TFF
ANA SAYFA
TFF
MİLLİ TAKIMLAR
LİGLER
KUPALAR
FGD
BİLGİ BANKASI
 
 
Sol çizgide açık çek: Özgür Çek 1.10.2010
Sol çizgide açık çek: Özgür Çek

Fenerbahçe altyapısından yetişip defalarca Genç Millî Takımlarda oynayan ve büyük umut bağlanan bir oyuncuyken, Özer Hurmacı transferinde takasta kullanıldı. Sürati, hücumdaki becerileri, golcülüğü ve sol ayaklı oyuncuların "tahta bacak" hastalığının aksine sağ ayağını da aynı etkinlikte kullanmasıyla "özel bir genç" profili çiziyor. Bu özellikleriyle Ankaragücü'nün ilk on birinde sık sık yer buluyor. Gelecek hayallerini sadece Fenerbahçe'ye dönmekle sınırlamak yerine kariyerine fayda sağlayacak her takımda oynayabileceğini söylüyor.

Röportaj: Mazlum Uluç / TamSaha

Pendikspor'da oynarken, 15 yaşında Fenerbahçe formasıyla tanışan bir oyuncusun. O dönemde nasıl keşfedildiğini anlatır mısın?

Futbola zaten Fenerbahçe'de başlamıştım. Fenerbahçe'nin futbol okuluna bir süre devam ettikten sonra evimize yakın olduğu için Maltepespor'a geçtim. Bu arada Pendikspor'la bir maçımız vardı ve o maçta iyi futbol oynayınca Pendikspor beni istedi. Büyüklerim Pendikspor'un altyapı takımının Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş gibi büyük takımların altyapı ekipleriyle oynadığını söyleyince ben de bu teklifi kabul ettim. Çünkü maksadım kendimi gösterip büyük takımlardan birisine geçebilmekti. Gerçekten de işler istediğim gibi gitti, Pendikspor'un altyapısında başarılı geçen bir dönemin ardından Beşiktaş Galatasaray ve Fenerbahçe beni transfer etmek istedi ama ben Fenerbahçe'nin teklifini kabul ettim.

Fenerbahçe, uzun yıllardır altyapısından A takıma oyuncu taşımamış bir kulüp. O kulübün altyapısındaki bir oyuncu geleceğe dönük nasıl hayaller kurar? Sen Fenerbahçe altyapısındayken geleceğe dair neler umut ediyordun?

Söylediğiniz gibi, Semih ağabeyden bu yana Fenerbahçe altyapısından A takıma çıkabilmiş oyuncu yok. Dolayısıyla bu işin ne kadar zor olduğunu altyapıdaki her oyuncu biliyor. Ancak yine de herkesin hayali elbette Semih ağabeyden sonra A takıma çıkabilen ilk oyuncu olabilmek ve "Ben başardım" diyebilmek. Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nın atmosferinin ne kadar büyüleyici olduğunu herkes biliyor. Sizi çılgınca destekleyen 55 bin kişinin önüne çıkmak altyapıdaki her oyuncu gibi benim de en büyük hayalimdi.

Ancak bu hayalin gerçekleşmedi ve geçtiğimiz sezon Özer Hurmacı'nın Fenerbahçe'ye transferi karşılığında takasta kullanılarak Ankaraspor'a gönderildin. Bu durum sende bir hayal kırıklığı oluşturdu mu?

Hayır hayır, kesinlikle bir hayal kırıklığı yaşamadım. Çünkü henüz 19 yaşında bir oyuncuyum ve önümde uzun bir futbol kariyeri uzanıyor. Bu süreçte kendimi kanıtlayıp çok iyi noktalara gelebileceğimi düşünüyorum.

Altyapılarda günlük başarı düşünülüyor

Ülkemizdeki altyapı eğitiminden söz eder misin bize biraz? Arda Turan'ın altyapılardaki eğitimle ilgili sert eleştirileri olmuştu. Bu konuda başka genç oyunculardan da benzer yakınmalar dinlemiştim. Oyuncular A takım düzeyine gelip de geriye baktıklarında, "Biz altyapılardan çok eksik gelmişiz" diyor genellikle. Sen bu konuda ne düşünüyorsun?

