Page 82-83 - TAMSAHA 120

Basic HTML Version

Amerikal›lar›n futboldan anlamad›ğ›,
ABD’nin futbola en yabanc› ülkelerden bi-
ri olduğu, çoğu zaman dile getirilen bir şe-
hir efsanesidir. Lâkin bunu dile getirenler
ne ABD’nin, dünyada futbolun icat edildi-
ği Britanya topraklar› hâricinde ilk kez oy-
nand›ğ› noktalardan biri olduğunu bilir, ne
de 1930’daki ilk Dünya Kupas›’nda
ABD’nin yar› final oynad›ğ›n›… Ancak da-
ha birçok ülkede futbol ad›na ciddi bir ge-
lişim gösterilmemişken, ABD’nin futbol
dünyas›nda zirvenin eteklerinde dolaşt›ğ›
da bir gerçektir.
ABD’nin 1930 Dünya Kupas›’ndaki büyük
başar›s›n›n ard›ndaki en büyük kahraman-
lardan biriyse Bert Patenaude’dur. 4 Kas›m
1909’da Massachussets’te dünyaya gelen
Patenaude, 19 yaş›nda profesyonel futbol
oynamaya karar verdiğinde muhtemelen
çevresindeki çoğu kişi bu karar› şaşk›nl›k-
la karş›lam›şt›. Zira gerçekten de ABD’de
beyzbol, Amerikan futbolu, basketbol ve
buz hokeyi gibi sporlar›n popülaritesinin
yan›nda futbol geri planda kalmaktayd›.
Kariyerinin ilk y›llar›nda Philadelphia Fi-
eld Club, Fall River Marksmen ve Newark
Americans gibi kulüplerde forma giyen ve
maç baş›na neredeyse bire yak›n gol orta-
lamas› tutturan Patenaude, bu sayede
1930 Dünya Kupas›’na kat›lacak olan
ABD Millî Tak›m›’na da çağr›lm›şt›.
Patenaude’un formas›n› giyeceği ABD
Millî Tak›m›, Uruguay’daki turnuvan›n ilk
turunda Belçika ve Paraguay ile birlikte 4.
Grup’ta yer al›yordu. ABD, ilk maç›nda
Belçika’y› 3-0’l›k net bir skorla devirirken,
Patenaude da tak›m›n›n son golünü kayde-
derek bu büyük turnuvada gol sevinci ya-
şayan ilk futbolculardan biri oluyordu. Lâ-
kin Patenaude’un turnuvada yaşayacağ›
onurlar bununla s›n›rl› kalmayacakt›. 17
Temmuz’da oynanan ABD-Paraguay ma-
ç›, onun Dünya Kupas› tarihinin ilk hat-
trickine imza atmas›na da sahne olacakt›.
Belçika’n›n ABD’ye farkl› yenilerek henüz
işin baş›nda devre d›ş› kalmas›, Paraguay-
ABD karş›laşmas›n› grubun birincisini be-
lirleyecek nitelikte bir maç hâline getirmiş-
ti. Amerikal›lar, ilk maçlar›nda
olduğu gibi Paraguay önünde de
izleyenleri şaşk›na çevirmeyi
sürdürecekti. Karş›laşman›n 10.
dakikas›nda Patenaude, tak›m
arkadaş› Andy Auld’un ortas›nda
topu ağlara yollayarak tak›m›n›
1-0 öne geçirmişti. Bu golden
sadece beş dakika sonra, yüklenmeye ça-
l›şan Paraguay tak›m› Raphael Tracey’nin
uzun topunda savunmada gafil avlan›yor
ve Patenaude bir kez daha sahneye ç›ka-
rak bu topu kap›p filelere gönderiyordu.
‹lk yar›n›n 2-0 ABD lehine tamamlanmas›-
n›n ard›ndan ikinci yar›n›n başlar›nda, da-
kikalar 50’yi gösterirken, Auld sol kanattan
çal›mlarla hareketlendikten sonra ceza sa-
has› içinde topu yine Patenaude’a aktar›-
yor ve golcü oyuncu yine hedefi bularak
skoru 3-0’a getiriyordu. Patenaude’un att›-
ğ› bu üç gol, ayn› zamanda Dünya Kupa-
lar› tarihinde bir oyuncu taraf›ndan yap›l-
m›ş ilk hat-trick oluyordu. Gelgelelim res-
mi kay›tlarda ikinci golü atan oyuncu ola-
rak Tom Florie’nin ad› yaz›l›nca işler kar›-
şacak ve iki gün sonraki Arjantin-Meksika
maç›nda hat-trick yapan Guillermo Stabi-
le, uzun y›llar boyunca Dünya Kupalar› ta-
rihinin ilk hat-trick’inin sahibi olarak an›-
lacakt›.
