TFF
ANA SAYFA
TFF
MİLLİ TAKIMLAR
LİGLER
KUPALAR
FGD
BİLGİ BANKASI
 
 
Sezer Badur: "Futbolumuzun altyapısı çok eksik" 1.1.2009
Sezer Badur: "Futbolumuzun altyapısı çok eksik"

Sivasspor'da geçen sezonun ikinci yarısından bu yana gösterdiği performansla sivrilen oyunculardan biri. Oysa Almanya'da doğup büyüyen bir oyuncu olarak Türkiye ligleriyle ilişkisi 2003 yılına dayanıyor. Gençlerbirliği, Manisaspor ve Karşıyaka'daki talihsiz denemelerinden sonra değeri ancak Sivasspor'da anlaşılabilmiş. Futbolu sadece oynayan değil, oyun üzerine kafa yoran bir yapısı var. Almanya ile Türkiye arasındaki altyapı düzenini kıyaslarken bu özelliğini iyice öne çıkartıyor. Hedefi ise Sivasspor'dan sonra bir Anadolu takımında değil, üç büyüklerde veya bir Avrupa takımında forma giymek.

Röportaj: Barış Tarık Mutlu

Sezer Badur kimdir? Kendini ve aileni tanıtır mısın?

Berlin'de 1984'te doğdum. Anne ve babam Antakya'dan 1973 yılında çalışmak üzere Almanya'ya gitmiş ve Berlin'e yerleşmiş. Bir firmada işçi olarak çalışmışlar ve annem daha sonra ayrılıp bir terzi dükkânı açmış. Üç erkek kardeşin en küçüğüyüm. Liseyi bitirdim ve futbolu tercih ettim. Derslerim de çok iyi değildi zaten. Babam "Ya okul ya futbol" dedi. Benim tercihim her zaman futboldan yanaydı.

Futbola ilgin nasıl başladı?

Her çocukta olduğu gibi ben de mahalle arasında oynayarak başladım. Teyze çocuklarım bir takımda oynuyordu. Bir gün ağabeylerimle onları seyretmeye gittik. "Ben de bu takımda oynamak istiyorum" dedim ve ağabeylerim beni o takıma yazdırdı. Futbola 6 yaşında SC Berliner'in minikler takımında başlamış oldum. Oradan da BSC Kickers'a geçtim ve 4 yıl kadar oynadım.

Ailen bu konuda destek oldu mu sana?

Futbol oynamayı çok seviyordum. Babam da futbola çok düşkündür, iyi bir izleyicidir. Ağabeylerim de amatör kulüplerde oynadı. Ancak onlara bu konuda pek destek olmamışlar. Ben ailenin en küçüğü olunca, daha çok destek oldular.

Almanya'daki futbol hayatın hangi kulüplerde devam etti?

1996-1999 arasında Hertha 03 Zehlendorf'ta oynadım. Berlin şampiyonu olduk. 1999-2002 arasında Tennis Borussia'da Berlin şampiyonu olduk. Almanya şampiyonluğu için çeyrek finalde Borussia Dortmund'la 2 maç oynadık ama elendik. Borussia Dortmund'a transferim o maçlardan sonra gerçekleşti. 2002'de Borussia'nın genç takımına transfer oldum. Profesyonel takımla da antrenmanlara çıkacaktım. Ancak yaşım küçüktü ve ailemden ayrı kalmak istemiyordum. Bu nedenle transferi 1 yıl erteledik. Ertesi sezon Borussia Dortmund PAF takımında oynadım ve profesyonel takımla antrenmanlara çıktım. Ancak ailemden ayrı kalmak zor geldi. Sorun yaşayınca geri dönüp sezonu Tennis Borussia'da tamamladım. Ama bu dönüş benim için önemli bir hata oldu. Sezon bittiğinde Vestel Manisaspor'a geldim.

Türkiye'de altyapı çalışmaları yetersiz

Almanya ile Türkiye'yi karşılaştırdığında altyapı eğitimleri arasında ne tür farklılıklar görüyorsun?

