TFF
ANA SAYFA
TFF
MİLLİ TAKIMLAR
LİGLER
KUPALAR
FGD
BİLGİ BANKASI
 
 
Bernd Storck: "Türkiye'de rekabet yüksek" 01.08.2017
Bernd Storck: "Türkiyede rekabet yüksek"
Geri
İleri
FIFA Teknik Direktörler Semineri için Türkiye'ye gelen Macaristan Sportif Direktörü, sürdürülebilir başarının koşullarını sıralarken, Türk ve Macar futbolları arasındaki farklılıkları anlattı. Macaristan'da hem altyapıdan hem de millî takımdan sorumlu olan Alman teknik adam, Türkiye'de çalışmaya sıcak baktığını da söyledi.

Röportaj: Bahri Çiftçi / TamSaha

Teknik direktör ile coach arasındaki farkı anlatır mısınız? Sizin Macaristan Futbol Federasyonu'nda üstlendiğiniz görevi nasıl tanımlarız?

Görev tanımları çok önemli değil. Önemli olan o unvanın arkasındaki görev tanımları, onun içeriğinin nasıl doldurulduğu. Özellikle o kişinin ne kadar yetkili olduğu. Kendimden örnek verecek olursam, sportif direktör olarak işim ikiye ayrılmış durumda. Ben burada neye bakıyorum? Altyapı takımlarına, gençlik gelişimine... Aynı zamanda eğitim departmanına da bakmam gerekiyor. Federasyonumuzun okullarla ve kulüplerle olan diyaloglarını içeren bir görevim var. Öncelikli amacım bu alanları geliştirmek. Ayrıca millî takım teknik direktörü olarak kulüplerle olan diyalogları kurmaktan sorumluyum. Temel amacım futbol felsefemizi altyapıdan A takıma kadar çıkarmak ve aynı sistem üzerinden yürümek. Tüm altyapılardaki bütün operasyonlardan ben sorumluyum. Bu prosedürde aktifim. Bizim de Riva gibi bir merkezimiz var. Burası kadar büyük değil elbette ama oradaki bütün operasyonlardan, bütün altyapı takımlarından ben sorumluyum.

Macaristan'ı 44 yıl aradan sonra Avrupa Futbol Şampiyonası'na taşıdınız. Deutche Welle, hakkınızda "Bernd Storck 44 yıllık büyüyü bozdu" diye yazdı. Büyüyü nasıl bozdunuz, başarının sırrı neydi?

Öncelikle federasyondan aldığım destekten kaynaklı bu başarının sırrı. Şöyle ki; sizin Türkiye'de birçok büyük takımınız var. Şampiyonlar Ligi'nde, Avrupa Ligi'nde mücadele eden büyük kulüpleriniz var. Yetenekli ve dışarıdaki büyük liglerde oynayan oyuncularınız var. Dolayısıyla bu tarz oyuncularınız, bu tarz kulüpler ve bu tarz uluslararası deneyimlerle daha çok gelişebilir. Ama bizim Macaristan'da öyle bir şey yok. Dolasıyla sadece FIFA'nın koyduğu tarihler bizim için yetersiz olduğundan, federasyonumdan aldığım yetkiyle takımı daha fazla bir araya getirmek zorunda kaldım. Daha fazla kamp yaptık. Testler yaptık. Bunu kulüpler bazında da yaptık. Bu testleri dörde böldük; teknik, taktik, fiziksel ve mental test. Bu testleri geliştirip, oyuncuları olabildiğince iyi bir seviyeye getirdik. Kulüplerle bu testleri yaptırma hususunda birtakım anlaşmazlıklar yaşandı. Önce onlardan çok tepki aldım. Ama onlara bu durumun gerekçelerinden ve muhtemel faydalarından bahsettikten sonra alınan sonuçlar doğrultusunda onlar da bizim bu testlerimize yönelik destek olmaya başladı. Hatta EURO 2016'dan önce çok güzel bir hazırlık kampı geçirdik. Fildişi, Hırvatistan ve Almanya ile hazırlık maçları yaptık. Burada alınan sonuçlarla oyuncularımızı psikolojik olarak daha iyi bir seviyede olduklarına inandırarak, onları daha çok güçlendirerek, Avrupa Şampiyonası'nda daha başarılı olmalarını sağladık. Gelinen noktada şöyle bir değişimimizi görüyorum; ön eleme aşamasında oyuncularım sadece rakip takımın oyununa karşı reaksiyon veriyordu. Ama EURO 2016'dan sonra oyuncularım, geldikleri noktada kendi futbollarıyla oynamaya çalışıyorlar. Rakip kim olursa olsun, karşısındaki oyuncu ne kadar güçlü olursa olsun artık kendilerine olan özgüvenleriyle birlikte kendi futbolları üzerine oyun kurdular.