Bu konu daha sonralar› Patenaude’a sorul-
duğunda kendisi elbette üç golün de onun
taraf›ndan at›ld›ğ›n› belirtmişti ancak res-
mi kay›tlar›n aksini işaret etmesi nedeniy-
le bu problem uzun süre aş›lamad›. Niha-
yet 10 Kas›m 2006’ya gelindiğinde FIFA,
kay›tlarda yanl›şl›k olduğunu kabul ederek
söz konusu maçtaki ikinci golün de Pate-
naude taraf›ndan kaydedildiğini kabul etti
ve Dünya Kupas› tarihinin ilk hat-trick’inin
de Amerikal› oyuncu taraf›ndan yap›ld›ğ›-
n› tescillemiş oldu. Ne var ki bu tescil ya-
p›ld›ğ›nda ABD-Paraguay maç›n›n üzerin-
den tam 76 sene geçmişti. Dahas›, Pate-
naude hayat›n› kaybedeli de 32 sene olu-
yordu.
Patenaude’un üç golüyle gelen
bu galibiyet sonras›nda ABD
grubunu lider tamamlam›ş ve
statü gereği yar› finale yüksel-
mişti. Ancak burada Arjantin’le
eşleşen Amerikal›lar, güçlü ra-
kipleri karş›s›nda varl›k göstere-
miyor ve sahadan 6-1’lik ağ›r bir
mağlubiyetle ayr›l›yordu. Turnu-
vada, yar› finalin mağluplar›n›
karş› karş›ya getiren bir üçüncülük maç›y-
sa planlanmam›şt›. Fakat sonraki bütün
Dünya Kupalar›nda böylesine bir maç va-
s›tas›yla üçüncünün belirlenmesi üzerine
FIFA sonraki y›llarda al›nan galibiyet ve
at›lan gol say›s›na göre 1930’un üçüncü-
sünün adland›r›labileceğine hükmedecek
ve böylece diğer yar› final mağlubu Yu-
goslavya’ya göre daha iyi bir averaj› bulu-
nan ABD de FIFA taraf›ndan dünya üçün-
cüsü olarak kabul edilecekti. Tabiî bu un-
van da Patenaude o turnuvay› geride b›-
rakt›ktan çok sonra kabul görmüştü.
Patenaude’un şanss›zl›klar› bu kadarla da
s›n›rl› kalmayacakt›. 1920’lerin sonunda
yaşanan iktisadi buhran sonras›nda dalga-
lanmakta olan Amerika ekonomisi, 1921
y›l›nda düzenlenmeye başlayan Amerikan
Futbol Ligi’ni (American Soccer League)
de vurmuştu ve 1933 y›l›nda lig son kez
düzenlendi. Bundan sonraysa ülkenin do-
ğusunda bir süreliğine birkaç yerel lig or-
ganize edildi ve Patenaude da bu liglerde-
ki kulüplerde forma giydi. 1936 y›l›nday-
sa, henüz 27 yaş›n› doldurmam›şken, oy-
nayacak düzgün bir ligin bulunmamas›n›n
getirdiği sorunlardan ötürü futbolu b›rak-
mak zorunda kald›. Patenaude, 4 Kas›m
1974’te, 65. yaşgünündeyse hayata veda
etti.
TamSaha
83
82
TamSaha
Bert Patenaude
Robert Enke
Ligimizden de geçen futbolcular
içerisinde belki de en hüzünlü hi-
kâyelerden birisine sahip olan
isimlerden biridir Robert Enke.
2003-2004 sezonu baş›nda sade-
ce bir maç Fenerbahçe formas›
giyen Alman kaleci, daha sonra
ülkesine dönmüş ve başar›l› bir
performans göstererek Alman
Millî Tak›m›’na kadar yükselmiş-
ti. Ancak bunun ard›ndan olan-
larsa tam bir trajediydi.