Almanya'da altyapı eğitimi çok farklı. Antrenmanlarda daha çok taktik oyunları gösteriyorlar. Kayma nasıl yapılır, çabuk oyun nasıl olur, takım halinde atak ya da defans nasıl uygulanır gibi. Ben buradaki eğitimlerde bu çalışmaları göremiyorum. PAF takım düzeyindeki çalışmaları biz Almanya'da miniklerde yapıyorduk. Manisa'da birlikte oynadığımız Cafer Aydın ağabey şimdi Sivasspor PAF takımının başına geldi. Ona takımla ilgili neler yapacağını sorduğumda, "Önce taktik öğretmem lâzım. Hiç taktik bilmiyorlar" cevabını verdi. Ben de "Seni tebrik ediyorum, iki günde takımı çözmüşsün" dedim. Almanya'da bunları gösteriyorlar oyuncuya. Çabuk oynamayı, çabuk düşünmeyi, taktiği öğretiyorlar. Çalım atmakla bir yere varamazsınız. Tabii ki özel bir oyuncu özel noktalarda çalım atar ama Türkiye'de defans oyuncusu bile çalım atmaya çalışıyor. Bu da Türk futbolunu kötü etkiliyor. Türkiye liglerinde çok yetenekli oyuncular var ama kendilerini ileri götüremiyorlar. Mantalitelerini geliştiremiyorlar. Dripling yapmak iyi ama pas yaparak hedefe her zaman daha hızlı gidersin. Pası daha erken yapıp, takım halinde düşünürsen başarılı olursun. Bu anlattığım futbolu şu an Sivasspor uyguluyor.

Almanya'daki altyapı eğitimi konusunu biraz daha detaylandırabilir misin?

Orada miniklere "Al topu, oyna. Küçükken zevkini çıkar" diyorlar. Çünkü küçük yaştaki çocuk en çok topla oynamayı sever. İdmanda her gün topla oynar. 10-12 yaşa geldiğinde artık şut atmayı, plase yapmayı ve düzgün pas vermeyi öğrenir. 14-16 yaşında kondisyon idmanı başlar, Türkiye'de kondisyon idmanına daha erken yaşta başlıyorlar. Halbuki o yaşta çocuğa bunu veremezsin. Bir insan koşuyorsa zaten koşar, koşmuyorsa koşmaz. Ama belli bir yaşa geldiğinde nefesini açabilirsin. Almanya'da bunlar aşama aşama ilerler. Bir merdiven çıkar gibi. Bu yüzden Alman ve İngiliz futbolunun daha ileride olduğunu düşünüyorum.

Teknik konulara ilgin var. İleride teknik direktörlüğü düşünüyor musun?

Her zaman kendini geliştirmeyi hedefleyen ve Avrupa'dan gelen bir futbolcu olarak, bu tür konuları derinlemesine incelemek faydalı diye düşünüyorum. Hocamız da antrenman konusunda aynı düşünce tarzına sahip. Türkiye'de adı tartışılmaz Mustafa Denizli ve Feyyaz Uçar'la çalıştım. Bir de Bülent Uygun'la… Antrenman tekniği açısından hiçbiri Bülent Hocanın önüne geçemez. Tam olarak Avrupa modelinde diyebilirim.

Peki, Türkiye'ye gelişini anlatır mısın? Neden kariyerini Almanya'da sürdürmeyi tercih etmedin?

Bana kalsa Almanya'da kalırdım. Ama kendi içimde bir değerlendirme yaptım. Borussia Dortmund'a gitmiş, ailemden uzakta olduğum için kalamamıştım. Oysa bana çok güveniyorlardı. Oynamadığım halde bir yıl maaşımı verdiler. "Borussia Dortmund gibi büyük bir takıma geldi, yetenekli ama burada kalamadı" denilecekti. Başka bir kulübe gitsem de yine aynı şeyler söylenecekti. Kendimi yine ispatlamam gerekiyordu. Böylece Almanya Ligi'ne dönüşüm daha kolay olurdu.

B. Dortmund'dan ayrılmam hataydı

Oldukça pişman olmuşsun Borussia Dortmund'dan ayrıldığına.

En büyük hatam oradan ayrılmam oldu. Oturduğum yere mesafesi 3 saatti. Şimdi eşim olan kız arkadaşımdan ayrı kalmak da zor geldi. Tabii tek neden o değildi. Tesislerde 10 kişi kalıyorduk ve rahat edemiyordum. Her gencin bir hatası oluyor işte. Belki Borussia Dortmund'da kalsam profesyonel takımda devam ederdim. Nuri Şahin C, ben A genç takımdaydım. Almanya'da Türk oyunculara bireysel yetenekleri olduğu için değer veriyorlar. Ama Türk oyuncular bu şansı yeterince değerlendiremiyor. Agresif, kaybetmeye dayanamaz oluyor Türk futbolcular. Ben de öyleyim, kaybetmeye dayanamam. Ama sinirlenmek ayrı şey. Ben de öyle sinirlenirdim. Ancak profesyonellik farklı. Hatalarından ders alıyorsun. Ben de hatalarımdan ders almayı biliyorum.

