TFF
ANA SAYFA
TFF
MİLLİ TAKIMLAR
LİGLER
KUPALAR
FGD
BİLGİ BANKASI
 
 
Ömer Erdoğan; Gerçek profesyonel 2.07.2007
Ömer Erdoğan; Gerçek profesyonel

Almanya'da doğdu, 18 yaşında St.Pauli'de oynadı ve bir sezon sonra Erzurumspor'a geldi. Diyarbakırspor, Galatasaray ve Malatyaspor formalarını giydikten sonra şimdi Bursaspor için ter döküyor. Mesleğine o kadar değer veriyor ki, profesyonelce yaşaması arkadaşları tarafından da takdirle karşılanıyor. İnternetten, Almanya'daki dostlarından beslenme ve sağlık konusundaki tüm gelişmeleri dikkatle takip ediyor, tedavi yöntemleriyle ilgili kitaplar okuyor.

Röportaj: Koray Gürtaş

Meşin yuvarlakla nasıl tanıştın? Türkiye'ye gelişin nasıl gerçekleşti?

Futbola Almanya'da başladım. Türk ağırlıklı bir mahallede oturuyorduk ve orada futbol oynuyordum. Babam beni altı-yedi yaşlarında bir altyapı takımına gönderdi. Sürekli idmanlara, maçlara götürdü. Futbolcu olmamda büyük katkısı vardı. 17 yaşında profesyonel oldum. 18 yaşında ise Hamburg şehrinin bir takımı olan Saint Pauli'ye transferim gerçekleşti. Oradan da Erzurumspor'a geldim.

Bildiğimiz kadarıyla seni ilk keşfeden takım Bursaspor'du. Neden Bursa yerine Erzurum'u seçtin?

O zamanlar Adanan Örnek Almanya'ya beni izlemeye gelmişti. Bursaspor'a transferim söz konusuydu ama irtibat kopukluğu olunca araya Erzurumspor girdi. Teknik direktörleri Hikmet Karaman beni çok istiyordu ve tekliflerini kabul ettim. Erzurumspor'un ardından Diyarbakırspor'a gittim. Oradan Galatasaray'a transfer oldum. Daha sonra Malatyaspor'un yolunu tutum. Şimdi de Bursaspor'dayım.

15-16 takım beni istemişti

Özellikle Diyarbakırspor'da çok başarılı bir grafik çizmiştin. Diyarbakır ile Bursa arasındaki süreçte yaşadıklarını anlatır mısın?

Diyarbakırspor'da takım olarak çok başarılı bir dönem geçirdik. Kişisel performansım da üst düzeydeydi. Abartmıyorum, 15-16 takım renklerine bağlamak istiyordu. Fatih Terim faktörü nedeniyle Galatasaray'ı seçtim. Zaten sezon bitmeden onlarla anlaşmıştım. Galatasaray'a geldiğimde, benim görev yaptığım bölgede Bülent Korkmaz vardı. Ayrıca Barcelona'dan Frank de Boer'i aldılar. Hoca bu futbolcuları tercih ettiği için yedek kalıyordum. İlk yarıda birkaç maçta sonradan oyuna girdim. İkinci yarıda takımda gençleştirme operasyonu olunca bazı futbolcular kadro dışı kaldı. Ben de düzenli olarak oynama fırsatı buldum. Terim'in ardından teknik direktörlüğe Hagi geldi. Onun zamanında eski futbolcular affedildi ve yeniden yedeğe düştüm. Sadece sezonun son maçlarında biraz şans buldum. Daha sonra da Malatyaspor'a transfer oldum. Malatya'yı Aykut Kocaman nedeniyle seçtim. Oysa yine çok teklif vardı. İlk sezonda işler yolundaydı. İyi bir takımımız vardı. Ne yazık ki şanssız bir sakatlık geçirdim ve çapraz bağlarım koptu. Ameliyat oldum ve uzun süre sahalardan uzak kaldım. Malatyaspor'daki ikinci sezonumda ise büyük şanssızlıklar yaşadık ve küme düştük.

