş ka ş ’ın imzası vardı ve tek- nik direktör Gusztav Sebes’in yıldız oyuncusuna tam iyile ş meden dahi olsa forma vermesindeki haklılık da böylece tescillenmi ş oluyordu. İ ki dakika sonra bu kez Zoltan Czibor Federal Almanya filelerini havalan- dırdı ğ ındaysa farklı galibiyet bekle- yen seyirciler haklı çıkacaklarını dü ş ünmeye ba ş lamı ş lardı. Ancak Federal Almanya beklenmedik bir ba ş kaldırı göstererek 10 dakika içerisinde Helmut Rahn ve Max Morlock ile buldu ğ u gollerle skora dengeyi getirmeyi ba ş arıyordu. Kar ş ıla ş manın bundan sonraki bölümünde Macarlar daha atak olan taraftı ama maçın yıldızla ş an ismi, Alman file bekçisi Toni Tu- rek’ti. Turek, yaptı ğ ı kurtarı ş larla Macarların yeniden öne geçmesine engel olurken bitime altı dakika kalan Helmut Rahn’ın Macar ceza sahasına sokulduktan sonra yerden çekti ğ i sert ş utla kaleci Gyula Gro- sics’i avlaması üzerine ortaya ş oke edici bir sonuç çıkıyordu. Neredeyse be ş yıla yakın bir süredir yenilgi yüzü görmemi ş , oynadı ğ ı son 31 maçın 27’sini kazanırken sadece dördünde berabere kalmı ş Macarlar yenilgiyle tanı ş mak üze- reydi, üstelik de en kritikmaçta! Maçın son dakikasına girilmek üzereyken Pu ş ka ş ’ın attı ğ ı nizamî golün yan hakemin hatalı ofsayt bayra ğ ıyla iptal edilmesinin kupa tarihinin en önemli hakemhataları listesinde belki de zirveye yerle ş - mesi neticesinde de o hiç beklen- meyen ş ey gerçekle ş iyor ve kimsenin bile ğ ini bükebilece ğ ine ihtimal verilmeyen Macaristan, ilk turda tarihî bir farkla ma ğ lup etti ğ i Federal Almanya’ya 3-2 ma ğ lup olarak tarihî bir fırsatı tepiyordu. Sandor Kocsis’in 11 golle turnuvanın gol kralı olmasıysa Macarlar adına teselli ikramiyesinden farksızdı. Bu inanılmaz zafer, Alman futbol literatürüneyse “dasWunder von Bern” yani “Bern Mucizesi” olarak geçmi ş ti. Bern Mucizesi, Almanlar için bir kupanın kazanılmasından çok daha fazlasını ifade ediyordu. Almanya, sadece dokuz yıl önce- sinde, tarihin en kanlı sava ş ından çok büyük bir hezimetle ayrılmı ş tı. Sava ş sonrasında ülke, Müttefik güçleri tarafından dört parçaya bölünmü ş , i ş galin kalkması sonra- sında da Amerikan, İ ngiliz ve Fran- sız i ş galinden çıkan bölgeler Batı Almanya’yı olu ş tururken, Sovyet i ş galindeki bölgedeyse Do ğ u Al- manya kurulmu ş tu. Ulusunmaddî kayıpları zaten azami seviyedeydi ama manevî açıdan kayıplar da he- saplanması çok zor bir düzeydeydi. Almanlar dünya genelinde telafisi çok güç bir prestij kaybına u ğ ra- mı ş tı. Moral olarak da hâliyle dip seviyedelerdi ve ço ğ u Alman, i ş gal ve ülkenin parçalanması sonra- sında da Müttefikler tarafından a ş a ğ ılandıkları hissine kapılmı ş tı. Böylesine bir yıkım sonrasında katıldıkları ilk Dünya Kupası’nda, dünya futbol kamuoyu tarafından adeta yenilmez olarak görülen bir ekibi devirerek futbolda dünyanın zirvesine çıkmak demek, Al- manya’nın ülke olarak yeniden aya ğ a kalkabilecek, yeniden dünyanın en ileri, en öndeki güçlerinden birine dönü ş ebilecek potansiyele sahip oldu ğ unu da göstermek demekti. Birçok Alman, Macaristan kar ş ı- sında elde edilen zaferi bu ş ekilde algılamaktaydı. Dolayısıyla Bern Mucizesi, Almanlar adına sadece futbolda de ğ il, her alanda çok büyük bir dönümnoktasını te ş kil etmekteydi. Dünya Kupası finallerinin en gollümaçında Avusturya 3-0 geriden gelip İ sviçre’yi 7-5 yenmi ş ti... 58 59

RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NTM3Mg==