24 Ağustos 1977’de, Doğu Al-
manya’n›n Jena şehrinde doğan
Enke, futbola da kentin en önemli tak›m› olan
Carl Zeiss Jena’da başlam›şt›. 19 yaş›na geldi-
ğinde Borussia Mönchengladbach’a transfer
olan Enke’nin kendisini ciddi anlamda gösterdi-
ği yerse buras› olacakt›. Nitekim Gladbach’ta
geçen üç sezonun ard›ndan 21 yaş›ndaki file
bekçisi, Avrupa’n›n birçok üst düzey kulübü ta-
raf›ndan takip edilmeye başlam›şt› ve sonunda
Benfica, kendisini renklerine bağlayan taraf ola-
cakt›.
Ne var ki Enke’nin Benfica günleri, kulübün o
y›llarda kaotik bir dönemden geçiyor olmas› ne-
deniyle pek de parlak olmayacakt›. Kaotik diyo-
ruz zira Benfica, uzun y›llar Portekiz’in aç›k ara
1 numaral› kulübü olmas›n›n ard›ndan bir süre-
dir şampiyonluklar› Porto’ya kapt›rmaya başla-
m›ş, üstüne üstlük ciddi bir mâli kriz içine de
girmişti. S›k s›k değişen yönetimler ve teknik di-
rektörler de bu s›k›nt›lar›n cabas›yd›. Sonuçta
Enke, Benfica’da oynad›ğ› süre zarf›nda kulü-
büyle önemli bir başar› kazanamad›. Hatta UE-
FA Kupas›’nda Celta Vigo önünde al›nan 7-0’l›k
yenilgi bir bak›ma kulüp tarihinin birkaç dip
noktas›ndan biriydi. Ancak buna karş›n En-
ke’nin bireysel performans› umut vaat etmeyi
sürdürüyordu ve 2002 yaz›nda Barcelona’ya
transfer olacakt›.
Gelgelelim Enke, Barcelona’da arad›ğ›n› bula-
mayacakt›. Daha çok yedek kulübesinde oturan
Enke, beklediği şans› bulamayacağ›n› düşündü-
ğündeyse en az›ndan kiral›k olarak başka bir
kulüpte forma giymek istedi. Tesadüf bu ya, ay-
n› dönemde Fenerbahçe de yabanc› bir kaleci
aramaktayd›. Böylece 2003-2004 sezonu baş›n-
da Enke, Fenerbahçe’nin kadrosuna kat›ld›. An-
cak ligin ilk maç›nda Kad›köy’de ‹stanbulspor
karş›s›nda al›nan 3-0’l›k şok mağlubiyet ve ta-
raftar›n gösterdiği yoğun tepki, Enke’nin sözleş-
mesinin apar topar feshedilmesine yol açacakt›.
O sezonun geri kalan›n› da Tenerife’de kiral›k
olarak geçiren Enke daha sonra ülkesine geri
döndü ve Hannover 96’ya imzay› att›. Yeni ku-
lübünde kendisini bulan ve çok geçmeden Bun-
desliga’n›n en iyi kalecilerinden biri hâline ge-
len Enke, 2007’den itibaren millî tak›m kadrola-
r›na da çağr›lmaya başlayacakt›. Ancak futbol
hayat›nda işlerin yolunda gitmeye başlamas›,
Enke’nin gerçek hayat›nda mutlu olmas›na yet-
miyordu. Zaten nas›l olabilirdi ki? 2004 y›l›nda
kucağ›na ald›ğ› biricik yavrusu Lara’y›, doğuş-
tan gelen bir kalp rahats›zl›ğ› nedeniyle 2006
y›l›nda kaybetmiş ve bir insan›n yaşayabileceği
en büyük ac›lardan birisiyle karş›laşm›şt›. Bu
sorunun üstesinden gelmek için tedavi de gör-
müş, bir evlât edinerek aç›lan o büyük boşluğu
doldurmaya da çal›şm›şt› ama hepsi nafileydi.
10 Kas›m 2009’daysa, bu ac›ya daha fazla da-
yanamayan Enke, yaşam›na son verme yoluna
gitti. Dünya Kupas›’nda millî tak›m›n kalesini
korumas›n›n düşünüldüğü bir dönemde kendi-
sinden gelen intihar haberi, futbol kamuoyunda
büyük şok etkisi yaratm›şt›. Ancak Enke, yeri
geldiğinde futboldaki en büyük başar›lar›n bile
ne kadar anlams›zlaşabileceğini maalesef en ac›
biçimde tecrübe etmişti. K›z›ndan ayr›lmay› ka-
bullenememişti ve belki de tekrardan k›z›n›n
yan›na gidebileceğini düşündüğü tek yola da bu
yüzden sapm›şt›.