Malatyaspor'dan ayrılırken yine çok talibin var mıydı?

Malatyaspor'da son maçlarımda dört gol atarak dikkat çektim. Yine birçok kulüp peşimdeydi ama ben Bursaspor'u seçtim.

Futbol dünyasında "Küme düşen takımdan oyuncu alınmaz" şeklinde bir düşünce vardır. Sen bu görüşü nasıl değerlendiriyorsun?

Bu soruyla daha önce de karşılaştım. Geçen sezon ligde yedi-sekiz takım düşme hattındaydı. Onların arasından birisi düştü. O zaman küme düşme hattındaki tüm takımlardan mı oyuncu alınmayacak? Ha bir takım olur, daha ligin ortalarında havlu atmıştır, hiçbir varlık gösterememiştir; belki oradan oyuncu alınmayabilir. Ama ilk saydığım tabloda durum farklı. Yani bu görüşe katılmıyorum.

Malatyaspor'da attığın dört golden söz ettin. Süper Lig'de toplam kaç golün var?

Bugüne kadar 20 gol attım.

Santrfor olarak başladım

Bu konudaki başarını neye bağlıyorsun?

Özellikle hava toplarında etkiliyim. Hatta 20 gol bana az geliyor. Çünkü altyapıda santrfor oynadım, sonra savunmaya geçtim. Hava toplarındaki üstünlüğüm nedeniyle daha fazla gol atmam gerekirdi. Bursaspor'da da iyi pozisyonlara girdim ama sadece bir tanesini değerlendirebildim. İnşallah devamı gelir.

Çok kart gördüğün ve çok penaltı yaptırdığın şeklinde yorumlar yapıldı. Türkiye'de kaç kırmızı kart gördün, kaç penaltı yaptırdın?

Üç ya dört kere kırmızı kart gördüm. Malatyaspor'da iki sezon oynadım, stoper olarak en az sarı kart gören oyuncuydum. Orada hiç kırmızı kart görmedim. Bursaspor'da da bir kere oyundan atıldım ama sadece bir tane sarı kartım var. Türkiye'de ilk yıllarımda tecrübesizlikten dolayı bazı hatalarım oldu. Bu nedenle de üzerime çok kart gören oyuncu etiketi yapıştırıldı. Kariyerim boyunca iki tane penaltı yaptırdım. Bunlardan biri Bursaspor'da diğeri ise Galatasaray'da... Yani çok penaltı yaptırdığım görüşü de doğru değil.

Bursaspor'da mutlu musun?

9 sezondur Türkiye'deyim. İlk kez böyle bir grupla bir araya geldim. Bunu herkes söylüyor ama kesinlikle laf olsun diye konuşmuyoruz. Tüm arkadaşlar birbirine çok saygılı. Yaşanan ufak problemleri de kendi içimizde çözüyoruz. Sportif açıdan istenen sonuçlar alamıyoruz belki ama arkadaşlık ve yardımlaşma açısından çok iyi bir takımız.

Genellikle yedek kulübesinde oturman sende moral bozukluğu yaratıyor mu?

Tabii üzülüyorum. Çünkü futbol oynamayı çok seviyorum. Bugüne dek Galatasaray hariç forma giydiğim tüm takımlarda ortalama 29-30 maç görev yaptım. Ama yapacak bir şey yok. Kadro geniş ve herkes oynamak istiyor. Hocamız onbir oyuncu seçmek zorunda. Kendimi hazır tutuyorum ve şans geldiği zaman en iyi şekilde kullanmak istiyorum.

Müzik ve kitaplarla aran nasıl?

Müzik dinlemeyi çok seviyorum. Yerliler içinde tercihim Sezen Aksu. Bunun dışında R&B ve hip-hop tarzını çok seviyorum. Kendime beğendiğim şarkılardan cd'ler hazırlayıp arabada dinliyorum. Bebeğimiz zamanımızın büyük bir bölümünü kapladığı için çocuk eğitimiyle ilgili kitaplar okumayı tercih ediyorum. Bu konuda çok hassasım, çocuğumun eğitimi için durmadan araştırıyorum. En son okuduğum kitap çocukların uyku problemiyle ilgili. Kitabın adı " Her çocuk uyumayı öğrenebilir." Bu kitabı okuduk ve yazanları uygulayınca netice de aldık. Kitabı tüm anne-babalara öneririm.