Altyapılarda oyuncuyu geleceğe hazırlamak, gelişmesini sağlamak gibi bir düşünce kesinlikle söz konusu değil. Antrenörler günlük başarıları düşünüyor. Kafalarında "Bu maçı kazanalım, günü kurtaralım, kimseden lâf işitmeyelim" düşüncesi yerleşmiş durumda. Ha bu arada birkaç yetenekli ve kaliteli oyuncu tabii ki aradan sıyrılıp A takımlara yükseliyor. Ancak bunun altyapılarda verilen eğitimle bir ilgisi yok. Arda ağabey söylediklerinde çok haklı. Ben de taktik bilgileri, sistem içindeki kaymaları sadece Millî Takım kamplarında ve yeni çıktığım Ankaragücü'nün A takımında öğrendim.

Altyapılarla ilgili bir başka sorun, genç oyuncuların A takıma geçiş sürecinde yaşanıyor ve bu süreçte pek çok genç oyuncu heba olup gidiyor. Süper Lig'de forma giymeye başlamış ve bu noktayı büyük ölçüde geçmiş bir oyuncu olarak sence bu kayıpların nedenleri ne?

Bu konuda aile çok önemli, oyuncunun kimliği ve kişiliği çok önemli. Genç oyuncular başlangıçta elde ettikleri küçük kazançlarla havaya girebiliyor ve geldiği noktanın kıymetini anlayamıyor. Oyuncunun sağlam durabilmesinde hem arkadaş çevresinin hem de ailenin çok büyük rolü var. Sağ olsun ailem futbolcu olma sürecinde bana büyük destek verdi, hep yanımda oldu.

Bize biraz ailenden de söz eder misin?

Üç kardeşiz, ailenin en büyük çocuğu benim. Annem ev hanımı, babam bir şirkette şef garson. Küçüklüğümden beri babam bana futbolcu olmam konusunda çok yardımcı oldu. Aslında sadece ailemde değil, sülalemde futbolcu olan kimse yok. Demek ki benim içimde varmış ancak babamın bu konudaki çabası ve yardımı unutulamaz. Babam altyapının başlangıcından bu yana hep yanımda. Bugün ben de aileme yardımcı olmanın gururunu yaşıyorum. Aileme bir ev aldım. Onları mutlu görmek benim de en büyük mutluluğum oluyor.

Peki, futbol oynarken eğitimini sürdürebildin mi?

Liseyi bitirdim ve üniversiteye devam etmek istiyorum. Amacım Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokullarından birisinde eğitimimi sürdürmek.

Ankaragücü takımı çok sayıda isim yapmış yabancıya ve kaliteli yerli oyunculara sahip. Ancak sen bu geniş kadro içinde ilk on birde yer bulmaya başladın. Takımda nasıl bir rekabet yaşanıyor ve sen bu rekabette öne çıkmayı nasıl başardın?

Gerçekten de takımımız çok kaliteli oyunculardan oluşuyor ve forma için ciddi bir rekabet yaşanıyor. Ama hocamız Ümit Özat bütün oyunculardan kendilerini hazır tutmalarını ve her an oynayacakmış gibi davranmalarını istiyor. Sezonun ilk haftasındaki Trabzonspor maçının ikinci 45 dakikasında oyuna girmiştim, ertesi hafta Manisaspor'la karşılaşacaktık. Hocamız bana "Kendini hazır tut" dedi ve Manisaspor maçının iki gün öncesinde ilk on birde yer alacağımı söyledi. Trabzonspor maçında bir pozisyona girmiş ama golü kaçırmıştım. Hocam "Önemli olan doğru yerde bulunman ve o pozisyona girmendi. Eğer orada bulunmasaydın sana kızardım" demişti. Manisaspor maçında benzer bir pozisyon denk geldi, ben yine olmam gereken yerdeydim ve bu defa golü de attım. Şansımı iyi değerlendirdiğimi düşünüyorum.

Seni 19 yaşında Süper Lig'de ilk on bir oyuncusu yapan özelliklerinin neler olduğunu düşünüyorsun? Hocaların senin hangi yeteneklerini beğeniyor?

Önemli bir avantajım sol kanatta hem önde hem de arkada oynayabilmek. Millî Takımlarda da Fenerbahçe'de de hem de sol bek hem de sol açıkta oynadım. Dolayısıyla hocalarımdan iki formadan birisini alabiliyorum. Diğer yandan kişiliğim ve karakterimden de çok memnunlar. Bir de hocalarım bana "Daha yaşın çok küçük. Ligde her zaman oynayabilirsin ama oynayamasan bile bunu dert etme ve daha fazla çalışmayı sürdür. Bu yeteneklerinle yolun açık" diyorlar.