Peki, ailenden ayrılıp Türkiye'ye gelmek zor olmadı mı bu durumda?

Futbolcu olmak istiyorsam her şeyi göze almam gerektiğini anlamıştım artık. Hatalarımdan ders almıştım. Neyse ki büyük bir zorluk da yaşamadım Türkiye'ye gelince.

Gurbetçi diye adlandırdığımız Türkiye kökenli futbolcular için kendi hayatından çıkardığın dersler var mı?

Gurbetçi oyuncu, Bundesliga 1 veya 2'de oynama şansı yoksa Türkiye'ye gelmeli. Ama genç yaşta, 18-19 yaşında tavsiye etmem kesinlikle. Almanya'da gördüğümüz Türk kültürü ile buradaki kültür çok farklı. Türkiye'de kaldın mı tamamen Türk insanını görüyorsun. Orada içinde bulunulan ortam çok daha farklı. Türk futbolcu Almanya'da daha rahat, daha serbest oluyor. Kendini daha rahat ifade edebiliyor.

Türkiye'nin şartlarına uyum sağlamayı öğrendim

Ne tür farklılıklar gördün?

Türkiye'ye geldiğimde dikkatimi çeken bir konu, yaşı büyük birisi bir şey söylediğinde susmak zorunda kalıyorsun. Cevap vermeye kalksan, "Sus cevap verme" diye tersliyorlar. O zaman şaşırıp kalıyorsun, ben nereye geldim diye. Sivasspor ve Karşıyaka'da olmadı ama Manisa'da böyle sorunlar yaşadım. Daha gençtim orada, deli dolu bir oyuncuydum. Kimseye lâf söyletmezdim. Haliyle sorunlar yaşadım. Şimdi yüzde 95 susmaya çalışıyorum böyle durumlarda. Artık buranın şartlarına uyum sağladım. Nerede yaşıyorsan oraya uyacaksın. Japonya'daysan Japonya'ya...

Uyum sağladığını söylüyorsun ama sence hangi ortam futbolcu için daha uygun?

Almanya'daki yaklaşımın daha iyi olduğunu düşünüyorum. Türkiye'de de son bir kaç yıl içinde çok şey değişti. Söylediklerim 2003'teydi. Şimdi kulüplere Avrupa havası hâkim. Gençler de konuşabiliyor artık.

Manisaspor'a transferini ve Mustafa Denizli ile karşılaşmanı anlatır mısın?

Menajerim beni Gençlerbirliği'ne götürdü. Orada 3-4 idmana çıktım. Ersun Yanal'la aralarında ne sorun olduğunu bilemiyorum ama idmanı yarıda bırakarak Manisaspor'a gittim. Menajerim, Mustafa Denizli ile görüşmüş. Çeşme'de buluştuk ve imza attık. Neden böyle oldu, neden bana güvendi bilemiyorum. Hiç unutmam 20 bin euroya gitmiştim. Oldukça beğenmişlerdi beni. İlk devre başarılı olduk. İkinci yarı hocaya yönetimden yoğun baskı oldu. Liderlikten 5. sıraya düştük. Yönetim hiç anlamadığımız şekilde beni kadro dışı bıraktı. Ben de Almanya'ya amatör lige döndüm. Berlin Ankara ve Yeşilyurt'da birer sezon oynadıktan sonra 2006'da Karşıyaka'ya geldim.

Neden Almanya'da amatör lige döndün?

Manisaspor beni kiralık vermek istedi. Buna karşı çıkıp Almanya'ya döndüm. Param da orada kaldı. Bana sorun yaratan kulübe para kazandırmak istemedim. O yüzden serbest kalıncaya kadar amatörde oynadım. Karşıyaka'ya gelince, Manisaspor yine devreye girdi ve yetiştirme bedeli istedi. Bunun üzerine iki kulüp arasında anlaşma yapıldı ve Karşıyaka "Memnun kalırsak size 75 bin euro öderiz" diye taahhütte bulundu. Ancak Karşıyaka'da da para konusunda sorunlar yaşadım ve sezonun bitmesine 2 hafta kala serbest kaldım.

Sivasspor'a aracıyla gittim

Karşıyaka'dan sonra Sivasspor'a transferin nasıl gerçekleşti?