Bize kariyerin süresince birlikte forma giydiğin futbolculardan bir "En iyi onbir" çıkarır mısın?

Hemen altın karmamı sayayım. Kalecim Mondragon. Savunmanın sağına Emrah Eren'i soluna Celaleddin'i, defansın ortasına ise Egemen'le kendimi yerleştiriyorum. Orta alanın sağı için favorim Sabri Sarıoğlu. Solda Murat Erdoğan'ı çok beğenirim. Göbek için seçtiğim oyuncular Ayman ve Ergin Yücetaş. Forvet ikilim ise Sinan Kaloğlu ve Ümit Karan'dan oluşuyor.

Gurbetçilerin adaptasyonu kolay değil

Gurbetçi futbolcuların problemli olduğu ve bazen takımların kimyasını bozduğu söylenir? Sen bu tarz bir düşünceye katılıyor musun?

Gerçekten zor oluyor. Almanya'dan gelip bambaşka bir kültürle karşılaşıyorsun. Bu değişime adapte olmak kolay değil. Aynısını bir Türk için düşünün. Ülkenizden ayrılıp farklı bir dünyaya giriyorsunuz. Doğal olarak gidenler de yurt dışında pek çok problemle karşılaşıyor. Gurbetçi dediğiniz oyuncu iyi bir altyapı eğitimi alıyor. Yani futbol açısından genellikle başarılılar. Ama özel hayatlarında rahat davrandıkları için göze batıyorlar. Bu sorunlar geçmiş yıllara göre büyük ölçüde aşıldı. Artık problem yaşayan tek-tük oyuncu çıkıyor. Eskiden gurbetçilerin daha çok sıkıntı çekmesinde Türkiye'deki futbol takımlarındaki sert hiyerarşik düzenin de büyük etkisi vardı. Burada takımın eskileri gençler üzerinde otorite kuruyor ve bu düzene alışamayanlar sıkıntı yaşıyordu. Çünkü geldiğimiz yerde tecrübeli-genç diye bir ayırım ve böyle bir otoriter yapı yoktu. Türkiye'de ise büyükler küçüklerin mutlaka "Ağabey" demesini bekliyor ve itaat istiyordu. Sorunların birçoğu bu yapıdan kaynaklandı. Erzurum'dayken ben de bu sıkıntıları çektim. Ama şimdi ülkemizde de işler değişti. Artık daha özgür ve karşılıklı saygıya dayanan bir ortam var.

Ne tip forvetlerden çekinirsin?

En çekindiğim forvet Sinan Kaloğlu. Bu tarz oyuncular günündeyse çok zor tutulur. Ama kötü günlerindeyseler fazla sorun çıkarmazlar. Kayserispor'da oynayan Gökhan Ünal ve Galatasaraylı Ümit Karan'ı da çok beğeniyorum. Hakan Şükür'le yıllarca boğuştuk zaten. Hocalarım bana hep onunla oynama görevi verirdi.

Galatasaray'da oynamış bir oyuncusun. İddialı takımlarda forma giymek futbolculara ne tür tecrübeler kazandırıyor?

Şampiyonluk adayı takımlarda yaptığınız her şey takip ediliyor. Futbolcu olduğunuzu daha çok hissediyorsunuz. Antrenmanlarda bile bir basın ordusu sizi izliyor. Ayrıca çok kaliteli futbolcularla birlikte oynuyorsunuz. Galatasaray'a gittiğimde UEFA Kupası'nı kazanmış futbolcular kadrodaydı. Onlarla bir arada olmak gurur vericiydi. Bu ölçülerden bakıldığında Bursaspor'un da büyük bir kulüp olduğunu hemen belirtmeliyim. İnanıyorum ki insan isterse ve çok çalışırsa şampiyonluk adayı takımlara gidebilir. Bunu gerçekleştirmek çok da zor değil.

