TamSaha 158. Sayı / Ocak 2018
98 laşması böylece başlamış oldu. Messi, Ronaldo’nun transferini takip eden üç yılda da ödülü evine götüre- cekti fakat Portekizlinin de vazgeç- meye niyeti yoktu. Bu dört yıllık kuraklık döneminde kendi deyi- miyle demotive olmuştu ve adeta ödül törenlerine gitmek dahi istemi- yordu. Çünkü bu durumRonaldo’da kızgınlık ve üzüntü karışımı bir duygu doğuruyordu. Messi hem Barcelona ile hemde bireysel olarak tümödülleri topluyordu ve kamuo- yunun gözünde başka bir dünyadan gelmiş gibiydi. Ronaldo’nun ise tek şanssızlığı, öylesine bir kariyeri tam daMessi ile aynı zamanda yaşıyor olmasıydı. Malûm 10 yıllık sürecin ilk yarısı 4-1 Messi’nin üstünlüğüyle sona er- mişti. Ne var ki işler tersine döndü. Bu uzun soluklumaçın ikinci yarı- sında, yani geride bıraktığımız son beş yılda aynı skoru bu kez Ronaldo elde etti. Gollerini sıralamaya ve takımını taşımaya devameden Ronaldo, Messi’nin tökezlediği ilk fırsatta Altın Top’u tekrar kazandı. Yeterince beklemişti. Sonrasında elde ettiği Şampiyonlar Ligi ve EURO 2016 zaferleri ise Ronaldo’nun zaten neredeyse sırf ismiyle bile kazanabi- leceği Altın Top’u garantilemiş oldu. Sneijder ve Ribery yeni sistemin kurbanları “ Saha içinde ve dışında en iyi performans… ” Bir futbolcununAltın Top’a lâyık görülmesi adına yazılı tek kriter bu! Böylesine geniş bir kavramekse- ninde oy kullanan onlarca prestijli gazeteci, Ronaldo veMessi seviye- sinde iki değerli isimvarken doğal olarak kutuplaşabiliyor. Her ne kadar gazetecilik ilkesi gereği taraf- sızlıklarını korumak durumunda olsalar bile, birçoğunun bilinçaltında bu iki isimden biri kahramanken öteki de gizli düşman kimliği kaza- nabilir. Bir anlamda bunu güçlü bir girdaba benzetebiliriz. Ronaldo ve Messi öylesine devasa isimler ki, takımlarıyla büyük bir kupa kazanamadıkları sezonlarda bile sırf bıraktıkları etki sayesinde kamuoyunu etkileyebiliyorlar. Elbette bu durumMessi ile Ronaldo’nun büyüklüğünü gölgele- mez, tamaksine daha da pekiştirir. Yine de son 10 yılda Altın Top ödü- lünü onlardan daha fazla hak etmiş bir kişinin bile olmadığını söylemek acımasızlık olur. Bu noktada 2010- 2015 yılları arasındaki sistemdeği- şikliğine bir parantez açmak gerek. 2010 yılına dek France Football dergisinin tek başına düzenlediği ve sadece gazetecilerin oylarına baş- vurduğu tören, bu altı yıllık süreçte FIFA ile birleşerekmillî takım teknik direktörleri ve kaptanlarını da oyla- maya dâhil etti. Bir anlamda gazete- cilerin tarafsızlık ilkesinin üzerine teknik adamve kaptanların “taraf- tarlık” dürtüleri eklenince Altın Top’un büyüsü yara aldı. Aktif olarak futbolun içinde halen var olan bu isimler, en çok hak edenden ziyade en beğendikleri ve belki de beraber çalışmak isteyecekleri Ronaldo veya Messi’ye daha fazla yöneldiler. Çarpıcı bir örnek vermek gerekirse, FIFA ile ortak yürütülen bu süreçte sadece gazeteci oyları sayılsaydı 2010’da Altın TopWesley Sneijder’in ellerinde yükselecekti! Inter’le Şam- piyonlar Ligi’ni kazanan Sneijder bir de Dünya Kupası’nda final oynamıştı ve hâlihazırda dünyadaki en formda futbolcu resmini çizmişti. Ne var ki toplamda oyların sadece yüzde 14’ünü alabildi çünkü Dünya Ku- pası’nı kazananXavi ve Iniesta’nın dahi önündemanasız bir biçimde Messi Altın Top’a lâyık görülmüştü. Benzer durum2013’te de geçerliydi. Gazetecilerin oylarına göre Franck Ribery ödülü hak etmişti ancak Real Madrid’in kupasız kapattığı bir yılda Ronaldo yine zirveye yerleşivermişti. Neyse ki France Football bu yanlı- şından vazgeçti ve FIFA ile olan an- laşma biter bitmez bildiği yola geri döndü. Son iki yıldır Altın Top yine sadece gazetecilerin oylarıyla belirleniyor ve ikisinde de kazanan Ronaldo oluyor! Fakat bu fikre üreti- lecek pek fazla antitez de bulunmu- yor. Ronaldo, yaşının gereği vücudu ona yavaş yavaş ihanet etmeye baş- larken kendini buna adapte etmeyi çok iyi biliyor. Artık topu her daim ayağına isteyip ilk fırsatta yorucu driplinglere yönelmiyor. Bir kenar hücumcusundan ziyade nerde dur- ması gerektiğini ustaca kestiren bir forvet gibi hareket ediyor. Takımın ona hizmet etmesini şart koşmuyor ve bunun yerine takımına daha fazla hizmet ediyor. Eskisi kadar sıkça ağları havalandırmıyor ancak doğru zamanda attığı kritik gollerle üst üste iki Şampiyonlar Ligi ve bir EURO 2016 zaferi kazanmanın yolunu açıyor. Hermaç oynamak zorunda olduğunu düşünmek yerine kendini en kritik anlar için saklıyor Ronaldo. Takımsporlarında bireysel olarak zirvede kalmanın bu denli zor ol- duğu bir ortamdaMessi ve Ronaldo imkânsızı başarıyor. Ödül sistemin- deki farklılıklar ve futbolun geçirdiği evrime rağmen bu ikilinin zirve motivasyonu alkışı hak ediyor. Ve bu rekabet belki de en çok Ballon d’Or ekseninde kendini gösteriyor. Yine de ister gazetecilere, ister teknik adamve kaptanlara, ister sokakta rastgele çevirdiğiniz futbolseverlere sorun, son iki yılda Altın Top’u Ronaldo’nun hak edişi genel bir kanı olarak dikkat çekiyor.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy NTU4NA==