Serbest kaldıktan sonra Kasımpaşa, Rizespor ve Denizlispor'la görüştüm. Karşıyaka'dan takım arkadaşım Ulaş Ortakaya, "Bülent Hocayı arayalım mı?" dedi. Ben de "Kendimi bir yere teklif edemem" cevabını verdim. O aradı Bülent Hocayı. "Bir yere gitmesin, ben duydum o çocuğu, alacağım" demiş. Sonra CD'den izlemiş, araştırmış. Şimdi Sivasspor'da antrenör olan Sefer Yılmaz Mardinspor'dayken onlara karşı oynamış ve iki de gol atmıştım. İyi bir rapor vermiş Bülent Hoca'ya. Bunun üzerine Sivasspor'a transfer oldum.

Şu ana kadar herhangi bir milli takımda oynamadın. Almanya'dan ve Türkiye'den teklif gelirse hangisini tercih edersin?

Alman vatandaşıyım ve Alman Milli Takımı'ndan teklif gelirse değerlendiririm. Ama şimdi Türkiye'de oynadığım için böyle bir şey olacağını sanmıyorum. Türk Milli Takımı'nda oynamak için de vatandaşlık gerekiyor. Bunun için teklif gelirse oynayıp oynayamayacağımı bilmiyorum. Böyle bir teklif gelmediği için araştırma yapmadım. Şu an için farklı hedeflerim var.

Nedir bu hedefler?

Türkiye'de kalırsam üç büyüklere gitmek ya da Avrupa'da oynamak. Almanya'da 2. Lig takımına giderim ama Türkiye'de bir Anadolu takımına gitmem. Hiçbir Anadolu takımı Sivasspor gibi olmaz. Almanya'da 2. Lig takımını tercih ederim dememin nedeni farklı. Orada 2. Lig maçını 25-30 bin kişi izliyor. Oyuncu açısından baktığında da bir istikrar var. Oyuncu orada bir takımda en az 2-3 sezon oynuyor. Türkiye'de ise her sezon takım değiştiriliyor. Bu da hem performansı hem de oyuncunun değerini düşürüyor. Oysa oyuncu istikrarlı olmalı. İsviçre Ligi'ni bile tercih ederim. Orada futbol amatör sayılır ama yine 20-25 bin kişiye oynarsın. Ben futbolu Sivasspor'dan bir başka Anadolu takımına gitmek için oynamıyorum. Hedeflerime ulaşmak için çalışmam gerekiyor ve çalışıyorum da.

Geçen sezona göre Sivasspor'daki performansında yükseliş var. Artık ilk on birde çıkıyorsun...

Geçen sezon ilk 10 maç hiç oynamadım. Kasımpaşa maçında 12, Beşiktaş maçında 45 dakika forma giydim. Ligin ikinci yarısına ise ilk on birde başladım ve genelde çok iyi bir sezon geçirdim. Bu sezon ise daha iyi geçiyor. Aslında bu sezon başında fıtık ameliyatı oldum. Arkadaşlar Intertoto maçı nedeniyle hazırlıklara erken başladı. Ben yeterince hazırlanamadım ama yine de performansım oldukça iyi.

Futbol anlayışından söz eder misin biraz da?

Çabuk oynamayı seven bir oyuncuyum. Mücadeleyi seven bir yapım var. Tek top oynamayı tercih ediyorum ve fırsat buldukça şut atıyorum. Eskiden dripling yapmayı severdim. Babamsa hep "Uzaktan şut at" derdi. Sonra Bülent Hoca da aynı şeyi söyledi. Kendime güvenim oluştu ve artık kaleyi görünce vuruyorum. Fenerbahçe'ye attığım gol de öyleydi. Başlangıçta ileriye dönük oynuyordum. Orta sahanın her bölgesinde görev yapabiliyorum. En başarılı oynadığım yer ise öncelikle ön libero, sonra da sol kanat. Bu sezon Bülent Hocam orta sahanın solunda görev veriyor.

Zaman zaman sert oynadığın yönünde eleştiriler var.

Kasıtlı, fair-play dışında faul yapmam ama mücadeleyi seviyorum. Sonuçta erkek futbolu oynuyoruz. Bu oyun da sert oynanır. Kasıtlı faul yapmıyorum. Hatalı bir hareket yaparsam da özür diliyorum.

Beğendiğin, örnek aldığın futbolcular var mı?

Gerrard, Totti, Gattuso, Emre Belözoğlu ve Aurelio beğendiğim oyuncular.

Sivasspor kalbiyle oynuyor

Sivasspor'u nasıl değerlendiriyorsun? Takım içindeki atmosfer nasıl?