Türkiye'nin Millî Takım havuzuna Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde yetişmiş oyuncuları alma şansı var. Emre Mor gibi gençler, Türkiye'ye mi transfer olmalı yoksa yetiştikleri ülkelerde mi gelişimlerini sürdürmeli?

Bence Türkiye liglerinde oynayabilirler. Türkiye'ye gelmeleri de faydalı olabilir. Baktığınız zaman zaten çok büyük kulüpleriniz var. Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray, Trabzonspor gibi büyük isim yapmış ve her sene Şampiyonlar Ligi'nde ya da Avrupa Ligi'nde mücadele eden takımlarınız var. Ayrıca ülkenize baktığımızda Riva'daki tesisler gibi tesisler ve sahip olduğunuz stadyumlar anlamında birçok ülkeden daha iyi noktadasınız. Liginiz de çok iyi bir lig. Yarışmacı bir lig. Birinci sıradaki takımla alt sıralardaki takımlar arasında çok büyük bir puan farkı olmaması, liginizin rekabet gücünü artırıyor. Millî takım açısından yerel liginiz güçlüyse, rekabet güçlüyse, oyuncularınızın gelip yerel liglerinizde oynaması büyük bir avantaj. Macaristan ligi çok güçlü bir lig değil. Böyle durumlarda oyuncuları olabildiğince Avrupa liglerinde tutup, onların gelişimini orada sağlamak daha verimli olur.

Şampiyon olmalarına karşın Mourinho Chelsea'den, Ranieri de Leicester'dan ayrılmak zorunda kaldı. Buna karşın şampiyonluğu olmayan Arsene Wenger hâlâ görevde. Bu çelişkileri nasıl açıklarsınız?

Hocaların maçtan maça almış oldukları sonuçlar bir yol haritası belirleyemez. Bir teknik adam olarak bir felsefenizin ve konseptinizin olması gerekiyor. Bu konsepti baştan sona kadar sürdürebilmeniz gerekiyor. Bunun için neye ihtiyacınız var? Öncelikle başkanınızın size göstermiş olduğu güven, tanıdığı zaman ve bu koşullar çerçevesinde sizin teknik direktör olarak uygulamak istediğiniz konseptte A'dan Z'ye birlikte çalışmak… Ranieri, evet Premier Lig şampiyonu oldu. Ama ondan sonra o başarıyı sürdürebilmesi için öncelikle güvene ve zamana ihtiyacı vardı. Bunu göremediği için başarısız olarak adlandırıldı, görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Ama başarılı bir sistem, başarılı bir konsept olması için önce başkanın inanıp, tamamen gözünü kapatıp, hocasına ve hocasının konseptine, kafasında oynatmak istediği futbola güveni göstermesi gerekiyor.

Türkiye'de çalışmak ister misiniz?

Neden olmasın? Türkiye'de veya dünyanın herhangi bir ülkesinde tabii ki antrenörlük yapmak isterim. Burada önemli olan başkanın ve genel sekreterin desteğini ve güvenini almanız. Kendimden örnek vereceğim. Avrupa Şampiyonası'na gitmeden önce benim ekibimde Macar hocalar vardı. Play-off oynarken tüm Macar hocaları gönderdim ve Alman ekibimi getirdim. Play-off'u kazandık ve Avrupa Şampiyonası'na katıldık. Benim şu anda Macaristan Futbol Federasyonu Başkanı ile aram ve ilişkimiz çok çok iyi. Bana güveniyor. Benim konseptime inandığı için, benim düşünceme, futbol anlayışıma inandığı için o güvenin karşılığında takımı Avrupa Şampiyonası'na götürdük. Ama Türkiye'de neden olmasın? Takım ismi vermek istemiyorum. Ama bu iki unsur olduktan sonra her yerde antrenörlük yapmak isterim.


Geri
İleri
Site İçi Arama
Detaylı Arama
 
 
 

İletişim | Site Haritası | Kopya Hakları | Kullanım Şartları | Sponsorlar
Tüm hakları Türkiye Futbol Federasyonu'na aittir.