İki ayağımı da kullanıyorum

İşte somut olarak o yeteneklerin neler?

Sol ayağımı çok iyi kullandığımı ve süratli olduğumu söylüyorlar. Benim en büyük avantajlarımdan birisi sağ ayağımı da kullanabiliyor olmam. Zaten Manisaspor maçındaki golümü de sağ ayağımla attım.

Aslında solakların en büyük sorunu sağ ayaklarını kullanamamaktır öyle değil mi?

Doğru, ancak Fenerbahçe altyapısındaki hocalarımdan Hasan Özdemir (Rambo Hasan) her antrenmandan sonra beni kenara gönderir ve sağ ayakla şut çalışması yaptırırdı. Zaten B Genç Takımda sol kanatta oynarken 24 gol atmıştım ve bu gollerin 8'i sağ ayaklaydı. İşte o çalışmaları hiç aksatmadan devam ettirdim ve bugün sol ayağım kadar iyi olmasa da sağ ayağımı da başarıyla kullanabiliyorum.

Genç bir oyuncu olarak mutlaka geliştirmen gereken yönler de olmalı. Antrenörlerin bu konuda sana nasıl uyarılar ve tavsiyelerde bulunuyor?

Hocalarımın bana tek kızdıkları konu topu fazla ayağımda tutmam ve zaman zaman top kayıpları yapmam. Ama bu sezon ligde oynadığım maçlarda böyle bir sıkıntı yaşamadım. Tabii bunda birlikte oynadığım ağabeylerimin de payı var. Saha içinde bana yardımcı oluyorlar, gereken uyarıları yapıyorlar ve dolayısıyla şimdilik bir sıkıntı yaşamıyorum.

Sana bugün bu şansı veren Ümit Özat da eski bir Fenerbahçeli. Senin özelliklerini ve yeteneklerini bu vesileyle biliyor olabilir mi?

Ümit Hocamla Fenerbahçe konusunda hiç konuşmadık. O benimle ilgili olarak daha çok Millî Takımlardaki hocalarımdan bilgi almış. Antrenmanlarda bana "Üç sene içinde benden sonra Türkiye'nin en iyi sol beki olacaksın" diyor. Bana böyle güven duyduğunu göstermesi çok önemli tabii ki.

Teknik direktörün kimliği de oyuncu performansı açısından önemli değil mi? Bu anlamda Ümit Özat'ın oyuncularıyla kurduğu ilişkiyi nasıl yorumlarsın? Futbolu yeni bırakmış, genç bir teknik adamla çalışmak oyuncu-hoca ilişkileri açısından avantaj olarak değerlendirilebilir mi?

Kesinlikle değerlendirilebilir. Ümit Hoca ligin en genç teknik direktörü ve çok kısa bir süre önce de bizim gibi futbolcuydu. Dolayısıyla bizim ne düşündüğümüzü, neler hissettiğimizi en iyi anlayacak olanlardan biri. Oyuncularla hem antrenmanlarda hem de antrenmanların dışında kurduğu bire bir diyalog mükemmel. Zaman ilerledikçe Ümit Hocanın farkının takıma daha fazla yansıyacağından ve çok daha iyi bir Ankaragücü'nün ortaya çıkacağından kuşku duymuyorum.

Sol kanatta önde görev almak mı yoksa bek oynamak mı daha verimli olmanı sağlıyor? Mesela Gökhan Gönül bu soruya "Kendimi geride daha rahat hissediyorum, çünkü önümü görerek oynamak ve geriden çıkmak bana avantaj sağlıyor" cevabını vermişti.

Benim için fark etmiyor aslında. Ama önde oynarsam gole daha yakın oluyorum.

Takım içindeki rekabet nasıl? Ankaragücü sol beke de Kanadalı Michael Klukowski'yi transfer etti.

Ben kolay kolay beğenen birisi değilim ama yönetimimiz çok iyi bir transfer yapmış. Hem savunma hem de hücum yönü çok iyi olan bir oyuncu. Birkaç maçta çok iyi bir ikili olduğumuzu, zaman ilerledikçe aramızdaki uyumun daha da artacağını düşünüyorum. Takımdaki rekabete gelince, sol önde oynayabilecek çok fazla oyuncu var. Murat Duruer o bölgenin oyuncusu. Güven ağabey ve Sestak da sol kanatta oynayabiliyor. Şimdi bir de Gabriç geldi ve sol kanatta gerçekten enteresan bir rekabet olacak. Ben rekabetten kaçan bir oyuncu değilim. Sonuçta hocamız formayı hak edene verecektir. Ben de en iyisi olmak için daha fazla çaba harcayacağım.