Bülent Hoca bir ağabey gibi. Takım içinde diyalog çok iyi. Her şeyi konuşabiliyoruz. Sivasspor tamamen kalbiyle oynayan bir takım. Herkes her konuda yardıma koşuyor. Saha içinde biri hata yapınca mutlaka destek geliyor. İnsan ilişkileri çok iyi.

Takım arkadaşların hakkında düşüncelerin neler?

En beğendiğim oyuncu Musa Aydın. Futbolcu olarak yaptığı şeyler çok önemli. Derin koşu yapabilen çok oyuncu yok. Fenerbahçe'de Guiza, bir de Musa. Bilica tam anlamıyla profesyonel, örnek alınacak bir oyuncu. Her maçı her antrenmanı yüzde yüz disiplinle tamamlıyor. Petkoviç ve Tum da çok disiplinli. Sivasspor'da her idmandan sonra 5-6 oyuncu kendiliğinden çalışmalarını sürdürüyor. Ben genelde idmandan sonra kafa topu çalışırım.

Turkcell Süper Lig ve Anadolu takımlarının bu sezon gösterdikleri performans hakkında ne düşünüyorsun?

Sivasspor'un geçen sezon yakaladığı başarı Anadolu takımlarına büyük güven verdi. 30. haftada şampiyonluğu kaybettik. Bir Anadolu takımının da şampiyonluk yarışında olabileceğini gösterdik. Diğer takımlar artık UEFA Kupası'na katılmanın planlarını yapıyor. Sivasspor'un hedefi sezonu ilk sıralarda tamamlayarak Avrupa kupalarına katılmak. Şampiyon da olabiliriz ama bunun zorluğunun bilincindeyiz.

Unutamadığın maçlar hangileri?

Geçtiğimiz sezon Beşiktaş'a 1-0 mağlupken oyuna ikinci yarıda girdim. Hatta omzumda sakatlık vardı. Çok iyi bir maç olmuştu ve 2-1 kazandık. Bir de Fenerbahçe maçı çok heyecanlıydı. Maçtan önce içimde gol atacağıma dair bir his vardı. Maç 26 Eylül'deydi, benim forma numaram da 26. Maçtan iki gün önce Musa ile stada gitmiştim. "Bu kaleye gol atacağım, hissediyorum" dedim ona. Maç 1-1 giderken 88. dakikada Mehmet Yıldız'ın pasında top önüme düştü, gelişine sert vurdum ve gol oldu. Yaşadığım sevinç müthişti.

Peki, Almanya, Manisa, İzmir derken Sivas'a gittin. Alışmak zor oldu mu?

Sivas'a uyum sağladım bir şekilde. Son bir kaç yılda Sivas'ın da çehresi değişti. Taraftar konusunda bir şey söylemeliyim. Biz en çok taraftarı İstanbul'da oynadığımız maçta gördük. Sivas'ta sadece çekirdek sesleri geliyor bazen. Taraftar takımına daha çok sahip çıkmalı.

Bir günde 5 maç olsa izlerim

Futbol dışında nelerle uğraşırsın?

Futbol dışında zamanımı evde geçirim. Pek dışarıya çıkmam, gece hayatım yoktur. Ailemle olmayı, onlarla zaman geçirmeyi severim. 24 saatim futboldur. Evde uydu kanalından Almanya ve İtalya Ligleri'ni takip ediyorum. Aynı gün 5 maç olsa izlerim.

Geçtiğimiz ay bir oğlun oldu. Baba olmak neler değiştirdi hayatında?

8 yıllık beraberliğin sonunda eşimle 2005'te evlendik. 27 Kasım'da da bir oğlumuz oldu. O doğunca her şey değişti. Her şeyin merkezinde o var artık. Şimdi oğlum ve eşim Almanya'da. Adını Karim Maldini koyduk. Karim, Kuran-ı Kerim'den geliyor. Ben Türkiye'de oynamadan önce bütün tatillerimi İtalya'da geçirirdim. İtalya'yı, insanlarını, kültürlerini çok seviyorum. Çok sıcak insanlar. Oğlum olursa bir İtalyan ismi takmak istiyordum. Tabii bir de sevdiğim bir futbolcu ismi olsun istiyordum. Dinsel içerikli olmayan bir isim olan Maldini'yi bunun için seçtik.

Futbol sonrasında ne yapmak istiyorsun?

Futbol hayatım boyunca mümkün olduğunca iyi kazanıp, sonrasında ticaretle uğraşmak istiyorum.

Site İçi Arama
Detaylı Arama
 
 
 

İletişim | Site Haritası | Kopya Hakları | Kullanım Şartları | Sponsorlar
Tüm hakları Türkiye Futbol Federasyonu'na aittir.