Avrupa kupası maçlarında forma şansı buldun mu? Bu karşılaşmaların nasıl bir atmosferi var?

Avrupa kupası maçlarında oynamak bambaşka bir heyecan. Galatasaray'da forma giyerken Villarreal'e karşı iki kez görev yaptım. Sahaya çıkıyorsunuz, karşınızda Riquelme'yi ve Anderson'u görüyorsunuz. Gerçekten farklı bir duygu. Ümit ediyorum ki, bu zevki Bursaspor'la da tadarım.

Geçtiğimiz sezon için bir değerlendirme yaparsan hangi takımları ve oyuncuları başarılı buluyorsun?

Kayserispor ve Konyaspor'u başarılı buluyorum. Bu takımların sergilediği futbolu beğeniyorum. Öne çıkan oyuncular ise Kayserisporlu Mehmet Topuz ve Gökhan Ünal ile yaşı ilerlemesine karşın hâlâ çok arzulu oynayan Konyasporlu Tayfun.

Bursaspor'un gençleri gelecek vaat ediyor

Bursaspor'un gençleriyle ilgili ne tür gözlemlerin var? Özellikle seninle aynı mevkide oynayan Mehmet Yılmaz'ın gelecekte iyi bir savunmacı olacağını düşünüyor musun?

Bursaspor'un gençleri gelecek vaat eden çocuklar. Hepsi yetenekli. Kendilerine iyi bakıp geliştirirlerse ileride çok başarılı olacaklar. Bursaspor bu konuda çok şanslı. Ben bir Galatasaray'da, bir de burada bu kadar yetenekli genci bir arada gördüm. Mehmet Yılmaz'ı çok beğeniyorum. Sakatlanması büyük şanssızlık oldu. Ama yaşına göre fizik olarak çok iyi. Yakın gelecekte beklenen çıkışı yapacaktır. Ona tecrübemle yardımcı olmaya çalışıyorum. Sık sık konuşuyoruz, dertleşiyoruz.

Kendine bakan bir oyuncu musun?

Arkadaşlarım bana çok iyi bir profesyonel olduğumu söyler. Mesleğime olan saygımdan dolayı kendime inanılmaz bir biçimde bakıyorum. İnternetten, Almanya'daki dostlarımdan beslenme, sağlık konusundaki tüm gelişmeleri dikkatle takip ediyorum. Tedavi yöntemleriyle ilgili kitaplar okuyorum. Takımda sakat futbolcu olursa ve bildiğim bir şeyse yardımcı olmaya çalışırım. Evden vitaminler, ilaçlar getiririm. Çapraz bağlarım koptuğunda sakatlık psikolojisini çok iyi çözdüm. Futbolcunun bu dönemlerde her türlü desteğe ihtiyacı oluyor. Arkadaşlarıma biraz yardımcı olabiliyorsam ne mutu bana.

Almanya'da birlikte oynadığın ve bugün ünlü olmuş oyuncular var mı?

Deniz Barış ve Cem Karaca ile Saint Pauli'de birlikte oynadım. Aynı takımda forma giydiğim ve günümüzde çok ünlü olan bir isim de var; Werder Bremenli Ivan Klasnic. Kendisiyle hâlâ çok sık görüşüyorum. Kısa zaman önce böbrek nakli geçirdiği için arayıp moral veriyorum.

Hangi takımı tutuyorsun? Şu anda dünyada en çok hangi futbolcuyu beğeniyorsun?

Çok sıkı bir Bayern Münih taraftarıyım. Günümüz futbolcularından ise en çok Manchester United'da oynayan Cristiano Ronaldo'yu beğeniyorum.

Site İçi Arama
Detaylı Arama
 
 
 

İletişim | Site Haritası | Kopya Hakları | Kullanım Şartları | Sponsorlar
Tüm hakları Türkiye Futbol Federasyonu'na aittir.