Peki, ilk on birde oynamaya alıştıktan sonra yedek kalmak sana neler düşündürür?

Elbette iyi olduğu zaman yedek kalmak her oyuncuda moral bozukluğuna yol açar. Ama ben Ümit Hocamızın böyle bir şey yapmayacağını ve iyi oynadığım sürece forma vereceğini biliyorum. Çünkü bize "Hiçbir teknik adam bindiği dalı kesmez" diyor. Yedek bırakıldığımda hocamın mutlaka bir açıklaması olacağını biliyorum. Dediğim gibi ben henüz 19 yaşındayım ve o bölge için çok daha tecrübeli 3-4 oyuncu daha forma bekliyor. Bu rekabet içinde her zaman yer almak ve formamı sonuna kadar korumak istiyorum. Ama başkasına şans verildiğinde küsecek ve pes edecek bir oyuncu değilim.

Futbola başladığın dönemde bir idolün var mıydı?

Dünyadaki idollerim sol bekte Patrick Evra, sol önde ise Arjen Robben. Bu ikisinin dışında başka bir oyuncuya hayranlığım yok.

Neden mesela Abidal değil de Patrick Evra?

Türkiye'de oyun tarzımla benzediğim İbrahim Üzülmez ve Gökhan Gönül var. İkisinin de defansif yönleri güçlü ve bu arada sürekli hücumu düşünüyorlar. Abidal böyle bir oyuncu değil. Patrick Evra ise bana göre hücum eden sol beklerin en mükemmeli.

Daum, Okan'ı oynatır mıydı?

Fenerbahçe'de Gökhan Gönül'ün yokluğunda 17 yaşındaki Okan Alkan forma giydi ve başarılı oldu. Gençler şans verildiğinde başarılı oluyorsa, bunu nasıl değerlendirmek gerekir sence?

Bakıyorum da bu sezonun başında her takımdaki gençler çok iyi işler yapıyor. Bence Türkiye'de gençlere en fazla şans veren teknik adamlar Tolunay Kafkas ve Abdullah Avcı. Gençlere şans verildiğinde de olumlu sonuçları mutlaka alınıyor. Çünkü gençler futbola aç ve kazanmak için ellerinden gelenin fazlasını yapıyor. Fenerbahçe'de böyle bir deneme yapılmasını ise Aykut Hocaya bağlıyorum. Onun varlığı Fenerbahçe'de genç oyuncular için büyük bir şans, Düşünsenize, Daum olsaydı Okan'ın böyle bir fırsat bulması mümkün müydü?

Genç Millî Takımlara baktığımızda oldukça fazla sayıda Fenerbahçeli oyuncu görüyoruz. Sanki yakın zamanda Fenerbahçe'nin A takımında Okan'ın dışında da genç oyuncularla karşılaşacakmışız gibi görünüyor. O oyuncuları iyi tanıyan biri olarak formaya en yakın isimler kimler?

Bu soruyu henüz A takımda oynamadan önce de sorsaydınız 1 numarada Okan'ı sayardım. O da Gökhan ağabeyin stiline sahip. İki numaram, stoper oynayan Hasan Erboy, üç numaram ise Recep Berk Elitez. İnşallah üçü de çok iyi yerlere gelecek.

Bundan sonraki hedeflerin neler?

Ankaragücü ile 4 yıllık daha sözleşmem var. Öncelikle kendimi Ankaragücü taraftarlarına sevdirmek ve takımın kalıcı oyuncusu olmak, sonra da bu forma altında A Millî Takım'a gitmek istiyorum. Sonrasında ise üç büyük takımdan birisinde oynama hedefim var.

Fenerbahçe'nin altyapısından yetişmiş bir oyuncu olarak Galatasaray veya Beşiktaş'ta da oynar mısın yani?

Elbette oynarım, hiç problem değil. Ben profesyonel bir oyuncuyum ve kariyerimi geliştirecek her takımda oynarım.



Site İçi Arama
Detaylı Arama
 
 
 

İletişim | Site Haritası | Kopya Hakları | Kullanım Şartları | Sponsorlar
Tüm hakları Türkiye Futbol Federasyonu'na aittir.